• 3 / 3 / 55 entry
  • 17 başlık
  • 253.22 incipuan

"rahime düşen ilk döl tanesi"
önüncü nesil normal
haziran 2016

  • 0
    grafik tasarımcıyım sorularınız varsa alayım
    genel olarak görselleştirme üzerine oluyor işimiz mesela var olan bir hikaye kitabını illüstrasyon ile resimleme buna örnek verilebilir. Tabi illüstrasyon sadece bunun bir yöntemi bunun gibi yöntem çokca var.
    ···
  • 0
    grafik tasarımcıyım sorularınız varsa alayım
    ee yani doğal olarak
    ···
  • 0
    grafik tasarımcıyım sorularınız varsa alayım
    Evet beyler grafik tasarımı ile veya tasarım sanat ile ilgili okullarla ilgili sorularınız varsa seve seve yardımcı olurum
    ···
  • 0
    bu gece saat 2 sularında
    okadar haklısın ki...
    ···
  • 0
    fotoğrafta hangi hayvanı görüyorsunuz
    dexter i görüyorum
    ···
  • 0
    tek link 96 adet ifsa hayatvsben klasigi
    rez alet
    ···
  • 0
    atatürkün 732 fotoğraflık arşivini
    kardeşim teşekkür ederim emeğine sağlık gözlerim dolu dolu oldu eyvallah.
    ···
  • 0
    turgut uyar palyaço
    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının
    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
    kim sevmezdi çiçekleri filan
    “ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi
    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım
    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde
    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz
    umursamıyorum yılgınlığımı filan
    çünkü sessizce yaşanmalı her şey
    bir devrim sesszce olmalı mesela
    ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
    bir palyaço neden yalan söylesin ki
    ben palyaço olsaydım söylemezdim
    marangoz olsaydım da söylemezdim
    ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
    hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
    kaç kilo çeker ki bir palyaço
    hem neden yüzüme vuruyorsunuz
    bir çirkin ördek yavrusu olduğumu
    gocunmam ki ben, ben gocunmam
    bir palyaço ne kara gocunmazsa
    o kadar, o kadar gocunmam işte
    rakı doldurun! eksilmesin
    bitmedi, yazacağım daha
    yazmazsam ağlayacağım çünkü
    alçakça olacak biraz
    hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
    her sokakta biraz daha eksilirdik
    bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
    bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
    “duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
    sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
    sokaklar daha bir puslu
    palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
    ve ben daha bir alçak olurdum
    ağlardım biraz
    hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
    hatta kuyruğuma basma diyorum
    acıyor, tırmalarım,-
    diyorum
    kahrol, kahrol!
    diyorum
    geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
    korktum birden, kusacak gibi oldum
    “olur öyle” dedi palyaço,
    “herkes alçaktır biraz”
    “otur ulan!” dedim, bağırdım ona
    ben bazen bağırırım biraz
    “rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
    ben bazen eksilirim biraz
    aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
    bunu sonradan öğrendim
    ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
    herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
    bunu da sonradan öğrendim
    örneğin;
    geçen gün bir kadınla seviştim
    biraz değil çok seviştim
    ya işte öyle palyaço
    diyorum ki,
    bunu da yeni öğrendim
    sevişmek de eksilmekmiş biraz
    kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
    “ben sevmezdim” dedim, “yalan”
    dedi
    bunu palyaço söyledi
    palyaço söyledi, ben yazdım
    yazmasam, alçak olacaktım
    hem ben roman da yazdım biraz
    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi
    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz
    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz

    Turgut Uyar
    ···
  • 0
    ben de özledim in efsane tiradlarından
    Biraz sessiz yani, fazla sessiz burası. Ve sanki fırtına kopacakmış da öncesi gibi sessiz yani.

    Ben değiştim biliyorum, sanki başka bir adammışım gibi geliyor bana da bazen. Ama beni böyle de sev istiyorum. Biraz bencilce, ama napayım. Ben hala seni çok seviyorum. Bozulan şeyleri düzeltmek değilde, her şeye yeniden başlamak istiyorum. Yine o aynı heyecanı, ne yapacağımı bilememe telaşını istiyorum.

    Ben hala senin gözlerine bakarken konuşamıyorum, bir sürü şey söylemek geliyor içimden, ondan sonra hepsini birbirine karıştırıyorum. işte bu yüzden sürekli saçmalıyorum. Sensiz öyle dağıldım ki toparlayamıyorum, bir fırtına kopmuşta alabora olmuş gibiyim.

    Kusura bakma ben sadece şunu söylemek istiyorum, seni almaya geliyorum.

    Nasıl özlediğimi anlatamam başka türlü.
    ···
  • 0
    izmir depremi
    Arkadaşlar deprem sırasında izmir Alsancak'taydım ve Reyhan pasatanesinin en üst katında çalışıyordum inanın bana 4. kattan nasıl indiğimi bilemedim yaklaşık 16-17 saniye sürdü sanırım. Bütün izmir sokaktaydı sanırım.

    ve üzücü olan ne biliyomusunuz malesef bazı yobaz salaklar bunun bir doğal afetten ziyade Allahın izmire bu cezası kendine gelmesi için gönderildi dicekler.
    ···
  • 0
    pokemon go ya tekrar başlamak için 10 neden
    Aferin okusana
    ···
  • +2
    pokemon go ya tekrar başlamak için 10 neden
    Arkadaşlar Pokemon Go geçen sene bu zamanlar çıkmış olan sanal gerçeklik oyunudur. Geçen sene bir furyayla başladı ve türkiyede muazzam oyuncusu olmuştur.Ama oyunun bazı ekgiblikleri oyunculara illalah ettirdiği için sayımız çok azadı malesef neyse neden tekrar başlamalıyıza cevap olarak şu maddeleri sıralıyacağım.

    -Eskisi gibi girerken oyunda dakikalarca beklemiyoruz

    -Tam karşına ihtiyacın olan bir pokemon geldi tam yakalıcakken kapanıyordu eskiden, şimdi öyle bir durum yok.

    -Eskiden 149 luk olan pokemon sayısı 249 a ulaştı yani 2.Nesil pokemonlar geldi.

    -Ash'in yanında Pikaçu sunun olması gibi sizde yanınızda pokemon taşıyabilir sizinle beraber yürüdükçe yanınızdaki pokemon geliştirme şekeri kazanıyor.

    -Gym savaşlarında oyun kafayı yerdi eskiden şimdi ise okadar keyifli bir hal aldı ki evimin 100 m ilerisindeki gym ye nerdeyse her gün gidiyorum.

    -Yeni güncellemelerle beraber km sayacı artık hatalı davranmıyor.

    -Kıyafet güncellemesi geldi oynadığınız karakteri giydirme seçenekleriniz arttı.

    -Pokemon evolve ederken oyun donuyordu hem Lucky Egg sürenizden yiyordu hemde pokemon bir türlü evolve olmuyordu, bu çözüldü.

    -Facebook ta Pokemon Go Türkiye denen bir sayfa artık profesyonel yardım alabileciğiniz bir platform oluşturuldu.

    -Yumurtalardan hep aynı pokemonlar çıkardı artık pokemon çeşitliliğide arttığı için daha değişik pokemonlar geliyor.

    Bonus - Pokmon Go özel günlerde(Yılbaşı, Baharın Gelişi vs.) günlerde oyun içinde değişiklik yapıyor. Örnek; Cadılar bayramında hayalet pokemonları cirit atıyordu ve her yakaldığın hayalet pokemonu için iki kat exp ve şeker kazanıyodun.
    ···
  • 0
    rıza nur kimdir
    Beyler ne zamandır sağda solda sürekli duyduğum bir konuyu yazmak istedim ve sizi aydınlatmaya çalışıcam.

    Kimilerinin nefret ettiği kimilerininde tarihçi olarak nitelendirdiği Rıza Nur kimdi?

    Beyler Rıza Nur, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Paşa'yla aynı safta durmuş bir Tıp Doktoruydu.30 ağustos 1879 doğumlu olan Rıza Nur aslen Sinopluydu. Çocukluğu çok parlak geçmeyen Rıza Nur'un babası kundura ustası annesi hakkında pek bilgi bilinmiyordu. Babasında sürekli şiddet gören Rıza Nur kötü bir çocukluk geçirmiştir. Hatta bir keresinde soba demiriyle çok ağır şiddet gördüğünü kendi kitabı olan 'Hayatım ve Hatıratım' adlı kitabında anlatıyor. Rıza Nur kötü geçen çocukluk dönemine rağmen GATA'ya girerek doktor olmayı başardı. Fakat hayatındaki bunalımlar bir türlü bitmiyordu. Okuduğu sıralarda birkaç kez hemcinslerinin cinsel tacizlerine uğradı. Bütün bu yaşadıkları Rıza Nur'u pgibolojik rahatsızlıklara sevk etmişti. Kendisi de hatıratında ''hekim olunca anladım, ben nevrastenik idim'' diyor. Kurtuluş Savaşı devrinde ise Rıza Nur Milli Mücadele'ye katıldı. Moskova ve Lozan'a giden heyetler içerisinde bulundu. Bir ara Maarif Vekilliği yaptı. 1926 yılında Türkiye'yi terk ederek Paris'e gitti.

    Gelelim çok tartışılan şu meşhur kitaba 'Hayatım ve Hatıratım'

    Rıza Nur anılarını Paris'te bulunduğu 1928-34 yılları arasında yazmıştır. ilginç bir şekilde Rıza Nur'un 1500 sayfayı bulan hatıratında sadece 11 dipnot ve 15 atıf mevcuttur. Bu veriler, hatıratın çok büyük bir kısmının birebir Rıza Nur'un subjektif görüşlerine dayandığını göstermektedir. Rıza Nur'un British Musem'a bıraktığı anılarını ilk defa 1963 yılında Cahit Orhan Tütengil görmüştür. Hatıralar 1968 yılında Altındağ Yayınevi tarafından neşredilmiştir. Fakat kitaplar kısa bir süre sonra toplattırılarak yasaklanmıştır. 1980'lerde yeniden sansürlü biçimde yayınlanmıştır.

    Rıza Nur hatıratının birçok yerinde küfürlü kelimeler kullanmıştı. Burada Rıza Nur'un iddialarını teker teker zikretmek uygun olmayacaktır. Fakat ismet inönü ve Mustafa Kemal Atatürk hakkında, ağza alınmayacak derecede iddialarda bulunduğunu söylemeliyiz. Rıza Nur'un ithamlarının çoğu bel altı olmakla beraber, bunlara somut nitelikte bir kanıt gösterememektedir. Hatta bu iddialar Rıza Nur'dan başka hiç kimse tarafından dile getirilmemiştir. Atatürk'ün yanında bulunan birçok kişinin (Salih Bozok, Asım Arar, Hasan Rıza Soyak, Ali Kılıç) hatıratlarında Rıza Nur'un bel altı iddialarını doğrular nitelikte bir ifade mevcut değildir.

    Rıza Nur Türkiye'de bulunduğu süre zarfında bir muhalefet göstermediği gibi, yazmış olduğu Türk Tarihi adlı eserde Atatürk'e muhteşem iltifatlarda bulunmaktadır. Rıza Nur 1926 yılında ''Mustafa Kemal beni öldürtecekti'' iddiasıyla Türkiye'den kaçma sebebini beyan ediyor. Fakat bir başka sayfada bunun tam tersine, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve ismet inönü'nün kendisini daima övdüklerini söylüyor:

    Milli Hareket esnasında Mustafa Kemal, en mühim işleri bana verirdi.
    ismet Paşa bana dedi ki: ''Senin kafanın teşekkülü çok güzel.'' (Lozan'da)
    Mustafa Kemal yanıma geldi: ''Yahu! Sen ne müthişmişsin be! Bilmezdim'' dedi. (Sakarya Savaşı'nda)
    ismet bana dedi ki: ''Büyük, müşkül işleri daima sen halletmişsindir! ''

    dediklerini iddia ediyor kendisi.

