-
51.
+2#11Tümünü Göster
hayırdır ne oldu dercesine gözlerine baktım, çok yorgun değilsen kahve içmeye gidelim mi hem konuşuruz dedi peki dedim ama kafamda binbir tilki dönmeye başladı konuşalım dediyse kesin taka saran bir şeyler vardı amk neyse bekledim bi kafeye gidene kadar iki tane kahve söyledik sonra konuşmaya başlasın diye gözünün içine bakmaya başladım. o da beni fazla bekletmedi ve konuşmaya başladı.
bak utku, daha tanışalı bir ay oldu ama nasıl olduysa gerçekten hayatımda önemli bir yer kaplamaya başladın ve evet inkar etmiyorum bende sana karşı bir şeyler hissediyorum ama daha gerçekten çok erken değil mi? senin hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorum hatta gerçekten öyle bir şeyler bilmiyorum tanımıyorum seni. ben demiyorum ki olmaz ama lütfen öncesinde birbirimize zaman verelim, tanıyalım birbirimizi çünkü aceleye gelsin istemiyorum dedi bana. klagib zamana ihtiyacım var konuşmalarıydı bunlar benimse içimdeki hayal kırıklığının sesi fizandan duyulacaktı ama çaktırmayıp gülümsedim ve peki sen nasıl istersen dedim. bu arada benim aklımdaysa ne yapacağız nasıl olacak düşünceleri başlamıştı ama ona bir şey sormamaya karar verdim elbet bir bilen çıkardı danışacak. kahveler bitince denizi eve bıraktım ordan da eve geçtim, tekrar bir duş alıp denize eve güvenle geldiğimi belirten bir mesaj atıp vurdum kafayı yattım. sabah kalktığımda telefonda denizden gelen bir günaydın mesajı vardı, mutlu oldum sabah sabah bende ona güzel bir gün dileyen günaydın mesajımı alıp okula gittim. tanıma aşamasında kasımın sonuna kadar geldik bu arada bende aralık ayının 13ünde doğum günü olduğunu öğrendim ve hediye arayışlarına başladım. etrafımda sevgilisi olan herkese sordum bütün yakın arkadaşlarıma danıştım ama kimseden akla yatkın bir öneri çıkmadı.bir süre zaman daha geçti ve doğum gününe 5 gün kala alacak bir hediyem yoktu hala sonra aklıma dahiyane bir fikir geldi.
bilenler bilir varsa o kadar eski içinizde 90lı yılların sonuna doğru patenli kargocular meşhurdu böyle teslimat yaparlardı kişisel. bu arada zaman istediği günden itibaren 12 aralık gecesine kadar ona en ufak bir imada bulunmadım ki bu yaklaşık 5.5-6 haftalık bir sürece denk geliyordu. arkadaşlardan bir tanesi iyi paten kayardı yalvar yakar o gece için ondan kurye rolü yapmasını istedim ve hazırlıklara başladım. 12 aralık gecesi evinin önüne gittim, tunalı tarafında oturuyordu evinden kuğulu parka kadar kurdelayla yol yaptım elimde bi şişe şarap, 22 tane gül* ile onu beklemeye başladım. arkadaşa saat 00.00 da ona teslim edilmesi gereken notu verdim ve beklemeye başladım. nottaki talimatlarsa çok basitti. kurdelayı takip et, utku * . saat 00.00 olduğunda içimdeki heyecan artık bastırılamaz durumdaydı beş dakika sonra arkadaştan notu teslim ettiğine dair bir mesaj ve hemen ardından neler oluyor utku? * diye denizden bir mesaj geldi. arkadaşa teşekkür ettiğimi bildiren bir mesaj gönderdikten sonra denize sadece talimatlara uyması gerektiğini anlatan bir mesaj atıp beklemeye başladım. -
52.
+2#10Tümünü Göster
gitme utku, lütfen dedi.
vay arkadaş eskiden olsa köpeği olurdum lan bu tavrından sonra, sarılır gitmiyorum bir yere der bırakmazdım amk ama şimdi içimdeki tek istek koşa koşa denize gitmekti. kolumu çektim ve eceye gitmesini söyledim. o olduğu yerde öylece kalırken bende fırsattan istifade kendimi kapıdan dışarıya attım ve koşarak arabaya bindim. beşi beş geçe kampüsün önüne geldiğimde deniz beni dışarıda bekliyordu, beni görünce bana gülümsedi ve bütün endişelerim onda yok oldu. bildiğin kafamdaki bütün düşünceler uçtu hepsinin yerini denizin gülümsemesi aldı. hızlıca yürüyerek bana doğru geldi, kapıyı açtı arabaya bindi. günün nasıl geçtiğiyle ilgili konuştuk o bana sordu ben ona sordum anlattım dinledi anlattı dinledim. spor salonunun önüne geldiğimizde antremana daha bir saatten fazla vardı bende ona bir kahve ısmarlamayı önerdim, spor salonunun dışındaki kafeteryadan iki kahve aldım ve dışardaki banklara oturduk. kız o kadar güzel gülümsüyor ki içimdeki şeytan söyle gitsin artık diye resmen dürtüyor beni zor hakim oluyorum kendime. yarım saat geçti hala kırkbeş dakika var ve ben yavaş yavaş içimdeki şeytana yenilmek üzereydim.
onun o dünyalara bedel tatlı gülümsemesine bakarken bir anda içimdeki cesaret belirdi ve elini tuttum. benim bu ani davranışım karşısında önce duraksadı sonra hafifçe gülümsedi. onun bu gülümsemesinden cesaret alarak bende ağız dolusu gülümsedim ve sana bir şey söylemem gerek ama eğer şimdi tepki verirsen söyleyemem o yüzden bitireyim ne tepki vereceksen öyle ver dedim hiç kıpırdamadı. ona doğru yan döndüm, ellerini avuçlarımın içine aldım. allahım hiç bi el bu kadar yumuşak, hiç bi el böyle cennet olamazdı. gözlerinin içine baktım ve ben sana aşık oldum dedim gülerek ve hafif utanarak. on dakika kadar öyle kaldık o bana baktı ben ona baktım, en ufak bir tepki vermedi. ne gülümsedi ne tepki gösterdi. ben bu 10 dakikada öldüm öldüm dirildim öldüm öldüm dirildim ve en sonunda dudaklarından şu kelimeler döküldü.
