-
1.
-3Dün entryleri sildim, yazım hatalarını olabildiğince düzelttim tekrar atıyorum. Öncelikle uzun bi hikaye olacak sabrı olmayan okumasın lütfen. Tamamen yaşadığım son 10 yılı anlatıyorum. Şuan 27 yaşındayım.
-iyi misin?
Başımda toplanmış kalabalığın bulanık karartısı ve kırmızılığı, kulaklarımın uğultusu arasında bilincimi kaybetmeden önce son duyduğum cümle oldu... iyi misin?
Toplum tarafından fakir olarak nitelendirilen gelir düzeyine sahip bir ailenin ikinci çocuğuydum. Yıllarca Anadolu mu Ege mi tartışmalarına konu olan Kütahya, gözlerimi açtığım şehirdi.
Benden 4 yaş büyük bir ablam vardı. Kendisiyle çok iyi anlaşamasam da kardeştik işte. Klagib boş sebeplerden çıkan kavgalar, hayata bakış açımızın muhtemelen farklı olması gibi nedenlerden çok samimi değildik. Bir de tahmin ettiğiniz üzere bir annem bir de babam var. Annem ev hanımı, babam da bir porselen fabrikasında şef olarak çalışan biriydi. Ben ortaokulu güç bela bitirmiş, liseyi de çok iplemeyen birisi olarak basit bir anadolu lisesini kazanmıştım. 9 10 derken şu an anlatacağım kısım 11. Sınıfın ortalarında denk hemen hemen.
Burdan sonrası artık çetrefilli bir hikâyeye dönüşecek. Öncelikle başta söylemem gerekiyor ki, saçma salak uydurma hikayelerle karıştırmayın. Zaten okudukça anlayacaksınız bunun bir roman veya bi liselinin hayal gücü olmadığını. Bu hikayenin tamamı gerçekten yaşanmıştır. Olabildiğince betimleme yapmam ve biraz da olsa edebi şeyler katmam sizi yanıltmasın. Okuyana saygıdandır bu yaptığım, mahalle abilerinin attığı kolpa hikayeler kadar kestirme anlatsam ne sizi etkileyebilirim ne de hoş bir izlenim sağlayabilirim. Yeri gelir size binler derim, yeri gelir beyler derim. binler dediğimde bin olmayanlar, beyler dediğimde bey olmayanlar alınmasın lütfen, ağzım böyle.
Yıl 2015 Eylül ayının başlarındayız. Ben her sabah kalkıp küfrederek okula gidiyorum. Gece bilmem kaçta yatmışız uykusuzluktan ölüyorum. Okula gidip ilk iki ders uyuyorum. Sonrası yarım yamalak ders dinleme, arka sırada agalarla makara falan. Lise hayatım hep böyle geçti benim. Bu kadar depresif ve pasif takılmama bakmayın, güzeller güzeli bir sevgilim ve okula uykusuz gelecek kadar bağlı olduğum online oyunlarım var. Ha bir de her gece tam uyumadan doldurduğum günlüğüm. Kızlar gibi günlük mü tutuyosun demeyin çok keyifli iştir kendinle tartışıp günün muhakemesini yapmak. Ben liseye gidiyor olmama rağmen yüzümdeki sakallar 30 yaşında bir adam olgunluğunda çıkıyordu. Boy 192 kilo 90. Anlayacağınız lisede 10 yıl tekrara kalmış sorunlu öğrenci gibi duruyordum dışarıdan. Dünyanın en yakışıklıları listesinde kendime yer bulamasam da elim yüzüm düzgündü. Lisedeki makarayı da bilirsiniz kızlar her zaman kendinden büyüklere veya büyük gözükenlere yazılırdı. Okulda bi iki kızın bana olan ilgisinin farkında olsam da onlara friendzone çekiyordum.
Benim kalbimin sahibi çok başkaydı. O yaşlarda ne aşkı amın oğlu demeyin, şu an 27’ye girmek üzereyim hala o yaşlarımdaki yoğun duyguları yaşayamadım. Kalbimin sahibinin adı Büşra. Benden 4 yaş büyük, açıktan üniversite okuyor. Ailesinden ayrı yaşıyor ki zaten annesini kaybetmiş. Babasıyla da arası pek iyi değil. Kendi evini geçindirmek için bi pubda baristalık yapıyor. Kütahyayı bilenler bilir o yıllarda toplasan 3 4 tane pub var.
Eylülün ilk haftası tanıştık Büşrayla. Ben pederden kopardığım 3 5 kuruşla amcık gibi puba gidip iki bira içma derdine düştüğüm bir gündeydim. Parayı “okuldan istediler” gibi klagib liseli yalanıyla koparmış yola koyulmuştum. Hatırlayanlarınız vardır o zamanların trend telefonu Samsung S3 Neo vardı bende. Bir de telefoncudan alınmış gibindirik kablolu bi kulaklık ama kulaklığın ahı gitmiş vahı kalmış sesi versin diye telefona doluyorum amk.
O dönemin hit rap parçalarından bir listem vardı, taktım kulaklığı açtım playlistimi sallana sallana puba gidiyorum. Bi iki sokak kaldı varmama, kaldırımda yürüyorum bi çift gözüme takıldı. Maksimum 10 metre ilerimde hararetli bi şekilde tartışıyorlar. Sonradan öğrendim ki çift falan değillermiş amk. Lavuk kızın platoniğiymiş 2 günde bir rahatsız edip duruyormuş. Mevzuyu acayip merak ettiğim için adımlarımı baya bi yavaşlatıp kulaklığı çıkardım. Lavuk kıza tehditkar konuşup bi randevu koparmaya çalışıyordu. Kız da “istemiyorum, git artık, bırak peşimi” gibi şeyler söyleyip elemanı başından savmaya çalışıyordu. Normalde hiç adetim değildir öyle toplum sevici yardımsever halk kahramanı olmak ama kızın haline acıdım lan beyler.
Pratik zekamı kullanarak şipşak bir plan yaptım aramızda taş çatlasın 30 adım var yok amk. ilk aklıma gelen planı uyguladım salak olduğum için. O yaşları da bilirsiniz biraz boy pos varsa ekstra özgüvenli olursunuz, geleni gideni giberim havasına girersiniz. Lavuk benden yaşca büyüktü ama boyu taş çatlasın 182 falan gibi duruyordu. Fiziksel avantajın da verdiği ekstra özgüvenle yanlarına gittim. Kıza bakarak o can alıcı gibko numarayı uygulamaya koymuş bulundum.
-Hayatım? Dedim şaşırmış bi şekilde.
Bence hepiniz yapacağım numarayı çakozladınız ama anlamayan vardır diye anlatayım kısaca. Ben kızın sevgilisi veya flörtü gibi davranıp çocuğu defedip günün kahramanı olmayı planlamıştım. Gel gelelim olaylar hiç kafamdaki gibi gelişeceğe benzemiyordu çünkü kız benden daha çok şaşırmış bi şekilde bana bakıyordu. Eh be kızım amk hiç mi kafan basmıyor dünyanın en basit numarası lan. Bi kaç saniye şaşkın şaşkın bana baktıktan sonra
-Sen kimsin? Dedi.
Buyur burdan yak amk. Sen kimsin dedikten sonra “ben sevgilin nasıl tanımazsın aa?” gibi saçma bir şey söylemek dünyanın en aptal rolü olacağından sustum kaldım. Ben cevap vermeyince kız gözlerini devirdi.
-Biriniz bitti biriniz başladınız gibtirin gidin başımdan yeteeer! Diye bağırdı.
Çocuk bana dönüp
-Sen kimsin huur çocuğu kızı rahatsız mı ediyosun hayırdır? Dedi.
Ergenlik siniriyle kan beynime sıçradı amk. Hem anneme küfrü hem de kahraman olmaya çalışırken sıçıp batırmam ve günün aptalı yerine konmam sebebiyle sinirlendim.
Üzerine yürüyüp giberimli sokarımlı bi kaç söz dalaşının üstüne çocuğa bi tane tokat attım. muallak misiniz tokat ne falan demeyin her ne kadar özgüvenli olsam da o yaşlarda çatır çutur yumruk atmak için çok cesaretsizdim. Gerçek bi kavgada allah ne verdiyse vururdum ama bir kavgayı başlatmak için yumruk atamayacak kadar cesaretsizdim işte anlayın. Beyler o tokat benim miladım oldu. O günden sonra bu gereksiz özgüvenimi orada bıraktım. Çocuğun kafası yana bi gitti geldi, bi iki saniye bekledi baktı bana. Sonra bana bir girişti ama ne girişmek. Sanki kendisi Testere Necmi de ben de annesinin üstüne çullanmış marangoz ustasıyım amk. Alt tarafı bi tane tokat attım be acımasız bin kurusu öldürecek gibi yumrukluyor beni. Yere düştüm durmadı yerde üstüme çıktı patır patır yumrukluyor. Kız bi yandan gitmeye kalkışıyor ama gidemiyor “ay, dur” gibi saçma sapan şeyler söylüyor panik atak geçiriyor. Her ne kadar aygır gibi olsakta çocuk kafasındayız amk ölecem diye çok korkmuştum. Çevredeki esnaf koştu ayırdılar, daha doğrusu lavuğu üstümden aldılar. Benim gözler mahvolmuş dudak patlak kaşımdan akan kan gözüme girmiş göremiyorum etrafı. Bayılmayı da o gün tecrübe etmiştim.
Ben yerde iki ciksen uzanıyorum bulanık ve kırmızılıklarla görüyorum kapalı ve gri gökyüzünü. Birileri etrafımda toplanmış beni dürtüyolar omzumdan tutuyolar. Muhtemelen iyi olup olmadığımı soruyorlar. Beyler yalan yok bi an ölüyorum sandım, bembeyaz kıyafetli biri kalabalığın içinden başıma eğildi, aha dedim azrail geldi de bugün niye beyaz kombinle gelmiş bana mı özel diye kafada espri döndürüyorum hala.
Kimsenin ne dediğini net anlayamıyorken ondan gelen sesi duydum;
Hikayenin başında da yazdığım gibi, başımda toplanmış kalabalığın bulanık karartısı ve kırmızılığı, kulaklarımın uğultusu arasında bilincimi kaybetmeden önce son duyduğum cümle oldu;
-iyi misin?
Uğruna kahramanlık yapmaya kalktığım ve onun durumu çakamamasından dolayı dayak yediğim kız söylemişti.
DEVAMINI HEMEN ATIYORUM KARAKTER FAZLA DiYOR.
-
2.
0Gözümü açtığımda hastane tavanıyla karşı sedyenin perdesini gördüm. Şöyle anlık bi kaç saniyelik durum tespitinin ardından ölmeyip sadece bayıldığım kanısına vardım. Sonra yavaş yavaş etrafa baktım sağımda sandalyede beyaz kombiniyle azrailim oturuyor. Bi suç işlemiş gibi çekingen oturuyor, dalmış öyle elindeki yüzükle oynuyor. Burnu kızarık ama ağladı mı soğuktan mı çakamadım. Ben öksürünce birden irkildi kendine geldi. Bana bakıp gülümsedi mahcup bi şekilde. O soru yine tekrarlandı;Tümünü Göster
-iyi misin?
Valla yalan yok içimden ananın amı gibiyim demek geldi ama demedim. Kafamı aşağı yukarı salladım zar zor çünkü konuşmaya çalışınca konuşamadığımı fark ettim boğazım kurumuş. Bekle dedi gitti. Sanki bekle demese kalkıp koşa koşa gidicem amk terörist leşi gibi yatıyorum yatakta. Gözümün şişinden her yeri alttan üstten siyah bar eklenmiş film filtresi gibi görüyorum. Bi dakika sonra yanında hemşireyle geldi. Hemşire bana nasılsın diye soruyor şuranda ağrı var mı bu kaç falan filan saçma sapan iyi olduğumu kanıtlayacak teyit soruları işte. Gerekli soruları sorduktan sonra ciddi bir durumum olmadığına kanaat getirmiş olacak ki doktorun yazdığı reçeteyi azrailimin eline tutuşturup “birazdan emniyetten arkadaşlar gelip ifadeni alacak sonrasında serumu bittiğinde çıkabilirsiniz” dedi. Vay amk bu kadar baştan savma bi hareket beklemiyordum.
Azrail hanım teşekkür etti. Kız bana “şuran çok acıyo mu? Buran nasıl?” gibi sorular sorup acır gibi bakıyordu. Biz de erkekliği elden bırakmıyoruz tabi bişeyim yok falan diyorum ama yalan amk. Serum bile fayda etmemiş hayvan gibi sancım var gözümde karın boşluğumda. iyi olduğum kanısına varınca gözleri doldu.
-Özür dilerim. Dedi.
Ben liseli kız edalarıyla trip atmaya kalkacakken polis memurları geldi. Klagib sorular şahsı tanıyo musun bu husumetiniz mi var gibi gibi. Ben hayır tanımıyorum kızı rahatsız ettiğini gördüm yardım etmek istedim olaylar kızıştı falan diyorum. Şikayetçi olmadığımı da söyledikten sonra polisler azraile dönüp;
-Siz şikayetçiyseniz emniyete geçelim. Dediler.
Yarram siz hastane polisi değil misiniz ne emniyeti demek geçti içimden ama demedim tabii tahmin ettiğiniz gibi. Azrail bana baktı, ben gözlerimi açıp başımı iki yana salladım hayır der gibi. Kız da “hayır şikayetçi değilim.” dedi. Benim derdim başkaydı. Babamın ve annemin bundan haberdar olmasını istemiyordum. Zaten dayak yediğimizi göreceklerdi bir de polislik olmayalım bu yaşta diye düşündüm. Polisleri öyle böyle derken ikna ettik ve gittiler.
Size ortamın saçmalığını şöyle anlatayım. Serumun bitmesi bi 20 dakika falan sürdü ve o süre içinde 1 kelime bile konuşmadık. Ara ara birbirimize baktık. Göz göze gelince tebessüm ettik birbirimize. Biraz vakit geçince azrail bana seslenip;
-Serum bitmiş. dedi
-Gitme zamanı geldi sanırım. dedim
Doğrulup kalkmama yardım etti koluma girerek. Yavaş adımlarla hastaneden çıktık. Hastanenin taksi durağına doğru yürüyoruz. Reçeteyi montumun cebine koyarak
-ilaçlarını almayı unutma dedi.
Kafamla onayladım.
-Evin nerede? Diye sordu.
Mahalle ismi verdim.
-Tamam gel taksiye binelim hadi bırakayım evine. Dedi
-Önemli değil. Dedim.
