- 0 / 0 / 629 entry
- 48 başlık
- 3 trend
- 3,851.52 incipuan
önüncü nesil silik
mart 2016
önüncü nesil silik
mart 2016
-
0
kahve güzelii
Pc arızalandı lan. Hdd badsector yapmış. Ssd alacam işte bir kaç gün içinde. Allahtan hdd garantili de, içinde ki yazılanları kurtaracaklar. Yoksa yüze yakın sayfa yok olacaktı. -
0
kahve güzelii
Mesajlar alıyorum. Hem buradan, hem de wattpad üzerinden takip eden inci üyelerinden. Mutlu oluyorum, cidden mutlu oluyorum. Bir şeyler paylaşıyorum ve acaba bir daha ki partta neler olacak diye merakınızdan, geri dönüşüme olan sevincinizden, benim paylaşmak istediğim şeyi geri çevirmek yerine kabullenmenizden mutluluk duyuyorum. Benimle ağlayıp benimle heyecan içinde boğulmanızdan, rez alayım okurum deyip kaldığınız yere ayraç bırakmanızdan bile mutluluk duyuyorum. Eyvallah hepinize... Teşekkür ederim teker teker. Mesajlarınızla, entrylerinizle yalnız hissettirmediğiniz için teşekkür ederim. iyi ki varsınız, yeniden... -
0
kahve güzelii
Kanka devam ettim zaten yazdım bayağı bir şey, en son kaldığı yeri hatırlarsan, devdıbını okuyabilirsin -
0
kahve güzelii
Bugün öğrendik ki, ikizlerimiz olacak * Funda'nın hamilelik haberi üzerinden hatırı sayılır bir zaman geçti ve yavaş yavaş evladımız, EVLATLARIMIZ hakkında bilgi ediniyoruz. Bu, tarifi mümkün olmayan bir his, bunun açıklamasını, edebî yahut herhangi bir şekilde aktaramam satırlarıma. Düşünün, hayran olduğunuz insanın, size sunabileceği en harika iki hediye ve bu hediyeler kendi canından, kanından birer parça...
Şimdi, şu andan sonra, şu saniye, dakika, saat... Uzar gider... Ne denli farklı bakıyorum karşımda ki insana, bilmeniz mümkün değil. Biz, artık dört kişiyiz aynı evin içinde. ikimizin de içinde bir heyecan ki sormayın. Yüreklerimiz kıpır kıpır, elimiz kolumuz birbirine dolaşıyor heyecandan. Harika hissediyoruz, ferah, huzur dolu... -
+2
kahve güzelii
Bakın, buraya yazıyorum, okuyun gibtirmeyin kafanızı. Hikâyenin yarıda kaldığını bilip de, gelip buraya hikâyeyi çalmışsın diyen mallara bu sözüm. Madem ki hikâyeyi biliyorsunuz, yarıda kaldığını biliyorsunuz, o zaman adam gibi takip etseydiniz de, hikâye sahibinin aslında zaten benim olduğunu fark etseydiniz! Ben, teker teker eski takipçilere ulaşmak yerine, yeniden gün yüzüne çıkarıp herkesin görmesini amaçladığım için yeni başlıkta paylaştım her şeyi. Üç gündür de o kadar işimin gücümün arasında vakit ayırıp hatırı sayılır uzunlukta partlar yazmaya çalışıyorum. ilk önce, zaten ufacık olan beyninizi geliştirip, sonra kötüleyin hikâyemi de, başlığımıza, gibtirmeyin beyninizi! Okuyanlar dostumdur, paylaştıklarıma ortak oldukları için. Okumayıp da bodoslama küfür sallayan ya da kötüleyen huur çocukları gibtirsin gitsin buralardan! -
0
kahve güzelii