sanırım bende sana ama bunun için çok erken değil mi dedi endişeli bir gülümsemeyle.
ne yapacağımı, ne edeceğimi elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırdım amk o da bana aşık olduğunu söylüyordu ama kafamda bir ses bir sorun var diye de haykırıyordu. içimdeki bütün neşeyi gölgeleyen bir bulut gibiydi çok erken değil mi demesi sonuçta kız haklıydı daha tanışalı bir ay anca olmuştu ve ben kıza ona aşık olduğumu söylemiştim. ulan gerçekçi olmadığımı düşünmemiştir umarım derken bir şeyler söylemem gerektiğini fark ettim ve hayatımda kurduğum en saçma cümleyi kurdum.
aşkın zamanı olmaz ki deniz dedim. önce suratındaki gülümseme silindi ki bu arada benim kalbimdeki bütün hücreler öldü sonra hayat öpücüğüm olan o mükemmel gülümsemesiyle sanırım haklısın dedi. dünyalar benim olmuştu amk, daha ötesi yoktu. varolan en mutlu canlıydım lan insanı geçtim en şanslı en mutlu organizma bendim çünkü kızda bana aşıktı. bir süre daha el ele göz göze kaldık o arada koç geldi, utku hadi antreman başlayacak derken bana da vay puşt dercesine çakalca gülümsüyordu bende ona göz kırptım denizin yanağına bir öpücük kondurdum o da bana gülümsedi ve iyi şanslar diledi ve antremana gittim.
antreman boyunca suratımda eblek bi gülümseme vardı resmen, kızı gördükçe o gülümseme yüzümden çıkıp dünyaya yayılıyodu resmen ki aynı surat ifadesi onda da vardı. iki saatlik antreman nasıl geçti anlamadım, maç yapmışız ne oynadım ne ara oynadım nasıl oynadım hiç yoktu bende sadece antreman bitsin duşa gireyim denizin yanına gideyim diye bekliyordum. koçun son düdüğüyle beraber resmen duşlara sprint attım, 10 dakika sonra havlumla denizin yanına doğru gidiyordum ve içimdeki heyecan beni patlatabilirdi. yanına gittiğimde denizin yüzündeki gülümseme hafif azalmış gibiydi ve sanki söylemek istediği bir şey vardı da söyleyemiyor gibiydi. -
53.
+2#9Tümünü Göster
sıcak karşılamasından sonra ben daha da kendime güvenmeye başladım ve her şeyi açıklamak için uygun gece olduğunu düşündüm. ben bunları düşünürken o beni masaya davet etti kalktım ona yardım ettim sonra beraber masaya oturduk. vay amk kız yaptığı yemeklerle bi kere daha züt etti beni resmen ağzım açık kaldı. bi yemek bu kadar mı lezzetli olur bi yemek bu kadar mı güzel olur kıza acayip rezil oldum dediklerimden sonra. beğenimi dile getirdim hatta inansın diye fazla geldiği halde ikinci tabağı bile yedim. o da şarap için bana teşekkür etti. yemek bittikten sonra toplamasına yardım ettim sonra oturma odasına geçtik. ne yapsak diye düşünürken film izleyelim mi dedi bende olur dedim. kalktı, baya büyük bi film arşivi içinden güzel bi film seçti bana uygun mu bu dercesine gösterdi bende fark etmez dercesine gülümsedim koydu filmi oturdu yanıma. o kadar zaman geçmiş üstünden film neydi hatırlamıyorum ama aşk filmiydi de izleyen kim amk, kız beş santim yanımda oturuyo kokusu burnumda kolu koluma değiyo benim aklım fikrim onda nasıl söylesem ne ara söylesem derdindeyim. o da arada dönüp bana bakıyo, o bakınca bende ona gülümsüyorum filmi beğendin mi sıkılmadın umarım diye soruyo bende güzelmiş diye geçiştiriyorum halbuki hiç fikrim yok. kırkbeş dakikaya yakın zaman geçti ben söylecek cesareti kendimde bulamayınca bari filmi izleyeyim deyip filme odaklandım amk ki harbiden de güzel filmmiş. film bitti ben artık kalkayım diye izin istedim, sen bilirsin deyip gülümsedi kapının önünde sarıldı bana yanağımdan öptü bende gece için teşekkür ettim ve çıktım evden.
kapıdan çıkıp aşağı iner inmez kendime türk edebiyatının en güzide küfür seçmelerini armağan ettim. nasıl sövüyorum kendime anlatamam eline o kadar şans geçmiş, bir türlü açılamadım kıza. o öfkeyle bastım gaza gittim eve vurdum kafayı yattım uyudum amk. sabah kalktığımda telefonda bir mesaj vardı ve denizdendi.
günaydın, umarım zehirlenmedin yemekten * demişti. sana da günaydın. bu mesajı atabildiğime göre sanırım zehirlenmemişim ki şaka bir yana gerçekten çok güzeldi ellerine sağlık teşekkür ederim dedim. o da rica ederim * diye cevap gönderdi. pazar günüydü yapacak bir şeyim yoktu ve içimde bütün günü denizle geçirme isteği vardı ve bastıramıyordum. belki geçer diye kalktım bir kahve yaptım bir sigara yaktım baktım olmadı bi sigara daha yaktım ama yok amk aklım fikrim kızda. koçu aradım pazartesi antreman var mı diye öğrenmek için akşam olduğunu söyledi bende teşekkür edip kapattım sonra baktım olmuyo battı balık yan gider diyerek mesaj attım denize.
