- 4 / 4 / 3855 entry
- 342 başlık
- 137.12 incipuan
-
0
musluman dinden anlayan panpalarim gelsin
Gerçekten merak ettiğini düşünerek biraz geniş ve detaylı yazacağım. Bir yandan da sorunu açmanı istiyorum.
ikna olmak mı istiyorsun yoksa gerçeği bulmak ya da en azından onun için çabalamak mı? islam üzerinden soruyorsun soruyu fakat diğer inançlar için de benzer mantıklar geçerli. Ki üç büyük din; genelde benzer hikayeleri anlatır - hikayeden kastım kuran ve incilin musa peygamber dönemini anlatması gibi veya benzer ele alınan konulardaki şeyler gibi.
Bu kapsamda temel inanış farklılıkları olsa da islam, musevilik ve hristiyanlık gibi tek tanrılı ve öğretileri birbirine yakın olan, sırasıyla birbirinden faydalanılan, atıfta bulunulan dinlerden kişilerin; evren hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemek; çok kolay olmaz.
Yani bu üç kitapta, incil, tevrat ve kuran ın bulabildiğin baskılarına bakarsan; dinler hakkında kainat görüşünü çok rahatlıkla görebilirsin.
Kutsal kitaplar dışında; bulabileceğin din kaynaklı dini önderlerin, imamların -hanefi şafi vb. fıkıh kitaplarındakiler; o alimlerin kuranı, hayatı, evreni yorumlamasıdır. Yani açıklamaları; yaşadıkları dönemde ulaşabildikleri bilgi, düşünme, sorgulama, yorumlama kabiliyetleriyle sınırlıdır. O sebeple kendi sorduğun soruya biraz kendin cevap aramanı ümit ederim. Tabiki kutsal kitaplar dışındaki kaynakları okuman, izleyeceğin yolu gösterir, mantıklı ve mantıksız bulacağın şeyleri ortaya çıkarır. Neyin seni ikna edip neyi etmediğini anlarsın.
baştan söyleyeyim; dinde kanıt aramak çoğu zaman hüsranla sonuçlanır. sebebi ise bilim gibi, deneysel yöntemlerle kanıtlanabilen bir şey olmamasıdır. Yani biliminsanlarının keşifleri sonucu bilinebilen şeylerden yola çıkarak bak işte tanrının varlığına kanıt! şu ayet aslında bunu kanıtlıyor taa 1400 yıl öncesinden demek sağlıklı bir düşünme biçimi değil. Burada hem genel bildiğimiz anlamda hem de matematik konusundaki "mantık" konusu gündeme gelir. Mantık dediğimiz şeye duygu veya inancı katarsak; mantıktan uzaklaşırız.
kuran dan başlayalım. islamda kainat yazıp ilk çıkan arama sonucuna tıklarsan oradaki ayetlere bakalım. Orada yazılan ayetlerin kainat hakkında neyi anlattığını anlayalım. bahsettiğim kaynak http://www.gulum.net/islamiyet/cevaplar.php?id=1128
Kuranda; yerlerin ve göklerin yaratıcısının Allah olduğu bildiriliyor. Yaradılışa inanan insanların sorularına cevap olabilecek kaç günde yaratıldığına, nasıl yaratıldığına dair sınırlı bir açıklama getirir. Yani yedi kat gök yaratıldı, yeri ve göğü, ve yerdekilerle göktekileri Allah yarattı, yerde canlılara rızık verdi, göğün ve yerin ahengini sağladı, bir hesaba göre yarattı. Gece ve gündüz arka arkaya geliyor, ayı güneşi allah yarattı, bunların var olma sebebi de, öyle olma sebebi de, bir düzende olma sebebi de allahtır. yani kurandaki dünya ve kainat ile ilgili ayetlere bakıldığında bunlar görülüyor.Yani sadece ayetleri okuduğumuzda anlayıp bilebileceklerimiz kabaca bunlar.