Afalladı, hastanedeki özrüne cevap verdiğimi anladı.
-Tekrar özür dilerim. Ne yapmaya çalıştığını sonradan anladım. Dedi.
Aferin amk ebemiz gibildikten sonra anlaman çok iyi olmuş dedim kendi kendime. Taksi durağına doğru yöneldik ve bindik. Ne kadar evine bırakayım diye inat etse de iyiyim kendim giderim dedim. Önce onu işyerine bıraktık. Geç kaldığı için telaşlıydı zaten. iş yeri de benim dayak yemesem iki sokak ötede içmeye gideceğim pub. Vay amk dedim kendi kendime, olaya karışmasak orda görecekmişim zaten onu. Pubın önüne gelince bana baktı gözlerimin içine içine. Taksiciye evime kadar gidecek ekstra bi para verip Kusuruma bakma görüşürüz dedi ve güzel bi tebessümle indi taksiden. Normal bi insan ne yapardı? Taksiciye devam etmesini söyleyip eve gider ve dinlenirdi. Ben ne yaptım?
Tabii ki taksici ağabeye burada ineceğimi söyleyip fazla parayı aldım. Zar zor indim taksiden, abinin yardım edeyim mi koçum demesine kulak asmadım. inince eğilip kolay gelsin abi dedim. Döndüm arkamı ve puba girdim. Beyler neden yaptığımı sorgulamayın kızdan etkilendim işte amk. Zaten lise boyunca sevgilim olmamış birini beğenip yakıştıramamışım kendime. Büşra da 165 boylarında hafif balık etli 60 kilo falan var yok. Siyah saçlı kumral uzun kahkülleri var minnoş bi kız. Tahmin edersiniz ki bu tipte birine beyaz giyince ne kadar yakıştığını. Etkilendim işte, güzel olmasa da etkileyici bir şekilde tanışmıştık. Gittim bar sandalyesine ıkınarak oturdum. Arkası dönüktü rafta birşeylerle ilgileniyodu görmedi ben otururken. Normalde çok atılgan konuşkan birisi değilimdir ama yaşanacak kadar şey yaşanmıştı artık rahat olmamda bir sakınca göremedim.
-iki bira alabilir miyim? Dedim.
Ses tanıdık gelmiş olsa olacak şaşkın bi şekilde arkasını dönüp gözlerini patlatıp
-Naapıyosun olum manyak mısın? Dedi.
-Bira içmeye geldim vermeyecek misin? Dedim.
Hasbinallah der gibi kafasını yana çevirdi. Ve hangi birayı istediğimi sordu. Ne önerirsin dedim. Cevap vermedi gidip dolaptan beck’s getirdi bir tane.
Bi biraya baktım bi büşraya
-iki tane olacaktı ama? Dedim. Cümlenin devdıbını getirmeyerek.
-Gördüğüm kadarıyla bi tane ağzın var onun da yarısı sağlam değil dedi.
-Olsun bi arkadaşıma ısmarlıyorum dedim.
Sağına soluna baktı barda bi tek ben oturuyorum bi de diğer ucunda iki tane moruk takılıyor 60’lı yaşlarda fıçı biralarıyla. Yine bi kafa yana gitti geldi. Gidip dolaptan bi bira daha aldı geldi. Koydu önüme ikisini de çakmakla açıp birini ona uzattım. Tepki vermesini beklemeden kendi biramı alıp diğer elimdeki şişeye vurdum.
-Yediğim güzel dayağın şerefine dedim.
Biradan bi yudum aldım ama diğer bira elimde hala bana bakıyor. Baya bi baktıktan sonra kıyamayan bi yüz ifadesiyle tebessüm etti “yaa slak .s” der gibi. Birayı elimden alıp bi yudum aldı ve kenara koydu. Arkasına da ekledi;
-Mesaideyken içmiyorum ama şerefe dedi.
-Kaçta çıkıyosun? Dedim
Abartma der gibi suratıma baktı.
Ben bin gibi sırıtarak elimi uzattım “sansar ben” dedim. (Kendi ismimi kullanmayacağım nickimi kullanacağım.)
Elimi kibarca tutarak
-Büşra ben de dedi.
-Memnun oldum azrail büşra dedim.
O ne alaka der gibi mal mal suratıma baktı. Ben de kısaca özet geçtim o an onu azrail sandığımı falan kız yarıldı amk. Bi yandan bardak siliyor bira falan veriyor bi yandan bana bakıp ıhıhığ diye gülüyor mesut komiser nidasıyla. Ben de gülüyorum tabi o güldükçe ama bi yandan acı çekiyorum böbrek dalak ne varsa sızlıyor. Yüzümden acının tatlı tebessümünü farketmiş olacak ki karşıma gelip biramı aldı önümden.
-Canın yanıyor işte git dinlen dedi.
-Kaçta çıkıyosun dedim.
Yine gerici bir bakış attı ve sessizliğini korudu. Aradan 5 10 saniye geçti seslendim;
-Bir bira alabilir miyim? Beck’s olsun dedim.
Yine yine yine gerici bi bakış attı ve elindeki bezle bardağı bırakıp
-Bugün gececiyim 3’te çıkıyorum. Yarın birer bira içeriz ama şimdi evine git lütfen dedi.
Telefon numarasını almak için telefonu cepten çıkardım artist artist. Ananı gibim bi baktım telefon paramparça amk ekran mekran kalmamış. Kız görünce bastı kahkahayı;
-Nasipte yokmuş sansarcım dedi.
-Bir tane becks alabilir miyim dedim.
Gülmeyi yavaşca kesip tebessümünü korudu ve “yarın 5’te çıkıyorum gelirsin.” dedi.
Ben de gülümsedim birden ciddileşti. Elinin tersiye hadi git git der gibi bi hareket yaptı.
Kolay gelsin diyerek sürüne sürüne çıktım mekandan. Sebepsiz bi mutluluk vardı yüzümde hissedebiliyordum. Bi taksi çağırıp eve gittim. Eve girince annem kopardı yaygarayı. Ana bi dur aşık olduk kızın birine vurulduk, yüzüme aşkının sert rüzgarı çarptı demek istedim ama nitekim öyle olmadı. Vay anne şöyle oldu böyle oldu derken dürüstçe neyse onu anlattım. Elleri kırılsın inşallah şeklinde ana bedduasını da aldıktan sonra odama geçtim. Yarım saat sonra annem geldi evden krem falan birşeyler bulmuş. Yok sürmem dediysem de zorla sürdü gözüme kulağıma.
Anne kısmını kıyamama bonusuyla kolay atlatmış olsam da peder beye hesap verilecekti. Burayı geçiyorum babam geldi klagib “hayta, adam olacan da biz de görecez ammmınagoyim.” gibi klagib azarlamalardan sonra alıştı. Ablam da konuyu öğrenince iyi yapmışsın diye bir tebrik kondurdu. Bunlar gram gibimde değil ben yarın olsa da okuldan çıktığım gibi koşa koşa puba gitsem diye bekliyordum. Yani bunun bi date olmadığının farkındaydım ama olsun işte bi umuttu amk. 2 dakika görüp uğruna dayak yediğiniz kıza nası aşık oldunuz demeyin aşk işte. Bi bakışla bile olur insan, ne olduğunu anlayamazsınız. -
3.
0Ben bunları düşünürken uyuyakalmışım acının ve ağrı kesicinin de verdiği bitkinlikle. Sabah annem kaldırmamış bu halde gitmeyeyim okula diye. Bir de müdürü arayıp durumu anlatmış müdür izin vermiş. Devamsızlığa da geçmeyecek kebap amk. Arada bi dayak yesem mi diye düşünmedim değil aslında. Kalktım annem kahvaltımı hazırladı. Ben yerken de güzelce tembihledi evden çıkmak yok yatıcan dinlenicen diye.Tümünü Göster
Nereye çıkmıyoruz garip anam çilekeş anam. Oğlunun çok mühim işleri var. Akşam bir iki saat yokum ama işim var desem de kesinlikle olmaz dedi. Neyse akşama kadar yumuşatır alırım izni diye üstüne gitmedim. Normalde dışarı çıkarken izin alan bi çocuk değildim, ailem de baskıcı değildi ama durum ortada işte kadın salmıyor.
Evde uzanıp televizyon youtube falan takıldık saat 3’e geldi. Annemin yanına gittim akşam için yemek hazırlığı içindeydi. işini bıraktırıp oturttum. Dedim anne böyle böyle kız bi içim su çok güzel etkilendim. Sözleştik bu akşam 5’e dedim. Bunu duyunca iyice karşı çıktı ya birdaha birşey olursa diye. Kadın da haklıydı amk ben kızla otururken lavuk bizi görüp ikinci round’u isteyebilirdi. Benim bırakın maça çıkmayı ringe girecek halim yoktu. Annemi güç bela ikna ettim, istemeye istemeye iyi git dedi.
Koşar adımla geçtim odaya, bi oduncu gömlek bi pantolon geçirdim üstüme. Kokusunu çok sevdiğim parfümümü sıktım bolca. Saçı başı yaptık saat 4 olmuş. Geç kalmamak için çıktım evden atladım otobüse gidiyorum çarşıya. Mekan civarına geldiğimde saat 4 buçuk falandı. Telefonculara bi bakayım diye dolandım çarşıda malum telefon almak gerekiyordu. Kız ikinci buluşmaya onay verirse numarasını kağıda mı yazacaktım akşam anamdan ararım diye ilkokullu bebeler gibi. Ufak bi fiyat araştırması yaptıktan sonra kafamda ne alacağımı netleştirdim. Pederin bana git kendine yeni bi telefon al diye verdiği kredi kartını evde unutmam dolayısıyla telefonu da alamadık. En iyisi bi kağıt kalem alalım numarasını yazarız diye taşak geçtim kendimle.
Saat 5’e yaklaşıyordu ve ben de geç kalmış imajı vermemek için 5 dakika erken gittim. iyi güzel girdik mekana da kız yoktu amk. Bardaki elemana sordum Büşra nerde diye.
-Haa hoşgeldin birader geç bekle ufak bi işi varmış halledip gelecekmiş bahsetti senden gelirse gitmesin bi yere diye tembihledi dedi.
Eyvallah çekip işaret ettiği masaya oturdum bekliyorum. Bekle allah bekle yok amk gelen giden. Bana bekle diyen çocukta göz ucuyla beni kesiyor halime mi acıyor napıyorsa amk. Ben artık ekildiğimi kabullenmeye başlamışken (neredeyse 1 saat olacak) pubın gibindirik kapı zili sesi duyuldu. Son bi umut diye baktım kapıya evet oydu. Büşrayı görünce içime nası bi su serpildi anlatamam. Derin bi oh çektim içimden. Büşra beni görünce gülümsedi, geldi masaya. Bende ayağa kalkıp elimi uzattım hoşgeldin diye. Tokalaşıp hoşbulduk faslından sonra oturduk. Barda gezinen garsonumsu ADAM yanımıza gelip
-Ne içersiniz Büşra abla dedi.
Bana bakarak iki beck’s alalım biz dedi.
Ben de kafamla onayladım. Tabii o sırada benim yüzüm düşmüş olacak ki hafiften eğilerek gözlerimi yakaladı. Gülümseyerek iyi misin bi sorun mu var diye sordu.
Sorunu siz de tahmin etmişsinizdir. Dana gibi adam kıza büşra abla diyorsa bizim aşkımız daha karadan ayrılmadan alabora olacak gibiydi. Açıkcası ben artık bi 30 vardır diye düşünüp iç geçiriyordum. Büşra çok genç duruyordu taş çatlasın 19 20 falan ama yaşlı duran lavuk abla dediği için kıllandım.
-iyiyim bi sorun yok diyerek cevapladım sorusunu.
-Tamam o zaman ee naber dedi içten bi gülümsemeyle.
iki hoşbeş muhabbetin üstüne biralar geldi. Benim biramı da o açtı ve önüme koydu. Şişesini kaldırıp “Azrailin kurtulması şerefine.” dedi gülerek. Kız benimle taşak geçiyor gibiydi aslında. Dayak yemişiz insanın içi azıcık cız etmez mi amk. Biradan bi yudum alıp çantasına uzandı.
-Aa dur unutuyodum. Dedi ve çantadan bi hediye paketi çıkardı.
Ben de şaşkın bi şekilde ne alaka diye düşünürken paket açtığımda ak züt kara züt belli oldu. Kız dün her ne kadar taşak geçse de bana telefon almış. Telefona bakınca göz göze geldik, yüzünde ee nasıl beğendin mi gibi bi bakış vardı. Kız kendince jest yapmıştı bana ama o zamanlar gururumuza yediremedik niye bilmiyorum amk ne alakaysa.
-Teşekkür ederim ama gerek yok dedim.
Bozuldu. Yüzü düştü ama belli etmemeye çalıştı. Muhtemelen beni mutlu edeceğini sanmıştı. Gerçi mutlu olmuştum da ergenliğin getirdiği gereksiz gurur işte alsana telefonu dalyarak.
-Kabul etmezsen kalkıp giderim bak dedi parmağını kaldırıp tehdit eder gibi.
Hoş değildi bu tehditi ama hoşuma gitmedi desem yalan olur. istemeye istemeye aldık kabul ettik hediyeyi. Aferini de kaptık büşra hanımdan.
-Bugün kombinim nasıl olmuş resmi kıyafete döneyim dedim dedi.(Azrail muhabbeti)
-Çok güzel gözüküyosun dedim.
Kızın gülmesi yarıda kaldı. Kız şaka yapmaya çalışmıştı ama ben kendimi tutamayıp abaza gibi atlamıştım mevzuya. Büşra da mahçup bi teşekkürle konuyu kapattı.
Biz sözde birer bira içecektik ama boş beleş muhabbetlerden çok keyif almaya başlamış olacağız ki benim 4. onun 2. birası geldi masaya. Ben de iyi hoş eğleniyorum falan da kafamın bi köşesinde bu abla lafı, abla lafını söyleyen eleman ve ben üçgeni dönüp duruyordu. O beklenen soru çat diye vurdu yüzüme bi Poyraz rüzgarı gibi.
-Ee kaç yaşındasın? Diye sordu
-18 dedim net ve kısık bi sesle, sen? Diye de ekledim
-Küçüksün benden, ben 20 yaşındayım dedi.