kahvaltını yaptın mı? diye bir kaç dakika sonra evet, neden? diye cevap geldi. bende aa tamam o zaman kahvaltı yapalım mı diyecektim dedim o da özür dilerim erken kalktım bu sabah ev arkadaşımla alış verişe gideceğiz dedi. ben tam cevap yazarken bir mesaj daha geldi, yarın akşam tiyatroya gidelim mi diye bende antremanım var üzgünüm dedim ve yolladım. sonra aklıma onu da davet etmek geldi ve sende gelmek ister misin izlemeye diye sordum. bir süre cevap gelmedi bende sanırım gelmek istemiyor diye düşündüm ve üzüldüm amk. içimde bi yer acıdı lan öyle böyle değil. tam ben bunları düşünürken neden olmasın, eğlenceli olabilir * dedi. vay amk iki dakikada ruh halim tamamen değişmişti. kalktım dışarı çıktım, uzun süredir görüşmediğim arkadaşlarımla görüştüm içtim sıçtım gecenin bi körü eve geldim bu arada denizle mesajlaştım arada, o bana alış verişi ben ona geyik muhabbetini anlattım sonra da vurdum kafayı yattım. sabah okul saatinde kalktım, duşa girdim okula gittim ama içimde bir heyecan var tarif edemiyorum. o kadar mutluyum yani insanlar bile gelip hayırdır diye sormaya başladı bende yok bir şey diye geçiştirdim ama pişmiş kelle gibi sırıtan halimi gören kimse inanmadı bana peki deyip konu değiştirdiler. dersin bitmesine yakın denize mesaj attım kaçta bitiyor dersin gelip alayım seni diye dersinin beşte biteceğini söyledi antreman yedideydi yani çok rahat yetişirdim tamam, beşte görüşürüz dedim o da görüşürüz * dedi ve bende çantamı almak için eve gittim.
hay gitmez olaydım amk, gider gitmez ev arkadaşım içeride seni bekleyen bir misafir var dedi endişeli bir suratla bende noluyo lan diye merak ederken salona girmemle ömrümün şokunu yaşamam bir oldu. ece gelmişti. suratımda oluşan eblek bir suratla
hoş geldin demeyeceğim direk niye geldin diyeceğim dedim.
kibarlığından hiçbir şey kaybetmemişsin utku dedi bana gülümseyerek.bir zamanlar uğruna dünyaları yakacağım o gülümseme şimdi bende sadece hüzünlü bi tebessüm yaratıyodu amk, demek insanın elinde aşktan sonra bunlar kalıyodu.
ne gerek varsa senden sonra kaybetmediğim nadir şeylerden biri dedim. suratı asıldı bi hüzün bulutu çöktü gözlerine
bende onu konuşmak için geldim utku, ben seni çok özledim dedi. bunlar aslında duymak istediğim şeylerdi amk, allah biliyo geceler boyu duymak için dua ettiğim şeylerdi ama geç kalmıştı koduğum. o kadar çok bekletmişti ki ve ben denize o kadar bağlanmışım ki hiç bi etki yaratmadı üstümde. ben bunları düşünürken ona da bi cevap vermem gerektiğinin farkına vardım.
bende seni çok özledim ece, çok özlemiştim aslında dedim. geceler boyu bunları duymak için nasıl dua ettim, o geceleri kaç şişenin dibinde sonlandırdım bilemezsin dedim. ama geciktin, çok geciktin dedim.
ben bunları söyledikten sonra gözlerindeki yaşlar sicim gibi akmaya başladı yanaklarına, eskiden olsa o her damla için dünyayı yakardım şimdiyse sadece izliyordum.
çok mu geciktim diye sordu.
evet dedim.
başka birisi mi var diye sordu.
hayır dedim ama demez olaydım amk.
o zaman neden geciktim, belki hala bir umut vardır bizim için dedi o en sevdiğim* gülümsemesiyle.
o umudu ben şişenin dibine gömdüm seni beklerken dedim ve odama gittim. çantamı hazırlamam gerekiyordu ama beynim durmuş gibiydi amk. elim ayağıma dolandı lan ne yapacağımı bilemedim içeride 9 senelik aşkım ömrümün en güzel yıllarını aşk acısıyla süründüren hatun seni özledim diyerek bana geri dönmek istiyordu bir diğer taraftan kafamla beraber kalbimi de giben deniz vardı resmen her hücreme işlemişti aşk diye. oturdum yatağa bi sigara yaktım ve düşündüm ne yapmak istediğime dair. bu arada saat dört buçuğa geliyordu ve ben denize gecikecektim eğer eceyle oyalanırsam yani iş ya ece ya deniz olayına dönmüştü. apar topar çantaya şortu tshirtü çorapları ve ayakkabıları attım bi havlu ve bi şişe su bulup koydum çıktım odadan ama bu arada dua ediyorum inşallah ece gitmiştir diye. salona hiç bakmadan yürürken arkamdan bir el elimi tuttu ve beni durdurdu. -
54.
+2#45
naz telefonda biriyle kavga ediyordu bahçede, ağlamak üzereydi bir şeyler için birilerini ikna etmeye çalışıyordu. benim geldiğimi görünce telaşla telefonu kapattı ve sahte bir gülümsemeyle
seni de mi uyku tutmadı. dedi
kimdi o arayan diye sordum
önemli biri değil dedi
naz, dürüst ol bana dedim
ağlamaklı bir hale büründü suratı
efe.. diyebildi sadece sonra da ağlamaya başladı. sakinleşsin diye sarıldım biraz, oturttum ve anlattırdım.
evet beyler, efe bini beni bıçakladıktan sonra yaşadığı pişmanlığı naz'ı elde edemiynce nefrete dönüştürmüştü. nazın benim yanıma tatile geldiğini de öğrenince iyice küplere binmiş naz'ı tehdit etmeye başlamıştı. ya naz izmire dönecekti ya da efe gelip beni öldürecekti nazı da dövecekti. tabi benim beynimde şalterler attı, baya sinirlendim dedim ara efeyi gelsin görüşelim neymiş derdi dedim. ikna olmadı naz, ya sana tekrar bir şeyler yaparsa ya sana bir şey olursa diye ağlamaya başladı. bende ona eğer bana değer veriyorsa efeyi çağırmasını söyleyip yatmaya gittim... -
55.
