• 0 / 0 / 19715 entry
  • 5279 başlık
  • 2 trend
  • 75,884.81 incipuan

"vodka connecting people"
önüncü nesil normal
kasım 2015

  • +1 -1
    sarhoşları üzmeyin
    https://www.youtube.com/watch?v=uilqsYCuqTU&t=5s
    ···
  • +3
    sarhoşları üzmeyin
    biz aslında en çok kendimizi seviyoruz. en çok kendimizi sevmeseydik aşığım dediğimiz insanların bize yaşattığı üzüntülerin bi önemi kalmazdı yüreğimizde. çünkü bu insanlar bizi mutsuz ettikleri vakit bizi mutsuz eden insanlara karşı nefret bile duyabiliyoruz. sanki bizim kalbimiz dünyanın en kıymetli hazinesiymiş gibi. kimimiz ailesinden gördüğü o dolu dolu sevgiyi dışarıda hiç tanımadığı insanların kalplerinden onlara hediye edilmesini beklerken, kimimiz ailesinden göremediği sevgiyi, halihazırda en yakınlarından görmeyi hak ettiği sevdiği yine hiç tanımadığı insanlardan bekliyor. bu durum içinden çıkılmaz saçma bir beklentidir. aslında dönüp dolaşıp yalnızlığımıza olan düşmanlığımızdan kaynaklanıyor hepsi. yalnızlığımızı paylaşabilme olanağı olsaydı eğer, bu durumun aşktan daha kıymetli ve vefalı olduğunu öğrenebilirdik fakat kendi bencilliklerimiz yüzünden başkalarını yalnız bırakmaya devam edeceğiz yorulana dek. her seferinde daha önce hiç olmamış gibi, ama her seferin sonunda yine hep alışkın olduğumuz mevzuyu yaşamamız, yani bu aşk mevzularının hepsinin başının ve sonunun belli olması tıpkı çok beğendiğimiz bir yeşilçam filmini bıkmadan usanmadan ve o ilk izlediğimiz seferdeki tadını alacakmış ümidiyle izlememize çok benziyor. aşkın tarifini yazmaya çalıştı yüz binlerce kalp. n'apıyorsun şu an? etrafına bir bak. neredesin? içtiğin sigaradan en son ne zaman keyif aldın? gerçekten ne zaman bir kahkaha patlattın karnın ağrıyana dek? ne zaman gerçekten "iyi ki yaşıyorum bu hayatta" dedin kendine? o kadar çaresiz hissediyorsun ki bazen, sanki seni tek kurtaracak şey ölüm olacakmış hissine kapılıyorsun çoğu zaman. artık müzikler pek de ruhunu okşamıyor. insanların muhabbetleri eskisi gibi tat vermiyor. eğlenceli bir akşam için içtiğin alkol artık seni dinlendiren tek şey olmuş, kendine bile katlanamadığın için yalnız kalmaktan nefret ediyorsun. başkaları seni sana unutturuyor bir süreliğine ve yalnız kaldığında yine o boşluk. inanç mı? aşk mı? para mı? nedir bu boşluk? bir türlü cevabını bulamamak seni daha da yalnızlaştırıyor kendi içinde. kimse bunların cevabını veremiyor. hayat çok basit gelmeye başlıyor ve bir o kadar da zor. klişelerin hayatına bağlantılı olduğunu gördüğünde sen de anlıyorsun, hayat sürekli sana "sen de değersizsin ve hep öyle kalacaksın" diye sessiz sessiz ve sinir edercesine fısıldıyor. sen de gurur ve o aciz kibirinden ötürü utanmadan "farklıyım" diyebiliyorsun ya kendine. işte o anlar şimdiye dek izlediğin bütün komedi filmlerinden, komedyenlerden çıkarabileceğin mizahtan daha komik, fakat seninki kara mizah. neden siyahı diğer renklerden daha çok sevdiğini de düşündün mü peki hiç? neden daha çok yakışıyor siyah sence sana? yoksa sen mi yalnızlığına siyahı dost ediyorsun? siyah güzeldir bir bakıma. karalayamazsın. ve her şeyi gizler. bir beyaz bulup gri olmak amacın biraz acizce ama; aramaya devam edeceksin etme deseler bile. kimsenin seni anlamadığını düşünüyorsun ve sanki sen herkesi anlayabiliyorsun di mi? yazık. onca kişiyi belki de ilk defa gördüğün birini bile anlayabilirken devamlı aynaya baktığında gördüğün ve kaçamadığın kendini anlayamıyorsun. seni çok zorlayan bir matematik problemini bile çözebilirsin denklem ve ya formüllerle ama işin kötü tarafı senin kararlılık formülün yok. her seferinde çözmeye çalışıyorsun ve her defasında sonuca yaklaşırken ümitlenip, sonucunda elinde kalan sıfırla yıkılıyorsun. ama tekrar tekrar sanki başka bir sonuç elde edecekmişcesine deniyorsun. beni iyi dinle. iki kere iki dört ediyor. matematik ne zaman yanıldı ki? istediğin sayıya böl kendini. sen kalansızsın. ister isyan et