• 0 / 0 / 3925 entry
  • 196 başlık
  • 1 trend
  • 1,129.89 incipuan

bebişinci nesil normal
şubat 2012

  • +2
    14 şubatta sevgilimle yaptıklarım
    yaratıcı ol biraz koduğumun evladı, giberim belanı.
    klişe esprilerden arın, ağzını yüzüne kırarım senin.
    ayol gece gece delirttin beni. salak şey.
    ···
  • 0
    var mı lan benimle kavgaya gelebilecek adam
    tırsak binler.
    ···
  • +2 -1
    var mı lan benimle kavgaya gelebilecek adam
    yaş 24
    boy 1.54
    kg 46
    5 sene mma, 2 sene muay thai, 3 sene bjj, 10 sene de chackie chan izledim.
    asosyalim.
    zütü yiyen arkadaş çıkarsa ki sanmıyorum, vereceğim adrese gelip kapıyı çalıp, validemden müsaade isteyip odama gelsin.
    ananızın dıbını nasıl tersten görebilirsiniz göstereyim size.
    yalvarırım 1 tane delikanlı çıksın bi tane.
    eğer dayak yersem ceza olsun diye twerk ve kucak dansı yapıcam.
    dip not: ceza bahane değil.
    ···
  • +6
    yavukluma tüküren lamayla kavga ettim
    ben eski dolmuş şöförü ziya. geçen gün anlattığım üzücü nedenden dolayı işi bırakıp köye döndüm. yavuklum hanifeyi alıp küçük bir tatil yapmalıydım. ilk seferle güneyamerikaya yola çıkma kararı aldık.
    güneyamerikanın dağ ve çayırlarında koşuşturup, hayvanlarla oynayıp, yerlerde öpüşerek yuvarlanıp romantik bir tatil yapacaktık.
    ta ki dıbına koduğumun şekilsiz gevişgetireni olay çıkartana kadar.
    benim neşeli karım, köydeki koyunlarını andırdığını düşündüğü lamaların üzerine koşturup, onlarla haşırneşir olunca bi anda olay büyüdü. birinin zütüne attığı şaplaktan sonra, bazı insan ırklarına özenen lama topluluğu yavuklumu köşeye sıkıştırdı. kenar mahalle huursu gibi sakız çiğneyen bu çirkef lamalar hatunumdan hesap soruyordu. o kimmiş de reyis lamanın zütünü şaplaklarmış ? cezası, reyisin taşaklarına sabaha kadar dil masajı yapıp, sonra topluluğun kalanına 1 er posta vermekmiş. bunu duyunca dellendim. ama çok kalabalıktı huur çocukları, başta sesimi çıkaramadım. ama benim namus bekçisi hanifem bu şartı duyunca, sözcü lamaya kafayı gömdü. ofsayt kralı burak gibi bağırarak yerde yuvarlanmaya başlayan lama gerginliğin büyümesine yol açtı. akabinde reyisden yediği balgamla sendeleyen karım yere kapaklandı. 20 senelik dolmuş şöförü ben. ziya. bunu görünce tasım tarağım attı tabi doğal olarak. allahu ekber nidalarıyla reyis lamanın üzerine atlayıp yere serdim bini. parmaklarımı burun deliklerinden içeri sokup nefessiz bıraktım ve topluluğun kalanına büyük bir gözdağı verdim. karnına attığım 2-3 yumruktan sonra kafayı da gömüp bayılttım güneyli muallakyi. diğer binler de belediye çimlerini sular gibi bütün mideyi döktüler üzerimize. huur çocukları! ağzım yüzüm balgam olmuştu ama namusumu korumuştum evelallah. reyisin bayılmasıyla diğer lamalar kaçınca karımın gözünden süzülen balgamı dilimle alıp, romantikliğimi gösterdim. ve savaş alanı galibi olarak hükmettiğimiz toplarda yuvarlanarak emiştik. bi kaç gün sonra başka bi yere geçicez, bakalım hayırlısı.