+2yeni gelen panpalarım hos geldiniz, tesekkur ederim.
elimden geldigince yaziyorum bu iki gundur baya yazdim devam da ediyorum. -
56.
+2#6Tümünü Göster
dün gece telefonu arabada unutmuşum gelince de bi iki duble bi şey içip sızdım şimdi uyandım kusura bakma. diye bir cevap yolladım ve bir kaç dakika sonra o da bana ha peki bende merak ettim. okulun yok mu senin ya? diye bir cevap gönderdi.
var ama giden var mı orası muallakta dedim kestirerek.
peki bakalım. nasılsın? dedi
iyiyim sağol, sen? dedim.
iyiyim. canın mı sıkkın? dedi.
hayır. dedim
tamam o zaman meşgulsün sanırım sonra görüşürüz dedi.
peki dedim ve telefonu kapattım. içimde bi acı vardı amk, ne yapacağımı bilemedim boş yere kızı terslemiştim ve o da bunu anlamıştı. ne yapsam ne yapsam diye düşünürken bari gideyim basket oynayayım dedim. eve geldiğimde saat ondu telefonu yine açmadım zaten iki gün sonra kampa gidecektik ve benim kafam dağılınca unuturum diye düşünüyodum. ev arkadaşlarım sağolsunlar yine nevale getirmişlerdi içtik yattık amk sabah erkenden kalktım bu sefer duşa girip okula gittim. gün geçmek bilmedi arkadaş, resmen her saniye onu düşünüyodum telefonu hala açmamıştım ve ona mesaj atmamak için kendimi zor tutuyordum. etrafta görüğüm kızlara laf atıyor arada arkadaşlarla geyik yapıyordum ama resmen beynimin bir tarafı sadece denize odaklanmıştı ve kendini hissettiriyordu.
yapacak bir şey bulamadım amk resmen moralim bozuktu gülesim yoktu ya yine aşk acısı dönemine girmiş gibi hissediyodum kendimi ki ortalıkta hiç bi şey yokken. allahtan hoca dersi erken bitirdi eve gittim hemen yattım uyudum kalktığımda gece dörttü içimden bi ses telefonu aç dedi ama içimdeki sesi susturmak zor oldu. kalktım mutfağa gittim yiyecek bir şeyler hazırladım kendime ama nedense içimde yeme isteği yoktu tekrar dolaba koydum. yapacak bir şey bulamayınca çıktım balkona bir sigara içtim üstüne kesmeyince bir sigara daha içip yatmaya gittim ama gözüme uyku girmedi amk. sürekli denizi düşünüyodum, sürekli gülümsemesi gözümün önünde canlanıyodu o yüzden kalktım duşa girip kendimi sokağa attım. dersin başlamasına 2 saat vardı yürüye yürüye okula gittiğimde halde kırkbeş dakikam vardı. açlık başıma vurmak üzereydi bi poaça çay yapıp üstüne 2 sigara daha içip derse girdim. gözümü açtığımda ders bitmişti amk derste uyuyakalmışım resmen. kalktım bahçeye çıktım bi kahve alıp sigara yaktım tam keyif yaparken arkadaş geldi, hayırdır lan yüzünden düşen bin parça diye de takılmayı ihmal etmedi. yok ya bi şey dedim geçiştirdim onu sonra koçu aradım arkadaştan, kaçta gidicez dedim mesaj atarım dedi dedim telefonum kapalı mail at ulaş tamam dedi kapattı. kalktım yürüye yürüye eve gittim, eve gittiğimde arkadaşların misafiri vardı bende rahatsız etmeyip odama geçtim.
fark ettim ki neredeyse iki buçuk gündür telefon kapalıydı ve resmen masamın üstünden bana bakıyordu aç beni diye haykırırcasına. kalktım aldım telefonu elime, açma düğmesine gitti geldi parmaklarım kararsız kaldım sonunda içimdeki şeytana yenilip açtım telefonu. bi süre sonra üç mesaj vardı ve üçü de denizdendi.
birinci mesaj ilk terslediğim günün gece yarısıyıdı: hala meşgulsün sanırım ama ben iddiayı buldum, haberin olsun. demişti.
ikinci mesajda hey kime diyorum bu kadar ilgisiz olur ödülü hakkında bir insan! demiş
üçüncü mesajda ise iyi misin merak etmeye başlıyorum. demişti.
vay amk kız resmen beni merak ediyordu ve o kadar puştluğuma rağmen bana tavır almamıştı. iki buçuk gündür ilk defa ciddi ciddi gülüyordum ya içimden geliyordu gülmek, mutluydum amk.
uzunca bir cevap yazdım ve gönderdim. -
57.
+2#63
sevdiğim, aşık olduğum, uğrunda dünyalardan vazgeçebileceğim, hayatımın anlamı olan kadın bir hastane yatağında yatıyordu ve bunun sorumlusu bendim. o an, o kadar iğrendim ki kendimden, gözyaşlarım bile kurudu bir an için. sonra denizi o halde gördükten sonra tekrar dışarı çıktım, doktor denizin ailesine sağlık durumu hakkında bilgi veriyordu. kaburgalarının iki tanesinde çatlak bir tanesinde kırık vardı ama kırık olan kaburga şans eseri hiçbir organa zarar vermemişti. onlarda çok ağrısı olmasın diye o gece için onu uyutmuşlardı, bir kaç gün hastanede kalacaktı sonra da taburcu olacaktı. ailesinden önce herkes bana geldi ve bir şey yok sakin ol artık demeye başladı ama ben bile o an kendi hıçkırıklarımdan korkmuştum. bir şeyi yoktu biliyordum ama bu bir sinir boşalmasıydı belki ve ben durmadan ağlıyordum. neden sonra annemin yere oturmuş, kafamı annemin dizine koymuş olarak uyandım, gözlerimi açtığımda şafak sökmüştü. denizin odasına girdim sessizce, gerçi istediğim kadar ses yapsam bile uyanmazdı, ilaçların etkisindeydi. onu halde görüp, yanıbaşına oturup uyanmasını beklerken benim hastanede yattığım sürelerde neler hissettiğini ve efe olayında neden o kadar sinirlendiğini anladım. onu beklerken uyuyakalmıştım sonra akşamüstü denizin sesine uyandım... -
58.