o sitedeki alt kısımda da kanıtlar kısmına gelelim.kanıtlar sunuluyor. eksen eğikliği, potasyum dengesi, fotosentez, atmosfer, yerkabuğu, gel-git olayı gibi geçtiğimiz birkaç yüzyılda bilim, deney veya keşif gibi yöntemlerle bulunan, hesaplanan, tespit edilen konular; ayetlere delil olarak gösteriliyor. Genel olarak düşülen mantık hatasını ben burada görüyorum. öyle ki arapça "deha" kelimesinin etimolojik olarak manası kurnazlık, aşırı zeka iken,, kuranda ayetteki anlamı düzenlemek iken dehanın arapçadaki diğer manalarından biri olan "devekuşu yumurtası" manası da geldiği söylenerek - arapça kelime anlamlarını bilmiyorum, ancak bir çok kelimenin birden çok manası olduğunu biliyorum, o yüzden bunu doğru kabul edelim - bu aşırı dolaylı anlatımla düzenlemek manasındaki bir sözcük, devekuşu yumurtası anlamı ile geoid veya elips çağrışımı yapılıp dünyanın şekline veya yörüngeye işaret edilmiş.
Bu yorum ne kadar mantıklı ve ikna edici geliyor sana bırakıyorum.
Yani; sonradan yapılan keşifler ile insanlığı edindiği bilgilerden yola çıkılarak dine ve kutsal kitaplara "madem inanmıyorsunuz aha bak bir de böyle düşün" denilerek bir yol izleniyor. ki bunu biraz samimiyetsiz buluyorum.
insanın düşünmeye başlamasından beri cevap aradığı bir soru kainat. Neden ve nasıl varolduğu. Bu noktada; emin ol ki bilimsel olarak kanıtlandığı veya sırrı çözüldüğü, veya bir bilgi edinildiği anda inan ki o andan itibaren dini olarak da açıklamaları yapılacak ve "evet öyleydi, hatta şu ayetler buna işaret ediyor" denilecek veya böyle düşünülecek.
Dinlerin, kutsal kitapların anlattığı birçok konu ve olayın; binlerce yıl önceki toplulukların mitolojilerinde ve mitlerde de varolduğunu kabullenmek oldukça zor birşey.
inanç ve mantığın çatışması , inanç ve inancın çatışması, mantık ile mantığın çatışması her zaman tartışma doğurur. O yüzden tartışmaya girmeden önce senin mantık olarak ne düşündüğünün önemli olduğunu düşünüyorum ve öğrenmek istiyorum.
Özetle inancın bazı konularda izah işlevi olduğunu , yani neden? sorusuna inanç kapsamında cevap verdiği - örneğin bizi kim yarattı? neden yarattı? önceki peygamberler neler yaşadı? göktekileri kim yarattı? nasıl yarattı? kaç günde yarattı? kaç kat yarattı? gibi - bazı konularda da sosyal işlevi olduğunu görürüz. Sosyal işlev olarak da ; sosyal hayatı düzenleyen kuralların hemen hepsini sayabiliriz. haramlar, helaller, doğrular, yanlışlar, insanlar arasındaki ilişkiler, günah-sevap, cennet-cehennem gibi. Benzetme ve yorumlamalar kainat vb. konularda tanrının varlığını kanıtlıyor diye hoşumuza gitse de; benzer benzetme mantığı ile yapılan kıyaslamalarla günümüzde çok rahat insan katledebilen, bunu tanrı için yaptık diyebilen topluluklar var.
O sebeple sana en başta o soruyu sordum. ikna olmak mı istiyorsun yoksa gerçek nedir onu mu düşünmek istiyorsun diye. *
Ayrıca şunu da bir izle, Özellikle 19. dakikadan itibaren, evren konusundan bahsediliyor.
https://youtu.be/I4dPPqXfksY -
0
inançların etkisi olmadan ölüm üzerine
Biraz inanç, biraz hikaye biraz dertleşme, biraz da felsefe karışık olacaktı. Açıkçası uzun zamandır sözlüğe yazmadım hiç, bu yeni temaya da pek alıştığım söylenemez. altinci sistemine de pek aşina değilim. O sebeple yazımın ilk kısmını oluşturan hikaye altinci sini uygun görmüştüm. Fakat sadece hikaye kısmını ayrı bir başlık olarak paylaşıp bu konudaki yazımın başına koyacağım.
Yazımın hikayeden sonraki bölümünde bu hikayeden sonra üzerinde düşündüğüm konu sebebiyle bu haliyle felsefe bölümünü uygun gördüm. Zira ana çerçeveyi paylaştığım videodan yola çıkarak hikayeden sonraki kısım oluşturuyor.