istersen inkar et ama buda'nın da dediği gibi; hayatında üç şeyi saklayamazsın. güneş, ay, gerçek. çok garip gelmiyor mu sana da? şeref, onur, namus gibi kelimelerin insanların anlamlarını bilmeden bu kelimelere sahip olduklarını sanmaları. her gördüğüm insanın "ben en iyisi ve en doğrusuyum" fiyakaları. "ben haklıyım" inatları. "benim kalbim temiz" inançları. garip olduğu kadar trajikomik. aslında herkes güzel bir şeyleri ortaya çıkarmaya çalışıyor yaşadığı süre boyunca ama hep hayat yapmaman için engeller koyuyor. mesela ilkokul zamanlarımda okulum ile evim arasındaki yeşillik yoldan çiçekler toplardım anneme baharda. bir gün çiçeğin birinin içindeki arı parmağımı sokmuştu. resim çizmeyi seven biri olarak kalemi tutamayacak kadar bana acı veren arıya da çiçek toplamaya da lanet etmiştim. ve o günden sonra çiçek toplamayı bıraktım. hayatımın her alanında bir arı çıkıp parmağımı soktu. ve yapmak istediğim güzel şeylerden vazgeçtim. sevmekten vazgeçtim. mutlu etmekten vazgeçtim. güvenmekten vazgeçtim. kutsallardan vazgeçtim. ve sanırım en sonunda kendimden vazgeçtim. kendimden vazgeçebildiğim için bütün düşüncelerimi, hislerimi, deneyimlerimi, kaybedeceğim bir şey olmadığına emin olarak insanlara rahatça anlatabiliyorum. ve sen bu yazıyı bu sayede okuyabiliyorsun. kendimi devamlı veresiye mal veren bir bakkal gibi hissediyorum uzun süredir. müşterilerim devamlı benden alışveriş yapıyor fakat hiç bir şekilde bir ödeme yapmıyorlar. bazen kendi kendimi kandırıp bazı müşterilerime fazla fiyat biçtiğim bile oluyordu sanki ücretimi alacakmışım gibi. hatta dükkanımda en pahalı şey olan gelen müşterilerimin aldıklarına baktığımda kimsenin alamayacağını düşündüğüm ve sadece peşin parayla satıcam dediğim 20 senelik viskimi bile vermiştim pek de zengin görünmeyen birine. nedense daha önce hiç bir ödeme yapılmamasına rağmen bu müşterimin bana günün birinde ödeme yapacağına inanmıştım. da. tabii ki o da ödeme yapmadı. alışkın olduğum bir durum bu. ödeme yapmayan müşterilerim dükkanımın sokağından bile geçmiyorlar artık. alt sokaktan gitmek istedikleri yere sadece güzergahlarını değiştirerek devam ediyorlar. sokağımdan geçmemelerinin sebebi yüzüme baktıkları anda hissedecekleri utanç ve mahcubiyet. fakat bu utancı devamlı hissetmeleri gerekmiyor muydu? görünüşe bakılırsa hissetmiyorlar. dükkanımda pek mal kalmadı. bir kaç değersiz fakat eğlendirici dondurmalar, çikolatalar ve şekerlemeler. sanırım iflas ettim ama elimde kalanları da satana dek kepenkleri kapatmayı düşünmüyorum.
    ···
  • +2 -1
    uzun saçını kestirmiş erkekler bi doluşun
    YA KURTULAMAZSAN
    ···
  • +2
    uzun saçını kestirmiş erkekler bi doluşun
    belini büküp saçını tutsam napabilirsin
    ···
  • +1 -1
    abi üstleri al yanlar kalsın dedim
    anana üstü kalsın dedim
    ···
  • 0
    askerde nasıl çürük çıkarım panpalar
    interciksüelim tutturabilirsen gib
    ···
  • -1
    askerde nasıl çürük çıkarım panpalar
    gel seni gibim pempe kimlik çık
    ···
  • +1
    bak sadece yüzünün köşeli şekline bile
    simetri hastalığı
    ···
  • +1
    hadi herkes yaptığı en büyük piçliği
    öğretmen anandan ücretli ders alırken anan bana çay komaya gittiğinde banyonuza dalıp kirlikten ananın külotlarını hamutluyordum
    ···
  • +1
    gönlümde güneşler batar bir anda
    hadi gibtir git
    ···
  • +1
    gönlümde güneşler batar bir anda
    ruhumu hicranlar sarar bir anda
    goncalar yapraklar solar bir anda
    bütün sevdiklerim el olur gider

    garibin çilesi mezarda biter
    ···
  • +1
    şu adamada rapçi diyen varsa gitsin
    bu kim oc
    ···
  • 0
    ercüment çözer öldüreceği kadını
    hangi bölüm?
    ···
  • -1
    ercüment çözer öldüreceği kadını
    öyle bir şey yok, izleyeceğin diziyi gibim
    ···
  • +1 -1
    çok şey istemiyorum sadece sessiz ol
    Yeni uyuttum acılarımı.

    hayırlı geceler
    ···
  • daha çok