+2vayy be hikayeye bak aq.. aynı gibime benziyo
-
59.
+2#13Tümünü Göster
yılbaşına iki gün kalana kadar hala ne yapacağımı bilemez halde dolanmaktaydım bu arada denizde sıkıştırmaya başlamıştı aşkım ne yağacağız yılbaşında diye bende ona süpriz deyip duruyordum ama yapacak hiç bir şey yoktu şimdilik elimizde. şanslı binim ki dört ayak üstüne düştüm amk, o günkü gazeteyi okurken abantta bi pansiyonun rekldıbını gördüm. düşündüm, göl kar romantizm falan iyi olur diye aradım hemen 2 tane oda ayırttım yılbaşı için. plan tamamdı şimdi hediye bulmak lazımdı ama ne alacağımı bilemez halde mal gibi ortada kalmıştım resmen. onun içinde çözüm en yakın kız arkadaşımdan geldi. beraber arada can sıkıntısını gidermek için müzik yaptığımız bir grubumuz vardı, bende bateri çalıp back vocalliğini yapıyordum. önerisi onun için bir şarkı besteleyip kayda almamdı. tamam güzel fikirdi ama iki günde nasıl olacaktı da bir şarkı besteleyecektim ve bunu nasıl stüdyo kaydı alacak kadar profesyonelleşecektik. sonunda bu fikri ileri bir kutlama hediyesi olmak üzere kafamın bir kenarına yazdım ve hediye aramaya devam ettim. cevap gözümün önünde duruyormuşta farkında değilmişim amk. deniz kimya okuduğu halde güzel sanatlara çok ilgiliydi bu yüzden karakalem çalışmayı, çizmeyi çok severdi. okuldan çıkıp koştur koştur bi kırtasiyeye gittim böyle büyük bi yerdi yağlı boya malzemeleri falan satıyodu dedim ki adama böyle böyle bana bişiler versene. büyük bi defter bi kaç farklı kalem ıvır zıvır derken bi yığın şey çıkardı, hepsini aldım. sonra büyükçe bir kutu bulup hepsini içine koydum, bir şekerciye gidip yığınla şeker alıp içine doldurdum, bir kaç gül alıp yapraklarını içine koydum ve ona duygularımı anlatan bir not yazıp kutuyu kapattım. en sonunda paketledikten sonra bir de özgürlüğe giden yol yazan bir not yapıştırdım üstüne ve yılbaşından önceki geceyi bekledim.
30 aralık gecesi denize ufak bir bavula bir kaç parça giysi koymasını ve okuldan sonra beni beklemesini söyleyen bir mesaj atıp uyudum, ertesi gün sorduğu bütün soruları geçiştirdim süprizi bozmamak adına. hiç unutmuyorum o sene yılbaşı çarşambaya geliyordu perşembe zaten tatildi cuma denizin okulu yoktu benimkini gibtir etmiştim zaten cumartesi pazar zaten tatildi o yüzden 4 gece 5 günlük bir tatil bizi bekliyordu. okuldan çıkınca bir benzinliğe gidip depoyu doldurdum sonra da denizi almaya gittim. arabaya biner binmez öptü beni, ilk öpücüğün üstünden onlarcası geçmiş olmasına rağmen hala ayaklarımı yerden kesiyordu beni öpmesi, bana gülümsemesi. sonra sersem halimden istifade etmek istercesine nereye gidiyoruz aşkım dedi cevap vermedim, biraz daha zorladı sonra sormayı bıraktı. ankara dışına çıktığımızı görünce daha da merak etti ama bir şey demedi, tavırlarıyla belli ettiyse de ben yine cevap vermedim. bolu abant'a girince yaptığım planı ona da söyledim ama istediği zaman geri dönebileceğimizi de ekledim. araban inmemi bekleyemeden bana sarıldı sıkıca sonra da kocaman gülümsedi aşkım benim dedi bende ona gülümsedim aşk dolu gözlerle. arabadan indik, valizleri aldık pansiyona doğru yürüdük içeri girince şöminenin başında bir sürü genç çift olduğunu görünce doğru yolda olduğumu anladım süpriz konusunda. anahtarlarımızı aldık, deniz iki oda ayırtmış olmamdaki incelikten dolayı teşekkür etti, yukarıya çıktık. onu odasına yerleştirdikten sonra 2 saat sonra yemek için buluşmaya karar verdik. 2 saat onun için yetersiz benim içinse geçmek bilmeyecek bir zaman dilimiydi. odama girdim, sıcak bir duş alıp bir sigara yaktım. hediyesini nasıl vereceğimi düşünürken uyuyakalmışım, denizin kapımı çalmasına uyandım. uyuya mı kalmış benim aşkım diyerek sarıldı bana sonra benden uzaklaşınca gözlerimin ahir ömründe böyle bir güzellik görmediğine karar verdim ve beğenimi dile getirecek uygun kelimeyi buluncaya kadar kekeledim bu da haliyle onun çok hoşuna gitti ama ben hala kot kazak duruyordum. hemen 5 dakika izin isteyerek pantolon gömlek giydim, kravatımı bağlayamayınca* deniz yardım etti ve hazırdım. aynada birbirimize baktık, birbirine çok yakışan bir çift olarak ilk yılbaşı kutlamamıza hazırdık.