    ···
  • 0
    dolmuşta ekmeğimi elimden alan şerefsiz
    @2 gibtir deyyus
    ···
  • +127 -16
    dolmuşta ekmeğimi elimden alan şerefsiz
    ben 20 yıllık dolmuş şöförü ziya. geçen gün çıktık yine yola müslüm babam eşliğinde, zaten dertliyim dıbına koyayım, 24 lira veren kuponum son maçtan yatmış, gerginim. dolmaya başladı yine bizim derbeder otobüs. zaten milleti gibiştirene kadar insan almaya devam ederim. bizim lanet karı evde vermiyor. milleti düşünüp, en azından benim durumumda olanlar gibişsin diye, arabayı sonuna kadar doldurur ve sürekli sağ sol yaparım direksiyonu, alakasız yerlerde gaz fren yapmayı da ekgib etmem. sonra gözümün ucuyla arka tarafı izlerim. ve onlar için mutlu olurum. kimisi üzgün, kimisi çağla şikel memesi görmüş alişan modunda olur ama genelde içlerinde dışarı taşmamak için savaş veren bi mutluluk patlaması yaşanır bilirim. her neyse en son gudubet karının biriyle aptal oğlunu aldım arabaya. onları görünce firene basan ayağımı gibsinler. sürekli ağlıyor ızdırabını gibtiğimin veledi. anası da nefes alınması zor dolmuşta, beni göremediği kalabalıktan, çocuğu susturmam için ricada bulunuyor. şöför amcası bağır şuna da sussun falan diyor. gülümsüyorum hafiften ve ses çıkarmadan yoluma devam ediyorum. ama susmuyor kodumun yaratığı. salak karı bu sefer sesini yükselterek tekrarlıyor ricayı. şöför bağırsana şu çocuğa!
    ben de nasıl oldu bilmiyorum. sus dıbına koduğum doğurduğu diye bağırıverdim birden. otobüste anlamsız bi sessizlik oldu. ulan ben bi tane bini susturmak için refleksle bağırdım, bütün huur çocukları asker seldıbına geçti. ne yannan yiceğimi bilemedim. korna basa basa sağa çektim nedensiz bi şekilde, enteresan triplere girmiştim korkudan. sanki herkesin anasını gibcekmişim gibi bi sinirle indim arabadan. millet orta kapıya gelcem ve kavga falan çıkcak diye beklerken. çocuğun olduğu cama tıklayıp in lan aşağı zütün yiyorsa diye bağırmaya başladım ağlayarak.
    baktım bir saattir ağlayan bin şahlandı, cama tükürüp el kol hareketi yapıyor. bırakın anasını gibeyim şu gavatın falan diyor tak parçası. annesi olcak huur da 5 yaşındaki çocuğunu susturcağına, gitti ön taraftan orta kapıyı açma tuşuna bastı. çocuğu yanıma indirdi ve otobüse binip kapıyı tekrar kapattı. ikimizde nolduğunu anlamadık. herkes cama yapışmış bizi izliyor. o kadar erkeklik tasladık yan çizmek de olmaz o dakikadan sonra, diye düşünürken, ne bekliyorsun huur çocuğu diyip taşaklarıma kafa attı belasını gibtiğimin hobiti. yatan 24 liradan mı yoksa taşakların çarpışmasından mı bilmiyorum yerde tepinmeye başladım. güneşli havadaki dolgun balgam gibi yapışmıştım yere. ben yerdeyken konuşmaya başladı bi de kaşarın oğlu: dua et kreşe geç kalıcam yoksa eve gider bi posta da karına kayardım diye... ardındna şöför koltuğuma geçti. ne alkış vardı otobüste ne ıslık. herkes uslu bi şekilde oturmuş ücretleri tekrardan uzatıyorlardı. asil bi şekilde koltuğa oturdu sinyalini verdi ve yola çıktı. kısa sürede gözden kaybolmuşlardı.