Hikaye için: ölümün sadece yaşlılar için olmadığını anlamak
Sonrasında;
Tüm bunları "ilahi adalet" veya "ölüm var imana gelip putperest pekekentler" düşüncesiyle anlatmadım.Öyle bir derdim de yok. Ölüm milyonlarca yıldır insanın başına gelen bir şey. Tarih boyunca topluluklar bunu çeşitli şekilde karşılamış. Kimileri de ölümle yetinmemiş, öldükten sonrasına kafa yormaya başlamış. Din konusuna girmek istemiyorum. Ancak o çok önceki dönemlerde yaşasam, bir dinin varlığından haberdar olmasam, veya kimilerine göre ilk insanın peygamber olduğu söylenir. Kimileri de peygamberlerin nefsini yenmiş insanlar olduğunu, günahsız olduklarını, hz Adem in günah işleyip cennetten kovulduğunu o sebeple peygamber olmadığını söyler. Sonuç olarak Yaratılış inancına sahip birinin daha önce binlerce peygamber geldiğini söylemesine rağmen ben onlardan birinin dönemine denk gelsem de haberim olmasaydı; bir ölümün ardından ona ve dolaylı olarak öldükten sonra bana ne olacağını düşünürdüm acaba insan aklımla diye merak ediyorum hep. Beni rahatlatacak olan iyi bir yere , gideceğini mi düşünürdüm? Birşeyden haberim yok ya, adına cennet mi derdim iddaa kuponu mu bilmem. Tekrar dünyaya geleceğini mi, başka hayvanların-bitkilerin-canlıların bedeninde can bulacağını mı düşünürdüm? -Ki bunlar insanın içini rahatlatan şeyler-
Veya kendimi rahatlatmak için homo sapiens in hayal kurabilme, kurgulama yeteneklerini kullanmak yerine sadece gördüğümle mi bir sonuca varmaya çalışır; öldü (ölüm kavramı ve ölüyü gözlemle düşüncesinde cübbesiz Celal Şengör hocanın bir konferansındaki konuşmasını mantıklı bulduğum için kullanıyorum, oradaki manasıyla düşünüyorum. Nefes almayı bırakması, artık konuşmaması ve benim ile arasındaki farkı ölüm olarak yorumlamak bakımından. bahsettiğim konuşma için "Celal Şengör - Birbirini Yalanlayan inançlarla Bilim Yapılabilir mi?" videosu izlenebilir. ) , benden farklı olduğu için ona öldü dedim.
Yani öldü, vücudu değişti, bir süre sonra yediğimiz hayvanlarda gördüğüm gibi kemikleri kalıyor. Bir süre sonra onlar da gidiyor, halen ses soluk yok. O zaman ne düşünürdüm? Bir sonuca varabilir miydim sadece mitlerden, veya dini inançlar dediğimiz kaynaklardan faydalanmadan, sadece kendi düşüncem ile?
Siz; ölüm hakkında inançların - ki doğruluğunu, yanlışlığını sorgulayıp tartışmıyorum - etkisi olmadan ne düşünürdünüz? -
0
ölümün sadece yaşlılar için olmadığını anlamak
Gülüp geçerken düşünebilen insanları için akla gelebilecek bu tür çok şey var. Bu tıpkı ölümün; sadece yaşlıların başına gelen bir şey olarak görülmesi gibi. Şahsen ben nasıl anladım bunu? En mutlu anınızda, en sakin anınızda; belki ilkokuldan-liseden arkadaşlarınızla buluştuğunuz güzel geçen bir günün akşamı.