bizim için ayrılan masaya oturduk yiyecek içecek bir şeyler sipariş verdikten sonra havadan sudan muhabbet etmeye başladık. daha sonra cure'dan lovesong çalmaya başlayınca ben denizi dansa kaldırdım bu arada saat 00.00'a yaklaşmaktaydı. en sevdiğim cure şarkılarından biri olduğu için sözleri ezberimdeydi dans ederken hepsini denizin kulağına fısıldadım, ingilizcesi çok iyi olduğu için anladı ve teşekkür ederim dercesine beni öptü. ben o öpücüğün cezbedici etkisinden kurtulmaya çalışırken etrafımızdakiler 10 9 8 diye geri saymaya başladı bense geri sayımın her bir rakamı için denizi bir kere öptüm ve 1 de kocaman sarıldım. yeni yıla girdiğimiz ilk saniyede bütün bir yılım senin kollarında geçer umarım aşkım, seni seviyorum dedim. neredeyse 1 aya yakın süredir çıkıyorduk ve ilişkimiz boyunca ilk defa seni seviyorum diyen taraf ben olmuştum ve çok beklenmedik bir anda ben daha farkına varamadan dudaklarımdan dökülmüştü. deniz önce yüzüme baktı en güzel gülümsemesiyle sonra bana sarıldı ve bende seni seviyorum utku dedi, dünyalar benimdi. alabileceğim en güzel yeni yıl hediyesini deniz bana vermişti. bana beni sevdiğini söylemişti ve yanımdaydı, kollarımdaydı. kokusu burnumda gözleri gözlerimdeydi. denizim dedim ve ona sıkıca sarıldım. daha sonra deniz yorulunca oturduk, yemeklerimizi içkilerimizi bitirip odaya çıkmaya karar verdik. kapısının önünde ona beklemesini söyleyip bi koşu odamdan hediyesini alıp getirdim ve verdim ama odaya girince açmasını isteyip iyi geceler öpücüğümü alıp odama gittim. -
60.
+2geldim beyler burada mıyız?
- 61.
-
62.
+2@tuvalet panpam neyi anlamadın noldu?
@ekurtcu9 yazıyorum panpa. -
63.
+2#42Tümünü Göster
doğum günümü biraz detaylı anlatıyorum çünkü özeldi benim için *
o gün sabah kalktığımda her zamankinden farklı olarak deniz yanımda değildi, bende merak edip evde onu arandım ama evde de yoktu. telefondan aradığımda bir arkadaşının acilen çağırdığını ve izmire gittiğini söyledi, gece de orada kalacaktı. vay amk, dünyam başıma yıkılmıştı lan doğum günümü unutmuştu sevgilim. bozuntuya vermeyip bir süre konuşuktan sonra telefonu kapattım. kalktım yiyecek bir şeyler hazırladım kendime ama deniz olmayınca keyfi yoktu bende kalktım denize gittim belki avutur beni diye. biraz yüzdükten sonra sıkılıp eve gittim bir duş alıp kahve sigara keyfimi yaptıktan sonra arkadaşlarla görüşmek üzere çeşme merkeze gittim. arkadaşlarla takıldım, kahvede okey attım falan derken denizden hala ses yoktu, ne bir kutlama mesajı ne bir şey bende sinirlendim kalktım eve gittim. kapıyı açar açmaz bir anda üstüme konfetiler falan fırladı birisi geldi boynuma sarıldı ama ben daha ne olduğunu bile anlayamamıştım. meğer deniz işim var derken bütün gün evi düzenlemiş ve bana süpriz bir doğum günü partisi hazırlamış. başak, kaan, naz, çeşmeden bir kaç arkadaş hepsi oradaydı. ilk işim teşekkür etmek için denizi kocaman öpmek oldu, o da bu öpücüğüme gayet istekli bir biçimde karşılık verdikten sonra;
bir an için unuttum sandın değil mi, itiraf et hadi utku dedi gülümseyerek.
evet, öyle sandım ama yanılmışım dedim gözlerine bakarak.
bir süre öylece sarılarak dans ettik. daha sonra hediye faslı falan başladı, en son deniz verdi kendi hediyesini. benim ona verdiğim defteri devam ettirmiş ve bana vermişti bir de gömlek almıştı bana. parti faslı bittikten sonra herkes evlerine, bizimkilerde otellerine döndü. her ne kadar kalın diye ısrar etsemde gülerek teklifimi reddettiler. herkes gittikten sonra denizle baş başa kalmıştık. ben bir koltuğa oturup defteri okumaya çalışırken deniz geldi, elimden defteri attı ve yanıma oturdu. önce yavaş yavaş ve sakince başlayan öpüşmemiz giderek ısınmaya başlamıştı ama ben yine denizi istemediği bir şeye zorlamak istemiyordum. benim bu çekincemi fark eden deniz;
eminim utku. dedi utangaç bir gülümsemeyle
peki dedim bende nazikçe gülümseyerek.
daha sonra deniz elimden tutup beni odaya zütürdü...
hayatımın en güzel gecesiydi diyebilirim, bir sevginin bu kadar saf paylaşılması, bu kadar özel biriyle bunu yaşamak hayatımdaki en iyi şeydi beyler. hayatımda ilk defa o gece sevişmekle ciks yapmanın farkını anlamıştım ve artık denize daha da bağlıydım bu duyguyu onunla paylaştıktan sonra.. -
64.
+2#15
biraz bekledikten sonra deniz kapıyı açtı. sanırım beni görmenin verdiği bir şaşkınlıkla bana kocaman gülümsedi sonra elimdekileri görünce -mümkün müydü bilemem ama- gülümsemesi daha da büyüdü. sarılma ve gülümseme merasimi bitince işi binliğe vurdum ve;
yanlış odaya gelmişim ya pardon sevgilime bakıyordum ben dedim.