    ···
  • +10 -3
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    özür diliyorum. haftasonu devam etmeye çalışacağım. şu an taka sardı işler. illa eski arkadaşları devreye sokturtcak bana yeni hayatımdaki tipler. haftasonu yazıcam muhtemelen. entry, şuku falan girmeyin beklentide olmayın. ben söz verdim bitiricem zaten. arada sırada kontrol edersiniz. hadi eyvallah
    ···
  • +16
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    özgün 1 saatten fazla yürüttüğü yolun sonunda, ağaçların arasında kalan bi eve soktu bizi. ve o günü hiç kimse evden çıkmadan geçirdik. ertesi günün gecesi gittiğimiz yer, kanımın ciddi anlamda donmasına neden olmuştu. ormanın ıssız bir köşesinde, eski bir evin önündeki yeşillik alanda, gördüğüm 40-50 kişilik grup, siz kimsiniz lan avradını gibeyim tepkisini vermeme sebep olmuştu içimden. kaçıp gitmemek için zor tutmuştum kendimi. neden bu tür insanlar var anasını gibeyim ? insan mı hatta bunlar? gibi şeyler söylüyordum donup kalmış halimle. nilanın neden huzursuz olduğu anlaşılmıştı. yaklaşık 50 tane, uzun boylu,kel ve gözleri yuvalarından çıkcakmış gibi korkunç bakan bir grubun hangi dilde söylediğini anlayamadığım sözleri, o korkunç ayin anına tanık olmam ve onların bizi farketmesi... hayatımın en korkunç anı o an olmuştu diyebilirim.
    başka bir zaman, mikoları tanımadan önce, ya da ne bileyim yalnız başıma gezindiğim bir anda görmüş olsam o adamları, bırakın kaçmayı, direkt kalbim durur ölürdüm muhtemelen.
    sadece filmlerde olabilir diye düşündüğüm adamlar capcanlı bir şekilde karşımda duruyorlardı. benim, ne gibi bir özelliğim olduğunu düşünmüşlerdi de, böyle bir yere
    göndermişlerdi dıbına koyayım. bizi farkettikten hemen sonra sözlerine, ses desibellerini yükselterek 10 saniye daha devam ettiler ve bir anda sustular.
    o ölüm sessizliği anında tek duyduğum kalbimin atış hızıydı. aldığım bütün sakin kalma eğitimleri silinmişti. çünkü, ortalarında yatan adam ve adamın etrafında çevrili 3 hayvan ceseti tüylerimi diken diken etmişti, nasıl sakin kalabilirdim bilmiyordum. özgünün bana dönüp, biz adamlarla uğraşırken sen yerde yatan adamı kaçıracaksın demesi, korkunç düşüncelerimden kısa süreli irkilip kendime gelmemi sağlamıştı. ama o sakinlik 10 saniye falan sürmüştü sanırım.
    neredeyse 50 kişinin olduğu canavar tipli bir tarikatı 3 kişi nasıl oyalayacaktınız ?
    ben ölü olup olmadığını bile bilmediğim bir adamı, yakın mesafede bir aracımız yokken, nasıl taşıyacaktım ? niye bu adamı kaçırıyorduk? kimdi bu bin kurusu ?
    sen niye bu kadar sakinsin anasını gibeyim? gibi şeyler düşünürken, konuşamayıp sadece onayladım dediklerini kafamı sallayarak. sadece yutkunabilmiştim o an.