HAAYDi BUYUR AMINAKOYiM. Ben aslında çok yalan söyleyen bi tip değildim de 17 olucam desem kız kalkıp gibtirip gidebilirdi. Bu riski alamazdım. Kız aradaki 2 yaşa bile küçüksün ayağı çekip alttan alttan yavşama bana ablanım mesajı veriyordu. Günün ve sohbetin geri kalanında 18 yaş yalanı kafamda büyük yer etti. Ulan mal bi kimliğe, bi çevirmeye, bi rutin kontrole bakıyor yalanının patlaması. 18 dediğim için pişman olsam da bi yandan da 16 demediğim için çok mutluydum.
Kız da kendince haklıydı olum pid0fili bile derlerdi. Hem ayrıca ben kendime oldukça güvensem de aradaki yaş farkı beraberinde anlaşmazlıklar da getirebilirdi. Muhabbet etmeye devam ettik, muhabbete devam ettikçe benim umutlarım giderek azalmaya da devam etti. Saate baktım 8’e geliyordu. 2 Saat aralıksız konuşmuştuk. O sırada lavaboya gideceğini söyledi. Ben de hediye ettiği telefonu açtım ve kurulum kısımlarını hızlı hızlı geçtim.
Lavabodan döndüğünde telefonu elimde görünce gülümsedi. Ben de telefonun tuş takımını açıp telefonu önüne koydum.
-Seninle en az bir kez daha böyle güzel vakit geçirmek istiyorum, sen de aynı düşüncedeysen... dedim ve telefonu işaret ettim gözümle. Duraksadı.
-Eeehh hadi yazalım bakalım üzülme dedi. bin bi sırıtmayla.
Tuttuğunuz takımla rakibinin puanı aynıdır, son maç kendi aralarındadır ve tuttuğunuz takımın averajı yüksektir. Dakika 90 takımınız 1-0 geridedir. Çıkıp takımın en işe yaramaz stoperi kornerden kafayı çakar ve top ağları delercesine kaleye girer ya. O anı yaşadığınızı hayal edin. Benim de o anki coşkuyla o numarayı yazmasını beklediğimi hayal edin şimdi. Heh tamamdır oldu.
Numarayı yazdıktan sonra hesabı istedim. Param da ucu ucuna yetti amk rezil oluyoduk ilk buluşmadan kıza. Telefon için tekrar teşekkür ettim ve elimi uzattım. Tokalaşıp onun gitmesini bekledim. Gittikten sonra ben de arkamı dönüp koşmaya yeltendim ama karın boşluğumdaki ağrı beni direkt uyardı napıyosun yarram diye.
Evet mutluydum ama bu mutluluk ve olumlu geri dönüş çok uzun sürmeyecek gibiydi. Çünkü ortada ortaya çıkması çok müsait bi yalan vardı ve vadesi de uzun gözükmüyordu açıkcası. Bunu kafaya takmamaya çalışarak anlık mutluluğun keyfini çıkarmaya çalıştım. -
4.
0Gel zaman git zaman Büşrayla birkaç kez daha buluştuk. Hatta son buluşmamızda paranormal aktivite 5 filmi çıkmıştı o zamanlar ona gidelim dedi. Benim de çok gibimde olmaz öyle mevzular. Cinmiş hayaletmiş falan filan kim gibler amk. Büşra büyük bi hevesle söyleyince bana uyar dedim. Geldik AVM’ye, mısır aldık birer kolayla birlikte. Girdik film başladı bende tık yok. Sıkılmaya başladım hatta amk ama Büşra korkuyordu, korktukça kendisini koltukta geriye atıp kolumu sıkıyordu.Tümünü Göster
Kulağına eğilip “çok korktuysan sarılabilirsin” dedim ve bin bin güldüm.
Büşra hiç şakaya almayıp başını omzuma koydu. Vay amk bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Bi eliyle koluma girmiş diğer elini karnıma koymuş omzumda filmi izliyordu. Filmdeki gerilim sahneleriyle doğru orantıda karnımın üstündeki elini gevşetip sıkıyordu. O andan sonra korkuymuş filmmiş çokta gibimde değildi ben anın tadını çıkarıyordum. Aşık olduğum kızla bi yol katedebilmiştik.
Film çıkışı sigara içmek için avm’nin balkonuna çktık. Büşra heyecanlı heyecanlı sigarasından bi duman çekip
-Çok gerici değil miydi ya bacaklarım ağrıyo kasılmaktan dedi.
-Valla bilmem karnımı deldiğin için korku sahnelerine pek odaklanamadım dedim.
-Salak dedi ve sırıtıp çok mu acıttım farketmedim dedi.
-işin yoksa hastaneye geçelim mi dedim
-Neden noldu ki? Dedi.
-Karnıma dikiş attırmam lazım dedim.
Bastı kahkahayı. Salaksın yaa eşliğinde koluma tatlı sert vurdu.
Gülkerken 32 dişi de gözüküyor, o yetmiyor gözlerinin içi cam gibi parlıyordu. Güldüğünde yanaklarının yarım elmaya benziyor olması da vardı. Hatta gülerken kafasını biraz yana yatırıp arkaya doğru atması vardı. Çok fena vurulmuştum dıbınakoyayım, herşeyi kusursuz geliyordu. Kendimi onu izlerken buluyordum sürekli. Hani çocukken aileyle alışverişe çıkılır bayramlık alınır akşam eve gelirsiniz onları bir yere koyar veya asarsınız ya. Gece boyu uyuyamaz uyanır uyanır bakarsınız onlara. işte öyle izliyordum Büşrayı.
Hayatımdaki geri kalan hiç bir şeyin anlamı kalmamış gibiydi. Herşey anldıbını yitirmiş, nereye baksam Büşrayı andıracak bir şey görüyordum. Markete gidiyorum Portakal suyu görüyorum, onun barda kokteyl yaparken portakal suyu şişesini yere düşürüp “ayy allah kahretsin” dediği geliyor aklıma. Kadın mağazasının önünden geçiyorum, camda eyeliner reklam afişi görüyorum. Onun uykusuz olduğu bi zaman gözlerini ovuşturup göz makyajını bozduğunu farkettiğini hatırlıyorum. Telefonu açıp kendine kamerada bakıp hayvan gibi gülmesini hatırlıyorum. Gülerken bana bakmasını, bana baktıktan sonra daha kuvvetli bi kahkaha attığını hatırlıyorum. Hayatı artık böyle yaşıyordum.
Günlerden bir gün konu rakıya gidelime geldi. Cepte beş kuruş para yok, işin daha kötüsü benim öyle bi mekana gidecek üst başım yok amk. Peder banka sulandım biraz, ondan olsa olsa kıyafet parası koparabildim. Gittim üstüme başıma bi siyah pantolon bir siyah gömlek aldım. Yakıştı üstüme, kendimi bi güzel gördüm yani öyle. Gittim biraz ablama dadandım durumu anlattım. Biraz da annemin zulası derken güzel bi param olmuştu cebimde. Mekandan çıkacak kadar en azından.
Akşam 8 gibi evinin önüne geldim bekliyorum. Aşağıdayım diye mesaj attım. iniyorum 5 dakikaya dedi. Evi çarşıya yakındı yürürüz diye düşündüm ama onu gördüğümde fikrim tamamen değişti. Tamam biz de özenmiştik kendimize ama onu görünce ben çapulcu gibi gelmişim dedim kendi kendime. Kısaca bi betimlemem gerekirse dizin 1 karış üstünde mini sayılacak kıvamda simli siyah bi elbise. Göğüs dekoltesi yok, elbise omzunun birinden sırtına uzanıyor, diğer omzu yok elbisenin. Altına çok şık sade siyah bir topuklu ayakkabı giymiş. Saçı için baya bi uğraş göstermiş çok belliydi. Onu karşımda öyle görünce uzun bi süre birşey demeden beklemiş olacağım ki sessizliği o bozdu;
-Sen de hiç fena değilsin sansar bey dedi. Gülümseyerek
-Teşekkür ederim Büşra hanım, yanınıza layık olmak için elimden geleni yaptım. Dedim tebessümle.
O sırada hemen bi taksi çağırdım yakında bi durak vardı. Kızı 4 5 dakika da olsa soğukta bekletmem hayvanlığını çok gündeme getirmemek için saçın çok güzel olmuştan girdim makyajın farklı olmuş beğendimden çıktım. Nihayet taksi geldi, kapısını açtım elimle buyrun der gibi bi hareket yaptım ve o binince kapısını örtüp kendi tarafıma dolaştım. O da nezaketen de olsa kapının koluna uzanıp bana açmaya çalışsa da fırsat vermedim. Ben de binince abi dedim x bara gidicez. (Büşranın çalıştığı yer bi oteldi. Otelin altı bar üstü restorandı.) Gayet güzel bi mekan olduğu için orada karar kılmıştık. Zaten muhafazakar bir şehirde yaşıyorduk, çeşit çeşit alkollü mekan yoktu.
Taksi otelin önüne gelince taksiciye parasını verdim. inip kapısını açtım ve koluma girmesi için kolumu biraz gevşettim. O da koluma girdi ve asansöre yürüdük. Terasa çıkınca rezervasyon yaptırdğımız masaya geçtik. Ben yine aynı beyfendilikle sandalye çekme, üzerindeki ceketi alma gibi rutin işleri yapıp yerime oturdum. Mezelerimizi seçtik, bi tane de büyük söyledim. ilk kadehlerimizi güzel anılara kaldırdık araklıyoruz ufak ufak.
Bir saati biraz geçtik, Şişeyi yarılamışız. Ben alkole aç bir insan olarak dibini görmeyen anasının dıbını görsün modunda içiyorum. O da beni bozmuyor mudur yoksa masanın adabından mıdır bilinmez ama benim hızıma eşlik ediyor. Arada bakıyorum rakı içerken zorlanmıyor. Yüzü ekşimiyor veya yavaş gidelim demiyor. Dedim evlenilecek kadını buldum. Buldum buldum da benim nikaha yaşım bile yetmiyordu amk. Düşününce yine dertlendim.
Muhabbet akıp gidiyorken hayatımı gibeceğini düşündüğüm o sesi duydum. Aranızdan bari çakalların da anladığı gibi evet polis telsizi sesiydi. Şimdi siz diyeceksiniz polisler iki kadeh parlatmaya gelmiştir yok amk. Burası ufak bi şehir olduğu için e haliyle muhafazakar da bir şehir. Sürekli rutin kontrol için mekana gelip insanların 2 paralık zevk-i sefasının içine sıçarlar. Rutin kontrol??? RUTiN KONTROL ALOOO.
Rutin kontrol demek, benim 18 yaş altı olup alkollü mekanda olmamdan dolayı ceza yemem demek. Rutin kontrol demek mekan sahibinin yüklü bi miktarda ceza yemesi ve sonrasında beni gibertmesi demek. Rutin kontrol demek Büşraya rezil olacağız veled-i zina olduğumuzu düşünecek demek. Fakat en önemlisi Rutin kontrol demek hayallerini kurduğum ve yıllardır beklediğim aşkımız alevlenmeden gibilip atılacak demek. Ben evi tarlası yanmış köylü gibi oturdum kaldım başımdan aşağıya kaynar sular döküldü amk. Yaklaşık bir dakika, hadi bilemedin 2 dakika sonra hayatımın gibileceğini bile bile orda oturamazdım. Kalkıp lavaboya mı kaçsam diye düşündüm. Düşünmekle kalmadım yaptım. Neden? Çünkü ben malım ve aklıma ilk geleni uygularım. Büşradan izin isteyerek kalktım masadan.
Neyse ki tuvalete giderken polis memurlarıyla karşılatım. Normalde karşılaşmam yannanı yemem demekti ama memurların arasında onu gördüm, dıkşın. Yanlış okumadınız evet dıkşın. Adamın adı farklıydı tabii ama bizim mahallemizden bi abi kendisi. Kendisine takılan bu komik görünümlü acımasız lakabı neden taktıklarını hemen özet geçiyorum. Bu adam bigün semtte otururken iki üç tane velet buna boncuklu silahla arkadan yaklaşıp dıkşın diye bağırıp ateş ediyorlar. Adam da ani korkuyla afedersiniz ishalken zart diye sıçıyor altına amk. Bunu gören çocuklar kopuyor tabi, hemen koşup mahalleliye anlatıyo amk veletleri. O günden beri dıkşın diye diye taşak geçtiler adamla, adı da öyle kaldı. Başlarda kızıyodu ama sonra o da alıştı artık. -
5.
0Dıkşını görünce yüreğime su serpildi çünkü mahallede gördükçe selam verdiğim ve beni sevdiğini düşündüğüm bi abimizdi. O da beni görünce dudağını büzerek “vaay dıbınakoyduğum” dermişcesine kafasını yana yatırdı. Hemen koştum yanına;Tümünü Göster
-Vaayyht abim benim hoşgeldin dedim.
-Hoşbulduk sansar kardeş hayırdır? dedi.
-Hayır be abim sevdiğimizle iki kadeh parlatalım dedik geldik.
Ama gözünün içine bakıyorum beni bozma diye yalvarıyorum resmen amk. Diğer memurlar dıkşının geyik yapacağını anlayınca kimlik kontrolüne başladılar. Bu kimlik kontrolünü de anlamıyorum amk niye diye soruyosun,ben senin hapishane kaçkını olmadığını, asker kaçağı olmadığını nerden bileyim diyor. Be yarram sence hapisten kaçan adam teras restorana rakı balık yapmaya gelir mi? Diye sormak geliyor her seferinde ama kafadan basmalı emniyet karakol turu yapmak korkutuyor beni.
Memurlar gidene kadar havadan sudan geyik yaptık çok şükür anladı halimizden. Memurlar uzaklaşınca bana yaklaşıp “hangisi lan masan?” Diye sordu. Ben de yanına geçtim elimle göstermeden “sağdan 4. masa abi” dedim. Amacı farklıydı, yanımda kız olmasa bozacaktı muhtemelen. Dıkşını severiz abimiz dedikte adamın içinde bir bin taraf hep vardı ama raconu da bilirdi. Dıkşın öyle bi abimizdi işte. “Olum sen bu tipinle böyle giyim kuşamı olan kızı nasıl düşürdün lan amk hamile falan mı?” dedi. Aklı sıra ağzımdan laf alacak tam amcık amk. Hemen atladım “Yok abi ne hamile kalması daha elini tutamadım adam akıllı”. Dedim.
Harbiden lan, tamam Büşra'yla birşeylerin adını koyamamıştık ama sinemada omzuma yatmalar sabah akşam mesajlaşmalar derken yine de bi yakındık yani. Dıkşın beni aydınlatmıştı o an. Hafif kafalar da çakır, ayıkken konuşmaya çekineceğim şeyleri şuan takır takır söyleyebilirdim.