Belki rutin günlük işlerinizi yaptığınız bir anda veya çok sıkıntılı olduğunuz bir dönemde. Fark etmez. iki gün önce konuştuğunuz, "Doğum gününde ne hediye alsam?" diye düşündüğünüz, Fenerbahçe yenilince mesaj atıp sinirlendirdiğiniz, sinirlenmesini bile çok sevdiğiniz birinin karnında 4 aylık ve kucağında 3 yaşındaki oğluyla ölüm haberini aldığımda mı? Orada ufak bir fark var. Dışarıdaysanız eve çağırırlar sizi. "Bişey yok sen gel eve. Annenle baban karşıya geçtiler, gel konuşuruz." benzeri birşey söylerler donuk, sakin bir sesle. Benim acil çıkmam lazım dersiniz kimseye birşey çaktırmadan - ki siz de bilmiyorsunuz ne olduğunu. Cebinizde 20 lira para vardır. 15 liralık mesafeye gidersiniz, taksiciye "abi lütfen acele" der, gelince de 20 lirayı verip kendinizi atarsınız taksiden. Para üstünü alacak kadar vaktiniz yoktur. Tek düşündüğünüz; Acaba hangisi? Dedem mi, büyükannem mi?
ikisi de yaşlı, dedemin kalp rahatsızlığı var, geçen sene bypass oldu. Büyükannemin de şekeri var. Acaba hangisi? Gülüp eğlendiğiniz, hasret giderdiğiniz arkadaşlarınızı, yaptığınız işi gücü bırakıp gidersiniz eve. Haftada bir gördüğünüz akrabanız falan evin salonunda oturmuştur. Yüzler asık.
Biri bişey desin diye beklersiniz. içinizden de aynı soru, hangisi? Size biraz bakıp içinden an aklı selim olanlardan biri "Bi otur sakin ol.Üzülme." diye başlar. Bir yandan konuşmasını istersiniz, bir yandan da istemezsiniz. Biraz kendinizi hazırlayıp cesaretinizi toplayıp sakin olduğunuzu karşınızdakine hissettirirsiniz.
Ben işte o cesaretimi topladığım anda, kendime "bir ölüm haberini kaldırabilirim, doğanın, hayatın kanunu ölüm, insanlar doğuyor, yaşlanıyor ölüyor" dediğim anda anladım. Diğer dedem öldüğünde küçüktük, kuzenlerimle Kemal Sunal izliyorduk.Ev kalabalıklaşınca biraz biraz anlar gibi olduk ama bizi televizyonun olduğu odadan çıkarmıyorlardı.Bir yandan aramızda konuşup "dedeme mi birşey oldu?" diye tartışırken diğer yanda Kanal7 de oynayan Kemal Sunal ın filmine bakıyorduk. Hep güldüğümüz yerler biraz daha az komik gibiydi. Kardeşim doğduktan birkaç saat sonra öldüğünde de evde duvarları yumrukluyordum. Biraz daha büyüktüm tabi. Ama sonuçta doğum esnasında veya anne karnında çocuklar hasta olabiliyor, hasta doğabiliyordu, bağışıklık sistemleri, organları tam gelişmemiştir falan. Yani normal, olağan, ihtimali olan birşeydi.
Bakınca o zaman da anlamamışım. Sakatlığın, hastalığın, en ciddisi de ölümün yaşa bakmadığını, ben o 15 liralık taksiye 20 lira verdiğim gece; kendimi bir ölüm haberini mantıklı karşılayabilir ve bunu kaldırabilirim diye inandırdığım andan birkaç saniye sonra anladım.
Feberbahçe nin hep yenmesine razıydım. Veya çocukluğumda bana tavada sucuk yapmasaydı, ne bileyim bir yaz günü 5 kuzen için aldığı o iki kornet dondurmadan daha az yalasaydım, 15 tatilde kalmaya gittiğimizde bulaşık yıkamasına daha çok yardım etseydim. Genç kızdı ben çocukken.Top oynamayı çok severdi, erkek gibiydi; çatıda, parkta top oynarken ayağına daha az vurup daha çok gol yeseydim, top çatıdan aşağı düştüğünde 3 kat aşağı koşup sokaktan ben alsaydım topu hep. Onun hoşlanmadığı halde ona aşk mektubu yazan elemanı toprak top sahasında bizden 6-7 yaş büyük yaşıtlarıyla top oynarken bulduğumuzda; o gib kadar boyumuzla posta koymaya giderken ayaklarımı daha fazla kaldırıp, göğsümü daha çok kabartıp daha büyük göstermeye çalışsaymışım kendimi...
