- 1 / 1 / 312 entry
- 18 başlık
- 955.25 incipuan
önüncü nesil normal
nisan 2016
önüncü nesil normal
nisan 2016
-
+2
vefali kopek
1924 yılında Tokyo'da bir Japon profesör kendine küçük bir yavru köpek edinir. Köpeğin ismini de Hachiko koyar. Beraberliklerinin sadece bir yıl süreceğini bilmeden yaşarlar. Hatta tarihe geçecek, filmlere, kitaplara konu olacak bir hikâyedir onlarınki.
Bu köpek her sabah üniversiteye giden sahibine eşlik eder. Metronun dış kapısına kadar sahibiyle beraber gelir onu uğurlar ve tekrar evine döner. Çok geçmeden profesör dönüşte de metro kapısında köpeğinin beklediğini görür. Bu akıllı köpek sahibinin dönüş saatini hesaplamış ve aynı yolu takip edeceğini düşünmüş olmalı ki bu olayı her gün tekrar etmeye başlar. Bu olay bir yıl boyunca hiç aksamadan süre gider.
Fakat bir akşam metrodan inmez profesör. ikinci akşam, üçüncü akşam... yok, yok ... Çünkü profesör okulda kalp krizi geçirip ölmüştür. Ama Hachiko her akşam sahibim metrodan inecek diye inatla bekler ve bu bekleyişi her gün aynı saatte tam 10 sene boyunca devam eder.
12 yaşında da ölür Hachiko öldüğü yer ise metro istasyonudur.
işte Japonlar bu olaydan sonra Hachiko'nun bir heykelini dikerler istasyona.Bu gün o istasyonun kapısı Hachiko çıkışı olarak bilinir. Aynı zamanda Tokyo'nun önemli bir buluşma merkezidir. insanlar sadakatini göstermek ve buluşacağı kişiyi bekleyeceğini anlatmak için bu buluşma yerini seçerler.
(alıntıdır) -
+1
en fantastik ferre başlıkları
hayal gücünün bittiği mi diyeyim başladığı mi diyeyim bilemedim. başlıklara bak lan
1)evde çıplak gezen kız kardeşini cezalandırdı.
2)derste azdı ve masayla bütünleşti
3)üvey annesi oğluna para için verdi
4)gelini kaçırıp giben damarlı hırsızlar
5)yeni tanıştığı adamla sokakta hard core -
+7 -1
canımızı yakan şiirleri paylaşalım burada
Sonbahardı… Seninle geçiyorduk o yoldan;
Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu.
Bize yaklaşıyordu.
Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
Rüzgarların değildi bu mugibi, bu hüzün;
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu…
Havada bir serinlik…
Tatlı bir hayal gibi…
Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
Yapraklar gibi yere dökülüyordu senin;
O nağme mesafeyi, zaman aşıyordu.
O bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.
Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla…
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla!..
Hüseyin Nihal Atsız - daha çok