Lan mal, profilime gir bak hikaye zaten benim. Tekrar yazmaya devam ediyorum, gün yüzüne çıksın diye yeni başlıkta tekrar paylaştım her şeyi. Beyin yetmezliği yaşayan orangutan sıçması artık insan, nereye kadar okudun bilmiyorum ama, madem ki yarıda kaldığını biliyorsun, sonradan bayağı part attığımı fark etmiş olman gerekiyor. Kendine dahi yetmeyen beynini al ve gibtir git başlığımı kötüleme çaban ile beraber. -
0
kahve güzelii
Bu hikaye, zaten benim hikayem! Benim yaşantım! Benim hayallerim! Her şeyi yeniden bir başlık altında toparlıyorum ve buradan yazmaya devam ediyorum! -
+2
kahve güzelii
Funda, bana hep der ki, senin nasıl bir kafan var? Nedir senin böylesine şeyler düşünmeni sağlayan, sana bunca insanın içine oturan şeyler yazdıran. Neyin kafası oğlum bu diye takılır. Derim ki, ben sadece gördüğün benden ibaret değilim. Sen bir insan görüyorsun, bir can, bir Can... Ama aslında öyle olmadığını, kendi içimde bir çok farklı kişiyi birden yaşattığımı anlatırım. Kolay olmadığını, her biri ile devamlı olarak beynimin derinlerinde savaş verdiğini, her zaman mantığımın değil, duygularımın kazandığını anlatırım.
Çoğu zaman, karışık gelen kelimelerime anlam veremez, olsun ben hepsini seviyorum der, sarılır.
Gerçekten de öyledir, her zaman o kadar farklı davranışlar sergilememe rağmen, hiç yadırgamaz, garipsemez ve her halimle sever beni. Şikayet etmez. Arada bir yorgunluk çöker üzerine, yetişemiyorum sana der, çocuk gibi küser gider yanımdan, bu sefer de ben onun peşine düşerim odadan odaya. Oyun oynuyor gibi, çocuklar gibi ben kovalarım, o kadar dip bucak.
Ona göre, sarhoş olacaksa insan, Can gibi olmalıymış. Ne zaman alkol alsa, hali hareketleri daha da çekermiş onu kendine. Çünkü kimse olmayan, kimselerde olmayan, onu hepsinden aykırı kılan çok fazla davranışı varmış. Kendisi anlatıyor bunları, o beni bana anlatıyor, sanki ben de hafızası silinmiş ve kendini bulmaya çalışan biriymiş gibi onu dinliyorum... Hiç usanmadan, yorulmadan... -
0
kahve güzelii
-Aşkım... Sakallarını neden kestin?
+Sıkıldım. Bunaldım çok, değiştirmek istedim dışa vuran halimi, en azından sakallarımdan kurtularak bir yerlerden başlamış olmak istedim. Beğenmedin mi yoksa?
-Şapşal, saçmalama, tabi ki beğendim ama ne bileyim, en son kazadan sonra ameliyat masasına giderken bu halde görmüştüm seni sakalların kısa halde, yadırgadım diyemem ama içim burkuldu gibi sanki biraz...
+Gelmesin aklına o kara günler, unutmalısın. Ben burada olduğum, sana her akşam sarılıp uyuduğum zaman boyunca aklına o günler gelmesin. Anlaştık mı?
-Denerim...
Şimdiye kadar saçlarımı hiç bağlı görmemişti, hiç. Durmadan saçlarıma bakıyor, dokunuyor, bu haline alışmaya çalışıyordu. Hoşuma da gidiyordu açıkçası, devamlı meraklı meraklı beni izleyişi. Bazen öyle bir bakıyordu ki, aklından ne geçiyorsa, kelimesi kelimesine okuyabiliyordum onu. Bana tek kelime bile söylemeden, bana anlatamadığı binlerce cümleyi anlayabiliyordum.
Gözlerime bakıyor...
Baktıkça içime akıyor...
Dudakları yavaş yavaş yanaklarına doğru gitmeye başlıyor...
Gözleri kısılıyor...
