-
1.
0Ben bunları düşünürken uyuyakalmışım acının ve ağrı kesicinin de verdiği bitkinlikle. Sabah annem kaldırmamış bu halde gitmeyeyim okula diye. Bir de müdürü arayıp durumu anlatmış müdür izin vermiş. Devamsızlığa da geçmeyecek kebap amk. Arada bi dayak yesem mi diye düşünmedim değil aslında. Kalktım annem kahvaltımı hazırladı. Ben yerken de güzelce tembihledi evden çıkmak yok yatıcan dinlenicen diye.Tümünü Göster
Nereye çıkmıyoruz garip anam çilekeş anam. Oğlunun çok mühim işleri var. Akşam bir iki saat yokum ama işim var desem de kesinlikle olmaz dedi. Neyse akşama kadar yumuşatır alırım izni diye üstüne gitmedim. Normalde dışarı çıkarken izin alan bi çocuk değildim, ailem de baskıcı değildi ama durum ortada işte kadın salmıyor.
Evde uzanıp televizyon youtube falan takıldık saat 3’e geldi. Annemin yanına gittim akşam için yemek hazırlığı içindeydi. işini bıraktırıp oturttum. Dedim anne böyle böyle kız bi içim su çok güzel etkilendim. Sözleştik bu akşam 5’e dedim. Bunu duyunca iyice karşı çıktı ya birdaha birşey olursa diye. Kadın da haklıydı amk ben kızla otururken lavuk bizi görüp ikinci round’u isteyebilirdi. Benim bırakın maça çıkmayı ringe girecek halim yoktu. Annemi güç bela ikna ettim, istemeye istemeye iyi git dedi.
Koşar adımla geçtim odaya, bi oduncu gömlek bi pantolon geçirdim üstüme. Kokusunu çok sevdiğim parfümümü sıktım bolca. Saçı başı yaptık saat 4 olmuş. Geç kalmamak için çıktım evden atladım otobüse gidiyorum çarşıya. Mekan civarına geldiğimde saat 4 buçuk falandı. Telefonculara bi bakayım diye dolandım çarşıda malum telefon almak gerekiyordu. Kız ikinci buluşmaya onay verirse numarasını kağıda mı yazacaktım akşam anamdan ararım diye ilkokullu bebeler gibi. Ufak bi fiyat araştırması yaptıktan sonra kafamda ne alacağımı netleştirdim. Pederin bana git kendine yeni bi telefon al diye verdiği kredi kartını evde unutmam dolayısıyla telefonu da alamadık. En iyisi bi kağıt kalem alalım numarasını yazarız diye taşak geçtim kendimle.
Saat 5’e yaklaşıyordu ve ben de geç kalmış imajı vermemek için 5 dakika erken gittim. iyi güzel girdik mekana da kız yoktu amk. Bardaki elemana sordum Büşra nerde diye.
-Haa hoşgeldin birader geç bekle ufak bi işi varmış halledip gelecekmiş bahsetti senden gelirse gitmesin bi yere diye tembihledi dedi.
Eyvallah çekip işaret ettiği masaya oturdum bekliyorum. Bekle allah bekle yok amk gelen giden. Bana bekle diyen çocukta göz ucuyla beni kesiyor halime mi acıyor napıyorsa amk. Ben artık ekildiğimi kabullenmeye başlamışken (neredeyse 1 saat olacak) pubın gibindirik kapı zili sesi duyuldu. Son bi umut diye baktım kapıya evet oydu. Büşrayı görünce içime nası bi su serpildi anlatamam. Derin bi oh çektim içimden. Büşra beni görünce gülümsedi, geldi masaya. Bende ayağa kalkıp elimi uzattım hoşgeldin diye. Tokalaşıp hoşbulduk faslından sonra oturduk. Barda gezinen garsonumsu ADAM yanımıza gelip
-Ne içersiniz Büşra abla dedi.
Bana bakarak iki beck’s alalım biz dedi.
Ben de kafamla onayladım. Tabii o sırada benim yüzüm düşmüş olacak ki hafiften eğilerek gözlerimi yakaladı. Gülümseyerek iyi misin bi sorun mu var diye sordu.
Sorunu siz de tahmin etmişsinizdir. Dana gibi adam kıza büşra abla diyorsa bizim aşkımız daha karadan ayrılmadan alabora olacak gibiydi. Açıkcası ben artık bi 30 vardır diye düşünüp iç geçiriyordum. Büşra çok genç duruyordu taş çatlasın 19 20 falan ama yaşlı duran lavuk abla dediği için kıllandım.
-iyiyim bi sorun yok diyerek cevapladım sorusunu.
-Tamam o zaman ee naber dedi içten bi gülümsemeyle.
iki hoşbeş muhabbetin üstüne biralar geldi. Benim biramı da o açtı ve önüme koydu. Şişesini kaldırıp “Azrailin kurtulması şerefine.” dedi gülerek. Kız benimle taşak geçiyor gibiydi aslında. Dayak yemişiz insanın içi azıcık cız etmez mi amk. Biradan bi yudum alıp çantasına uzandı.
-Aa dur unutuyodum. Dedi ve çantadan bi hediye paketi çıkardı.