Dıkşın şöyle bi yüzüme baktı. Neyden kıllandı anlamadım ama beni koluyla dürtüp “Yürü bakalım tanıştır beni yengeyle.” Dedi ve önden yürümeye başladı. Arkasından “Dur abi, abi, dıkşın abi” falan desem de durmadı gidiyor masaya amk. Dedim bari rezillik çıkmasın ben araya gireyim yumuşak bi şekilde merhaba merhabaya dökelim işi gibtirsin gitsin.
Masaya geldik, Büşra önce beni sonra yanımda polis görünce bi irkildi. Belli etmese de merak etmiş ve biraz da korkmuştu. Ben hemen atladım ortaya;
-Ee büşra bu mahalleden sevdiğim bi abim adı dıkşın(orda kendi adını söyledim de isim vermeyeyim.) Abi bu da Büşra. Yani şey arkadaşım, yakın arkadaşım tam olarak... Neyse. Dedim sustum.
Büşrayla ne olduğumuz o kadar belirsizdi ki birşey söyleyemedim amk.
Büşra bana bi baktı şöyle “Senin ananı gibiyim” der gibi. (Kadir Hocama sevgiler) Sonra ufak bi güldü 20 diş falan göstermeli. Elini dıkşına uzattı
-Merhaba, memnun oldum dedi.
Dıkşına bakıyorum gitmiyor amk. Demesin mi kimlik kontrolü yapabilir miyim? Diye. Hay dedim senin ananı doğuranını gibeyim emi. Büşra hiç kasmadan çıkardı verdi kimliği, baktı büşra ... doğum yeri falan fistan. Doğum tarihini dışından aheste aheste okuyup göz ucuyla bana baktı. YA gibTiR GiT iŞTE BE ORRROSPU EVLADI NiYE YORUYOSUN BENi SANANE YAŞI KAÇSA BENiM YAŞIM KAÇSA AMIN FERYADI. TC No falan kontrol etmeden geri verdi kimliği.
Büşraya iyi geceler dileyip bana döndü;
-Sansarım abini geçirirsin artık kapıya kadar.
He geçiriyim amk adamı asansör var kapı mı var diyesim geldi de demedim.
-Tabii ki abi buyur dedim elimle yol verdim.
Ben ona sinirliydim ama asansör önüne gelene kadar. Durdurdu beni;
-Sansar seviyon mu lan bu kızı diye sordu.
-Seviyorum abi dedim.
-iyi seviyorsan ayrıl kardeşim başını yakma kızın dedi.
-Ne alaka abi ? Dedim
-Olum sen reşit değilsin mal mısın? Buraya ben değil başka bi ekip gelse şuan kızı pid0filiden zütürüyorlardı farkında mısın amk? Dedi.
Anaaa harbi lan, ben zütüme kaçacak cinsel penisleri düşünürken birinin de Büşraya kayacağını düşünmemiştim. Bu konuyu öyle ya da böyle bi açıklığa kavuşturmamız lazımdı. Haklıydı dıkşın. Başımı öne eğdim mahcup bi şekilde;
-Haklısın abi diyebildim.
-Hadi dikkat et kendine eğlenmenize bakın. Yarın bigün de sıyrıl bu işten Dedi ve çıktılar.
Suratım beş karış döndüm masaya. Büşra da bi iki yokladı ama tık yok bende amk moralim hızla irtifa kaybetti. Bi elinde çatal, zeytinyağlı fasulye yiyor, diğer eliyle çenemden tutup yüzümü kaldırdı gözlerine kitledi beni. Allahım o gözler, ceylan gibi bakıyor amk. için için yanıyo gözleri parlıyor. Bana bakarken ağzı düz dursa da gülüyor bana, öyle bakıyor. Sonra diğer eliyle çatalı bıraktı elini ağzına zütürdü. Yutkunmakta zorlanır gibi. Çatalı bıraktı. Bana çok ciddi bi şekilde;
-Noldu sana da mı kimlik kontrolü yaptılar minik prens? Dedi. -
6.
0Hassgibtir. Koca bir hasgibtir çektim içimden. Nerden öğrendi nasıl öğrendi en ufak bir fikrim yoktu ama biliyordu. Saniyeler içinde kabaca bi hesap yaptım, şuan öğrenme ihtimali var mıydı? Çok düşük. Demek ki daha önceden biliyordu. Daha önceden biliyorsa ve şuan burda eğlenebiliyorsak bunu dert etmiyordu. içimdeki hasgibtir koca bir ohh çekmeye dönüştü. Dönüştü de kıza ne diyecektim amk.Tümünü Göster
Tam nereden biliyorsun diyecektim lafımı yarıda kesti;
-Sansar ben salak biri gibi mi görünüyorum ordan? Bence hayır ama sen burdan çok salak görünüyosun diyip kıkırdadı ve devam etti.
-Olum salak mısın sen hastaneye zütürdüler seni hani ben de geldim ya? Hani ben refakatçı oldum ya sana. Hani kimliğin cüzdanın hepsini bana verdiler ya.
Büşra bunları söyledikçe ben yerin dibine girdim gençler. Kıza gittim 18 yaşındayım dedim tanıştım ettim hiçte bozuntuya vermedi amk. insanın yalanı ortaya çıkınca çok utanç verici oluyormuş bu duyguyu da tazelemiş oldum. Büşra bana bakıp birden ciddileşti;
-Yaptığın şey hoş değil ama sanırım ikimiz de bunun farkındayız. O yüzden hemen anlatayım sana dedi ve devam etti. Bundan sonrasını soluksuz yazıyorum çünkü o da soluksuz söyledi.
-Bak sansar, sana burda çocuk muamelesi yapmayacağım çünkü değilsin. Daha önce birlikte olduğum insanlar arasında 25 yaşında birisi bile vardı ve emin ol senin kadar olgun değildi.
Haklıydı bi bakıma. Ben hep yaşımın ötesinde yaşayıp akranlarımdan daha olgun biri oldum. Devam ediyorum
-Birisi gelmiş bi bayrak dikmiş burası Türkiye demiş. Eline kalem kağıt almış başlamış yazmaya. Bi satıra da 18 yaşının altındakiler çocuk sayılır demiş. Sen çocuk falan değilsin olum. Koca adam olmuş için, gerçi dışın da öyle(gülerek) ama yasalara bakarsak maalesef çocuksun. Tamam flört ediyoruz vakit geçiriyoruz güzel hoş ama bu kadar dedi.
-Nasıl yani? Dedim.
-Anla işte minik prens. Öpemezsin, benimle aynı yatakta yatamazsın, sevişemeyiz. Bunlar olmaz bunlar bana ters. Sadece şuan kaliteli vakit geçirdiğim yakın bi arkadaşımsın. Hepsi bu kadar. Ha seninle arkadaşlığımız 2 yıl daha sürer, minik prens olur bize koca prens. O zaman bakarız dedi.
Parmağını kaldırıp beni tehdit edercesine de ekledi;
-Bana bir tane daha yalanını yakalarsam sonsuza kadar iletişimimiz olmaz. Dedi.
Aslında olumlu birşey söylemişti ama benim gözüm doldu amk. Bizim aşkın ilk baharı 2 sene sonraya ertelenmişti. E bari azıcık elini tutsaydım, bi kere sıkı sıkı sarılıp saçlarını koklayabilseydim. O zamanlar suskunların tekrarını izliyodum. Aklıma direkt Ecevitin Ahu’ya "Çok saçma ulan çok saçma. Buradasın dokunamıyorum çok saçma. içim gidiyor sarılamıyorum. Çok saçma”. Dediği sahne geldi.
Benim göz kapakları kepçe misali doldu taşacak. Gözümü bi yere hareket ettirsem şırıl şırıl akacak amk. Gözümün içine içine baktı ve yine ciddi bi şekilde;
-O yaş gözünden akars..
Derken göz kapaklarım daha fazla taşıyamadı tuzlu suları. Ağlama mimiği göstermiyordum. Boş boş bakıyordum Büşraya ama gözümden yaşlar süzüldü.
Bi tebessüm etti inceden, elini yüzüme koyup baş parmağıyla gözümün yaşını sildi. Yaklaşıp fısıldar gibi;
-Kalkalım mı? Dedi
-Kalkmayalım arkadaşım. Dedim.
-Sen nasıl istersen minik prensim. Dedi.
Aldı kadehi havada kaldırdı beni bekledi. Ben de kendimi toparlayıp aldım kadehi elime. Biraz sert tokuşturmuş olacağız ki mekanda yankılandı çınn sesi. Bi kaç masa dönüp baktı kırıp döküyolar mı diye ama yok. Gerçi benim içimdeki fırtına kadehi, masayı geç mekanı bile dağıtırdı ama sessiz ve gizli tuttum o öfkeyle karışık hüznü içimde.
-Geç kalan doğumlara dedi.
-Erken yaşanmış ilişkilere dedim.
Gülümsedi. Biz hiçbir şey olmamış gibi muhabbete ve içmeye devam ettik. Çok şükür anamızın dıbını görmedik, şişenin dibi göründü. Kalkalım mı bi ufak daha mı araklayalım tartışmasından sonra kalkmakta karar kıldık. Ben hesabı istedim. Elim masadaki cüzdana gidiyordu, Büşra pat diye elime vurdu. Gözlerini patlattı hayır der gibi. ikiletmedim. Çantasından cüzdanını çıkarıp kartı cart diye geçti. Garson gidince;
-Ben davet ettim sana noluyor? Dedi.
-Peki dedim. Kırgın gözükerek. Halime üzülmüş olacak ki;
-Neyse haftaya yemekler senden. Dedi.
- Emriniz olur dedim.
Gülümsedi. Ben de zoraki gülümsedim. Yan yana yürüyorduk ben elleri cebe attım sallana sallana yürüyorum sıkıntıdan. Gece bitse de yatağımda ağlasam diye amk. Geldi koluma girdi, kafasını iki saniye omzuma yasladı sonra kaldırdı. Yavaş yavaş mekandan çıkış yaptık.
Aslında öyle garip falan da durmuyorduk ha beyler. Ben 23 24 yaşında bi delikanlı, benden bi iki yaş küçük gibi duran kız arkadaşım da yanımdaydı. Ama sonuçta biliyordu işte yaşımı. Aşağıya indik ben taksi istedim kapıdaki bodyguarddan. Kafasıyla onaylayıp içeri girdi. Büşra azıcık yanaşıp;
-Noldu beyaz atını bakıma mı bıraktın? Dedi
-Ben hem sarhoşluğun etkisiyle hem de sinir bozukluğuyla gerçekten güldüm.
-Ha şöyle ya, öldük mü? Gül biraz dedi.
Bahar ertelense de elbet gelecek gibi duruyordu. Hayatım boyunca hep bir şeyleri bekledim. Bu kadar güzel bir şeyi de beklerim diye geçirdim içimden. Taksimiz geldi. Büşrayı evine bıraktım. Ordan doğruca kendi evime. Eve girince portmantodaki aynaya baktım. Gülüyordum lan. Salak bi sırıtma vardı yüzümde. Benim gerilip kasılmalarım boşunaymış. Ben hep olumsuza kafayı takıp olumlu ihtimalin ışıltısını öldürmüşüm içimde. Üzerimi değiştirip yattım. -
7.
+1Neeeee diyooo ooollum bu yoksa efsane inci hikayelerinden biri daha mı doğuyo az önce dedenin hikayesini bitirdim 1000nci sefer şimdi buna denk geldim rast gele rast gele
-
-
1.
+1efsaneliğine siz karar verirsiniz beyler de bana göre dolu dolu bi 10 yıl yaşadım acısıyla tatlısıyla.
-
2.
0Adam Adam bekliyoruz sukunu bastim
-
1.
-
8.
0YILBAŞI DOLAYISIYLA UZUN Bi KAÇ PART BIRAKIP KAÇICAM BEYLER
-
9.
0Yaklaşık bir ay kadar mesajlaşmalar, oturup kahve içmeler, ona verdiğim haftaya yemek sözü, iş çıkışı gidip iki bira içmeler devam etti. Dışardan görenler beni Büşranın sevgilisi zannediyordu. E öyle gözüküyorduk zaten iki günde bi dibinde bitiyordum kızın. Ama kimsenin bilmediği şey biz sadece arkadaştık. Hatta arada takılmak için “naber kankaağğ” falan diyip gülüyordu aynı ışıltısıyla.Tümünü Göster
Kasımın sonlarıydı yanlış hatırlamıyorsam. iş çıkışı beni çağırdı, sürprizim var dedi. Ben de meraklana meraklana üzerimi giyinip gittim. Bara girdim, bi masaya oturdum. Mesaisinin bitmesine 15 dakika falan var. Beni görmedi. Onun tezgah temizlerken, müşterilere bir şeyler verme telaşına girmişken o koşuşturmasını hayranlıkla izledim.
Telaşlı ama temkinli davranırken yaptığı incin topuzunun sallanması, üzerindeki beyaz bluzun ona yakışma seviyesi, gözlerinin bozuk olmamasına rağmen taktığı gözlüğü. Kısacası karşımdaki kadın tam olarak hayatıma girmesini ve hiç çıkmamasını istediğim kadındı. Ben onu yaklaşık 5 dakika boyunca izledim. Sonunda beni fark etti. Fark etmesine ayrı aşık oldum lan binler. Beni görünce o somurtkan suratı tak diye 32 dişe döndü. Gözlerini kısarak gülümsedi. Kasım ayında Kütahya'nın züt titreten ayazında içim yandı. Gidip şöyle doya doya sarılmak istedim. Lakin Büşra hanımın koyduğu yasaklar buna engeldi.
Barı diğer eleman gelince ona bırakıp çıktı. Deri ceketi vardı bir yakışıyor görmeniz lazım. Ceketini giyip elini cebine attı. Bana 5 yaşında çocuk gibi sevine sevine;
-Baaakkk dedi. Elindeki 2 bileti göstererek.
-Kimin konserine gidiyoruz? Dedim.
-işte bu yaa, kime sorsam burun kıvırıyor sen hemen uyuyosun plana. Dedi
Yüzüm düştü amk. Tamam sevgilisi değildikte hani başkalarına teklif ettiysen benden önce ben bilmiyim yani. Fark edince söylediği şeyi;
-Düşmesin yüzün salak şaka yaptım ikimiz için aldım dedi.
inanmaya inanmaya inanıyormuş gibi yaptım. inanmasam ne değişecekti amk gibtir et işte salak sansar kız bi aktivite uydurmuş kendince, muhtemelen gerçekten şaka yapıyordu. Ben regl dönemimdeydim sanırım.
-Ee sagoluyor muyuz akşam? Dedi.