Göz bebekleri ne kadar büyüyebilirse o kadar büyüyor...
Gözlerinin içi gülüyor...
Ve, o gözlerde kendimi görüyorum...
Bana bakarak, beni anlatıyor o bakışlarda. Sanki, doğduğu günden beri beni hayal ediyor, beni düşlerinde canlandırıyor ve bir gün arayıp beni buluyor. Gözlerinde, bana olan hayranlığını buluyorum. Hayranlığı, içinde bitmek bileyen bir alevi körüklüyor ve ben bunu görüyorum. An oluyor, volkan gibi patlıyor hasreti, usulca yaklaşıp deli gibi sarılıyor. An oluyor, çağlıyor durmaksızın kelimelerinden. Bir insan ne kadar sevilebilirse, Funda da beni o kadar seviyor işte. -
+1
kahve güzelii
Bir hikayem var, yazmaktan kalemlerim tükendi. Sayfalara sığmadı kelimelerim, her geçen saatte biri geldi, diğeri dolu dolu uzaklaştı masamdan. Her biri bembeyaz, saf ve temiz yaklaştılar bana, ayrılırken çoğunda yırtıklar, karartılar ve karalanmışlıklar vardı, içim dağlandı onları o halde gördükçe. Ne olursa olsun, bitirmek istedim içimde ne biriktirdim ise, yazdıkça daha da fazla çoğaldı satırlarım zihnimde. Ben bittim, onlar devam etti durdu...
+Funda, ben hazır sayılırım, çıkıyor muyuz? Çok acıktım dün gece de bir şeyler yemedim biliyorsun.
-Bir kaç dakika daha, sonra hemen çıkabiliriz korkma.
+Korkmuyorum, eriyorum, bitiyorum, enerjim yoook...
-Mızmızlanma, gittiğimiz zaman yiyeceğiz işte bir şeyler. (Tabi, söyleyeceklerimden sonra kahvaltı falan aklına gelirse tabi)
Hep beklerim ben Funda'yı, asla söylediği saatte hazır olmaz, olamaz. Bir kıyafeti giyer, oldu bu der, sonra en ufak bir şeyde ondan vazgeçer ve her şeyi tekrardan başka kıyafetlere göre yeniden yapar. Asla erinmez, sıkılmaz. Beni çok kızdırıyor bu durum, defalarca kez dile getirdim ama vazgeçmiyor, bırakamıyor bu huyunu, e ne yapalım dedik, kabullendik biz de. Ama alışamıyorum, orası ayrı tabi. Yarım saat kadar daha bekledikten sonra nihayet karşımda görmüştüm onu. Çıtı pıtı, yine çocuksu heyecanı üzerine yapışmış halde çıktı odadan. Ve ben uzun zaman sonra ilk defa bu şekilde görüyordum onu. Hatırlayın, çiçekler ile bezenmiş elbisesini ve çiçeklerden kendine yaptığı tacı. Hayal ettiniz dimi, gözlerinizin önünde belirdi size anlattığım o gün. Yine aynı şey oluyor, yine ona bakıyorum, yine kelimelerimi dudaklarımdan çıkaramıyorum, yine ne tarafa dönsem de gözlerimi ondan ayıramıyorum. -
0
kahve güzelii
Uzun zaman sonra, yeniden ayna karşısında kendi suretime bakıyorum. Pis, leş bir insan... Toparlan Can! Yeter bu kadar incinlık... Sana yakışan bu değil, Funda'ya yakışan, onun aşık olduğu adam sen değilsin. Silkelen, ve kendine gel.
