0
2- abd tarafından doğrudan desteklenen grup "mücahitler"dir. o dönemde cia, sovyetlere karşı herkesten daha başarılı olan radikal gruplara sempati ile baksa da hiçbir zaman yardım yapılmadı, bilakis mücahitlere yapılan yardım konvoyları radikal gruplar tarafından sürekli pusuya düşürülüyordu. ayrıca abd destekli grupların içerisindeki yerel ajanlar radikallerin fikirlerinden şikayetçi olup cia'e sürekli raporlar yollayıp bu gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini iletiyorlardı. tabi o dönem cia radikallerin önüne çok fazla set çekmek istemiyordu çünkü sovyetlere karşı savaşan en iyi grup onlardı. örneğin gulbeddin hikmetyar, usame bin ladin gibi radikal isimler oldukça başarılıydı ve abd'nin işine geliyordu. fakat savaş sonrası bu grupların durumuyla ilgili abdnin düzgün bir planı yoktu sorun burada başlıyor.
3- tıpkı afganistandaki radikallere karşı alınan tavır gibi, ışidin ve nusranın esada büyük zararlar vermesi abd'nin ve israil'in elbette işine geliyordu lakin ışid hiçbir zaman herhangi bir devletin çıkarlarını koruyacak bir yapı olmadı, aksine ne zaman bu ülkelerin çıkarlarına engel oldu, o zaman koalisyon toplanıp ciddi şekilde savaştı. bunun böyle olması çok doğaldır, sen bir devlet olarak işine gelen kısmına göz yumarsın, işine gelmezse müdahale edersin. herhangi bir komplo malzemesi çıkarmaya gerek yok.
4- aynı şekilde suriye'de abd suud israil tarafından bizzat finanse edilen "muhalif" yapılar mevcut. örneğin "öso" güney suriye'de doğrudan ingiliz ve amerikan özel birlikleri tarafından eğitilip donatıldı ve ışide karşı savaştırıldı hatta savaşın en başlarından beri muhalifler için "eğit-donat" programı üzerinde çalışıldı. fakat radikal gruplara karşı kesinlikle böyle bir şey söz konusu olmadı. ayrıca ışidin israile cephe açması mümkün olmadığı gibi, mevcut durumda bunu yapması akıl işi değildir. bunu yapabilecek güçte olsaydı zaten ortadoğuda ne israilie ne suudi arabistana ne de diğer arap ülkelerine göz açtırmazdı.