Valla beyler yalan olmasın ben çocukluktan beri fuatcıydım. Fuattan sonra ceza gelirdi ama sagopa hiç benlik değildi. Hevesi kırılmasın diye heyecanlıymış gibi yaptım;
-Fena sagolarım ama tutman lazım beni dedim gülerek.
-Hahahah salak, hadi eve kadar gidelim de üzerimi değiştiriyim dedi.
-Emriniz olur dedim sırıtarak elimle buyrun der gibi yaptım.
-Mersi canım dedi ve yürümeye başladık.
Yolda yan yana yürürken yine koluma girdi. Birden asfalyalarım attı durdum. Niye böyle bi rage atak geçirdim bilmiyorum anlık geldi. Ben durunca o da durdu. Kolumu sallayarak bırakmasını sağladım kolumu. Şaşkın şaşkın bana noldu der gibi bakarken;
-Uzat elini dedim.
Uzattı ee noldu der gibi. Alttan elini kavradım parmaklarımız birbirine dolanacak şekilde. Yürümeye devam ettim ama bi problem vardı. Büşra yürümüyor duruyordu. Arkamı döndüm;
-Sansar biz bunu konuşt... Sözünü kestim.
-Aramızdaki bu güçlü sevgiye rağmen hep arkadaşın oldum yanında, bu gece sevgilimsin kızım giberler. Benim için öylesin, sen istiyorsan kendini küçük kardeşinin elinden tutup şarkı dinlemeye zütürüyorum diye kandır. Dedim.
Bi sustu durdu, sonra eyvallah der gibi gülümseyerek kafasını yana eğdi. Eli elimde yürüyorduk. Hele şükür be dıbınakoyayım. içim nasıl rahat nasıl huzurluydu anlatamam. Aslında ikimiz de çok memnunduk durumdan ama Büşra kendine sübyancı gibi olmayı yediremiyordu işte amk. Evine kadar çocuk gibi sırıtarak yürüdük. Hiç konuşmadık, ikimiz de anın tadını çıkarıyorduk.
Eve girince beni salonuna davet etti. içeri girdim oturdum bi koltuğa.
-Dağınıklık için kusura bakma, ben geliyorum birazdan. istersen sigara içebilirsin dedi sehpadaki küllüğü göstererek.
Ben içmedim, ilk defa gelmişim evine duran emminin uzun sigara ağızlığıyla sigara içtiği gibi yakıp cuvaramı tüttürmek garip geldi. Ben oturmuş halının desenini inceleyip onu beklerken gözüme kapının girişinde kendisini kenara saklayan ve bana mahçup bi şekilde bakan Büşrayı gördüm. Bana seslenip;
-Ya sansar bi yardım edebilir misin? Dedi ve sonuna da bekle çağırıcam’ı ekledi.
Ben anlam veremedim ama neyse amk dedim bekliyorum çağırmasını.
5 10 saniye sonra “Geell” diye seslendi. Sesin geldiği odayı zor bela bulup girince yüreğim hopladı amk. Büşra üzerindeki bluzu çıkarmış sütyeni var. Arkası dönük kolları önünde;
-Ya kopçası dantele takıldı zorlarsam yırtılacak çıkartır mısın? Dedi sıkılarak.
-Tamam diyebildim sadece.
Elini daha 5 dakika önce tutmayı başarabildiğim kızın sütyen kopçasını açıyordum amk garip geldi bi an ne yaşıyorum oldum. Yalanım varsa okuyan herkes beni tek tek yatırıp gibsin ki aklıma en ufak cinselliği çağrıştıracak bir tak gelmedi. Sadece durumun garip olması dolayısıyla elim kolum tutmadı amk. 30 saniyede zor çözdüm.
Kopçayı çıkardığım gibi kollarıyla vücudu arasında sütyeni sıkıştırarak;
-Tamam teşekkür ederim dedi. Kibarca gibtir git artık dedi ama benim binlik kanım kaynadı işte
-Rica ederim, yardımcı olabilirim istersen dedim.
-Ağzına sıçmadan çıksan iyi olur. Dedi bana yandan bakarak net bir sesle.
ilk defa o kadar ciddiydi amk. Bu kızın gerçekten ciddi ve sinirli hali hiç sevimli olmuyordu. Korkup kaçtım yan odaya. Ayıp mı ettik falan filan diye düşünüp kendimi yerken 5 dakika sonra gönlüme bahar getiren o gülümsemesiyle geldi yanıma.
-Hadi kardeşim çıkalım mı? Dedi yolda söylediğim şeyle taşak geçer gibi. binliğe binlik amk
-Çıkalım sevgilim dedim. Hayırdır yarram abartma der gibi bakıp enseye patlattı bi tane.
E ben hep böyle dayak mı yiyecektim amk. Şaka da yapılmıyor kıza eli maşalı. Neyse çıktık evden, ben ilk sevgilisini yapmış ama hevesini alamamış abaza liseli edasıyla yapıştım eline ahtapot gibi. Vallahi bırakmadım beyler mekana gidene kadar. Azıcıkta nazımız geçsin kaç aydır arkadaş arkadaş yeter. -
10.
0Sagoyu dinlemekten keyif almam falan dedim ama o gece çok sardı yalan yok binler. Belki de Büşrayla birlikte olduğum için, o çok eğlendiği için keyif almışımdır. Bu arada hem anama dert olan hem de benim içimi içten içe kemiren bi sorunu ortadan kaldırdık gibi oldu o gece. Beni azrailimle tanıştıran bin kurusunu o gün orada başka bi kızla sarmaş dolaş sago dinlerken gördük. Hatta ben bilerek Büşranın elini tutup kendimizi ona gösterdim. Lavuk bi kasıldı bi an dona sıçtım yalan yok aha dedim ikinci round geliyor. Sonra yanında manitası olduğunu mu hatırladı naptı bin ters ters bakıp kızla ilgilenmeye devam etti. Artık azıcık zekaya sahipse bu işin bittiğinin farkına varmıştır diye düşündüm.Tümünü Göster
Konser çıkışı pek bi vukuat olmadı. Yine el ele yürüyerek evine bıraktım Büşrayı. Kapının önüne geldiğimizde elimi bırakıp;
-Çok güzeldi, teşekkürler dedi tebessüm ederek.
-Ben teşekkür ederim bu sürprizin için dedim (elimi ovuşturarak).
-Bugüne özeldi umarım bunun da farkındasındır dedi.
-Bakıcaz dedim.
-Yürü hadi evine sağlam git gece gece dedi elini göstererek (tokat geliyor manasında)
iyi geceler dileyip evlere dağıldık. Ben de gittiğim gibi serildim yatağa amk yorulmuşum.
Geldik 2018 yılının nisan ayına. Böyle 2 yıl birden atlanır mı amk hayvanı demeyin aradaki zamanı özet geçip sizi tatmin edeceğim. Biz konser gününden sonra yine aynı şekilde arkadaşlığımıza devam ettik. 2 yılbaşını beraber geçirdik, 2 doğum günlerimizi beraber geçirdik kutladık. (başbaşa değil ben hep onun arkadaş grubuna dahil oldum.) O arkadaş grubuna bir arkadaş olarak tanıtıldım hep. Gocunmadım da. Benim gönlüm rahattı. Belki büşra bana aşık değildi ama bana bir şans vereceği güne kadar beni gibtir etmeyeceğinin güvenini vermişti bana. Yaz tatilinde it köpek gibi çalışıp olabildiğince az para yedim. Ağustos böceği ve karınca hikayesindeki karınca gibi kışa hazırlık yaptım. Her kazandığımı attım bi kenara ya döviz ya altın olarak.
2 yıl boyunca çoğu zaman görüştük. Bi aralar aramız açılır gibi oldu yaklaşık 1 ay görüşemedik. O kişisel hayatıyla ilgili sorunlar olduğunu söyleyip benim içimi rahatlattı hep bu süreçte. Ben hep sordum yapabileceğim bir şey var mı? Diye. Her seferinde olursa haberin olur dedi teşekkür etti. Ben de üstelemedim. Israr edilmesinden hiç hoşlanmıyordu çünkü. içimde ona olan nedensiz bi güven vardı. Belki de bana hiç yalan söylememesinden kaynaklıydı, belki de onun hiçbir yalanını yakalamamdan kaynaklıydı. Ben de ona hiç yalan söylemedim beyler. Meyhanede verdiğim sözü hep tuttum. Aramızda bir aşk filizlenmemişti ama çok sağlam bir güven ilişkisi vardı.
Ben bu süreçte annesinin öldüğünü, babasıyla arasının bozuk olduğu gibi hayatının ona dair kısımlarındaki detayları öğrendim. O da benim hayatımı öğrendi. Yeri geldi annemi özledim diye ağladı omzumda. Yeri geldi çok mutluyum dedi sarıldı. Ha evet sarılma işi, konserden bi kaç ay sonra yine bir rage atak geçirip;
-Ya Büşra biz arkadaş değil miyiz? Arkadaşlar sarılır amk diye çok haklı bir yakarış yaptım.
O da kabul etti yarım ağız. O günden sonra sarılma engelimiz olmadı. Tabii iki sevgili gibi ota taka sarılmadık ama artık buluştuğumuzda tokalaşmayıp sarıldık. Mutluluğumuzu paylaştığımız anlarda sarıldık. Hüznümüzü sarılarak böldük birbirimize. Anlayacağınız absürt bi durum yoktu ortada.
Kısaca özetlemem gerekirse 2 yıl içinde samimiyetimiz giderek arttı ama en nihayetinde arkadaştık. Bu dengeyi hep koruduk. Başlarda canımı sıkan arkadaşlık muhabbeti artık keyifli bile geliyordu amk. Bi ara korktum ulan kıza olan aşkımızı kaybetmeyelim dedim kendi kendime. Arkadaş arkadaş diye diye gezersek final harbiden arkadaşlık olur korkusu sardı içimi. Ama ona olan aşkım ufak bi güç kaybetse de üfleyerek harladım o alevi. -
11.
0BEYLER AKŞAMDAN KALMANIN PRiME'INI YAŞADIM YENi YENi KENDiME GELiYORUM AMK. KAMU SPOTU iÇMEYiNTümünü Göster
27 Nisan 2018. Yani benim doğum günümden önceki gün. Yani reşit olacağım. Yani aşkımızın ilk baharını yaşayacağım doya doya. Aslında 28’inde kutlamam gerekiyordu ama 18ime basarken Büşrayla olmak istiyordum bunu da ona bu şekilde söyledim. 2 gün öncesinden Büşra planlar yapmaya başlamış, 18. Doğum günümü unutulmaz bir hale getirmek için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Benim kafamdaki tek şey gönlümün sultanına kavuşacak olmanın heyecanıydı. Bana sürekli “O nasıl olsun, Nereye gidelim, Bunu nasıl yapalım?” gibi sorular sorup en az benim kadar heyecanlanıyordu. Benim tek isteğim onunla baş başa olabilmekti beyler. gibiyim kutlamayı pastayı amk yarın yerdik pastamızı. Yarın kucaklaşırdık eşle dostla. Ben 2 yıl boyunca beklediğim o dudakların sarhoşluğunu bugün atmak istiyordum.
Her neyse basit bi plan yapıldı. Büşra iş çıkışı saat 5’te pubdan alınacak. Önce beraber güzel bir yemek yenilecek. Ordan arkadaşların yanına uğranacak. Az biraz geyik sonrası baş başa kalacağımız bir yere geçilecek. Son maddeyi ben eklemiştim ama bundan Büşranın haberi yoktu henüz. Doğum günü vasıtasıyla aileden az buçuk para topladık. Geçen yaz tatilinde çalışıp bi kenara birikim diye attığım dolarların bugün zuladan çıkması gerekiyordu. Günü çıkaracak maddiyatı sağladıktan sonra giyindim süslendim çıktım evden. Yine aynı şekilde gömlek pantolon giyip şık bir izlenip vermeye çalışmıştım.
Önce dıkşın abinin yanına uğradım. Mahallenin kahvesinde düşmüş yine batağa amk nasıl polisse. Zar zor kaldırdım masadan;
-Abi bugün 18 oluyorum. Dedim
-Ne güzel kardeşim hayırlı olsun. Dedi ee banane der gibi.
-Abi geçen yıl restoranda şey etmiştin hani hatırladın mı? Dedim. Onaylar gibi başını salladı.
-Heh işte o kızla güzel bi yemeğimiz var, ama arabam yok.
-Ehliyetini alınca araban da olur sansarım sıkma canını dedi.
Mahçup mahçup bakınca çakozladı durumu;
-Olm gibtir git polis adamdan ehliyetsiz sürmek için araba mı istiyon? Dedi.
Aslında araba sürmeyi çok iyi biliyordum ama harbiden vermezdi amk. Muhtemelen dıkşından daha iyi araba sürüyorumdur. Olmaz falan dedi diretti alamadık arabayı. Sonra halime acıdı;
-Tamam lan gel nereye gidecekseniz ben getirir zütürürüm bu da sansar kardeşime kıyağım olsun. Dedi
-Valla büyük adamsın abi dedim.
Arabayı alamasakta ikimiz için de özel olan bugün de kapılarda taksi beklemeyecektik en azından. Ben ona hazır olduğumuzda haber veririm dedim tekrar teşekkür edip ayrıldım yanından.
Bi çiçekçiye uğradım tatlı bi papatya buketi yaptırdım sanki onun doğum günü ben de saçmaladım afalladım iyice amk. Aldık ele çiçeği sallana sallana gidiyorum puba. Evim uzaktı aslında ama hem acelem yoktu daha vakit vardı. Hem de yolda günün planını tekrar kafamda kurmak istedim. Yarım saati biraz geçti yolculuk. Günün heyecanı ve yerimde duramamaktan olsa gerek yolda plan falan yapamadım amk. Maymun gibi seke seke yürüdüm desem yeridir. Geldik mekanın önüne, çıkmasına daha bi yarım saat var. Ulan elde çiçek barda koşturan kıza uzatsak hakaret gibi olur dedim içimden ama duramadım girdim. Yine telaşlı yine görmedi beni. Bu sefer sapık gibi uzaktan dikizlemek yerine gittim bar sandalyesine zütümü kondurdum. Yüzüme bakmadan;
-Ne istersin? Diye sordu.
-Seni dedim. Kafasını kaldırıp bana baktı, 32 dişi gösterdi.
-Hoşgeldin minik prens dedi.
Elimdeki buketi ona uzatıp;
-Bunlar senin için. Dedim. Aldı kokladı teşekkür etti. Mutlu oldu lan ciddili.
-5 6 saate minik prens gidiyor bu diyarlardan dedim.