    Rıza Nur'un hatıratında birçok çelişki mevcuttu. Öyle ki bir sayfada boyum 1.69 derken bir diğer sayfada 1.74 olduğunu söylüyor; bir sayfada mavi gözlü olduğunu söylerken, diğer bir sayfada sarı gözlü bir adam olduğunu belirtiyordu. Fakat bunlardan başka, Rıza Nur'un kendi pgibolojik bozukluklarını tasvir ettiği bölümler, insanı hayrete düşürüyordu. Rıza Nur, hekimlik yaptığı dönemlerde kan görmekten zevk aldığını şu cümlelerle anlatıyor:

    ''Ancak bende bir şey daha vardı. Ameliyat yapmadığım gün canım sıkılırdı. Kollarımı kan içinde görmek bana keyif verirdi.''

    Abi eğer buraya kadar okuduysanız bu adamın çokda sağlıklı olmadığını anlamışsınızdır herhalde neyse bunla iligili bişeyler yazıcam

    Turgut Özakman bu konuyu araştırmayı bırakmadı. Rıza Nur'un hatıralarını incelemesi için Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı, Doktor Hasan Behçet Tokol'a verdi. Tokol, anılar üzerinde birkaç ay incelemede bulunduktan sonra ''bu adamda galiba bir koğuş hastaya yetecek kadar rahatsızlık var'' dedi. ''Hastalığı hakkındaki teshişim, çok kısa bir ifade ile şudur: Pgibopatik bir zemin üzerinde paranoit reaksiyon. Yani çok ağır bir ruhsal bozukluk tablosu.''

    Dr. Hasan Behçet Tokol: Bir doktor olarak diyorum ki, bu zavallı hastayı tarihe emanet edelim ve artık rahatsız etmeyelim. Çünkü böyle bir hastanın anılarını ve tanıklığını ciddiye almak tıbben mümkün değildir.

    Ünlü Tarihçilerin Görüşleri

    ilber Ortaylı

    Doktor Rıza Nur, tarih bilen değerli bir adamdı. Bilgisi çok metodik değildi. Yazdığı hatırat ise, içinde hezeyan doludur. Yazarı sağlıklı bir bünye değildir, kadın dedikodularına başvurmuştur. Bunlarla tarihin anlaşılması mümkün değildir.''

    Murat Bardakçı

    ''Rıza Nur yalancıdır, yazdıkları palavradır. Moskova'da Enver Paşa ile yaptığı görüşmelerinde, Ali Fuat Cebesoy ve Enver Paşa'nın yazdıkları ile Rıza Nur'un anlattıklarını kıyasladım. Enver Paşa 'bana geldi Mustafa Kemal'i çekiştirdi' diyor. Ali Fuat Cebesoy da aynı mealde şeyler yazmış. Fakat Rıza Nur bunların tam tersine, ahkam kestiğini söylüyor.''

    Dr.Ali Güler

    'Hatıralara, biz tarihçiler, bilim insanları olarak şüpheci yaklaşırız. Çünkü hatırat yazan insan subjektiftir, olaylara kendi zaviyesinden bakar. Rıza Nur'un hatıratını neredeyse ilahi bir şey gibi alıp, Atatürk ve Cumhuriyete saldıranların da bu noktada akıllarını başlarına alması lazım. Ayrıca bu hatıraların Rıza Nur'a ait olup olmadığı da tartışmalıdır. British Musem'da Rıza Nur'un orijinal el yazılarının, yayınlanan hatıratlar ile karşılaştırılması lazımdır. Bu yazılanların ne kadarı Rıza Nur'a aittir, ne kadarı ingiliz istihbaratı tarafından yazılmıştır? ''

    neyse brolar kendinizde mutlaka araştırma yaparsınız ve bildiğim kadarıyla bu adam islamdan çok uzak ateist denilebilir hatta, kafatasçı bir adamdı şuan görüyorum ki bu adamın belgesiz anlattıklarını yüce tarih kitabı gibi anlatanlar var mesela 'Kadir Mısıroğlu' bu kişiliğinde deli raparu vardır gelecek günlerde bunlada ilgili bişeyler yazarım belki öpüyorum sizi.
    ···
  • 0
    gsf de grafik tasarım okuyorum soruları alayım
    Nerde yaşıyosun bilmiyorum ama biraz araştır gsf hazırlık kurslarına gitmende yarar var
    ···
  • +1
    gsf de grafik tasarım okuyorum soruları alayım
    iyi be bro devam 3 geçtik
    ···
  • daha çok