Yıllar sonra, ilk defa bu kadar kısa kestim sakallarımı. Resmen yüzümün, çenemin şeklini unutmuşum. Kısacık, kirli sakallı bir Can var aynada bana bakan. Funda'da çok şaşıracak buna, hoşuna gidecek mi, bilemiyorum, göreceğiz. Saçlarımı, Funda'nın tokalarından biri ile bağladım arkadan, ve onun en sevdiği parfüm sardı bedenimi, hiç bir şey. Evet, ben parfüm kullanmıyorum. Çünkü çiçek böcek kokmaktansa, kendin gibi kokmalısın burnuma burcu burcu diyor sevdiğim kadın. Ben de öyle yapıyorum. Ona, onun sevdiği gibi görünüyorum, yaklaşıyorum. Benim sevdiğim adamın yapay olan hiç bir şeye ihtiyacı yok çünkü gece aynı yastığa koyduğumuz zaman başımızı, beni senin kokun mest ediyor ve onunla huzur bulup uyuyorum diye söylüyor. Bu davranışı onunmuş gibi anlatıyorum size ama, sorsanız benim isteğim ve aklımdan geçenler de tam olarak aynı şekilde. Onu sevdiğim, ilk gördüğüm gibi değişmemiş ve saf görmek istiyorum ömrümün son saniyelerine dek. Aşk işte, değişmesin istiyor sevdiğin insan... -
0
kahve güzelii
+Sevgilim daha ne kadar banyoda kalmayı düşünüyorsun? Bütün gün beraber vakit geçirelim derken, sen banyoda ben evde seni bekleyerek demedin diye umuyorum? Hem kahveler soğuyacak artık gel.
-Of Can bir saniye susmaz mısın sen?
+Susmam. Sustuğum zamanlarda konuşturmak için ne diller döktüğünü hatırla bakalım.
Funda benim suskunluğumdan hiç olmadığı kadar korkuyor. Bir kere sesim kesilirse eğer dünyaya karşı, bir daha uzun zaman ağzımın açılmayacağını biliyor. Susmak demek, karanlıklarda kaybolmak, her şeyi bir kenara fırlatıp kendini tamamen olan biten her şeyden uzaklara sürüklemek demek. Bunu ben de istemiyorum, ben de korkuyorum susmaktan ama bazen gerekmiyor da değil, bilirsiniz. Çünkü kendi kendine konuşmak, içinde saklıyor olduğun ama bilmediğin şeyleri açığa çıkarmak için gereken şeydir sessizliğin ve hiçliğin ortasında gece yarılarına kadar yalnız kalmak. Korkuyorum ama bunların üzerine gitmek istiyorum, bitirmek istiyorum içimde olup biten her kötü şeyi. Susmak, çekip gitmek gibi, her şeyi gerilerde bırakıp. Susmak, herkesin içinde birden bire yok olmak gibi, kimselerin seni bulamayacağını bildiğin yerlere gitmek mesela. Ben, eskiden de gömerdim kendimi karanlıkların içine ve sanki olması gereken şey bu imiş gibi gelirdi, yanlışmış. Funda tuttu ellerimden ve o çıkardı beni yalnız karanlıklarımdan. Gerçekten o çıkardı, bana kalsa geceleri sabahlara kadar kalemlerimin, kağıtlarımın arasında yok olcaktım ve buna ne Selim, ne Cemil abi ne de Seda engel olamayacaktı.
Her şeyi geride bırakıp yeni bir hayata başlayarak güçlü biriymiş gibi rol yaptığımı biliyorum ama siz bakmayın benim böyle davrandığıma. Ne kadar güçsüz biri olduğumu fark etseniz, bunca zamandır size anlattıklarımın karşısında nasıl ayakta kaldığıma şaşırır kalırsınız.
Bazen, bir kuyuya benziyor hayat. Kör, pis, zehirli bir kuyu. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor. Kimseyi görmüyor gözüm, sevdiklerim yabancılaşıyor. Dostlarımın seslerini tanıyamıyorum, varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık, lanet... Beni bu durumdan her zaman kurtaran insan ise istisnasız Funda oluyor. Her zaman, her boşluğa düştüğümde...
-Caaan, hayatım ben çıktım hadi sen de hazırlan!
+Hemen giriyorum... - daha çok