-Biliyorum minik prens, o yüzden tadını çıkaracağım son saatlerin. Dedi bin gibi sırıtarak.
-Zaman sana işliyor, 12’den sonra da bana işleyecek dedim gözlerinin içine içine bakarak.
-Bakarıss dedi arkasını dönüp omuz üstünden sırıtarak.
Biraz bekledikten sonra yüksek sesle yavşak gibi seslendim;
-Bardaki azrail, bir becks alabilir miyim?
iki tane aldı geldi dolaptan, ikisini de önüme koyup çakmağını yanına bıraktı. Ben de ikisini de açıp birini ona uzattım. Kendi şişemi kapıp onunkine vurdum;
-Minik prensin gidişine. Dedim. Güldü. Tokuşturduk biralarımızı. -
12.
+1Ee oldumu şimdi yenisi nerede
-
13.
+1Reserved
-
14.
0O son yarım saatini tamamlamaya çalışıyor, ben de onu izliyordum. En sevdiğim aktivitelerden biriydi zaten bu. Bir şeylerle meşgul olurken onun farkında olmadığı bi çekiciliği vardı. Belki de yoktu ben abartıyordum amk. Ona çok uzun gelen yarım saat bana iki dakika gibi gelmişti. En son barı devredip ceketini aldı;Tümünü Göster
-Hadi gidelim. Dedi.
Ben elini tutmaya yeltenince kendini bi adım geri çekip yüzüme sert bi bakış akıp kafasıyla kapıyı işaret etti;
-Yürü lan minik, henüz büyümedin. Dedi gülerek.
-Öyle olsun bakalım dedim. Önüme Büşrayı katarak çıktım mekandan.
Evine geldik. Yolda yine kol kola yürüdük. Garipti ama alışmıştım bu oyuna amk. Hatta gece yarısından sonra bu oyunun bitecek olması beni hüzünlendirmiyor desem yalan olurdu. Beni yine salona davet ederek dolaptan bi tane 33'lük küçük bira verdi. Bu biralar niye var hala anlamış değilim amk ne gibime kime yetiyordu mesela? Hangi talebin arzı yani. Salonda oturup bira yudumluyodum onu beklerken. Bi ara seslendim;
-Kopça dantele takıldı mı? Diye
-Gel gel takıldı, bi tane de beş karış takılmış onunla da ilgilenirsin. Dedi gülerek.
Şu güzel günde dayak yemeyelim dedim içimden. Şakası yoktu valla vuruyodu binler. Bu geçen 2 yıl içinde tam 3 kez sarhoş haldeyken öpme girişiminde bulunup, üçünde de sarhoşluktan ayıltacak kıvamda tokatlar yedim. Sevgilinin sevgiliye vurması gibi değildi, ciddi ciddi şak diye ses çıkartıyordu benim surattan amk. Neyse bi yarım saat bekledik, sonunda gelebildi.
Genel giyim tarzının aksine bugün çok sade ve şık uzun bir elbise seçmiş. Ayağında kapalı topuklu ayakkabı ve güzel bir topuzu vardı. Abartılmamış bir makyajla güzelliğini tazelemiş kadın kapıda durup;
-Sansar hazırsan çıkalım balım Ehehehe. Dedi (cem yılmaz taklidiyle)
-Böylesine güzel bi kadını bekletmem ayıp olur dedim.
-Ha güzel olmasam bekleticen yani diye çekişti.
Bu kadınlar niye böyle amk. iltifat etmeye çalışıyoruz işte sıçmasana ortaya. Toparlayıp;
-Her gün daha da güzel gözüküyosun bana ama bugün çok daha güzel olmuşsun dedim.
-Teşekkür ederim ablacım dedi.
Ablanı gibiyim demek geldi içimden ama demedim. Belli ki geçen yıllar içinde bu oyundan o da çok keyif almaya başlamıştı. Bu oyunun son birkaç saatini güzel geçirmesi ve son esprilerini güzelce yapması için müsaade etmeye karar verdim.
-Rica ederim ablaların gülüüü dedim. Kahkaha attı.
Ondan lavaboya gitmek için izin isteyip dıkşına yazdım. Abi dedim böyle böyle 5 dakikaya burda olman lazım. Tamam sansarım çarşıdayım zaten iki dakikaya kapıdayım dedi adresi attım. Benim anlamadığım dıkşın abinin polis olmasına, abartmı bir maaş almıyor olmasına rağmen altında hayvan gibi bir makina vardı. Gurmeler bilir 90 Model cadillac deville. Böyle mafya arabası mı desem amerikanın sokaklarındaki çete arabası mı desem bildiniz o klasmanı. Şeride zor sığacak kadar kalıplı, kaputun altında gürül gürül öten v8 motoru var. Şimdi düşünüyorum da öyle klasiğim olacak ve mahalledeki veledin biri gelip benden isteyecek. Egzoz sistemini zütüne sokar ağzından çıkartırdım muhtemelen amk.
Lavaboda bi kaç dakika oyalanıp saçımı başımı düzelttikten sonra dıkşından gelen kapıdayım mesajıyla çıktım. Büşraya seslenip;
-Kusura bakma ablacım biraz beklettim. Dedim.
-Sorun değil ablasının gülü, hadi çıkalım taksi çağırdım dedi. Ben bıyık altından güldüm
Koluma girdi ve sokağa kadar indik. Kapının önünde duruyor dıkşın özel şoför edasıyla. Bir an bu adam bu işi yapacakken yanlışlıkla polis olmuş dedim. içinde ukte kalmış resmen amk çok mutluydu. Büşra dıkşını görüp tanıdı, bana baktı vaayy der gibi;
-Şımartılıyoruz bugün demek? Dedi.
-Hakediyosun dedim.
-Yiaa dedi ve yanağımdan öpmeye yeltendi. binlik değil mi amk bu sefer ben kendimi geri çektim
-Sübyancı mısın kızım sen? Dedim. Ufak bi bozuldu ama sonra sırıttı.
Dıkşına bi kafa selamı verdim hoşgeldin gibisinden. O da hazırsanız gidelim dedi. Önce büşranın kapısını açıp oturunca kapısını kapattı. Sonra benim tarafa geldi;
-Abi yapma amk utandırma beni, mahçup etme. inerken de bırak kapıyı ben açayım ayıp oluyor sana dedim. Fısıldayarak.
Tamam adam bize güzel bi gün yaşatmaya çalışıyodu eyvallah büşra kadın olduğu için incelikte yapmıştı ama kaç yaşında adama kapımı da açtırmayayım. Kafasıyla onayladı. Ben bindim Büşranın yanına. O da şoför mahalinde yerini aldı. Arkasını dönüp;
-Nereye gidiyoruz sansar bey? Dedi.
-Abi estağfurullah, Döner gazinoya gidiyoruz dedim. Yola çıktık. Kesin büşranın çağırdığı taksici anamıza avradımıza sövmüştür amk. -
15.
0Kütahyayı bilen bilir, 3 5 tane restoran dışında böyle sevgilinizle eşinizle baş başa yemek yemeye gidebileceğiniz yer yoktu. Döner gazino da onlardan biriydi. Saçma bi mimari ama buranın hisarında saatte bir tur atan dönen yuvarlak bi binaydı işte.Tümünü Göster
Yolculuk bi 15 dakika falan sürdü, arabayı otopark kısmında bıraktı. Ben indim Büşranın kapısını açtım. Elimi tutması için uzattım. Arabadan çıkmasına eşlik ettim. Koluma girdi. O şekilde önce restorana, sonra önceden arayıp rezervasyon yaptırdığım masamıza intikal ettik. O sırada dıkşın mesaj attı “Ben arabada takılıyom aslanım çıkmadan yazarsın.” diye. Okeyledikten sonra Büşraya döndüm. Pis pis sırıtarak bana bakıyor, daha doğrusu beni izliyor. Onu öyle görünce istemsiz ben de sırıtmaya başladım. Baya bi bakıştık beyler 2 dakika falan. Ne bi temas oldu ne konuştuk. Öyle gözlerimizle anlaştık. Amk garsonu menü bırakmaya gelmese kim bilir daha ne kadar bakışırdık bilmiyorum ama Büşrayla olan göz sevişmemizi HOŞGOLDONOZ OFOENDOĞM diye bi eleman bozdu. Menüleri bırakıp geri gitti. Büşraya bakıp;
-Ne yiyoruz? Diye sordum.
-Sen seç dedi.
-Benim bu menüdekilerde gözüm yok dedim.
Utandı biraz. Muhtemelen ben seni yiyeceğim gibi anladı ama ben yemekte gözüm yok sen söyle zehir olsa yeriz gibisinden söylemiştim. Menüde ne olduğunu bilmediğim bi et kestirdim gözüme, söyledim. Yemekler gelene kadar gündelik boş beleş muhabbet döndü. Yemekler geldikten sonra da çok da bir şey değişmedi. Ufak tefek sevgili atışmaları, salak/sensin salak gibi flörtleşmeler falan işte. Beyler ben göstermesem de oldum olası içimde binlik yumruları uçuşuyodu amk. Hayatım boyunca insanlar bi konuya A B C yollarıyla yürürken ben F G yollarıyla yürürdüm. Çünkü içinde tek binlik olan yollar F G yollarıydı. Anlık aklıma bir şey geldi. Biliyosunuz aklıma gelince direkt yaparım.
Neyse biz yemekleri bitirdik sayılır. Cebimden mendil aldım Büşra görmeden. O bana hararetli hararetli bardaki dedikoduları anlatıyor. Ben birden ayağa kalktım. Elimi cebime atıp mendili aldım ama avuç içimde aldığım için o ne aldığımı görmedi. Anlatmayı kesip napıyo bu amk delisi diye bana bakmaya başladı. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan diz çöktüm. Jeton ona hızlı düşmüş olacak ki ellerini sıkıp gözlerini kapattı. Evlenme teklifi edeceğim sanıyor salak. Ben de dizimin üstünde aldım mendili elime, aheste aheste ayakkabıya pasta cila çekiyorum amk. Baktı ses seda yok tek gözünü açıp aradan baktı bana. Ayakkabımı sildiğimi görünce kasılmış suratı birden kendine geldi. Kafasını yana yatırıp içinden “gerizekalısın” dediğine yemin edebilirim. Biraz daha öyle bakıp;
-Bitti mi dalga geçmen arkadaşım? Dedi.
-Ne münasebet ayakkabım kirlenmiş. Dedim. Gözlerini devirdi. O sırada garson geldi;
-Afiyet olsun efendim, tatlı alır mıydınız? Dedi. Ben büşraya ve dudaklarına bakarak;
-Teşekkür ederim ben tatlıyı akşam yiyeceğim dedim.
Büşra yine utandı. Garson da tabii efendim dedi. Hesabı getirdi. Biraz da bahşiş bıraktım. Dıkşına yazdım abi çıkıyoruz diye. Arabayı restoranın önüne getirdi. Bu sefer ben bindirdim Büşrayı arabaya. Ben de binmeden dıkşına dönüp;
-Abi burdan X mekana geçelim. Ordan da biz bakarız başımızın çaresine dedim.
Olum bırakayım başka yere gidecekseniz falan filan dese de yok dedim. Ayıp olurdu amk bütün gün adamı esir almak. X mekanı da ocakbaşı aslında ama bi tarafta yemekli rakı dönüyor diğer köşede sigara rakı çerez gibisinden biraz da türkü bar havası var. Bizim arkadaşlarla (daha doğrusu Büşra'nın arkadaşlarla) orada iki tek deviririz diye konuştuk.
Neyse mekana geldik. Ben Büşra'yı indirmeden inince dıkşına teşekkür ettim. Sonra Büşra'yı da aldım içeri girdik. Bizim grup kendine bi köşe kapmış oturuyolar. Ortamda 3 kız 3 erkek var hepsi çift. Biz de geldik 4 olduk ama onlar bizi hala arkadaş biliyor. Hoşgeldiniz beşgittiniz muhabbetinden sonra biz de birer kadeh söyledik. Masadaki muallaklerin ikisi viski içiyodu uyuz oldum zaten orda onlara. Yanındaki kız rakı parlatıyor sen memleketin sahibi misin yarram manitana eşlik etsene. -
16.
0Biz bi yandan içip bi yandan muhabbet ediyoruz. Üçüncü kadehleri de söyledik. Saate baktım 11 olmuş. Kaldı 1 saat diye içimden sayıyorum amk. Büşra hem alkolün etkisiyle hem de artık 18 oldum olacağım rahatlığıyla başını omzuma yaslamış masadaki muhabbete düşük desibelle arada katılıyor ama çoğunlukla dinliyor. Zaten o omzuma yattıktan sonra masadaki dallamaların çok da gibinde olmasa da kız arkadaşları göz ucuyla bize bakıp duruyor. Hani siz sevgili misiniz diye soracaklar ama soramıyorlar o kıvamdalar. Masadaki muhabbeti gibtir edip Büşra'ya doğru kafamı hafif çevirip bakarak;Tümünü Göster
-Bir saatin var, sonra minik prens atına binip gidiyor hazır mısın? Dedim.
Omzumdan kafasını kaldırmadan yukarı bakarak gözlerimin içine baktı;
-Miniği sevmiştim zaten, büyüğünü de tecrübe edicez artık dedi. Güldü.
Ben de gülerek karşılık verdim. Elini tutmak geldi içimden, dedim giberim 1 saatini 60 dakikasını. Tutuverdim masanın altından elini. Muhtemelen tepki verir diyodum ama o benden daha sıkı sardı elini elime. Artık yavaş yavaş zamanın da tükenmesiyle birlikte gönül yayları gevşemiş, alkolün verdiği tatlı sarhoşlukla birbirimizin elini okşuyorduk minik manevralarla. Büşra birden kalktı omzumdan, eli hala elimde. Telefonunu çıkarıp saate baktı;
-Yarım saatten bir şey olmaz dimi? Diye sordu.
-Bence 2 yıldan da bir şey olmazdı ama, sen bilirsin. Dedim.
Boynuma doğru yaklaştı, önce boynuma minik bi kaç öpücük kondurup en son da yanağımdan kocaman bi öptü. Öptükten sonra “ohhh” diye iç çekti. Gözleri gözlerimde, elleri ellerimde bakışıyorduk. Bizim bu 2 yılı böyle rahat atlatmamızın sebebi zaten gözlerimizle bu kadar iyi anlaşabiliyor olmamızdı beyler. Birbirimize güldük aramızda 3 santim var yok. Önce o dudaklarıma baktı, sonra ben onun dudaklarına kilitlendim.