şapşal dedi ve bir kere daha sarıldı bana sonra da uzanıp kulağıma, sevgilin benim zaten dedi sımsıcak bir ses tonuyla.
denizim dedim ve sarıldım bende ona, hiç bırakmayacak gibi sardım.
sonra içeri girdim, tabi denizde bir merak vardı niye geldiğim konusunda. ona mesajının beni çok mutlu ettiğini söyledim ve tekrar kuru bir mesajla teşekkür etmek istemediğimi söyleyerek yanıma oturttum. bir süre şarabımızı içerken hiç konuşmadık, gözlerimiz anlattı konuşulacak her şeyi, tenimiz çekti birbirmizi. şarap bittikten sonra ben kalkayım diyerek ayaklanmıştım ki deniz kolumdan çekti ve
kal burada, beraber uyuyalım dedi.
şaşırmıştım amk, en ufak bir fesat davranış olmadan tamamen masumca olur dedim ona. gitti dişini fırçaladı bende odama geçip üstümü değiştirdim, dişimi fırçaladım geldim. yatağa girince sarıldık birbirimize, burunlarımız birbirine değecek kadar yakındık ama o kadar saftı ki o an. uyumadan önce gördüğüm son şey onun gözleriydi, burnumdaki son koku onun kokusu tenimde son his onun ipek nefesiydi. -
65.
+2#31Tümünü Göster
bana mı öyle geliyordu yoksa ela bana yakınlaşmaya mı çalışıyordu anlayamamıştım ama bir taklar olduğu kesindi. filmden çıktıktan sonra ela yemek yiyelim dedi nazda ısrar edince kabul etmek zorunda kaldım. gittik bir yerlere söyledik yemekleri bu arada mekana efe girdi amk. naz bunu görünce yine kötüledi ama bu sefer efe de naz'ı gördü. masaya geldi, bizimle tanıştıktan sonra naz'a biraz dışarı gelebilir misin diyerek nazı dışarı çıkardı ve hiç istemediğim bir şey oldu elayla ben aynı masada başbaşa kaldık amk. bir süre havadan sudan konuştuktan sonra ela dökülmeye başladı.
utku sana bir şey söyleyeceğim.
dinliyorum ela?
olmaması gereken bir şey oldu, sevgilin var biliyorum ama ben sanırım senden hoşlanıyorum..
korktuğum başıma gelmişti amk, ela benden hoşlandığını söylüyordu. ben bunları kafamda tartarken ela bir anda öptü beni. vücudum uyuştu beyler, mala bağladım resmen. kendimi hemen gerçi çektim ve masadan kalkıp tuvalete gittim. şok olmuştum beyler, olamazdı bu resmen kendimi denizi aldatmış gibi hissediyordum var mı böyle bir şey amk. elimi yüzümü yıkadım sonra masaya geçtiğimde ela ağlıyordu ve oturmamla beraber benden özür dilemeye başladı. kendimi tutamadım, isteyerek olmadı, özür dilerimler havada uçuşuyordu bende tekrar etmemesini söyleyerek naz gelene kadar sustum. naz geldiğinde beklediğimizin aksine çok mutluydu ama bizde tutukluk vardı bir şeyler döndüğünü anladıysa da üstüne gitmedi. efe hatasını anlayıp özür dilemiş, düzeldiğini kanıtlamak için nazdan bir şans istemişti ve nazda düşünmek istediğini söyleyince efe her şeye tekrar sıfırdan başlayacağını söylemişti. naz bunun sevincindeyken bende denizle konuşacağımı bahane edip eve gittim. kafam allak bullaktı beyler, o öpücük bana bir şeyler hissettirmemiş olsa düşünmezdim ama içimden bir ses resmen sende karşılık ver demişti elaya. kendimi tamamen denizi aldatmış gibi hissediyordum ve bunu ondan saklamak istemiyordum ama nasıl söyleyeceğimi de bilemeden en iyi kararı vermemde yardımcı olabilecek kişi olan kaan ve nazı aradım. kaan anlatmamın saçmalık olacağını ama kendisi öğrenirse daha da kötü olacağını söyledi ve düşünmem gereken bir şey olduğunu söyledi. naz olanlar için kendini sorumlu tuttu, gerekirse denizle konuşabileceğini söyledi ama mutlaka ona anlatması gereken kişinin ben olduğunu söyledi. yine salağa bağlamıştım beyler, yine önümde iki seçenek vardı ve yine iki seçeneğinde sonu denizi kaybetmeye çıkabilirdi... -
66.
+2#30
ela acayip hoş sohbet biriydi bunu söyleyebilirdim. aynı zamanda hayatımda deniz olmasa beraber olmayı isteyeceğim biriydi bunu da söleyebilirim. fakat hayatımda deniz vardı ve bu ihtimal aklımın köşesinden bile geçmiyordu. gün ağardığında biz hala sohbet ediyorduk ve sıkılmamıştık ama uykumuz gelmeye başlamıştı. ela naz'ın odasına gitti yatmak için bende oturma odasında uyudum. sabah ela ve naz'ın gürültüsüne uyandım. sabah dediğime de bakmayın amk, saat öğlen 2 falandı. bunlar kalkmış, kahvaltıyı hazırlamış beni bekliyorlardı. kalkar kalkmaz hemen bir kahve sigara keyfi yaptıktan sonra kendime geldim. kızlarla kahvaltı yaptıktan sonra duş almak için eve gittim sonra da berabe bir şeyler yapmak için buluştuk. iki kişilik grubumuz üç kişi olmuştu amk, tekrar eski günlerdeki gibiydik ama bu sefer ela yerine ece vardı. tabi bu arada ben salak gibi o gün denize mail atmayı unutmuştum, kızlarla takıldıktan sonra gece geç saatte eve geldim mail kutumda denizden 3 tane mail vardı. merak etmişti kız benden ses çıkmayınca ona uzun uzun durumu anlatan bir mail attıktan sonra uyudum. uyandığımda denizin gelmesine bir gün vardı, 24 saat sonra havaalanı yüzyılın kavuşmasını görecekti beyler, çok özlemiştim denizi öyle böyle değil. naz ve sonradan katılmış olan ela sağolsun katlanılabilir biçimde geçmişti günler ama özlem yalnız kaldığım zamanlarda yakamı bırakmıyordu. sabah uyandığımda salondan sesler geliyordu, üstüme bir tshirt çekip salona geçtim ve nazın annemle derin bir sohbete daldığını gördüm. beni görür görmez hemen beni çekiştirmeye başladılar, olağan sigara kahve keyfimi yaptıktan sonra naz hadi dışarı çıkalım ela bizi sinemanın önünde bekliyor dedi. apar topar sinemanın önüne gittik, ela bizi bekliyordu nazın dediği gibi. beraber filme girdik, ben ortada ela ve naz birer yanımda oturuyorduk. film boyunca elada bir gariplik vardı beyler ve o gariplik benim zütümde patlamak üzereydi.. -
67.
