1. 51.
    0
    “ Mübarektepe” atışa başladığı zaman civarındaki köylüler kulübelerindeki ayran destilerini, yoğurt bakraçlarını kaparlar (Mübarektepe ateşe başladı. Askerlerimiz top atıyorlar. Düşmanı kırıyorlar. Amanın ayran, yoğurt yetiştirelim. Hararetlerini bastıralım. Yavrularımız rahat rahat ateş etsinler. Diyerek Mübarektepe’ye koşarlar.

    O civardaki köylülerimiz servet-i maddiye ndıbına hiçbir şeye sahip değillerdir. Yedikleri; “bazlama”, “yoğurt”, “peynir”, içtikleri ise “su” ve “ayrandır.” Fakat onlar büyük bir kalbe, tükenmez bir servet-i maneviyeye malik insanlardır. “Mübarektepe” ateşe başladığı zaman gayret-i diniyeleri, hamiyet-i milliyeleri galeyana geliyor. Kendilerinin aç kalacaklarını düşünmeksizin o günkü yiyeceklerini hemen vatan müdafilerine zütürüp ikram ediyorlar. Onlar bunu en büyük bir borç, en zevkli, en tatlı bir iş biliyorlar.

    Ayranları, yoğurtları dağıttıktan sonra bu kerim köylülerimizin bir çalı, bir kaya dibinden, bir toprak yığını gerisinden, bir ağaç altından göğüslerini şişire endahta bakışları, mermilerin düşman safları üzerinden kaldırdığı dumanları seyrederek onlardan bir mana çıkarışları vardır ki seyrine doyulmaz. Bilhassa kadınlarla ihtiyarların her top atılışta ellerini semaya doğru kaldırarak: " Allah’ım! Düşmanın bağrını zütür. Onları kahret! Askerlerimizi sen koru!” diyerek dergah-ı uluhiyetten istimdad edişleri pek müessir, pek ulvî bir levha-i safiyet teşkil ediyor.” – M. Burhaneddin, “Çanakkale Mektubu”, ikdam, Nu. 6610, 30 Haziran 1331 (1915)
    ···
   tümünü göster