Eller ve gözler haricinde başka kısımlarımız da temas halindeydi. Ama öyle şapır şupur french kiss olarak düşünmeyin, bi kaç saniye dudak temasıydı. Dışarıdan öyleydi yani. Benim içimdeki tutku ve aşkın dışa vurumu o gün olmuştu. gibsen iki saniye süren öpüşme üç beş de minik öp bıraklarla tamamlanmıştı. Ben baş parmağımla elini okşamaya devam ediyordum. Hala göz gözeydik ve o büyülü cümleyi söylemenin tam sırası gibiydi;
-Seni seviyorum Büşra’m. Dedim
-Ben de seni seviyorum koca prensim. Dedi.
Aşk dedikleri şeyi Büşra'yı tanıyana kadar çok da gibime sallamazdım binler. O ne öyle derdim hep, marjinal olacaz ya amk liseliyiz. Ama artık dünya üzerinde her şeyini kaybet, bi tane aşkın ve yârin olsun yeterdi benim için. Biz sevgi itiraflarından sonra bi kaç kez daha öpüştük. Sonra dudaklarımdan zar zor ayrılarak omzuma yattı tekrar. Huzur bulunmuş muydu? Evet. Yılların bekleyişine değmiş miydi? Kısmen. Devamı olsun, daha da ileri gidelim istiyor muydum? Hayır. Büşra'nın yanımda olması bana kafiydi zaten amk. gibmişim geri kalan teferruat şeyleri.
Omzumda yattıktan sonra ikimiz de masaya diğer konsey üyelerine yoğunlaşmaya karar verip, masadaki ölüm sessizliğini görünce ben bastım kahkahayı. Büşra'ya baktım o da masum bi çocuk gibi omzumda yatarak omuzlarını silkip gülümsedi. Sonrası klagib işte kızlar “yaa biliyodum, anlamıştık zaten” gibi kolpaları sıkmaya başladı. Erkeklerin çok da gibinde olmayan aşkımızı ayıp olmasın diye ufak tebriklerle kutlamasıyla ortama alışıldı. Artık kasmıyorduk, adım gibi emindim masadaki geyiğin Büşra'nın da gibinde olmadığından. Bi kaç dakikada bir kısa kısa fikir belirtiyor, herkes susunca gibko bi konu açıp geriye çekiliyor ve birbirimizle ilgileniyorduk. Ben elini bırakıp yanımda oturan Büşra'ma belinden sarılıp kendime yapıştırmıştım bile. O da halinden gayet memnun bir şekilde bi eli göğsümde diğer eli bacağımda huzurlu huzurlu mayışmış yatıyor. Ara ara fazla huzurun verdiği etkiyle yerimizde duramayıp doğrulup öpüşüyorduk.
Ben hala doyamamıştım. Tamam mekanda ışıklar kapalıydı karanlık bi ambiyans vardı ama keşke baş başa olacağımız bir yere gitseydik. Doya doya öpseydim şöyle bi sevdiceğimi. Bu arada benim baş başa kalma planım tamamen aparttan yanaydı. Üzerine çok düşünmemiştim yani amk mekan çıkışı bi aparta geçeriz demiştim. Amacım kızı yatağa atmak değildi, sadece o ve ben iç mekan olalım istiyordum.
Saat tam 12 olduğunda Büşra kulağımın dibine yaklaşıp ciksi bi şekilde fısıldadı;
-Doğum günün kutlu olsun Erkeğim. Dedi.
Alt takımlar bi etkilenmedi desem yalan olur beyler. Kalktı denemez ama bi kıpraşma oldu yani. Tecrübe etmiş her erkek beni çok iyi anlar. Bi kadının kulağınıza “Erkeğim” diye fısıldaması testoları uçururdu. Ben de kulağına yaklaşıp;
-Hep seninle olsun zaten kutlu olur güzelim. Dedim. Gülümsedi.
Ufak tefek tatlı öpüşmelerden sonra diğer çiftlerden de doğum günü tebriklerimi topladım. Ufaktan biz kaçalıma getirdik muhabbeti. Aa nereye daha yeni başladık falan deseler de Lionel Messi gibi kıvrak çalımlar atarak sıyrıldık tüm saha pressten.
Dışarı çıktıktan sonra ikimiz de birbirimize farklı kelimelerle de olsa aynı anda “Nereye gidiyoruz?” diye sorduk. Ben geceyi kapatmak istemiyordum zaten ama onun da aynı fikirde olması daha da mest etti beni. Benim fikrim apart yönündeydi bütün gün ama zaten Büşra'nın tek başına yaşadığı bi evi vardı amk. Böyle bi imkan varken neden apartlarda sürünelim diye düşündüm o an. Benden cevap alamayınca kendisi girdi lafa;
-istersen bana gidelim, yolda da ikişer bira cips falan alırız film izleriz. Dedi.
Ehhh film işi pek sarmasa da ev teklifini duymak içimi rahatlattı.
-Nasıl emrediyorsan Dedim
-Ee hani koca prens olmuştun hala emir mi alacaksın? Dedi gülerek.
-Benim emir alışlarım minik oluşumdan değil, senin sultan oluşundandı güzellik. Dedim. Çok içten güldü lan bu dediğime. Zevkten dört köşe olmuş gibiydi.
-Vaayyy öyle diyosun demek sansarcımm. Dedi ve arkasına ekledi;
-Ee part time şoförümüz yok mu? Dedi gülerek.
-Mekan basacaklarmış rutin kontrol. Dedim göz kırparak.
-Hahahah salakk, hadi bi taksi çağır da gidelim. Dedi. -
17.
0Mekanın yakınında taksi durağı olmaması sebebiyle taksinin gelmesi bi 15 dakika sürdü. Bütün şehir zaten 30 dakikada turlanıyor amk. Yavaş yavaş yaza yaklaşıyor olsakta Kütahya soğuğu işte vuruyodu yüzümüze. Gerçi ikimiz de aşkın ateşinden üşümüyorduk orası ayrı. Taksi gelene kadar ufak ufak seviştik beyler gerek sözlü gerek iki dudağın temasıyla. Bizim sarı araba görününce toparlanıp bindik. Taksici abimize evin adresini verdim. Arka koltukta başı omzumda eli elimde hiç konuşmadan gittik öyle eve kadar. Taksimetrede yazan 50’yse 70 verdim sevinçten. indikten sonra Büşra bana;Tümünü Göster
-Ben evi ayarliyim sen de bir şeyler al gel tekelden. Dedi
-Emriniz olur sultanım. Dedim. Koluma hafifçe vurup güldü. Anahtarını çıkarttı ve girdi apartmana.
Ben de doğruca tekele gittim. Fix zaten biliyosunuz 6 tane becks aldım cips fıstık falan bişiler doldurdum. iki pakette winston blue aldım. Papelleri tekelci ablaya domalarak çıkış sağladım mavi marketten. Heyecanlı bi şekilde Büşra'ma koşar adımlarla gidiyordum ki, ev yakınları mahalinde o bin kurusunu görene kadar. Elemanı tanımıyorum o sıralar, birden yolumu kesti;
-Hop kardeşş dur bakalım nereye ya?
-Ne diyon birader kimsin amk?
-Sen gel bakalım şöyle ileride bi konuşalım seninle.
Hiç ikiletmedim beyler. Saat gecenin bilmem kaçı olmuş o saatte önümü kesen bi lavuktan sıyrılmanın yolu yok denecek kadar azdı. Zaten ağzımın içine içine konuşuyor ağzı leş gibi tombul efes kokuyor amk. Dedim gel geçelim amk. Benim kafadaki düşünce tehdit edip bira şarap parası isteyeceği yönündeydi. Yolun kenarına ara sokak bi yere geçince yakama yapıştı;
-Lan bin sen kimsin Büşra'yla takılıyosun konuşuyosun evine bırakıyosun? Dedi.
Hadi buyur burdan yak anası gibim. Ben azrail uğruna ikinci dayağı yiyeceğimi bu cümleyi duyduğum an kabullenmiştim. Tek fark bu sefer benim de çok acımasız olup kazanamasam da bir savaş vereceğim gerçeğiydi. Anlamadığım şey bu kızın niye bu kadar hayranı vardı? Peşinde koşan ekgib olmuyor anasını gibiyim diye içimden geçirirken suratıma 1 tokat yedim;
-Cevap versene lan dıbına çaktığım. Dedi. Hiç ses etmeden ben de ona bi tokat çıkarttım beyler. Sonra ben onun yakasına yapıştım;
-Olum biriniz bitiyor diğeriniz çıkıyor sayıyla mı geliyosunuz giberim sizi. Diye bağırdım.
Lavuk kollarıyla kollarıma vurup yakasını kurtardıktan sonra parmağını yüzüme sallayıp;
-Bekle olm gibicem seni, alptekine söyleyecem önce o gibecek sonra ben gibecem.
-Sen kimsin alptekin kim yarram ikinizi üst üste koyar giberim. Dedim.
Tamam öyle dedik şeklimizi yaptıkta harbiden bunlar kimdi amk. Belki kelli felli adamlar tutsalar bi sokak köşesinde delik deşik etseler tak yoluna gidecektim. Lavuk bekle sen bekle diye sayıklaya sayıklaya döndü arkasını gitti. Ben olayın siniriyle oturdum kaldım kaldırıma amk. Yaktım bi sigara ne yaşadım ne oldu ne bitti diye düşünüyorum. Ben baya bi oturmuş olacağım ki telefonumun çalmasıyla kendime geldim. Arayan Büşra;
-Yavrum nerdesin açık market mi bulamadın? Bulamadıysan gel dışarısı serin üşüme dedi.
-Buldum aldım geliyorum. Dedim ve kapattım.
Yere düşen siyah poşeti kaptığım gibi kalktım yürümeye başladım. Yolda da kurup duruyorum kafamda. Birincisi bu dalyannan kimdi? ikincisi Alptekin diye bi dallama var belli ki büşraya platonik aşık mıdır nedir, o dalyannan kimdi? Üçüncüsü Büşra bu duruma ne tepki verecekti? Dördüncüsü anlatmalı mıydım? Kapının önüne gelince bastım zile, açtı kapıyı. Bir bir tırmandım merdivenleri ama ayaklarım geri geri gitti. Hani sanki şu an oraya gitmemem gerekiyormuş, sonuç kötüye varacakmış gibi bi his oluştu içimde. Büşra beni kapıda karşıladı;
-Hoşgeldinn. Dedi gülümseyerek. Elimdeki poşeti aldı içeri buyur etti. Sen geç ben ayarlayıp geliyorum dedi.
Ben salona geçtim ama surat beş karış. Televizyondan bi film açıp durdurmuş bekletiyor. Işık kapalı, L koltuğa bi tane büyük pike sermiş yastıklar falan filan anladınız ortamı. Neyse iki bira açıp gelmiş, tabaklara cips fıstık falan koymuş onları da getirince yanıma kurulup;
-Başlatıyorum hazır mıyız? Dedi. Başımı salladım sadece.
O saatten sonra ne filmi amk. içime düştü bi kurt. Belki eski sevgilisi belki takıntılı olduğu çocuktu. Büşra huzurlu huzurlu sarmış beni yaslanmış omzuma filmi izliyor. Arada kafasını kaldırıp yanağımdan falan öpüyor ben tepki vermiyorum. Elimi okşuyor kalkıp bana bakıyor geri yatıyor falan. Benden de bi geri dönüş bekliyor ama vermiyorum. Daha doğrusu kafada dönenlerden dolayı orada değilim. Bi terslik olduğunu anlamış olacak ki doğrulup;
-Filmi mi beğenmedin? Dedi.
-Bilmem dedim.
-Burda yanımda olmaktan mı memnun değilsin? Dedi. Cevap vermedim.
Kalktı ışığı açtı. Gelip tekrar yanıma oturdu. Yüzüme bakmadan;
-Neyin var? Dedi.
-Tekelden gelirken bi arkadaşla tanıştım, adını söylemedi ama baya bi hararetli tanışmaydı. Hatta yarın bir gün alptekin diye bi arkadaşıyla da tanıştıracakmış. Dedim. Gözlerinin içine bakarak.
Yüzü buz kesti beyler. Yanılmamışım gerçekten bi takluk varmış. Cevap vermedi. Ben hala yüzüne bakıyorum. O cümleyi işittikten sonra kafasını öne eğip boş boş halıyı seyretti.
-Ee? Dedim.
-Nasıl biriydi seninle konuşan? Dedi.
-Ne önemi var Büşra, sen asıl konuya gel bakalım. Dedim.
-Yok bir şey önemsiz insanlar işte. Dedi.
-Önemsiz oldukları için mi buz kestin? Dedim.
Silkinip kendine geldi yok öyle bir şey dercesine. Anlatmadığı her saniye benim cinnet geçirmeme geri sayım işliyordu. Dedim giberler amk azıcık saygısı olsa uzatmaz anlatır dedim;
-Ben gidiyorum o zaman dedim.
-Dur gitme. Dedi elimi tutup.
-Anlatıyo musun? Dedim.
Cevap vermedi. Kalkıp gitmeye yeltendim, gözleri doldu ama elimi de bırakmıyor. Öyle bi bakıştık bi süre. Ben sinirden kuduruyorum o çok üzgün. Oyuncağı kırılmış bebeler gibi bakıyo bana. Gözünde biriken yaşın süzülmesiyle elimi bıraktı. Başını ellerinin arasına yerleştirip sessizce ağlamaya başladı. Hadi git gidebilirsen artık amk. Sinirimi bi kenara bırakıp kıyamadığım için yanına oturdum. Ne bi temas var ne bi söz söyleniyor. Büşra yanımda ağlıyor ben de koltukta kös kös oturup onun ağlamasının bitmesini bekliyorum ama hala sinirliyim amk. Gururumu yenipte kızı teselli edemiyorum, sarıp sarmalayamıyorum inadımdan. Abartmıyorum öyle bi yarım saat kadar oturmuşuzdur. -
18.
0Büşra ağlamayı bırakıp yanımdan kalktı gitti. Yan odada telefon açtı birine bağırıyor ama kısık sesle. Kapıya gidip dinledim ama geldiğimi fark etmiş olacak ki telefonu kapattı. Ben sadece şunu duyabildim “Onu rahat bırak elini çek üstünden pişman ederim seni” tarzı bir şey söyledi. Kapıyı açıp bana sıkıca sarıldı. Olum dedim noluyor amk infaz emrimi mi verdiler diye tırstım ufaktan. Büşra'yı kendimden uzaklaştırıp;Tümünü Göster
-Bu zırvalığın ne olduğunu anlatacak mısın artık? Dedim.