+2#66
bir kaç gün sonra deniz hastaneden taburcu oldu, tabi denizin ailesi isviçreye geri döndüğü için annemler denizi o halde bırakmadılar ve denizin tüm ısrarlarına rağmen deniz bizim eve geldi ve ankaraya dönene kadar bizde kaldı. tabi denizin bizde kalması umduğum sonuçları bana vermedi, annem neredeyse hiç başbaşa bırakmıyordu bizi sürekli yanımızdaydı ya da gözetleme modundaydı. zaten bende denizin canını yakmak istemediğim için *kaburgası hala iyileşmemişti* asla öpüşmekten ve sarılmaktan ileri zütürmedim ilişkimizi. o noktadan sonra tatil olaysız geçti, ben araba perte çıktığı için yeni bir araba aldım, bol bol denizle vakit geçirdik arada naz ziyarete geldi. daha sonra eylül gibi ankaraya döndük, denizin ev arkadaşı daha tatilden dönmediği için ve deniz hala tam iyileşmediği için ben bir süre denizde kaldım. tam evli çiftler gibiydik, her gece denize sarılarak uyuyordum, uyandığımda gördüğüm ilk şeyin o olması beni gün boyu mutlu etmeye yetiyordu. zamanla birbirimize daha çok alıştık, hatta bir ara denizle kazanın bize iyi geldiğini düşünmeye bile başlamıştık. eylülün ortasına doğru deniz'in ev arkadaşı, ezgi eve döndü... -
68.
+2@fatmaguledorduncuaraniyor, iyi geceler kardeşim şimdiden allah kabul etsin *
- 69.
-
70.
+2#40
zar zor zütü kaldırıp denizin yanına oturdum. sarılıyorum ağlamasın diye, geçti diyorum ama nafile amk hıçkıra hıçkıra ağlıyor. bir süre daha kaldık öyle, o ağladıkça benim içim parçalandı. onu öyle görmektense bir kere daha bıçaklanmayı tercih ederdim o kadar diyeyim. neden sonra ağlaması geçti, sarılmayı bıraktı bende hemen sarılmayı bıraktım. o teselli amaçlı sarılma bile denize olan özlemimi kırbaçlamaya yetmişti. yüzünü bana döndü ve;
arkamdan gelirsin sandım, gelmeyince çok kızdım sana utku. sandım ki gerçekten beni aldattın. bekledim haftalarca, arasam mı diye çok düşündüm ama her defasında durdurum kendimi. dün gece naz arayıpta durumu anlatmasa gelmezdim de..biliyorum senin hiçbir suçun yokmuş, beni bulmak için çıkmışsın ama sonra bunlar olmuş ve gelememişsin..ama neden aramadın beni utku, neden sen söylemedin bana bunları? o kadar korktum ki sana bir şey oldu diye, o kadar korktum ki seni kaybettim diye dün gece o 8 saatlik yol nasıl geçti gel birde bana sor.. dedi ve tekrar ağlamaya başladı.
hala beni seviyordu beyler, hala bana değer veriyordu. elimden gelse kalkıp oracıkta oynamaya başlayacaktım, içimde bir şeyler tekrar tamir oluyordu gülesim vardı lan mutluydum yoktu ötesi, deniz hala beni seviyordu...
-
kız istemeye gittiğimdr kızın babası benden
-
sesli oda demisken
-
otobuse kizin karsisina oturdum
-
30 yasindan sonra
-
yıllardır aradığım videoyu buldum
-
çaycı diyip geçiştirmeyin
-
la malın oğlu bari font size değşştir
-
gran torni akpli olmayacakta
-
baycerrah doktor oldunmu la
-
memati bi ses attıydı
-
mematinin 17 yasinda olmasi
-
719 yolda bir meydana gelen
-
benim yetkim var
-
habıs yan odaya gec
-
zeykurun yannanı
-
neden gavatsınız testi
-
en büyük hayalım incide mod olmak
-
herkes profiline baksın acil
-
oytun erbas tavsiyeleri
-
şu yaşımda babamdan dayak yeidm
-
heyt buraga gel goster bakim kimliği
-
hepınızın allahini yere seriyim
-
memati ailene yük olmaktan başka
-
gazanferabi bot hesap
-
eski hesabımı açtıracağım
-
dolph lundgren 196 boyunda
-
sozluk iyice tasarimiyla yazarlariyla
-
bekircan geldı bi ses açtı
-
kutsalsuku seni tek yumrukla
-
şukusuz başlıklarımı gece siz uyurken gizlice
-
niye her defasında aptal aptal nikler alıyorsun
-
pelsinvanyada bayraklar
-
panpalar inci sözlüğün tarihi
-
üşengeç bir insanım ama gecenin dördünde
-
sistem matematigin ölümü
-
38yaşımda 1 agbiniz olarak sözlüğü bırakıyorum 2
-
hic agib olaniniz var mi la
-
silik affının son günü
-
top gibi kaşlarını aldırmış
-
sözlük reisi olduğum gerçeği ile
-
profilimde neden şubat 2016 yazıyo
-
profilleri eski haline getirin
-
purple bana dantelli kilodunu atdı
-
memati niye yaşıyon la
-
bütün sözlüklerin birleştirilmesi
-
güvenlik ne olum
-
xsamonun odaya gelin beyler
-
profilde hesabın kaç yılında
-
comodların profilinde yetkili
-
rusya çin ile bir olup
- / 4