1. 1.
    +1
    bu enstitü görünüşte para kaynaklarını denetliyordu, pek garip ama, devlet işletmesi olmasına rağmen hiç bir devletadamı ya da memuru yönetim kurulu’na müsaade edilmiyordu

    devlet artık fabian’dan doğrudan borç almıyordu, para rezerv merkezi’nin borç senedi sistemini kullanmaya başladılar. önerilen güvence bir sonraki yılın vergilerden elde edilen yaklaşık gelirdi. bu fabian’ın planına uyuyordu -şüpheleri kendi üzerinden meşru bir devlet işletmesine uzaklaştırdı. ama yine de, perdenin arkasında yöneten oydu.

    dolaylı yoldan, fabian kontrolü öyle bir ele geçirdi ki devlet onun emirlerini yerine getirmek zorunda kaldı. “bırakın ülkenin parasını ben kontrol edeyim, kimin yasaları yaptığı umurumda değil” diye böbürlendi. hangi devlet grubunun seçildiğinin çok da önemi yoktu. parayı kontrol eden fabian’dı, ülkenin yaşam enerjisini.

    devlet para kazanıyordu ama her borca faiz uygulanıyordu. sosyal yardımlar ve dağıtılan sadakalar gitgide artıyordu, çok geçmeden devlet bırakın anaparanın kendisini, faizini bile ödemekte zorlanır oldu.

    böyle olduğu halde, “para insan yapımı bir sistem. elbette, hükmetmek için değil hizmet etmek için kullanılabilir” diyen insanlar vardı hala. ama bu insanlar azaldı ve sesleri, varolmayan bir kar oranları karmaşasında kayboldu.

    yönetimler değişti, parti sloganları değişti, ama esas plan, politika hiç değişmedi. hangi hükümet “iktidar”da olursa olsun, fabian nihai amacına her yıl daha da yaklaştı. insanların politikaları anlamsızdı. sonuna kadar vergilendirilmişlerdi, daha fazla ödeyemezlerdi. fabian’ın son hamlesinin zamanı gelmişti.

    yüzde 10’luk para tedariği hala banknotlar ve gibkeler üzerindeydi. şüphe uyandırmadan bir şekilde ortadan kaldırılması gerekiyordu. nakit para kullanan insanlar alıp satarken seçmekte özgürdüler-kendi yaşamları üzerinde hala biraz kontrolleri vardı.

    banknot ve gibke taşımak her zaman güvenli değildi. yerel bölge sınırları dışında çekler geçerli değildi ve bu yüzden daha kullanışlı bir yol bekliyorlardı. bir kere daha cevap yine fabian’dan geldi. kurumu, herkese üzerinde isimleri, resimleri ve kimlik numaraları yazılı plastik kartlardan bastı.

    gösterildiği heryerde, mağaza sahibi merkezi bilgisayarı arayıp kredi oranını tetkik etti. eğer temizse, belirli bir miktara kadar kişi istediğini alabiliyordu.

    başlangıçta küçük miktarlarda kredi kullanmaya müsaade edilmişti insanlar, ve bu bir ay içinde geri ödenirse, faiz uygulanmıyordu. bu çalışanlar için iyi hoştu ama ya işadamları nereden başlasındı? makineleri kurması, malları üretmesi, maaşları ödemesi, ve mallarını satıp parayı geri ödemesi gerekiyordu. bir ayı geçerse, her ay borçlu olduğu miktarın %1.5’i ekleniyordu. bu miktar bir yılda %18’in üzerindeydi.

    işaddıbının bu %18’i satış fiyatlarına eklemek dışında yolu yoktu. yine, bu fazladan para ya da kredi (% 18) herhangi birine borç verilebilirdi. memleket sathında, işadamları borç aldıkları 100 lira’nın karşılığında 118 lira ödemek gibi imkansız bir görevi üstlenmişti-fakat bu 18 lira yoktan varedilmişti.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster