- 6 / 6 / 62 entry
- 13 başlık
- 2 trend
- 434.00 incipuan
oybirinci nesil normal
ağustos 2016
oybirinci nesil normal
ağustos 2016
-
+4
evrimci zanzalar bi gelin lan
Evrime göre şuan yaşıyan veya nesli tükenmiş olan tüm canlılar birer ara geçiş ürünüdür yani bulunan tüm fosiller bir ara geçiş formudur çünkü evrim olup biten birşey değildir evrim sürekli devam eder -
0
ölümden sonra yaşam varsa bile oraya giden siz o
Kardeş birincisi bunu ben yazmadım ikincisi demek istediği senin benliğin bir başka ortama aktarılamaz -
0
ölümden sonra yaşam varsa bile oraya giden siz o
Birinin direk okumadım yazmasınıda bekliyordum zaten -
0
ölümden sonra yaşam varsa bile oraya giden siz o
Önemli olan copy paste olması değil daha çok kişiye ulaşmasıydı ama ne anlarsın ki -
+2 -2
ölümden sonra yaşam varsa bile oraya giden siz o
Olmayacaksınız
2017 yılında Netflix üzerinden yayına giren The Discovery filminde Robert Redford, ölümden sonrasının var olduğunu ispatlayan bir bilim insanını canlandırıyor. Filmde karakteri şöyle diyor: "Vücut öldükten sonra, bilincimizin bir kısmı bizi terk eder. Bu da ölümden sonra yaşamı doğrular." Redford, bunu ispatlamak için bir makina kullanır. Filmde bir diğer bilim insanı karakterinin izah ettiği üzere bu makina, "atomaltı düzeyde beyin dalgalarını ölçerek, ölümden sonra bilincin vücudu terk ettiğini göstermektedir".
Bu yaklaşım, kauntum bilinç adı verilen gerçek bir bilim teorisinden çok daha uzak değildir. Bu teori üzerinde çalışan uzmanlar arasında fizikçi Roger Penrose gibi büyük bilim insanları olduğu gibi, bir hekim olan Deepak Chopra da bulunmaktadır. Bu teorinin bazı versiyonları, bilincimizin katı bir şekilde beynimizin bir ürünü olmadığını ve bilincin maddesel temelden bağımsız olarak var olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla fiziksel vücudunuzun ölümü, bilinçli varlığınızın sonu değildir. Ne var ki bu tip bir yaklaşımda hem bilimsel hem de dini anlamda çok sayıda önemli hata bulunmaktadır.
ilk hata, kişiliğimizin anılar içerisinde bulunduğu varsayımıdır. Bu varsayıma göre anılarımız kalıcı bir şekilde beyinde kaydedilir. Eğer ki bunlar kopyalanabilseydi ve bir bilgisayara aktarılabilseydi veya bir diğer bedene transfer edilebilseydi, biz de öldükten sonra yaşamaya devam edebilirdik. Ancak hafıza bu şekilde çalışmamaktadır. Hafıza, bir video kayıt cihazı değildir. Anılarınızı olduğu gibi kaydedip, size zihninizin arka planında bir ekran üzerine tekrardan oynatamaz. Hafıza, sürekli olarak düzenlenir ve son derece akıcı bir süreçtir. Bu süreç, beyninizdeki nöronların faaliyetine doğrudan ve tamamen bağlıdır. Uykuya dalıp ertesi gün uyandığınızda veya bir ameliyat için anesteziyle uyutulup da birkaç saat sonra ayıldığınızda anılarınız geri gelirler. Öyle ki, ciddi bir hipotermi veya kalp durması sonrasında bile anılara bir şey olmaz. Bir deneyde, bir hastanın beyni 10oC'ye kadar soğutulmasına rağmen uzun dönem anıları bozulmamıştır. Bu sıcaklıkta nöronlardaki elektriksel aktivitenin tamamı durur. Bu da, uzun dönem hafızanın statik olarak depolandığını göstermektedir. Ancak bu, beyniniz ölürse bu şekilde olmaz. Bu nedenle bir kalp krizi ya da boğulmadan sonraki birkaç dakika içerisinde CPR yapılması gerekir; çünkü beyne oksijence zengin kan gitmeyince, nöronlar ölür. Nöronlarla birlikte onlar içerisinde saklanan anılar da...
ikinci hatalı nokta, beynin "konektom"unu (tüm nöral bağlantılarının bir şemasını), bazı bilim insanlarının önerdiği gibi, bir bilgisayara aktarmanın veya birçok dinin öngördüğü gibi sizin fiziksel benliğinizin ölümden sonrasında var olduğuna inanılan hayatta geri gelmesinin, uzun bir uykudan uyanmaktan farksız olduğu varsayımıdır. Bunda şöyle bir sıkıntı var: Sizin anılarınızın, zihninizin ve hatta var olduğuna inanılan "ruh"unuzun bir kopyası, siz değilsiniz! Bu, sizin bir kopyanız; ancak bu kopya, bir ikizden farksızdır. Hiçbir ikiz kardeş, diğer ikizine bakıp da "Aa ben aslında oradayım." demez. Kopyalama da, yeniden dirilme de sizi bir başka varlık düzlemine taşıyamaz.