Ben de şaşkın bi şekilde ne alaka diye düşünürken paket açtığımda ak züt kara züt belli oldu. Kız dün her ne kadar taşak geçse de bana telefon almış. Telefona bakınca göz göze geldik, yüzünde ee nasıl beğendin mi gibi bi bakış vardı. Kız kendince jest yapmıştı bana ama o zamanlar gururumuza yediremedik niye bilmiyorum amk ne alakaysa.
-Teşekkür ederim ama gerek yok dedim.
Bozuldu. Yüzü düştü ama belli etmemeye çalıştı. Muhtemelen beni mutlu edeceğini sanmıştı. Gerçi mutlu olmuştum da ergenliğin getirdiği gereksiz gurur işte alsana telefonu dalyarak.
-Kabul etmezsen kalkıp giderim bak dedi parmağını kaldırıp tehdit eder gibi.
Hoş değildi bu tehditi ama hoşuma gitmedi desem yalan olur. istemeye istemeye aldık kabul ettik hediyeyi. Aferini de kaptık büşra hanımdan.
-Bugün kombinim nasıl olmuş resmi kıyafete döneyim dedim dedi.(Azrail muhabbeti)
-Çok güzel gözüküyosun dedim.
Kızın gülmesi yarıda kaldı. Kız şaka yapmaya çalışmıştı ama ben kendimi tutamayıp abaza gibi atlamıştım mevzuya. Büşra da mahçup bi teşekkürle konuyu kapattı.
Biz sözde birer bira içecektik ama boş beleş muhabbetlerden çok keyif almaya başlamış olacağız ki benim 4. onun 2. birası geldi masaya. Ben de iyi hoş eğleniyorum falan da kafamın bi köşesinde bu abla lafı, abla lafını söyleyen eleman ve ben üçgeni dönüp duruyordu. O beklenen soru çat diye vurdu yüzüme bi Poyraz rüzgarı gibi.
-Ee kaç yaşındasın? Diye sordu
-18 dedim net ve kısık bi sesle, sen? Diye de ekledim
-Küçüksün benden, ben 20 yaşındayım dedi.
HAAYDi BUYUR AMINAKOYiM. Ben aslında çok yalan söyleyen bi tip değildim de 17 olucam desem kız kalkıp gibtirip gidebilirdi. Bu riski alamazdım. Kız aradaki 2 yaşa bile küçüksün ayağı çekip alttan alttan yavşama bana ablanım mesajı veriyordu. Günün ve sohbetin geri kalanında 18 yaş yalanı kafamda büyük yer etti. Ulan mal bi kimliğe, bi çevirmeye, bi rutin kontrole bakıyor yalanının patlaması. 18 dediğim için pişman olsam da bi yandan da 16 demediğim için çok mutluydum.
Kız da kendince haklıydı olum pid0fili bile derlerdi. Hem ayrıca ben kendime oldukça güvensem de aradaki yaş farkı beraberinde anlaşmazlıklar da getirebilirdi. Muhabbet etmeye devam ettik, muhabbete devam ettikçe benim umutlarım giderek azalmaya da devam etti. Saate baktım 8’e geliyordu. 2 Saat aralıksız konuşmuştuk. O sırada lavaboya gideceğini söyledi. Ben de hediye ettiği telefonu açtım ve kurulum kısımlarını hızlı hızlı geçtim.
Lavabodan döndüğünde telefonu elimde görünce gülümsedi. Ben de telefonun tuş takımını açıp telefonu önüne koydum.
-Seninle en az bir kez daha böyle güzel vakit geçirmek istiyorum, sen de aynı düşüncedeysen... dedim ve telefonu işaret ettim gözümle. Duraksadı.
-Eeehh hadi yazalım bakalım üzülme dedi. bin bi sırıtmayla.
Tuttuğunuz takımla rakibinin puanı aynıdır, son maç kendi aralarındadır ve tuttuğunuz takımın averajı yüksektir. Dakika 90 takımınız 1-0 geridedir. Çıkıp takımın en işe yaramaz stoperi kornerden kafayı çakar ve top ağları delercesine kaleye girer ya. O anı yaşadığınızı hayal edin. Benim de o anki coşkuyla o numarayı yazmasını beklediğimi hayal edin şimdi. Heh tamamdır oldu.
Numarayı yazdıktan sonra hesabı istedim. Param da ucu ucuna yetti amk rezil oluyoduk ilk buluşmadan kıza. Telefon için tekrar teşekkür ettim ve elimi uzattım. Tokalaşıp onun gitmesini bekledim. Gittikten sonra ben de arkamı dönüp koşmaya yeltendim ama karın boşluğumdaki ağrı beni direkt uyardı napıyosun yarram diye.
Evet mutluydum ama bu mutluluk ve olumlu geri dönüş çok uzun sürmeyecek gibiydi. Çünkü ortada ortaya çıkması çok müsait bi yalan vardı ve vadesi de uzun gözükmüyordu açıkcası. Bunu kafaya takmamaya çalışarak anlık mutluluğun keyfini çıkarmaya çalıştım.
başlık yok! burası bom boş!
