- 0 / 0 / 93 entry
- 23 başlık
- 617.38 incipuan
"Doldur Hayat Testisini Yaşam Suyuyla..." oybirinci nesil normal
kasım 2017
"Doldur Hayat Testisini Yaşam Suyuyla..."
oybirinci nesil normal
kasım 2017
-
+1
sorgulayan dinden çıkıyor sorgulamayan ise
Aynen dıbına koyim aynen bu ne bin kurusu : http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
Edit: Senin gibi ibn-elerden nefret ediyorum ulan, nefret! bo-kumu yiyin ibn-eler sizi! Ulan egonuz kendi gururunuz ve onurunuz için yani hem kendinize olan hemde insanların size olan bakışını daha çok "Ne kral adam, ne zeki adam la bu... "ya çevirmek için gö-tünüzü yırtışınız iyi midir cidden? Ne haldesiniz baksanız, hem bağnaz yani bir fikirden öteye zihnini zütüremeyenlere bakıp güler hem onlardan olursunuz. Pek güzel! ben size ne dediysem kulağınızdan bir delikten geçercesine geçip gidiyor. Okuyun dıbına koyim! Kur'an'ı da sanki birer "Çocuk Masalları, Keloğlan ve Balkız Hikayeleri Seti" okurmuşçasına okuyun. Nede olsa içinde geçmesine rağmen dahi Adem evladının neden ruh iken bedene bürünecek sonsuz iken sonlu olmayı seçecek kadar cesur olduğunu bilmezsin, neden bilmezsin dostum? Çünkü: bu masal seti değil, bu Kur'an-ı Kerim...
Özgürlük adına tek diyeceğim şudur: Ne olursa olsun, Hak edene, Sonsuza kadar Özgürlük lazımdır. Öyle arada bir kesemezsin özgürlüğü, her aptala da veremezsin ve verdiğinde de öyle her şeyi serbest edemezsin. işte bundan ibaret, sizin özgürce düşünme hakkınız cidden düşündüğünüzde var. Burası bir mizah sitesi ve eğer siz buraya din ve siyaset formuna çevirecekseniz bilginizle a-mımızı gibin, si-kimsonik türden hiçbir işe yaramayan yararsız bilimleri kullanarak kafamızı karıştırmaya veya bunun ötesinde "Her bi bohu biliyorum aehehehe" tarzı konuşmaya çalışmayın.
Ben hiçbir vakit müslümanım diyemedim vicdanıma. Kimi vakit insanlara müslümanım dedim ama mecburdum demeseydim öylesine dayak yerdim ki... Ben bir süre sonra bilime olan güvenimden ötürü onun tekniği ile "Elimde bilgi yok, o vakit çıkarım da yok"
dedim. Bunda bir hata yok çünkü benim için hayat: "Ben varım çünkü varım, yok olacağım çünkü yok oluyorum... "dan ibaret. Bu en güzelidir, bunların neden var olduğunu bilmeye çalışmak "Ben nasıl varım?" demekte benim hayatım boyunca en sevdiğim bilimsel düşünme biçimi olmuştur.
Gerektiği vakit yaşamın değerini bilmeliyiz, bir kere ondan sahibiz ve bir şeytan,deccal ve gavatın teki gelip bize aynı taktan yaşamı durmadan yaşamak ister miydin gibisinden bir soru sorduğunda işte burada cesaret belli olacaktır. Bugün bir inci sözlük üyesisin peki ya Selçukluda Farsçasını coşturan bir şairsen önceden, Demekki ölmüşsün aktaramadan bilgilerini bilmeden, işte en kötüsü de budur, Sen bilgiyi sevmezsen ondan ötesine aşık olursan o aşk ne biçim aşktır?..
Bizim tek güzelliğimiz beynimizse, onu bunu ve beni si-ktir et ve git kendine, beynine hesap ver. Ben buraya arada bir girip sizinle konuşuyorum aksi takdirde bu Dünya bana kafayı yedirtecek. Ne buradan bir şeyler düzeltebilirim, ne de düzeltmeye çalışabilirim lakin tek yapabileceğim en azından şu yaşamı yaşamak. Si-ktir git yaşdıbını yaşa. Bundan öte derdin mi olacak sanki, ne işe yarar ki öyle dert?