Üçüncü hata, sizin eşsiz kimliğinizin, size ait el değmemiş anılarınızdan fazlası olmadığı düşüncesidir. Bu düşünceye göre sizin kimliğiniz, aynı zamanda sizin kişisel dünya görüşünüz tarafından da belirlenir. Howard Hughes Tıp Enstitüsü'nden olan ve Beyin Koruma Vakfı'nın başkanı olan sinirbilimci Kenneth Hayworth, kişisel kimliği "hafıza-benlik" (MEMself) ve "görüş-benlik" (POVself) olarak ikiye ayırmaktadır. Onun düşüncesine göre hafıza-benlik tümüyle bir bilgisayara aktarılacak olursa (ya da "cennet" olarak inanılan yerde yeniden doğacak olursa), görüş-benlik de uyanacaktır. Bu, doğru değildir. Eğer ki bu, bir insan ölmeden önce yapılabilecek olsaydı, iki ayrı hafıza kişiliği olurdu. Her birinin kendi görüş-benliği olurdu ve dünyaya kendi eşsiz gözlerinden bakabilirlerdi. Bu anda, her ikisi de hayatta farklı bir patika seçerdi ve dolayısıyla farklı anılar ve deneyimler edinirlerdi. "Kişi"nin kendisi bir anda iki ayrı kişisel dünya görüşü kazanıvermezdi. Eğer ki ölürseniz, görüş-benliğinizi beyninizden bilgisayara (ya da cennete) aktarmanın bilinen hiçbir yolu bulunmamaktadır. Kişisel dünya görüşü, tamamiyle kişinin kendisinin bir andan diğerine doğru olan sürerliliğine bağlıdır. Bu sürerlilik bir uyku veya anestezi dolayısıyla kesintiye uğrasa da, devam eder. Ölüm, bu sürerlilikte kalıcı bir kırılma noktasıdır. Dolayısıyla sizin kişisel dünya görüşünüz bir beyinden başka bir ortama aktarılamaz. Ne şimdi, ne herhangi bir diğer zamanda...
Eğer ki bu moral bozucu gibi geliyorsa, tam tersi olduğunu bilmelisiniz. Kendi ölümlülüğümüzün farkında olmak son derece moral vericidir; çünkü her bir an, her bir gün, her bir ilişki anlamlı demektir. içinde yaşadığımız dünya ve beraber yaşadığımız bilinçli diğer insanlarla derinlemesine etkileşime geçmek, hayata anlam ve amaç katmaktadır. Her birimiz dünyada ve tarihte, hem coğrafi hem de kronolojik olarak eşsiziz. Genomlarımız ve konektomlarımızın olduğu gibi kopyalanması imkansızdır. Dolayısıyla bireyler olarak bizler, kendi ölümlülüğümüzün farkındalığı ve bunun ne anlama geldiğinin bilincinde olmamız sayesinde korunmuş vaziyetteyiz. Bu ne demektir? Yaşam, aslen büyük şovu öldükten sonra başlayacak geçici ve sahte bir düzmece değildir. Kozmos tiyatrosunda, şimdi ve hemen burada sahip olduğumuz kişisel sahnenin ta kendisidir!
Yazan: Michael Shermer -
-1
neymiş efendim ateistler
Osmanlı bilimin öncüsümüydü hayatımda bu kadar saçma bir cümle duymadım matbaa bile osmanlıya ne zaman geldi haberin varmı -
+165 -20
başkanlık istiyenler bunlara cevap versin
-Başkanlık olursa terör sona erecek mi
-Başkalık olusa şehit gelmeyecek mi
-Başkanlık olursa dolar düşecek mi
-Başkanlık olursa milli gelir artacak mı
-Başkanlık olursa çalışanlar gülecek mi
-Başkanlık olursa millet zenginleşecek mi
-Başkanlık olursa yolsuzluk önlenecek mi
-Başkanlık olursa yargı bağımsız olacak mı
-Başkanlık olursa demokrasi işleyecek mi
-Başkanlık olursa eğitim düzelecek mi
-Başkanlık olursa kutuplaşma bitecek mi
-Başkanlık olursa kutuplaşma bitecek mi
-Başkanlık olursa ülkeye huzur gelecek mi -
+2
lise mezunuyum ve gurur duyuyorum beyler
Lise mezunuyum şu an mc donalds ta her gelene menünüzü 1 Tl farkla büyütürmüsünüz diyorum - daha çok