0
ilk gece... Karanlık çökmüş, 50-60 kişi aynı yatakhanede. Ranzalar gıcırdıyor, horultular, fısıldaşmalar... Sen en alt ranzada, ince battaniyenin altında titreyerek yatıyorsun. Üniforman yeni, ama altında saten çamaşırların, pembe chastity’n hâlâ kilitli – anahtar boynunda mı yoksa? Heyecanlanınca takırdıyor, umarım kimse duymaz diye dua ediyorsun.
Yan ranzadaki iri yapılı çavuş adayı, adını daha öğrenmediğin biri, gecenin bir vakti yanaşıyor. "Uykun kaçtı mı küçük?" diye fısıldıyor kulağına. Eli battaniyenin altına kayıyor yavaşça, pürüzsüz bacağını okşuyor. Sen donup kalıyorsun, ama inlemen kaçıyor yine – muayenedeki gibi. O gülümsüyor karanlıkta, "Burada herkes maço görünür, ama sen... tam bir prensessin" diyor. Diğerleri uyuyor gibi yapıyor, ama bazıları izliyor, fısıldaşıyor.
Sonra bir başkası katılıyor, ayak ucuna geliyor. 35.5 numara minik ayaklarını battaniyeden çıkarıyor, parmaklarını emmeye başlıyor gizlice. "Ne kadar yumuşak, bebek gibi" diye mırıldanıyor. Sen zevkten kıvranıyorsun, chastity ıslanıyor, kilidi takır takır... Utanç ve heyecan karışımı, inliyorsun ama sesini bastırmaya çalışıyorsun.