Zihnine hesap verebildikten sonra, onun süzgeçini kuvvetlendirip o süzgeçten her düşünceni geçirdikten sonra uygulamamak şerefsizlik, ahmaklık ve aptallıktan öte ne olur ki? Hadi görüşürüz bunun yanında : http://www.imgim.com/guze...uzelolmussungorulmeyi.png -
0
sorgulayan dinden çıkıyor sorgulamayan ise
Sorgulayan ateistlerden dini dinlemekten öte veya müslümanların aptallığına gülmekten öte Kur'an'ı açıp okusa her ayette her nokta başına düşünüp Tanrı, Yaratıcı ve Rab ve Allah olan yüce kimse bana ne demeye çalışıyor derse... En azından Kur'an'ı eleştirme hakkına sahip olur. Bunu dahi yapmadan 5.Sınıflara dağıtılan Masal Kitapları gibi okursanız Kur'an'ı, o vakit nah anlarsınız... Ya araştırmayı istersiniz, ya da hava atmayı. Genelde olay bundan ibaret, ya gerçeği cidden isteyecek ya da en kolayın peşinden gideceksiniz ondan sonra ha komünist, ha faşist, ha leninist, ha stalinist, ha islamist, ha ateist veya başka bir şey ne fark eder? hep aynı tak... Faşistlerin sağcı olduğunu sanıyorsan ahahah! gibtir lan oradan, faşistler solcudur lakin bir farkları vardır komunistlerden: Aşırı sağcı, solcular'dır genelde ;) o nedenle onları sağcı diyerek adlandırsan dahi hep aklında bulunsun: aynı tasta, aynı çorba, aynı masada, aynı dostla... işte tüm olayın özü bundan öte değil. Ne yazıkki... -
0
samanlığı yığsak neye yarar bu yelde mum mu yanar
Selam ola gününüz hoş ola.
Ben geldim konuşmağa.
Ben eskiden 'y' harfi yerine 'ğ' harfini kullanırdım tabi. Böyle cümlelerde bunu kullanma nedenim aile yapısıydı desek yalan olmaz. Uzaktan akrabalarımız trakyadan gelmişlerdi. Şu meşhur 'Nehir Sınırı' -Ki Bulgaristan,Türkiye,Yunanistan sınırının adını en iyi şekilde bu adla isimlendirebiliriz- kesiminin biraz ilerisindeki köylerden gelmişlerdi yani.
Pek tabi böyle konuşmaya başladım lakin peki ya çevrem buna nasıl baktı? Onlar pek uzak akrabalarım gibi hoş bakmağa çalışmadılar tabi. Benim böyle konuşmam oldukça tuhaflarına gittiğinden 3 kez aynı taku tekrarlamak zorunda kaldığım dahi oldu benim.
"-Bir alboro almağa geldim, elinizde vağ mıdır?
+Anlamadım??
-Şey... Bi' alburo alacağ idim.
+Marlboro mu?
-Evet yahu, ondan!"
işte çoğu vakit böyle oluyordu, benim aslında böyle konuşma adetim yoktu. Olayın kötü tarafı varmış gibi gözükürdü hep. Ben ailemle pek yakın bir çocukluk geçirdim, dedemin yanında kitap halamın yanında türkü çağırdım. Tabi böyle olunca onlardan da biraz biraz kaptım ve sonunda bakkala "ekmeği almağa" gider olmuştum.
insanlara göre bu garipti, garip karşıladılar.
Peki ya şimdi insanlar bundan garibini nasıl normal sayarlar?
Her daim sorum buna yönelikti aslında, Nasıl? ve N'için?