Çok değil birkaç yıl oldu. Musalla taşında ölünün başında durma gibi bir gelenek vardır. Tabut musallada durur, 1-2 kişi başında bekler. dedemin de başında durmuştum. Ama hiç böyle hissetmemiştim. O zaman kat mezar denen şeyi yeni görmüştüm. Nasıl yani diye soruyordum bizimkilere; üst üste mi gömüyorlar? Neden yapıyorlar dediğimde "mezarlıklar dolduğu için daha fazla kişi gömebiliyorlar, veya bir mezar yeri alınıyor, sonra biri daha öldüğünde o aileden; mezarlığın yanındaki yer alınmışsa üstüne gömüyorlar" demişlerdi. Nasıl üst üste gömüyorlar peki dediğimde gömüyorlar işte diye geçiştirmişlerdi. Ben o günün ertesi gördüm nasıl gömüldüğünü. En son o zaman gördüm zaten.
6-7 yıl geçti. Ben şuan onun öldüğü yaşa geldim. En son o gömüldüğü gün gittim mezarına. Bir daha da gitmedim. Bilmiyorum beni, bizi bıraktığı için küstüm mü, dedem veya büyükannem yerine oğluyla beraber zamansız öldüğü için kızdım mı, şimdi gidersem "niye gelmedin kaç yıldır, noldu da şimdi geldin pezevnk, özledin mi?" diye sorar diye mi, ağlarım da görür diye mi,veya gidersem mezarını bulamam, utanır yetkiliye soramam, bulana kadar tüm mezarlığı dolaşırım, dolaşırken neler düşünürüm diye mi? 45 numara ayağım kadar olan kardeşimin yerini ezbere biliyorum, onunkini bilmiyorum. Gitsem elimle gömmüş gibi bulurum belki...
Çatıdaki çardakta sigara içtiği ikimizin arasında sırdı. O sırrını hiçkimseye söylemedim.Çok heyacanlanırdım o zamanlar. ilk defa çok sevdiğim birinin sırrı vardı bende. ilk sırrımdı. O zamandan beri çok iyi sır tutarım. Bir tek futbolu sevemedim gitti. Zaten pek de iyi oynayamıyordum. Beşiktaş Fenerbahçe maçlarını o yüzden pek izlemiyorum. Olur da bizimkilerin yeneceği tutar, kime mesaj atayım... Ölümü ben çocuk ve yaşlılar için normal görüyordum. Uzun zamandır öyle olmadığını düşünecek çok vaktim oldu.
edit: hikaye sonrası ölüm ve sonrası için inançların etkisi olmadan ölüm üzerine -
0
allah yoktur diyen babamı hastanelik ettim
Annen baş parmağını kaldırdıysa o da sıkıntı, ona da bi el at. -
0
yaşasın tam bağımsız
Şşş Hükümet bi kurulsun size geri döneceğim Kongo lular. Sizin unuttum sanmayın... -
0
wuli
Bir daha gel gel Taksim den benim Cem Yılmaz bıyığıyla hatırladığım insan!
Nerelerdesin? Keyfin nasıl güzel insan? -
+1
yabancı dizi önerene şuku veriyorum
"Forever" 1 sezonluk dizilerden olacaktı, 23 bölümdü sanırsam sezon bitti. Devam etmesi yönünde ısrarlar var ama çekerler mi bilmem. 1 sezonu bile oldukça iyidir. Konu hakkında fazla birşey söylemeyeceğim ama ufaktan bir Sherlock tadı alacaksın.Ve ilk bölümden itibaren hoşuna gidecek dizi. -
0
bugün yaşadığım üniversitede ibretlik kaza
Rica ederim. Biraz fazydam olduysa sevinirim.
Senin telefonunu açmadıysa fazla büyütmek istememesidir. Bazı kimseler bu tip şeyleri egoları ile büyütmek için elinden geleni yapr ve zevk alırlar bundan.
Bazıları da senin hocan gibi büyütmemek için çaba sarfeder. Konusu açılınca sıkılır, rahatsızlık duyarlar.
