-
1.
0Hassgibtir. Koca bir hasgibtir çektim içimden. Nerden öğrendi nasıl öğrendi en ufak bir fikrim yoktu ama biliyordu. Saniyeler içinde kabaca bi hesap yaptım, şuan öğrenme ihtimali var mıydı? Çok düşük. Demek ki daha önceden biliyordu. Daha önceden biliyorsa ve şuan burda eğlenebiliyorsak bunu dert etmiyordu. içimdeki hasgibtir koca bir ohh çekmeye dönüştü. Dönüştü de kıza ne diyecektim amk.Tümünü Göster
Tam nereden biliyorsun diyecektim lafımı yarıda kesti;
-Sansar ben salak biri gibi mi görünüyorum ordan? Bence hayır ama sen burdan çok salak görünüyosun diyip kıkırdadı ve devam etti.
-Olum salak mısın sen hastaneye zütürdüler seni hani ben de geldim ya? Hani ben refakatçı oldum ya sana. Hani kimliğin cüzdanın hepsini bana verdiler ya.
Büşra bunları söyledikçe ben yerin dibine girdim gençler. Kıza gittim 18 yaşındayım dedim tanıştım ettim hiçte bozuntuya vermedi amk. insanın yalanı ortaya çıkınca çok utanç verici oluyormuş bu duyguyu da tazelemiş oldum. Büşra bana bakıp birden ciddileşti;
-Yaptığın şey hoş değil ama sanırım ikimiz de bunun farkındayız. O yüzden hemen anlatayım sana dedi ve devam etti. Bundan sonrasını soluksuz yazıyorum çünkü o da soluksuz söyledi.
-Bak sansar, sana burda çocuk muamelesi yapmayacağım çünkü değilsin. Daha önce birlikte olduğum insanlar arasında 25 yaşında birisi bile vardı ve emin ol senin kadar olgun değildi.
Haklıydı bi bakıma. Ben hep yaşımın ötesinde yaşayıp akranlarımdan daha olgun biri oldum. Devam ediyorum
-Birisi gelmiş bi bayrak dikmiş burası Türkiye demiş. Eline kalem kağıt almış başlamış yazmaya. Bi satıra da 18 yaşının altındakiler çocuk sayılır demiş. Sen çocuk falan değilsin olum. Koca adam olmuş için, gerçi dışın da öyle(gülerek) ama yasalara bakarsak maalesef çocuksun. Tamam flört ediyoruz vakit geçiriyoruz güzel hoş ama bu kadar dedi.
-Nasıl yani? Dedim.
-Anla işte minik prens. Öpemezsin, benimle aynı yatakta yatamazsın, sevişemeyiz. Bunlar olmaz bunlar bana ters. Sadece şuan kaliteli vakit geçirdiğim yakın bi arkadaşımsın. Hepsi bu kadar. Ha seninle arkadaşlığımız 2 yıl daha sürer, minik prens olur bize koca prens. O zaman bakarız dedi.
Parmağını kaldırıp beni tehdit edercesine de ekledi;
-Bana bir tane daha yalanını yakalarsam sonsuza kadar iletişimimiz olmaz. Dedi.
Aslında olumlu birşey söylemişti ama benim gözüm doldu amk. Bizim aşkın ilk baharı 2 sene sonraya ertelenmişti. E bari azıcık elini tutsaydım, bi kere sıkı sıkı sarılıp saçlarını koklayabilseydim. O zamanlar suskunların tekrarını izliyodum. Aklıma direkt Ecevitin Ahu’ya "Çok saçma ulan çok saçma. Buradasın dokunamıyorum çok saçma. içim gidiyor sarılamıyorum. Çok saçma”. Dediği sahne geldi.
Benim göz kapakları kepçe misali doldu taşacak. Gözümü bi yere hareket ettirsem şırıl şırıl akacak amk. Gözümün içine içine baktı ve yine ciddi bi şekilde;
-O yaş gözünden akars..
Derken göz kapaklarım daha fazla taşıyamadı tuzlu suları. Ağlama mimiği göstermiyordum. Boş boş bakıyordum Büşraya ama gözümden yaşlar süzüldü.
Bi tebessüm etti inceden, elini yüzüme koyup baş parmağıyla gözümün yaşını sildi. Yaklaşıp fısıldar gibi;
-Kalkalım mı? Dedi
-Kalkmayalım arkadaşım. Dedim.
-Sen nasıl istersen minik prensim. Dedi.
Aldı kadehi havada kaldırdı beni bekledi. Ben de kendimi toparlayıp aldım kadehi elime. Biraz sert tokuşturmuş olacağız ki mekanda yankılandı çınn sesi. Bi kaç masa dönüp baktı kırıp döküyolar mı diye ama yok. Gerçi benim içimdeki fırtına kadehi, masayı geç mekanı bile dağıtırdı ama sessiz ve gizli tuttum o öfkeyle karışık hüznü içimde.
-Geç kalan doğumlara dedi.
-Erken yaşanmış ilişkilere dedim.
Gülümsedi. Biz hiçbir şey olmamış gibi muhabbete ve içmeye devam ettik. Çok şükür anamızın dıbını görmedik, şişenin dibi göründü. Kalkalım mı bi ufak daha mı araklayalım tartışmasından sonra kalkmakta karar kıldık. Ben hesabı istedim. Elim masadaki cüzdana gidiyordu, Büşra pat diye elime vurdu. Gözlerini patlattı hayır der gibi. ikiletmedim. Çantasından cüzdanını çıkarıp kartı cart diye geçti. Garson gidince;
-Ben davet ettim sana noluyor? Dedi.
-Peki dedim. Kırgın gözükerek. Halime üzülmüş olacak ki;
-Neyse haftaya yemekler senden. Dedi.
- Emriniz olur dedim.
Gülümsedi. Ben de zoraki gülümsedim. Yan yana yürüyorduk ben elleri cebe attım sallana sallana yürüyorum sıkıntıdan. Gece bitse de yatağımda ağlasam diye amk. Geldi koluma girdi, kafasını iki saniye omzuma yasladı sonra kaldırdı. Yavaş yavaş mekandan çıkış yaptık.
Aslında öyle garip falan da durmuyorduk ha beyler. Ben 23 24 yaşında bi delikanlı, benden bi iki yaş küçük gibi duran kız arkadaşım da yanımdaydı. Ama sonuçta biliyordu işte yaşımı. Aşağıya indik ben taksi istedim kapıdaki bodyguarddan. Kafasıyla onaylayıp içeri girdi. Büşra azıcık yanaşıp;
-Noldu beyaz atını bakıma mı bıraktın? Dedi
-Ben hem sarhoşluğun etkisiyle hem de sinir bozukluğuyla gerçekten güldüm.
-Ha şöyle ya, öldük mü? Gül biraz dedi.
Bahar ertelense de elbet gelecek gibi duruyordu. Hayatım boyunca hep bir şeyleri bekledim. Bu kadar güzel bir şeyi de beklerim diye geçirdim içimden. Taksimiz geldi. Büşrayı evine bıraktım. Ordan doğruca kendi evime. Eve girince portmantodaki aynaya baktım. Gülüyordum lan. Salak bi sırıtma vardı yüzümde. Benim gerilip kasılmalarım boşunaymış. Ben hep olumsuza kafayı takıp olumlu ihtimalin ışıltısını öldürmüşüm içimde. Üzerimi değiştirip yattım.
başlık yok! burası bom boş!