Bu "N'için"deki ayrım boşuna yapılmamıştı : Ne için diyordum aslında.
insanlar ne garipler ki, bana karşı bu tuhafsın sen havalarını sürdürürken Edebi eserlere karşı "BuĞ nOĞMalll AmıIIK ÇocU SevmiYOsAn Si-KtiRRR giTT" tarzı konuşmaya devam ettiler.
Öncelikle istemeliyiz sormayı: "Edebiyat cidden nedir? özet lütfen bin!" demeyi öğrenmeliyiz tabi. Bunun ötesinde Edebiyat özetle şudur: iletişimdir, insanlarla konuşmaktır. Bir edebi eserin iletişimi sizinle ne derece iyi kurduğu önemlidir sadece. Bu nedenle Fight Club büyük değere sahip bir edebi eser ya. Çünkü size bazı acı gerçekleri cidden "Hiç söz etmeden lakin her daim kitabın sayfaları arasında anlatarak ana fikri söylemeden lakin onu hep size aktarmaya çalışarak anlatıyor".
işte önemli olanda budur.
Orada şişko bir BOB vardır hani, bir görev olur ve o vurulur. Orada size ne der kitap biliyor musunuz? "Bob koca bir adamdı, egosu yani onuru ve gururu için yapmayacağı şey yoktu. Onun için memeleri olan bir ibn-emsi döneğimsi bir erkeğe dönüştü ve onun için o 'eve alınma elemeleri' sırasında gitmeğe karar verdi. O tam gidecekken tyler içeri girdi, ezik tyler geldi ve "Gitme BOB, kal ve dayan ve içeri gir... Lütfen!" dedi. Sonra ne oldu dostum? işte bir ceset ve bir bağırış: "Bob bir kahraman oldu". Bob egosu, gururu ve onuru olan tek adamdı o evin içinde, ilk kurban oldu... Sence tesadüfen mi oldu?"
işte bana bunları anlatmıştı kitap.
Edebiyat budur a-mına koyayım!
Ama ya şimdi veya sonra süregelecek olan eserler. Kötü Çocuk falan demeyeceğim şimdi, bundan ötesi var sadece şu resime bakın ve sorun : "Aşkı anlatmak için yeter iki söz, açık ve öz, bir grup varki salak, ne bu sözleri anlayacak ne aşka alkış tutacak... işte odur bunlara yüz veren, düştüğü anda çıksın diye el veren, bilgisiz, edebiyattan anlamayan, affedersiniz ama ibn-enin oğlu, gö-t veren! Ne yapsa boşa, yapıyorlar ne gidiyorsa hoşlarına, ne rakı ne şarap ne votka, alkol değil midir hepsi sonuçta, insan nasıl susar ve boşverir hiçbir şey yokmuşçasına?"
http://www.imgim.com/ilko...terkdegilzigotterkamk.png -
+3
işte bu ve şu
... Ah ne boş! bu evler, bu bakkal, bu eczane, bu şarkılar ve okullar...
Ne boş, tüm bu hayat ve tüm bu yaşam. Nasıl yaşar ki insan?
işte tüm soru bundan ibaret bir süre sonra. Belkide dinlerin tüm varlığını bu özel kılıyor ya, hangimizin cevabı var? din ve ideolojiler olmasaydı ne tak yerdik? ne güzel işte varlar lakin bira güzel midir?
Bazen sormak lazım gelir işte, bira cidden güzel mi? o üzüm, o incir kanından şarap cidden güzel mi? seni uyuşturur ve geçersin kendinden, o vakit ki uzaklaşırsın derdinden, o vakit ne ben ne senden, haber alınabilir ve uyanamazsın sen ey Adem!
Bu Dünyaya geldiğimizden beridir içtiğimiz bir şaraptır gidiyor, kimse de sormuyor : "Bu adem evlatları niçin şarap içiyor?" Bu ızdırap bizi uyurgezerliğe itiyor... Gören uyanık sanıyor, halbuki Ademevladı ayakta uyuyor.
işte böyle dostlarım, şu Dünya bize bir neden sunmadı ki. Peki neden varız burada? kim bilir ki... Marksist, Leninist,Stalinist veya Müslüman, Musevi, Hristiyan olun. Ne fark eder? yine içtiğiniz alkoldür. Ha şarap, ha votka, ha bira... Derim ki: Neye yarar?
Bazen soruyorum kendime, amaç olmadan daha mı güzeldir hayat? Pek sanmam açıkçası. Yaşam bir inciyse, bırakında en güzel sevgilinin kulağında küpe olsun, bir sarhoş ve utanmaz orus-punun kulağında olmasın. -
0
sözlük kulübü
Artık burası benim yuvamdır...
Sözlüğün dirilmesini ve hatta eski haline geri dönmesini isteyenler hepinizi burada toplayacağız. Aslında hepiniz değil, isteyenleri toplayacağız.
Sözlük Kulübünün ilk kuralları şunlardır:
1.Kural :
Her kişi gelişmelidir, gelişmeyen var olmayı hak etmez.
2.Kural:
Her kişi küfür etmelidir, siniriniz sizi yok eden bir ateşten öteye gitmez.
3.Kural:
Her kişi devlet tanımamak zorundadır, devlet yoktur toplum vardır.
4.Kural:
Her kişi yaşından değil zekasından değerlendirilir, devenin boyu farenin zekasının ulaşabileceği sınırlardan kısadır.
5.Kural:
Her kişi yanındakinden sorumludur, size girmedi başkasına girdi diye sesinizi çıkarmadığınız küçük kıymık parçası büyür büyür ve size kazık olarak girebilir.
6.Kural:
Sözlük Kulübü sözlüklerin kulübüdür, ayrım yoktur.
7.Kural:
Sözlük Kulübü kişisel ve toplumsal hakları için vardır, komşumuzun kapısını yere attığı çöpü yüzüne atmak için değil bir daha yere çöp atmaması için çalarız.
8.Kural:
Sözlük Kulübünün ilk üç kuralı ve 8.kuralı değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
9.Kural:
Sözlük Kulübü bir hayal ürünüdür ve hiçbir zaman var olmamıştır, tıpkı sizler gibi.
10.Kural:
Sözlük Kulübünün bir Tanrısı vardır, zihini.
11.Kural:
Anonim olmak herkesin hakkıdır, taktığımız maskeler yüzümüzü gizleyecek kadar korkak olduğumuzu değil bizim hepimizin bir olduğunu ve farkımızın olmadığını gösteriyor sadece.
12.Kural:
Sözlük Kulübü eğer toplum olmaktan çok devlet olmaya başlarsa yok olur, taht bir koltuktur ve kralsa bir soytarıdır.
13.Kural:
Dediğine katılmıyorsam dahi onu söyleme özgürlüğün için canımı veririm, Sözlük Kulübü özgürlüğü için can verenlerin torunlarından oluşmaktadır.
14.Kural:
On beş kadının On dördü salaktır, varlığınızı para, ciks,kariyer, insanlar için inkar edemezsiniz.
15.Kural:
Düşündükçe var olabilirsiniz ve emin olarak düşünebileceğin şey sizsinizdir.
Somut veya Soyut olarak Dünyada tek emin olarak bakabileceğin şey kendinsin.
16.Kural:
Egoistlik veya hep-bencilik saçmadır, ölüm kesindir ve onun gölgesi geldiği vakit "ben" yani "varlık" yok olacaktır dolayısıyla onun için verilen saçma mücadele aptalcadır ancak ve ancak ulu amaçlar uğruna varlığınızı tehlikeye atabilirsiniz.
17.Kural:
Bizim varlığımız mutlak son bulacaktır bundan ötürü bizden sonrakilerin yolu varlığımız son bulmadan açılmalıdır, çalışkanlık artık bir tebrik edilecek özellikten öte gereksinimdir.
18.Kural:
Kurallar çürümeye başladıkça yıkılır ve hiçbir saçma kural nedeni ne olursa olsun aptalca ise kabul edilemez, atalarımızın taptığı putlar bizim için yıkılması gereken saçmalıklardır.
Yeni kurallar konulacaktır, siz şimdiden rezervenizi alın hazırlanın ve kuralları gözden geçirip kabul edip etmeyeceğinize karar verin ona göre gelin. Gelmek isteyenin mesaj atarak veya buraya rezervesini alarak beklemesi iyi olur jene panpam ile birlikte bu işin üstesinden geleceğiz. -
+1
kendinize iyi bakın yarın geri gelirim ben
Şuraya sabitliyim şu başlığı da yarın bakmayı unutmayayım :
(bkz: kürtlere karşı ırkçı davrananlara sözüm var)
Hadi kendinize iyi bakın,
Hoşça Kalın.
https://youtu.be/P6LFnr88XRg?t=1m35s -
+3
gelin hikaye devam
ÇOCUĞUNUZ ANA RAHMiNE SPERM OLARAK DÜŞMESi GEREKiRKEN TÜKÜRÜK OLARAK MI DÜŞTÜ AMK?
O ise bir anda telefonu çıkarıp cebinden, kafama attı.
Eeee... tabi bende onu... -
+1
halterci
Hagibtir reis, ben seni dalga geçiyorsun zannediyordum affet efendim. Dalga geçtim hünkarım halbuki siz o Sultan-ı Şah-ül Halteri Hazretlerimişsiniz. Affedin beni Sultanım.
http://www.imgim.com/halterciveben.jpg -
0
atatürkün en büyük hatası cumhuriyet midir
Adnan Menderes çıkardı lakin onun suçu, tell me exactly what the fuck you drinking -
0
kızlar bu ego nerden geliyor hee
Aynen dıbına koyduğumun salağı, aynen. Çok zeki konuştun yaw nasıl bu kadar zekisin yoksa deden Prusya Akademisinde bir profesördü de, sen onun torunusunda ondan mı bu zekayı alıyorsun? çok zekisiniz. -
0
atatürkün en büyük hatası cumhuriyet midir
BEYLER YETiŞMEDi DAHA FAZLASI O YÜZDEN BURADAN DEVAMINI ATIYORUM :
Atatürkse bunları bilmekte ve buna göre hareket etmeye çalışmaktadır
bunu onun sözlerinden anlayabiliriz :
\\\"Hürriyet olmayan bir ülkede ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.\\\"
\\\"Kendiniz için değil, bağlı olduğunuz ulus için birlikte çalışınız. Çalışmaların en yücesi budur.\\\"
\\\"Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bu bizim hayat davamızdır.\\\"
\\\"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmak olacaktır.\\\"
FEMi-NAZiLERE DUYRULUR! dıbına kodumun salak feminazileri sizi, bir taneniz bile bu yazdığımı görüyorsa, utansız azıcık! Bu adam sizden kaç yıl önce yaşadı sizden daha zekiydi. Aptal oruspu çocukları, hem o kadar imkanınız var hem o kadar gençsiniz, enerjiniz var lakin kullanmayacağımda kullanmayacağım der durursunuz.
Herneyse efendim size açıkça söyleyeyim : Atatürk Cumhuriyeti bu nesile emanet etmedi. Atatürk Cumhuriyeti kendi zamanının gençlerine emanet etti 1920-1930 gençlerine yani. Ki o gençlikten bir iki kişi örneklendirmek lazım gelirse buyrunuz : "Aziz Nesin, Halil inalcık, Nazım Hikmet... " daha bir çok kimse var lakin aklıma gelmedi.
Size açık ve net söyleyeyim, Atatürk müzik, tarih,matematik ve dil bilimleri konusunda bilgili gençlere emanet etmek istedi Cumhuriyeti.
Müzik bilmek zeka geliştirir.
Tarih bilmek geçmişten ders alınmasını ve geleceği onun sayesinde kurgulamayı sağlar.
Matematik zekanın kullanımının en geniş ölçülerde olmasını sağlar.
