0
ilk defa o söyledi aslında, ama söylememiş gibi yaptı. “bazı cümleler ekranda fazla duruyor” diye yazdı, altına da bir nokta koydu. ne demek istediğini sordum, “yüz yüze söylenen şeyler daha kısa sürüyor” dedi. kalbim hızlandı, refleksle konuyu dağıtmaya çalıştım ama o bırakmadı. nerede yaşadığımı sormadı, adımı istemedi; sadece “aynı şehirde miyiz sence?” dedi. bu, bir davet değildi ama ihtimaldi. sözlükte hâlâ birbirimize laf çakarken, özelde mesafeyi ölçüyorduk. ben cümlelerimin arasına boşluk bırakıyor, o o boşlukları dolduruyordu. ilk defa ekranın ötesinde bir ihtimal belirmişti ve garip olan şuydu: bu ihtimal, kavgadan daha çok korkutuyordu beni.