Pahalıya kaçmayacak belki ufak bir hediyeyle son dokunuşu yapabilirsin diyecektim ama çok gerek olduğunu da sanmıyorum. Özlelikle bu babam konuştu vs. dedikten sonra. Kendisiyle ders veya takıntı konusunda (detayını bilmiyorum ama anladığım kadarıyla bu kaza yaşadığın hocaya soracaksın) konuşacaksan da ilk başta ufak bir özür dilediğinde suratından sıkıldığını eminim anlayacaksın. Özrünü, üzüntünü iletir iletmez başından savmasına fırsat vermeden, konu tamamen kapanmış gibi asıl amacına dair işte soru mu soracaksın, fikir mi alacaksın, o konuya geç derim. Alanı nedir veya senin alanın nedir bilmiyorum ama arkasına da merak ettiğin teknik bir soru vs. de sıkıştırırsan konu ve ilişkin tamamen normal bir düzeye gelecektir.
ikili insan ilişkilerinde en çok dikkat ettiğim durumlardandandır konuşmanın, kullanılan dilin, metodun niteliği ve konuşmanın yönlendirilmesi. Eğer soracağın takıntı mevzularından sonra konuyu teknik başka bir konuya sorduğun soruyla çekersen; konuşmanın sonunda "emuğa goduğum dersten kalacakmış. Beter ol ibineee" diye düşüneceği varsa bile aklı o soruda kalacak ve özrün de , soru da 2. plana düşecektir.
Teknik sorudan kastım; atıyorum hocan Siyaset Bilimi öğrencilerinin dersine giren birisi ; işte; Avrupa birliği Ek Protokollerinden bikaç şeye göz gezdirdin.Bir şeyi kafana taktın ve onunla ilgili ciddi, absürt kaçmayacak hocaların "mantıklı ve güzel soru" diye lise dönemlerinden beri övdüğü güzellikte bir soru sordun. "Hocam saat gaç? ehiehi" gibi bişey değil. Ki sanmıyorum da öyle bişey yapacağını. *
Bir ihtimal daha var; ama onu şu yüzden eledim; özür-teknik soru-ders muhabbeti. Özürden sonra çok saçma, sebepsiz, belki yavşakça gelecektir. Bu alakasızlık; özürden sonra çok gereksiz ve sırf konu açmak zorunda kalmışsın izlenimi verecek, hocayı cevap, muhabbet ve sorununa çözüm aramaktan soğutabilir. Konuşmanın sonunda da "Geldi , benim kapatmak istediğim bir meselede özür diledi, saçma soru sordu; bir de ders mevzusu açtı.". Akılda kalacak olan bu olacaktır diye düşündüm. Yani konuşma sonunda akılda kalacak olan bir tatsızlık yaşadığı kişinin gelip özür diledikten sonra samimiyetsiz bir biçimde konuyla ilgiliymiş gibi soru sormaya çalışması ve sonrasında da çıkarına dayalı olarak kalma ihtimali olan ders konusunda yardım veya fikir istemesi. Bu sonucun çıkacağını düşündüm.
Bi de böyle durumlarda daha açıklayıcı olursanız biz de sorunu ve çözümü daha rahat anlayıp geliştirebiliriz. Senin ne okuduğunu, kaçıncı sınıf olduğunu, hocanın ne hocası olduğunu bilmiyorum mesela. Bilsem de kimliğin veya hocanın kimliği açığa çıkmaz. Çıksa da bi s.k olmaz. Onu söylemek istiyorum.
Umarım derslerini verirsin, (kavşak dediğini hesaba katarak trafik kazasında çarpıştığınızı düşünerek) arabayı da daha dikkatli kullanırsın. Hadi raad ol. -
-1
şeyh halife abu bakr al baghdadi hazretleri
Öyle şeylerden midem kalmaz rahat ol da; işit kafamı kesecek diye korkarak biat edeceğime kafamı kendim koparırım it.Şeyhe biat ediyorlar diye ehli tarik i tekfir edip kendi kolu rolex li ne idüğü belirsin şeyhlerine biat isterler. Allah var. Korkan O'ndan korksun. Bunlar gibi sapkınlar kafalarını kesecek diye değil. Herife nolmuş da midem bulanmasınmış da, insaflıymış bilmemne. Godoşa bak. -
0
şeyh halife abu bakr al baghdadi hazretleri
Neyini düşünecem? Kafa kesmeli foto atayım derken yanlışlıkla halay fotosu atmışsın amk. -
0
bir çapulcu fotoğrafa bakarak 2 saat ağlayabilr
Hmm... Benim sinirden gözüm seğeriyor ilginç.
Ha sen kendi zütünün derdine düş küçük esnaf. - daha çok