Dil bilimleri ise yanlış bir laftır lakin kusura bakmayın belkide dil bilimleri demek yerine dil öğrenmek demeliydim lakin bunu geçelim... Dil bilimleri - Dil öğrenmek- kişinin zamanını yani çağını anlamasını kolaylaştırır. ingilizce bilirsin mesela, "Literature and evil" adlı eseri okursun... Mesela... Tabi Fransızca biliyorsan "Litterature Et Le Mal" şeklinde orjinali de okuyabilirsin... Bunlar sadece misal, sadece örnektir...
Efendim, her halükarda Cumhuriyet zeki ve aydın bir nesille beraber harikalar yaratabilecek tek yönetim biçimidir. -
+4
atatürkün en büyük hatası cumhuriyet midir
Bir arkadaşın ne yazdığını görmek lazım tabi. Ben gördüm ve bu başlığı açma gereğini duydum, sonuçta inci Sözlük tamamiyle "Düşündüğüne katılmıyorum lakin onu düşünebilmen veya söyleyebilmen için canımı veririm... " felsefesiyle girdiğim bir yer.
Ne güzel, arkadaş fikrini yazmış lakin bana biraz boş geldi demesem herhalde yalan söylemiş olurum.
Açıkçası Eflatun dediğimiz adamı ilk önce tanımak lazım, asıl adı Platon\\\'dur. Şahsen gördüğüm en gibimsonik, en taktan filozoflardan biri olsa dahi takdir ederim kendisini. Çünkü : kendisi Sokrates ile beraber Batı Dünyasının felsefi düşüncesine yön vermiştir.
Platon denilen adam Aristo denilen büyük dahinin Muallim-i Sani\\\'nin hocasıdır lakin Aristoyu asla ve asla öyle dahi olarak görmemiş, ki bence küçük dahi görmüştür. Kendisi Aristo gibi bir dahinin dehasını fark etmemiştir.
Platon denilen adamın hocası Sokrattır, bizim sokrat Cumhuriyet yönetimi tarafından asılmıştır. Ki o zamanki helen cumhuriyeti dediğimiz şeyin ana düşüncesi şu idi : \\\"Herkes yönetime katılsın hocam, ne gibime tek adamın eteğini öpelim ki... \\\" tarzı bir şeydi.
Platon Sokrates gibi -kendisinin tanrılaştırdığı- bir adamın asılışını izlemiştir, o dönme hangi yönetim, hangi rejim vardır dersiniz?
C-U-M-H-U-R-i-Y-E-T
Adamın Cumhuriyeti sevmemesinin birinci nedeni zaten bizati olarak budur. Bunu anlamak için şöyle düşünün : hani çok sevdiğiniz tanrılaştırdığınız kimseler vardır, kabul etmeseniz dahi vardır. Mesela bizim çocuklarımız Atatürk\'ü tanrılaştırmışlardır, onu hiç hatası olmayan birisi olarak bilirler. Onu sanki o kutsal bir kişiymiş gibi görürler halbuki tanrılar dahi kutsal değildir. Bugün tanrıya küfretseniz haksız çıkmazsınız pek. Sizi yarattığı dışında hiçbir fikir tanrı kavramıyla uyuşmaz mesela. Çok şevkatlidir tanrı laaakiiinnn, Turner sendromu gibi felaket hastalıkları verir. Nasıl şevkat lan bu? ama aynı zamanda tanrı benim önüme yemekte koymuştur lakin aynı zamanda fabrika işçilerini bu hazır yemeği paketlemeleri, yapmaları için saatlerce çalıştıranlara hiçbir şey yapmamaktadır. işte her şey böyledir Tanrı ile ilgili.
Bazen şeytan, tanrıdan daha kutsaldır.
Bazen tanrı, şeytandan daha şeytandır.
Siyahın içinde beyaz vardır,
Sağ elimde Kur\'an sol elimde votka vardır.
insan işte bu tarz düşüncelere sahip, bu tarz bir varlıktır. Şeytandır insan lakin aynı zamanda melektir. Zihnimiz sayesinde tabi bu lakin bunu geçeceğim, şunu açıkça belirteyim : tarihte kimse melek veya şeytan değildir. Herkes iyi olduğu kadar kötüdür.
