1. 1.
    +1
    anlatiyorum amk ister gelin ister gelmeyin

    80li yılların son 3 senesini yaşıyorduk.. evlerde simtaş marka sobalar kurulu ve biz soba sıcağında büyüyen çocuklardık.. simtaş dönemin en meşhur soba markasıydı.. kalın arial bold fontuyla yazılı markası, parlak bir çeliğin üzerinde tam sobanın gövdesinde,
    kabartmalı ve şaşalı dururdu.. mercedes yıldızından sonra en popüler logo simtaş'ın bu kabartmalı yazısıydı.. şofbenlerin henüz gelmediği orta anadolunun küçük bir ilçesinde, simtaş'ın banyo sobaları da sıcak buharıyla, her evin banyosunu küçük bir hamama çevirebilirdi. altında küçük bir odun yakılan haznesi ve üzerinde kocaman silindir gibi
    dimdik duran demirden su deposuyla buharlı trenin tekerleksiz lokomotifi gibiydi ilkokul 1. sınıfta, esmer yavşak taylan bini bir tenefüs arasında sıramın yanına gelip oturdu: t - sana bi şey söylicem
    e - söyle
    t - ama kimseye söylemeyeceğine yemin et (“kimseye söyleme” demek bir yalanı
    gizlemenin, en çocuksu yolu)
    e - yemin (yarım yeminler ihanete zemin hazırlar)
    t – yemin ederim demelisin! e – yemin ederim
    t – (beslenme çantasından bi şey çıkarır) şu ekmek çarpsın mı?
    e – çarpsın kimseye söylemeyecem
    t – annem ölsün de bi de
    e- annem ölsün söylemem kimseye! (giderek artan bir gizem)
    t – tamam. (etrafı kolaçan eden bakışlar) yaklaş biraz e – peki yaklaştım. kulağıma söyle?
    t – benim zütümde simtaş yazıyor
    e - nee? neyy?
    t – benim zütümde simtaş yazıyor dedim.
    e – nasıl kalemle mi yazdın
    t – yok. banyoda annem beni yıkarken tabureden düştüm ve zütüm sobaya yapıştı e – gerçekten mi? (bir an gözümde o pozisyon canlandı ve zütüm cız etti. mangal ateşine düşen yağların
    çıkardığı cızlar gibi birden sınıfı yanık et kokusu sardı zihnimde. ve taylan’ın yüksek
    frekanslı feryadı ile muhafazid ali tarafından seri bir şekilde yumruklanan küçük dilini düşündüm.) t – evet. tersten simtaş yazıyor benim zütümde. e – geçenlerde uçaktan inip bulutların üstünde oynadım demiştin. anneme sordum
    yalanmış ama.

    t – olm şaka yaptım o zaman. ama bunu kimseye söyleme.
    e – inanmıyom olm sana..
    t – ne yani açıp zütümü mü gösteriyim sana. açıyım al bak o zaman (pantolonu sıyırma
    blöfü)
    e – tamam lan dur.. yok gösterme.. peki inanıyorum.. sonra uzaklaşarak tenefüsteki diğer çocukların arasına doğru koşmaya başladı taylan.
    koşarken gözüm zütüne takıldı. taylan’ın bir karizması vardı artık gözümde. kaşı çizik
    kafasında yarık izi olan çocuklardan öte, sadece benim bildiğim bir karizma. çünkü onun
    zütünde simtaş yazıyordu. o bizden farklı biriydi. zütünde ilahi ve kutsal bir iz taşıyordu. tüm öğrenciler arasında, 500 tane küçük sütlaç kasesinin içinde en değerlisi, onun üstü
    hafif yanık olan zütüydü.. çünkü o kara kuru zütün bir marka değeri vardı. simtaş halka arz edilse taylan’ın zütü tavan yapar hisse senetleri çoşardı..
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster