- 1 / 1 / 832 entry
- 23 başlık
- 223.83 incipuan
"hikayeler, okuyanlarla anlam kazanır." yemişinci nesil normal
ağustos 2013
"hikayeler, okuyanlarla anlam kazanır."
yemişinci nesil normal
ağustos 2013
-
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
Yarın hikayenin bu güne kadar gelmiş güncel kısmını yazmayı düşünüyorum. Takip etmişsiniz etmemişsiniz çok da gibimde değil açıkçası. 2013den 2019a bu süre zarfında neler değişti merak eden varsa bi dm uzağımda olacak anlattıktan sonra. -
0
bir siir sende bırak su geceye
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
Nilgün Marmara -
0
çukurun içindeki hayat
bir araba yazı yazdım buraya kimsenin umrunda olmamış. kimse de dememiş "bunu kim okuyacak dıbına koyim!" sözlük bitmiş. -
0
olm kedi 6 kattan dustu
yanlış hatırlamıyorsam kedilerin yükseklik rekoru 11. kattı. 11. kattan düşen bir kedi bile dört ayak üstüne düşebiliyor. Ancak şu var ki, her kedi aynı değil. Ama kedi yavru galiba. 3-4 aylık gibi duruyor. Belki biraz daha küçük. Küçük olması onun avantajına. Ben bir şey olacağını düşünmüyorum ancak sen mutlaka bir veterinere zütür. Burada sırf sözlerimden dolayı böyle bir vebalin altına girmek istemem açıkçası. Hem senin de için rahat eder. Şimdilik hayvanı gözlemle. Şişen yere de eğer evde sizin evde şişiklerde kullandığınız bir merhem varsa (lasonil gibi) sürebilirsin. Geçmiş olsun. -
0
çukurun içindeki hayat
Kaybolmak ve yitip gitmek. Bu şekilde söylendiğinde gerçekten kulağa korkutucu geliyor. Oldukça tüyler ürpertici. Yüksekliği belli olmayan karanlık, sesinizi kimseye ulaştıramayacağınız bir çukurda yıllarını geçirmek... Öğretilmiş olan tek gayenin çukurdan yukarı tırmanmak olduğu bir yaşam çizgisi... Her zaman yüzeye çıkmanın veya buna uğraşmanın doğru şey olduğu öğretilmiş. Bu yüzden bunun aksi arzuları kendine ihanet ediyormuş gibi hissettiren onca zaman... Ancak ne yukarı tırmanırken mutlu olabilmişti, ne aşağıda kalmayı isterken. Gerçekten istediği hiçbir zaman yukarı çıkmak olmadı. Yukarıyı anlamsız buluyordu. Yukarı çıktıktan sonra etrafında olabilecek şeyleri umursamıyordu bile. Ama çıkmalıydı. Ne pahasına olursa olsun. Çünkü böyle öğretilmişti. Kendisine itiraf etmekten çekindiği durum ise, hayır, diğer insanlara itiraf etmekten çekindiği durum ise, asla yukarı çıkmak istememesiydi. Yukarı çıkmak istememesinin sebebi bunun zor veya imkansız olduğunu düşündüğünden değil. Yukarıda canının yanacağını da düşündüğünden değil. Cevap aslında çok basitti. Aşağıda olmak rahattı. Rahatsızlık veren bir şey değildi. Diken gibi batan bir şey değildi. Hakkında endişelenmesi gereken bir şey değildi. O karanlık, insanların değil inmek, bakmaya bile korktuğu o çukurun en dibinde bulunmak, onun için büyük bir haz kaynağıydı. Çukurun içinde bulunan birkaç yol arkadaşı ile beraber gayet mutlu bir hayat sürüyordu. Bunu çok sonradan farketti ancak farkettiği anda, o bütün eski hayal kırıklıkları ve yorgunluklar üzerinden tüy gibi uçup gitmişti. Bunu farkettikten sonra sadece bir şey onu endişelendiriyordu. Bunu insanlara nasıl anlatacaktı? Çünkü bunu duyan insanlar, çukurda yaşamaktan zevk almanın adeta çılgınca geldiğini ve sorunlu insanların böyle bir durumun içerisinde olabileceğini söylüyorlardı. Sonra bir şey daha farketti ki aslında diğer insanlara bunu açıklamak gibi bir zorunluluğu yoktu. insanların onun hakkında sorunlu veya normal diye düşünmeleri onun umurunda değildi. Zaten "sorunlu" kimdi, "normal" kimdi? insanların kendi oluşturdukları normlara uygun olmayan insanları, durumları ve davranışları "anormal" veya "sorunlu" diye addediyor olması onun değil, insanların sorunuydu.
Çukuru sevip yukarıyı sevmemesinin elbette belli başlı sebepleri vardı. Bunları yadsımak çok yanlış olur. Öncelikle, yukarısı yetersizdi. Yukarısı, onun günlük hayatını geçirmek isteyeceği bir ortam değildi. Günlük konuşmalar onu geriyordu. Bunu beceremediğinden olduğunu düşündü her zaman. Ancak sonra farketti ki, bu gerilme beceremediğinden değil, sadece o "havadan, sudan" diye tabir ettiğimiz günlük konuşma tarzından hiç hazzetmediğindendi. Sadece, bu ona göre değildi. insanların konuşulup konuşulmaması pek bir önem arzetmeyen konulardan dakikalarca konuşması hiçbir zaman onun anlayabileceği bir durum değildi. insanlar bundan nasıl zevk alıyorlardı? Neden böyle bir konuşmaya ihtiyaç duyuyorlardı? Akıl sır erdiremiyordu.
Yukarıyı sevmemesinin bir diğer sebebi, yukarının sadece bir hologram olmasıydı. insanlar gerçek olmayan şeylerle o kadar çok uğraşır olmuşlar ki... Hatta, bu hologramların gerçekliğine kendilerini öyle bir kaptırmışlarki... Konuşurken dağıtılan sahte gülüşler, ilgi çekme çabaları, abartı, gereksiz tepkiler... Diğer insanların gözünü boyama sanatı resmen yukarıda yaşamak. Kendi gerçekliğini reddedip, hologramlara kendini kaptırmak ve bunların gerçekliğine kendini zorla inandırmak.
Elbette yukarıda bu hologramlardan ve yetersizliklerden kendini arındırmış insanlar yok değildi. Bu insanlar neden çukuru seçmedi sorusunun cevabı ise bunun bir tercih ve zevk meselesi olmasından kaynaklı. Kimisi geceyi sever, kimisi gündüzü. O hologramların arasında dolaşırken, hologram olduğunu bilmek ve bununla dalga geçebilmek, tüm o yetersizlikleri yoksayabilmek... Onların yaptığı da zor zanaat.
Onun gibi insanlar için çukur, her zaman yukarıdan daha güzel bir yer olacaktır. Onları garipsemekten vazgeçin. -
+1
bana bilmediğim bi bilgi öğretin
rüzgar güllerini düşündüğümüz zaman sürtünme hareket yönünde gibi geliyor. -
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
üniversiteyi kazandığım kısma kadar anlattım. antalya maceralarımı daha sonra ama yakın bir zamanda anlatacağım. uyumadığım için şu an yorgunum. belki uyanınca anlatırım. okuyan-okumayan, beğenen, beğenmeyen herkese teşekkürler. -
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
bu dönemde babam iş görüşmelerine gidiyordu ancak daha önceki işinde rahatlığa alıştığı için görüşmeye gittiği işleri kabul etmiyordu. en son babam bir çılgınlık yaptı ve dükkanın bütün borçlarına karşılık dükkanı devraldı. bu şu anlama geliyordu. üstümdeki vergi borçlarını ve diğer borçları eski patronun ödemek zorunda olmadığı ve bizim başımıza kalacağı. burs ve yurt için başvuru yaptım. ailemizin durumu parasal yönden fazlasıyla kötü olmasına rağmen babamın devraldığı dükkan, eskiden benim üstüme olan dükkan ve araba yüzünden, bana ne yurt ne burs çıkmadı. yurt yedek olarak çıktı aslında ama 600. yedek olursanız pek bir anlamı kalmıyor. burs çıkmayınca kredi aldım. bu da bana okul bittikten 2 yıl sonra 8800 lira+ faiz olarak geri dönmesi demekti. -
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
belirli bir zaman geçti. yeni sınav dönemine girilmişti. üzerime açılan şirket battı ve arkasında bir borç bıraktı. üstümdeki araba üstümden alındı. ve ben yeni sınav döneminde ne yapacağımı bilmiyordum. bir yandan hayallerimi yaşamak istiyordum. istediğim bölümü okuyup mutlu olmanın peşine düşmüştüm. bir yandan evdeki baskıdan sıkılmıştım. 2 senedir evde olmanın verdiği baskıyı yaşayan arkadaşlar az çok tahmin edeceklerdir. sınavdan önce karar verdim. bazı bölümleri araştırdım ve baktım. sırf üstümdeki baskıdan kurtulabilmek için iki senelik bir yüksekokul yazıp okumaya gidecektim. okumaya gitmeyi düşündüğüm bölümü de sevmiyor değildim ama sonuçta çok isteyerek gittiğimi söyleyemem. sınav dönemi geldi, sınava girdim yeterli puanı aldım. bu dönemler babam da işten ayrılmıştı. parasızlıkla boğuşuyorduk. üniversiteyi kazanabiliyordum belki kazanmasına ama gidebilecek param yoktu. akdeniz üniversitesi tıbbi laboratuvar teknikleri bölümünü kazandım. daha sonra üniversiteye gidebilmek için izmire bir butik otelde çalışmaya gittim. orada elde ettiğim parayla antalyada bir süre rahat geçindim. en azından oraya gidip bir düzen oturtabilecek ve aileme zaman kazandırabilecek kadar. -
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
sürekli faktoring şirketlerine gidiyordum. eskiden daha iyi fiyat verenle çalışırdık hepsini denerdik artık iyi fiyat verenden ziyade çeki kırmayı kabul eden firmayla çalışmaya başladık. iflas eden işyerinin üzerine ikinci işyeri de iflasın eşiğindeydi. belirli bir zaman geçti tabi lys sınavı da geçmişti ve umursamadığım için sonuç çok umrumda değildi. bir gece babam eve geldiğinde bana bağırmaya başladı. hemen tercih sonuçlarının açıklandığı gündü. babam, bir yere yerleşemediğimi duyduğunda oldukça sinirlenmişti. belki de öfkeden çok üzüntüsünden böyle yapıyordu bilemiyorum. babamla ilk defa sert bir tartışmaya girmiştik. babamın o günkü sözleri canımı çok yakmıştı ve gözlerim dolmaya başladı ancak babamın bazı yaptığı şeylerden dolayı kendime verdiğim bir söz, göz yaşlarımı silip ağlamamı engellememe yardımcı oldu. hayatımda ilk defa o zaman babama karşı sesimi yükselttim. o gün babamla tartışmamız bittikten sonra bana dedi ki "bir daha sakın bana karşı yükselme! sakın!" -
0
dertleşmek istiyorum panpalar vol2
hayatım gitgide daha taktan hale geliyordu. deneme sınavlarından aldığım gaz, işlerin her şekilde iyiye gitmesi, daha sonra ygs puanlarının açıklanmasıyla herşeyin tepetaklak oluşu... ygsden 233 puan almıştım. evet, bir sene önceki sınavdan 10 puan gibi bir fark yakalamıştım. bunu görünce pgibolojim daha beter oldu. verdiğim bütün emeklerin boşa gittiğini düşündüm, sınav yarışından koptum. lysnin yüzüne bile bakmadım. dershaneye gidiyordum lys için ama orada olmam ile olmamam farketmiyordu. ailem aldığım sonuç karşısında ikinci defa hayal kırıklığına uğramıştı. onlar böyle bir sonuç alıp muhtemelen üniversiteye yerleşemeyeceğim için üzülüyorlardı, ben de hem böyle bir sonuç aldığım için hem de onları hayal kırıklığına uğrattığım için üzülüyordum. iş kanadında da durumlar kötüye gidiyordu. - daha çok