O yüzden Platoncuğumuzun yaptığı gibi tanrılaştırmak insanları, aptallıktır.
Atatürk\'ün yanlışları vardır, istenirse 1-2 ay içinde bunları yazarım lakin bunları yazarken belge lazım gelir. Çünkü : tarih belgeden ibarettir aslında. Tabi derine indikçe belgeden ibaret olmadığını anlarsınız lakin belge olmadan tarih olmaz ancak tabi her kağıda mürekkeple yazdığınız belge sayılamaz. Belgeler incelenir, dönemin şartları ve dönemin önemli faktörleri, etkenleri de işin içinde bulundurularak onaylanır veya onaylanmaz.
Her kağıda yazdığımız belge OL-A-MAZ! hadi ben bir kağıt alayım, Osmanlıca :
\"Ben muallakyim.\" yazayım sonra altına Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin tuğrasını basayım. Şimdi bu belge cidden Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin mektubu veya onun homociksüel olduğunun kanıtı mı olacak? saçmalık!
işte bunları geçersek ciddi manada lafı uzatmış olsamda şunu söylemeyi borç biliyorum : Özgürlük, herkesin hakkıdır. Özgürlük düşünce, söyleme vesaire diye ayrılsa dahi özgürlüktür. Özgürlük ayrımsız şekilde herkesin hakkıdır. Tabi bir sınıf dışında, aptallar.
Özgürlük onu kullanmasını bilmeyene verilmez. Aptallar saçmalamayı özgürlük varsayarlar örneğin : \"FATiH SULTAN MEHMET NE YAPMIŞ Ki, ALTI ÜSTÜ AVCILAR KADAR YERi FETiH ETMEK, ÇOK ABARTIYONUZ BU AMK\" diyenler aptaldır. Bu aptalların konuşma özgürlüğünün olmaması lazım lakiiiinnnn benim bu sözlükte bulunma felsefem aslında olayı açıklar :
\"Düşündüğüne, veya söylediğine KATILMIYORUM lakin onu söylebilmen için canımı veririm... \" işte. Özgürlük budur, Cumhuriyet ise özgürlüğün en net ve en güvenli sağlanabileceği sistemdir. Yeterki, birileri onu savunmak konusunda çekecekleri baş ağrılarına katlanmayı kabul etsin.
Dün Bülent Ecevit gibi adamlar bunu kabul ettiyse bugünün gençleri aynı şekilde bunu kabul etmelidir.
Cumhuriyet asla ve asla çoğunluğun haklı olduğu bir sistem olmaz tabi eğer siz aşırı üremenin önünü alamıyor ve bu üremenin sonucu ortaya çıkan her insanı okullara gönderip onları yarım yamalak bilgilerle oyalıyorsanız... O ayrı. Tabi dostumuz bu konuda haklı ne şeriatçılar, ne laikler bugünün Türkiyesinde konuştukları hakkında tam bilgiye sahip değil, halbuki ikiside ne kadar kolay söylenebilecek bir sözü söylemekte nasılda zorluk yaşıyorlar :
\"Ben cahilim kabul ediyorum lakin bunu değiştirmek için çabalayacağım... \" bu söz elbet ki, çok basittir lakin nedendir bilmem söylemekte öylesine zorluk çekiyorlarki... AH! AH!
Tabi dostlarım açık ve net olmak gerekirse, oy verenler suçlu ile ortak olurlar. Atatürk\'ün icraatları, onun zamanının halkının bir marifeti veya bir yanlışı değildir. Atatürk seçimle gelmemiştir, gökten inmiştir adeta. Adam kurduğu TBMM\'nin istanbul Hükümeti ve onun arkasındakiler ile yaptığı savaşı yani \"TÜRKiYE KURTULUŞ SAVAŞI\" VEYA BAŞKA ADIYLA \"OSMANLI IMPARATORLUĞU iÇ SAVAŞI\"nı kazandığı için Cumhurbaşkanı olmuştur lakin bunun ötesinde TBMM ondan zeki ve ondan daha lider yeteneklerine ve lider disiplinine sahip bir adama sahip değildi o koca mecliste. Bu nedenle de onu seçtiler tabi.
