- 1 / 1 / 9467 entry
- 2331 başlık
- 20.96 incipuan
dötüncü nesil normal
aralık 2010
dötüncü nesil normal
aralık 2010
-
0
hz muhammed limited edition kitabım
evet gençler,
sadece 571 adet basılacak, fiyatı 8235 lira olacak
sabaha karşı 3\\\'ü 1 geçe alabilirsiniz
2 geçe çok geç olabilir
tam 3te satmam
geliri suriyeli kardeşlerimize
haydi kimler alıyor -
-6
eski temaya dönme yöntemi yüzdeyüz çalışyr
history bölümünden geçmişini gibin browserın. tüm cookiler şifreler dahil. sonra bilgisayarı kapatıp açın düzeliyor -
0
bok gibi yarrak gibi filmler listesi
lost (yok efendim neymiş adaya düşmüşler de ölmemişler. gibtttttttir lan) -
0
sizce ayar mı vermişim ayar mı almışım acil
aradım manitayı dedim ki
ben: nerdesin?
kız: ben, fisün ve recep tek pota basket oynuyoruz. recep amımıza koydu resmen
ben: ben de onun futbolda bacısını giberim
sonrasında ayrıldık zati
ne diyorsunuz? -
0
öğretmenler günü diyince birtek benim aklıma
mı geliyor iyi hediye alan öğrencinin el üstünde tutulduğu? he amk hocaları? -
0
sosyal medyayla ilgili ibretlik tespitim
neden tweet atmayı durum paylaşmayı seviyoruz?
çünkü binler, itiraf edelim, hepimiz maçlardan sonra basın toplantısı yapmayı çok istemişizdir -
0
bu gece incinin en görkemli hikayesi yazılacak
part 4
bu olaydan sonra araştırmalarından az da olsa soğuyup uzaklaşmış ve her gece cork city de ki st patrick köprüsüne çıkıp denizi seyretmeye başlamış bunca zamandır yaşadıklarının beyninin ona oynadığı bir oyun olduğunu düşünmeye başlamıştı.
lloyd alkole de başlamıştı ve her gece içiyordu, st patrick köprüsü onun vazgeçemediği bir yer olmuştu. kimi zaman ölen anne ve babasına, kimi zaman onu esir alan ve her gün daha da heyecanlandırıp sonra bir anda çökerten rüyalarına kızıp içiyordu… 18 mart sabahı lloyd gözlerini açtığında kendini köprünün üzerinde sızmış bir şekilde buldu. görünürde hiçbir insan, araç dahi yoktu… saatin henüz sabahın ilk saatlerini gösterdiğini düşündüğü sırada biraz uzağından geçen sandalda babasını gördüğüne yemin bile edebilirdi. yanında da bir kadın vardı, güzel bir kadın… altın sarısı saçları vardı. bağırdı…ama ya sesini duyuramamıştı yada lloyd’ u umursamışlardı. lloyd köprüden denize atlamaya karar verdi. aceleyle üstündeki bira dökülmüş lekeli gömleğini çıkardı ve denize doğru atladı… denize çakılacağına yükselmeye başlamıştı lloyd… ingiltere de yaşadığı yıllarda gördüğü rüyalardaki uçtuğu yerin aynısı olduğunu anladı ve bunların bir rüya olduğunu da… hemen babasının yanına doğru gitti, sandala indi ve konuşmaya çalıştı. bir dilsiz gibi garip sesler çıkarttı her soru sormaya çalıştığında ve sinirinden ağlamaya başladı. babası göz yaşını eliyle silerek “lloyd… lloyd monroe… oğlum… annenle tanış…” lloyd sandaldaki o güzel kadına dönerek resimlerdeki annesine çok benzediği fark eder ve gerçekten annesinin olduğuna inandıktan sonra ona sarılır. lloyd bilincini hala kontrol edebilir durumdadır ve “neler olduğunu bana biriniz açıklasın” diyerek ağlamaya devam eder ve konuşabildiğini fark eder. babası ve annesi umutsuz birer bakıştan sonra “şimdi uyan ve kaldığın yerden devam et” der. lloyd uyanır ve kendisini dedesinin evinde masasın başında bulur. -
0
bu gece incinin en görkemli hikayesi yazılacak
part 3
gördüğü rüyaların anlamlarını araştıran, gördüklerine bir anlam vermeye çalışan lloyd, pgiboloji öğretmeni stanley heidegger’in kızı lisa ile tanışır ve bu yaşadıklarını onunla da paylaşır. lisa’nın da bu konulara ilgili olduğu apaçık bellidir. lloyd’un neredeyse her dediğini defterine yazar ve yorumlamaya çalışır
lloyd bir süre sonra lucid dreaming yani rüyasında rüya gördüğünün farkına sıklıkla varacak rüyalar görür. şimdi tek eksiği bunları nasıl kontrol altına alacağıdır.
araştırmalarına lisa ile devam eden lloyd birçok kitap okur…
çarşamba günü lloyd için belki de dönüm noktası olur. o gün çok kitap okuduğundan mıdır bilinmez lloyd rüyasında yine berlin devlet kütüphanesini görür. masaların yerleri, rafların düzeni hatta çalışanlar bile aynıdır. lloyd rüya olduğunu anlayıp kütüphanede gezinmeye başlar ne kadar konuşmak istese de sesini çıkartamaz, bir yerlere vurarak ses çıkarmaya çalışır ama her vurduğu yer adeta bir pamuk gibidir ve ses çıkartmaz. lloyd uyanacağını anladığı sırada geçen rüyasında gördüğü sein und zeit kitabını düşünmeye başlar ve birden yanına görevli gelerek “bunu mu arıyordunuz der” lloyd “evet nasıl bildin bunu” der ve ilk kontrol edebildiği diyalogla bu şekilde tanışmış olur. zaten bağının kopmak üzere olduğunu anlayan lloyd hemen uyanır ve gördüklerini anlatmak için heyecanla lisa’yı arar.
lloyd artık iyiden iyiye dünyadan başka bir yerlerde de her nasılsa maddesel bir yaşam olduğuna, orada da birilerinin yaşadığını ve yine her nasılsa bir şekilde iletişim kurulabildiğine inanmıştı. fakat bu heyecan verici tezi bir gece rüyasında ölen anne ve babasını görmesiyle kısmen de olsa çürümüştü. eğer gerçekten maddesel bir yaşam varsa ölen anne ve babasının da orada olması mümkün olamazdı. - daha çok