    ···
  • +13
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    nilanın asık suratı, bizi bekleyen şeylerin ciddi anlamda tehlikeli şeyler olacağının göstergesiydi. bu kızın bildiği bi şeyler vardı. bu sırada kamyon durmuş ve bizi anayolun kenarında bırakıp devam etmişti. hemen durduğumuz yerin yanında, 2 tarafı da sıralı ağaçlardan oluşan dar bir yol vardı. özgünün peşinden o yolda yürümeye başladık. hafif arkalarından ilerlerken nilayla birlikte, merakıma yenik düşüp 1-2 şey sordum. ne olursa olsun bu gece yanımdan fazla ayrılmamaya çalış, sakin kal ve önündeki uzun yılları düşünüp bütün yaşama iç güdünü devreye sokup elinden gelen her şeyi yap cevabını verdi. ne alaka dıbına koyayım,ne ömrü ne yaşama iç güdüsü diye afallamıştım.
    ne olacak bu gece diye tekrar sorduğumda ise muhtemelen özgünün duyabilceğini düşünüp sus işareti yaptı ve sadece dediklerimi kafana iyi kazı dedi.
    daha yeni gelmiştik avradını gibeyim, eve bile yerleşmedik. ne olabilirdi ilk geceden bu kadar dikkat etmem gereken şey ?
    neler gördük o kadar kısa sürede nila, hiçbir şey olmaz tarzı şeyler söyledim kısık sesle içimi rahatlatmak için.
    hafif kafasını sallayarak, anlamlı-huzursuz bir gülüş atıp, sen daha hiçbir şey görmedin diyip adımlarını hızlandırdı. tek başıma kalmıştım arkadan yürüyen.
    düşüncelere dalmıştım yine. o an korkmuyordum aslında ama nila gibi bi kızı bu kadar huzursuz edebilcek bi şey cidden ne olabilirdi ? o bile böyleyse, benim bu kadar rahat olmam normal miydi ? kesin abuk subuk bi şeyler olucak yine, en azından miko ve serana falan da burda olsaydı da kafam rahat olurdu tarzında şeyler geçiriyordum kafamdan. ama sadece 4 kişiydik ve sadece nilayı tanıyordum. o yüzden dediklerini dikkate almalıydım. akşam her ne olacaksa olsun hazır olmalıydım.
    ···
  • +11
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    yaklaşık 10 dakika sonra durduğumuzda şaşırmıştım. mola vermelik bi durum olamazdı, daha yeni çıkmıştık. 10 dakikada şehir de değiştirmiş olamazdık dıbına koyayım.
    geç kalmamla ilgili sorulabilcek hesap korkusu olsa da biraz, kalktım yattığım yerden.
    geniş bi arazide bize bakan helikopteri gördüm. özgünün yaptığı telefon görüşmesinden
    sonra, araba tekrar çalıştı ve helikoptere doğru ilerledik. vay dıbına koyayım demiştim, ben arabanın arka tarafında uzanarak geçirceğim uzun ve sıkıcı bir yolculuk düşünürken, helikopter karşımda durmuş bana bakıyordu. herkes çantalarını yükleyip helikoptere geçti, herhangi bir şey sormadan. özgünün az önce pilotla konuşmuş olduğunu ve pilotu beklediğimizi düşünürken, bu sefer sıcak gülüşüyle helikopteri haz alarak kaldırdığında bi kez daha afallamıştım. kesin öldük anasını gibeyim diye düşünürken, çoktan ilerleme katetmişti bin. denizin ve dağın üstünden, 50-60 km lik mesafeleri olan ilçeleri, enlemesine giderek 10 ar dakikada geçiyorduk resmen. nedenini bilmediğim bir şekilde, nilanın elini tutup olacakları bekledim. ilk defa huzursuzluk görmüştüm onun suratında, bu beni iyice rahatsız etmişti. bindiğimiz yere göre çok daha küçük bir alana iniş yapmıştık gittiğimiz yerde. ben, helikopterden inip limuzine geçeriz diye düşünürken özgüne çok büyük saygı duyduğunu belli eden bir adamın şöförlüğünü yaptığı kamyonun arkasında bulmuştum kendimi. adam belki 10 yaş büyüktü özgünden ama her istediğinde ayağını yalayacak kadar çekingen duruyordu.
