+18
hamza hocagil, her şeye rağmen barnabas incilinin peşini bırakmamıştı. hocagil, dönemin başbakanı ve hemşehrisi turgut özala 1996 yılında konuyu açtığını söylüyor: konuyu kendisine anlattıktan sonra beni özel harpçi orgeneral sami karamısır paşaya gönderdi. önce beni epey sorguladılar, amacımın ne olduğunu anlamak istiyorlardı. ben kitabın sadece tercüme boyutuyla ilgilendiğimi söyledim. ardından istanbul balmumcuda bulunan özel harp karargâhında sami karamısır paşa ve mit müsteşarlığı da yapmış olan ve hâlen hayatta olan hayri ündül paşanın görevlendirmesiyle tercüme çalışmasına başladım.
bu görevlendirmenin ardından hamza hocagil ankarada bulunan, o zamanki adıyla özel harp dairesi başkanlığına gidiyor: kitabı ilk orada gördüm. birkaç demir kapıyı aştıktan sonra ulaşılan bir yerdeydi. kitap, 1987 yılında sami karamısır paşa ve hayri ündül paşanın bilgisi dahilinde istanbul balmumcuda bulunan özel harp karargâhında tercüme etmem için bana verildi. ben burada her gün tercüme çalışmalarını yapıyordum. tercüme parası da bana harp akademileri komutanı nahit şenoğul paşa tarafından veriliyordu. nahit paşa daha sonra bana harp akademilerinde koruyucu envanter dersleri de verdirtti. bu süre içerisinde incilin 19 sayfasını özel harp dairesine bağlı subayların kontrolünde inceledim
on emirin yerini bildiriyor
hocagil, barnabas incilinde nelerin yazdığıyla ilgili de şunları söylüyor: tevhitten başka bir şey yoktu. zikrullah vardı. ibadet etmenin önemi, allaha eş koşmama, bu arada komşulara yardımcı olma, lut kavmi ile ilgili bazı uyarıcı bilgiler ile ilgili ibret alınmasını öğütleyen bir kıssa vardı. dikkatimi çeken bir şey daha vardı. ayette, `bir peygamber gelecek, ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacak(!)diyordu.
hocagil, barnabas incilinin son sayfasında, aziz barnabasın bu incili dört nüsha olarak yazdığını ve diğer üç nüshanın da yerlerini belirttiğini söylüyor: incillerin biri israilde, diğeri arabistan yarımadasında diğeri ise kuzey irakta süleymaniye zah