-Gerçekten anlatılacak bir şey yok. Dedi.
-Büşra uzatma anlat artık gibicem. Dedim. Tekrar sarılmaya çalıştı engel oldum.
Beyler durumun gibkoluğunun farkındasınız dimi? Kız arkadaşımı ağlatan bir durum var. Yenmiş ve atılmış birer tokat var. iki erkek ismi var. Benim gibileceğim vaatleri var ortada ama ben her şeyden habersiz sevgilimin ağlamasına kıyamıyor bir şekilde duruyorum ortada. Birden cinnet eşiğine gelip bağırdım;
-Ee yeter giberim böyle işi, anlatıyo musun çıkıp gibtirip gideyim mi? Dedim. Yine cevap yok. Az kaldı çatır çutur girişicem o raddeye geldim. Döndüm arkamı tam kapıdan çıkıcam, titrek bi sesle arkamdan seslendi;
-Kocam. Dedi.
Hani böyle bi an olur, ayağından boynuna bi dalga vurur insanın şok dalgası gibi. Yavaş yavaş dolar loading barı gibi. Onu fiziksel olarak hissettim beyler. Bi kaç saniye öyle arkam dönük durdum. Derin bi nefes alıp dönüp dövmemek için kendimi sakinleştirdim. Sonra arkamı dönüp sinirden gülerek alkışladım;
-Haarikasın Büşra, süpersin. Teşekkür ederim. Dedim.
Açtım kapıyı attım kendimi dışarıya. Arkamdan ağlama sesini duydum ama o saatten sonra bi anlamı yoktu benim için. Çıktım sokağa yürüyorum, elim ayağım titriyor. Biri gelip “abi şuraya nasıl giderim” falan dese hüngür hüngür ağlayarak döveceğim o haldeyim. Bi yandan nereye gideceğimi bilmez bi şekilde yürüyorum, bi yandan içimden kendi kendime “Nasıl, nasıl, neden, 2 yıl.” falan diye sayıklıyorum.
Çok kırılmıştım lan binler. Az çok tahmininiz vardır birine yıllarca hayatını adayıp hayatını ona göre şekillendirmenin ne kadar zor olduğunun. Sonra bir gün tak diye yok olur hayatınızdan, yırtık dondan çıkan buruşuk gib gibi kalırsınız ortada. O kırgınlık ve öfkeyle eve kadar yürüdüm. Yolda bi paket sigarayı hiç ettim. ilk gördüğüm tekelden 50'lik votka aldım dike dike içtim. Kolonya gibiydi namussuz ama bir gram yanmadım. Belki de yanım ama daha çok yanan başka yerim olduğu için fark etmedim.
Yolda bi ara tutamadım kendimi ağladım. Durdum bi parkta yaktım iki üç sigara arka arkaya. Yok anasını gibeyim geçiremiyorum içimdeki o hissi. Telefonu aldım elime baktım hani arkamdan aramış mı yazmış mı diye, yok. Hala her şeye rağmen ondan bi açıklama bekliyordu kalbim. Ondan bi dönüş olmadığını görünce kapattım direkt telefonu. gibtirdim gittim eve, girdim odaya sabaha kadar boş boş oturup halıyı izledim. Ne ağladım ne sinirden sağı solu dağıttım. Sadece oturdum. Sabaha karşı uyuya kalmışım artık nasıl oldu hatırlamıyorum bile.
Sabah gözümü açtığımda taka uyanmış gibi hissettim. Yatağım yastığım yorganım odamın duvarları sandalye masa herşey koca bi takmuş gibi geldi. Ne kadar üzgün ve ruhsuz olsam da aceleyle açtım telefonu. Büşra sabaha karşı 10 15 kere aramış. Bi kaç tane de “Aç konuşalım, anlatıcam yapma böyle” gibi mesajlar atmış. Çok istedim arayıp anlat demeyi. Hatta bunların yaşanmamış olmasını çok istedim. Aramadım beyler. Mesajlara görüldü bile atmadım. Okulu da giblemiyodum zaten devamsızlık hakkım vardı. Bizim sağlık ocağındaki doktor 31 çektim gibim yara oldu desen yarım dönem rapor verecek kıvamdaydı. Kalktım giyindim çıkıp dolaşayım dedim. Evde durmak tehlikeliydi binler duvarlar üstüme üstüme geliyo duramıyodum. -
19.
0Mahallede dolanıyorum öyle boş boş, veletlere takılıyorum iki toplarına tepiyorum. Benim akranları görüyorum selam veriyorum oturup muhabbet ediyorum. Sözde kafayı dağıtmaya çalışıyorum da nereye amk. Biriyle konuşuyorum da ne konuştuk lan diye sorsa söyleyemem öyle bi durumdayım. Kafamın içinde “Kocam” lafı susmuyo. Ben semtte dolanmayı abartıp çarşıya doğru gitmişim farkında değilim.Tümünü Göster
Benim evim A Konumu Çarşı C konumu gibi düşünün. B konumu yakınlarında dün tokatlaştığımız bini gördüm tek başına köşe başında dikilmiş torbacı gibi sigara içiyo huur evladı. Lavuğu size anlatıyorum; Mavinin en kötü tonunda bi kot, parlak deri ceket, toplasan 60 65 kilo boy desen 170 var yok zargana cingan bi lavuk. Beni görünce yüzü bozuldu birden, göz göze geldik ve üstüne doğru koştum. Benim derdim huur evladına şöyle güzel bi uçarak tekme atayım yerde ölsün kalsındı. Sinirimi atacak çok iyi bi hedef bulmuştum. Benim gibi buldozer bi bin üstüne koşunca panik yapıp kaçtı amk. Cüssem sağolsun peşine versem de yetişemedim maratoncu gibi koşuyordu. huur evladını yakalayamayınca daha çok sinirlendim.
Onun rolünü üstlenip köşede bi sigara yaktım ne yapsam diye kara kara düşünüyorum. ikinci sigarayı da içimdeki korla ateşe vermiştim ki, telefonum çaldı. Büşra arıyor, açmadım. Bi kaç kez daha aradı yine açmadım. Sonra mesaj attı “Aç artık şu telefonu en azından dinle böyle bitmesin.” yazmış. Cevap yazmadım. Abartmıyorum 20 30 kere daha aradı. En sonunda tahammül edemedim açtım;
-Ne var? Dedim.
-Nasılsın? Dedi.
-Bıraktığın gibiyim. Dedim.
-Nerdesin? Dedi. Sesi ağlamaklı geliyodu binler üzüldüm amk.
-Geziyorum Büşra, belki kocanla karşılaşırım diye. Dedim kocan’ı bastırarak.
-En azından 5 dakikanı ayır durumu öğren, sonra ne yapacaksan yap. Dedi.
-Durumun gayet farkındayım Büşra. Sen kocanla sürdüğün çalkantılı hayatına bi macera olarak beni katmışsın. Teşekkür ederim her ne kadar yalan olsa da her şey için. Dedim.
-Sansar sandığın gibi değil lütfen gel nolursun ya. Dedi.
-Hayır teşekkür ederim, sana eşinle mutlu bi hayat diliyorum. Dedim ve kapattım.
Şuanki aklım olsa böyle mi yapardım? Asla. Gider önce bi dinler, üzerine tatmin olmazsam bi güzel döver çeker giderdim. Belki de yine aynısını yapardım bilemedim şimdi. Telefonu kapattıktan sonra sigaramı hızlı hızlı çekip attım. Midem bulanmıştı amk aç karnına sünger gibi çekip duruyoruz sabahtan beri. Telefona bildirim düştü, Büşra yazmış;
-Sen gelmeyeceksen seni yakalayana kadar okulunun önünde beklerim. Bunu yaptırma bana okul önünde çocuk bekler gibi Yazmış. Sıçtığı yetmedi bir de sıvıyor amk.
-Haklısın, sen en iyisi kocanı bekle evinde otur. Benim gibi çoluk çocukla uğraşmana da gerek kalmaz Yazdım.
-Öyle demek istemedim özür dilerim diye yanıtladı. Hemen arkasından bi mesaj daha;
-Bizim bankımızda oturuyorum, öğrenmek istiyorsan gelirsin sansar. Akşama kadar burda oturup gelmeni bekleyeceğim. Gelip gelmemek sana kalmış. Bugün gelmezsen tamamen bitirdiğini anlayıp seni hayatımdan çıkarmaya, unutmaya çalışacağım. Yazdı. -
20.
0Gitmesem dediğini yapar mıydı? Kesinlikle. Gidecek miydim? Tabii ki evet dıbınakoyayım. Onsuzluğu geçen sene 1 ay tecrübe etmiştim. Ara ara konuştuğumuz halde bile hayat bitmiş gibiydi. Artık tamamen hayatımdan çıkaracak olmam benim yapmaya zütümün yiyeceği bir şey değildi. Eğdim boynumu gibe gibe gittim beyler. Bizim bankımız dediği de kütahyayı tam tepeden değil ortalama bir yerden gören mahallenin kenarında bi banktı. Yaklaşık bi yarım saat kadar yürüdüm, uzaktan onu gördüm. Onun beni görmesinin imkanı olmayan bi yoldaydım. Oturmuş sessizce ağlıyor. Olum sevgilim bana doğum günümü zehretmiş, evli olduğunu öğrenmişim. Ne olursa olsun onu öyle görünce dayanamadım. Adımlarımı hızlandırdım. Gittim yanına oturdum. içimden dilediğim tek şey bana mantıklı bi sebep verebilmesiydi. Kafasını çevirip beni görünce buruk bi gülümsedi;Tümünü Göster
-Hoşgeldin dedi.
-Dinliyorum seni dedim.
-Dün gece niye dinlemedin? Dedi.
-Uzatma Büşra anlatıyo musun? Dedim.
-Tamam tamam dedi ve derin bi nefes çekip anlatmaya başladı. Soluksuz yazıyorum;
-Bak sansar, sana bunca zaman söylemediğim için çok pişmanım. Kafanda kurduğun gibi bi durum yok emin ol. Ben annemi küçük yaşta kaybettim biliyosun. Babam olacak adam bana bakmaya erindi hep. Zor geldi bi çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşılamak. En sonunda da 16 yaşıma girince beni mahalleden aptalın biriyle evlendirmeye kalktı. O sıralarda alptekinle sevgiliydim. Aynı seninle ben gibi aramızda 4 yaş vardı. Beni kaçırır mısın dedim tamam dedi. Onun ailesiyle arası iyiydi maddi durumu da iyiydi reddetmedi. Ben zorla evlenmemek için sevgilimle buraya kaçtım (aslen buralı değildi). Ben 18 olduğum gibi evlendik. Düğün falan olmadı zaten bi nikah kıyıldı o kadar. Başlarda çok iyiydi ilişkimiz, elimi sıcak sudan soğuk suya sokmuyordu. Birkaç ay içinde bi insanın melekten şeytana dönüşümünü izledim. Eve hep geç geliyordu, beni aldatıyordu ve bunu saklamıyordu. Artık bir süre sonra sürekli sarhoş gelip beni itip kakmaya başladı. Birgün geldiğinde yine sarhoştu, bana elini kaldırdı. Ben de o günden itibaren kaçtım hep ondan. Başlarda çok umurunda olmadım, kurtuldum diye seviniyordum. Üzerinden vakit geçtikçe özür diledi çiçekler yolladı barışmanın yollarını aradı hep. Ben boşanma davası açtım davalara gelmedi. Hala sürüyor davamız. Çocuk aklıydı o zaman benimki, beni dövdüğünü aldattığını kanıtlayamadım. Dedi.
Büşra bunları anlatırken ağlıyor, ara ara yutkunup konuşamıyordu. içim nasıl parça parça oldu anlatamam beyler. Tamam evliydi kocası vardı falan ama anlattığı şeylere bakınca o yaşlarda yapabileceği pek bir şey yoktu. Empati yoksunu biri değildim, 5 saniye bile kendimi onun yerine koymam yetiyordu ona hak vermem için. Gözümün içine baktı, elimi tuttu ve anlatmaya devam etti;
-Seni tanıdım işte o sıralar, sansarımı. Dedi acı bi şekilde gülümseyerek. Devam etti;
-Seni çok seviyorum gerizekalı, sevmesem senin yanında değil o şerefsizin yanında olurdum. Senin bana bakışların, elimi tutuşun, yanımda oluşun bana verdiğin değer paha biçilemez. Sen benim için 2 yıl bekledin olum dahası var mı? Benim seni onca süre bekletmem de bu yüzdendi. Benim yaptığım hatayı sen de yapma diye. Bana yapılanı ben sana yapmiyim diye. Her ne kadar koca adam gibi de olsan fikirlerin çok çabuk değişeceği yaşlardaydın. Dedi.
Elinin tersiyle gözyaşlarını sildi. Yine bi tebessüm etti bana bakarak;
-Olum bırakma lan beni. Bırak ama bana olan sevgin bittiyse bırak. Beni artık istemiyorsan bırak. Beni geçmişimde yaptığım bi hata için bırakma. Dedi.
Siz ne yapardınız beyler bayanlar? Onu orada öylece acılarıyla bırakır mıydınız? Arkanızı dönüp 1 saniye bile düşünmeden gider miydiniz? Yoksa Onun elini tutup bi kumar mı oynardınız? Anlatışı ağlayışı gözleri hiçbiri yalan değildi. Ya da çok iyi oyuncuydu bilemem. Herkesin hayat görüşü farklıdır ama ben öyle bekaret delisi biri de değildim. Onun bi kocası olmuş olabilir, birisiyle birlikte olmuş olabilirdi. Biz de olduk beyler o ve ben eşittik çok da gibimde değildi açıkçası. Ben kalbimi ve vicdanımı dinledim, çektim kendime sıkı sıkı sarıldım. Son sarılışımızmış gibi, kaburgalarını kırmak istiyormuş gibi sarıldım. O da bana öyle kenetlendi, birbirimizi sıkarak sarıldıkça onun ağlama sesi arttı.
“Bırakma beni nolur seni çok seviyorum.” Dedi. “Bırakmak falan yok güzelim.” dedim. Bunu duyduktan sonra daha da sıktı beni. Sanki içine sokmak istiyor gibiydi. Vücutların biri fazlalıktı, iki kalp dünyanın en güçlü iki mıknatısının zıt kutupları gibi çekiyordu birbirini. Abartısız bi 5 falan dakika öyle kaldık. Zar zor ayrıldık birbirimizden, ayrıldığım gibi gözyaşını silip dudaklarına çok masum bi buse kondurdum. Gördüğüm manzara dünyanın en mutlu kadınıydı.