Atatürkten öte 1950 ve sonrasının darbe dışı anları aslında türk milletinin hatasıdır. Bakınız size Atatürk\'ün bir sözünü vereyim ve Atatürk\'ün hedefine böylece yavaşça gelebiliriz :
\"Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin, mesuliyetine ortaktır.\" Bu benim not defterimde bulunan Atatürk\'ün sözlerinden sadece biridir.
Yani bu sözü açıklamak tabi ki, bize mecburidir : Atatürk bu sözünde diyorki, siz eğer bir hükümetin örneğin AKP veya CHP hükümetinin yaptıkları işlere karşı alkış tutuyorsanız onun yaptıklarının kötü veya iyi işler sizin üzerinize de yük olarak biner. Size de bu işlerden ötürü hesap sorulur. Siz o hükümetin icraatlarını desteklemiş iseniz, o vakit siz onunla aynı şekilde hem sorumluluğa hem suça sahip olursunuz. Kısacası ortak olursunuz. Tüm işlerinizde iyi veya kötü olsun, ortaksınız.
işte bunun ötesinde Atatürk bunu bildiğinden ötürü türk gençliğini zeki, kültürlü,bilgili ve bağımsız olarak yetiştirip ardından onlara seçim yapma hakkını vermeyi hedeflemiştir. Seçim yapmak zeka ister, 18 yaşından olmayan insanlara neden verilmez seçim hakkı her hangi bir konuda hiç sordunuz mu kendinize, size açıklayayım :
Biyoloji ve Pgiboloji ile uğraşan bilim adamları 18 ve sonrasında insanın o tür bir seçim evresine zihnen ulaşabileceğine ve o yaşlardan sonra sorumluluk alabilme yetisine/özelliğine sahip olabileceğine karar vermişlerdir.
15 yaşındaki çocuk ergendir mesela, tam olarak ne yaptığını bilmeyebilir... Bunun gibi farklı nedenler vardır. -
0
kızlar bu ego nerden geliyor hee
dıbına koyduğumun salağı, yani buraya geliyorsunuz komikmiş gibi salak salak laflar ediyorsunuz. Yok neymiş 20-30 yıl taşaklarında taşıyormuş, dıbına koyduğumun çocuğu komik misin? diye sormak bile suç olmuş... Yahu kardeşim ona bakarsan kadında 20-30 yıl yumurta hücresini taşıyor, bunu geçtim yaptığınız şaka anca 12 yaşında çocuğun güleceği tarzdadır. Bu ayıptır ayıp, yaşla bu işler olmaz tabi lakin siz 12 yaşında hiç kitap okumamış, hiç stand-up gösterisi izlememiş ve facebook veya instagramda gördüğü her espiriyi çevresine kendininmişçesine anlatan bebeler gibi davranırsanız kızarım tabi. Yapmayın böyle şeyler, ayrıca sende ne rahat ona buna oruspu çocuğu diyorsun sanki küfürden öte normal laf edersiniz. Oğlum, inci sözlüğe her telefon numarası olan kayıt yapabiliyor diye burayı ekşi sözlük seviyesine düşürmenin manası yoktur. Hani ekşi sözlükte herkes bilgilidir lakin aptaldır ya, burasıda ha öyle olmasın. Tabi burada siz sağolun ki, herkes bilgisiz ve aptal olacak. Bırakın bu işleri, bilgili olmamak suç değildir. Herkes bilgisizdir, sen tarih konusunda bilgili olsan dahi sanat konusunda bilgisiz olabilirsin. Bu normaldir lakin sen buna karşın değişmek istemiyorsan bu belgeli, tastikli ekşi sözlük yazarı yapar seni. Her şeyden öte zaten kişi bilmeliki bilmemek ayıp değildir, öğrenmemek yani cahilliğini kabul edip bunu düzeltmeye çalışmamak ayıptır... - daha çok