    ···
  • +10
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    yapmak istediğim hamle olayını ertelemiştim, kalabalık ve ciddi ortamdan dolayı. kendimi, 10 larca yaşlı aslanın arasında duran fare gibi hissediyordum.
    ben kimim ki maskeli gruba herhangi bir hamlede bulunuyorum dıbına koyayım.
    bi gün aralarındaki ast üst ilişkisini öğrenmeyi kafama koymuş olsam da, o gün bu gün
    değildi. özgünün eline, muhtemelen içinde yapacaklarımızın yazılı olduğu bi kağıt verildikten sonra, gecenin bittiğini ima eden, odadan sessiz bir şekilde ayrılma hareketini yaptılar. özgün bizim grubu yanına çağırarak, yarın gece burdan ayrılacağımızı ve tam olarak hazır bir halde verdiği adreste bulunmamızı istedi.
    nereye gittiğimizi sorduğumda alamadığım cevap hem küçük düşmüşüm gibi hissettirdi hem de huzursuz olmama neden oldu.ama ses çıkarmadım, bekleyip görmekten başka çarem yoktu.
    hazırlanmak için eve döndüğümde annemleri düşünmeye başlamıştım biraz. ciddi ciddi çıkmışlardı lan hayatımdan. acaba, şimdiden merak edip ulaşmaya çalışmışlar mıdır?
    diye düşünüyordum sürekli. bütün hazırlıklarımı yapıp parayı da kış olduğu için kimsenin görme ihtimalinin olmamasının verdiği rahatlıkla, bi ağacın altına gömdüm.
    tek yaptığım müzik eşliğinde düşünmekti son gecemde. tavanı izleyip, içimden sorduğum cevapları, aynı şekilde içinden verdiği cevaplarla karşılayan tavanla göz teması kurdum bütün gece. sonraki gece, verilen adrese gitmem gereken zamandan 5 dakika geç gittiğimde, imalı gülüşüyle özgün karşılamıştı beni.
    nilayla musadın sadece arkadan izlediği o anda, ne kaba güç kullandı ne de seri bir hareket yapmıştı özgün. nereme dokunduğunu anlayamadan bayılmıştım.
    imalı gülüşüyle o gece tanışmış olmuştum.
    gözlerimi açtığımda yola çıkmıştık toplu bir şekilde. aptallığı üstümden attıktan sonra xxx ten anca çıkmak üzere olduğumuzu farkettim. nilayla biz arkada, musad arabayı sürüyor ve özgün yanında oturmuş halde ilerliyorduk. dokunan bayıltıyor anasını gibtiğimin grubunda diye düşünürken hiç sesimi çıkarmadan nilaya baktım sadece.
    öndekilere ses vermeden koydum kafamı tekrar, hafif gülümsedi bana. ben de uyanmamış gibi yapıp uzandığım bacaklarında, sessizce durmaya devam ettim.
    acaba nereye gidiyorduk ?
    ···
  • +8
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    saat 24.00 ı gösterdiğinde, sakin kalmanın derslerini almaya başlamış biri olmama rağmen, heyecanlanmıştım. bu sefer çok daha lüks bir evin salonunda, yuvarlak masaya dizilmiş maskeli grup ve masanın yanında ayakta duran mikoyla serananın karşısına dizilmiştik 20 farklı kişi. nila ve kato rahat bir şekilde olacakları beklerken, ben onlar kadar huzurlu değildim, ama belli etmiyordum. adamlar hiç konuşmuyordu dıbına koyayım. anlamsız anlamsız bize bakıp, birbirlerine dönüyorlardı tekrar.
    sanki maskeler aracılığıyla sadece birbirlerinin duyabildiği konuşmalar gerçekleştiriyorlardı. o huzursuz bekleyişten 10 dk sonra falan, kağıtlar masanın ortasına itildi ve miko tarafından sesli açıklaması bize sunuldu. o an adını öğrenmediğimiz başka bir şehirde, yaklaşık 1 aylık bir göreve seçilen 4 kişinin ismi...
    musad, nila ,ben ve özgün. ilk saydığı 3 lü 1 er adım öne çıktık. özgün denilen çocuk başka bir kapıdan girip, önce yuvarlak masaya gidip bi şeyler söyledi, sonra yanımıza gelip bekledi. farklı bir duruşu ve rahatlığı vardı bu adamın. evin başka yerinden gelişi olsun, rahat bir tavırla masaya gidip konuşması olsun ve belki de sonradan göreceğim nice özelliği olsun, enteresan bir tipti. musad ve özgünden kısaca bahsetmem gerekirse; musad, uzun boylu, kalıplı, çok ciddi bakışlara sahip ama çok eğlenceli bir çocuktu. son 3 senesini türkiyede yaşamış, bi çok farklı ülkede bulunmuş, arap asıllı biriydi.
    özgün ise sürekli rahat tavırlarıyla takılan, sürekli gülümseyen ama gülümsemesiyle bile insanı huzursuz edebilen bir insandı.
    özgün hiç bir zaman direk sinirlenmezdi, onu net bir şekilde öğrenmiştim. 2 farklı gülüşü vardı bu adamın. birinde ciddi bir adamı küçümserken ya da herhangi bir konuda
    komik bir muhabbet olurken attığı sıcak gülüş, diğeri ise patlama öncesi yaptığı imalı gülüş. ama sonradan bi çok kez tanık oluşumdan dolayı biliyorum ki, bu adam 2. gülüşünü atıyorsa yanında durmak aptalca bir hareket oluyordu.
    ···
  • +8
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    gece 12 gibi devam edeceğim.
    ···
  • +13 -1
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    @porseidon == dostum yanlış anlama ama senin edeceğin küfür ya da atacağın çükünün
    benim için ne kadar önem arz ettiği hakkındaki düşüncelerimi belirtip canını sıkmam istemem.
    kimseyi burda bekleyin ve beni dinleyin diye zorlamıyorum. hayatım hakkında en ufak bi fikrin yok. sizden ne bir şuku bekledim, ne de entry girip başlığı ayakta tutmanızı. arada sırada bakıp yazıp yazmadığımı kontrol edebilirsiniz. hayatım saçma sapan bi hal aldı yine. vaktim oldukça yazıcam. günümüze kadar getireceğime ve o 1 yıllık süreçteki yaşadığım herşeyi anlatacağıma dair söz verdim. siz her saat beklemeyin arada sırada kontrol edersiniz. eninde sonunda yazıcam.
    ···
  • +10
    birilerine anlatmadan yapamayacağım
    2 günümü dediği gibi geçirdikten sonra, 3. gün serananın yanağıma koyduğu buseyle açtım gözlerimi. eşyalarımı toparlamamı ve ritüel günü kırdıkları telefonumla kopardığım bağlantım gibi, bu evle olan bağlantımın da kopma zamanımın geldiğini söyledi. maskelilerin kağıtlara yazdığı 4 isimden biri olup, başka bir şehre geçme ihtimalim varmış. seçtikleri isimler gece yarısı belli olacakmış ama sonuç ne olursa olsun bu evle bağlantım kopacakmış.
    aklıma maskelileri gördüğüm ilk an gelmişti. orda serananın hareketiyle gitmişti bu tayfa. madem, serananın bilmediği bir şehir değiştirme olayını, bunlar kararlaştırıyor,
    neden o gün seranayı dinlemişlerdi ? kafama takılan bu soruyu kurcalamam gerektiğini biliyordum. belki basit bir nedeni vardı ama o maskeli tayfa olayı engel olamadığım bir şekilde rahatsız ediyordu beni. her taka alışmaya ve sakin olmanın günlük eğitimini almaya başlamış biri olmama rağmen, o grup tüylerimi ürpertiyordu.
    seranaya düşüncelerimi yansıtmadan toparlanıp, zütürdüğü küçük ama güzel eve yerleştim. sadece bana özel ayarlanmış gibiydi. tek yapmam gereken o aptal karar anı
    için geceyi beklemekti. ne tür bir hamle yapacaksam o gece yarısı yapacaktım.
    ···
  • daha çok