1. 1.
    0
    siz ilk inception'ı kazandınızmı sanıyorsunuz. 6 ay sonunda size gelen bir counter attack'ım oldu ve oyunu ben kazandım. inception asla yapmadınız, asla bilgi çalmadınız. bugün gerçek rüyadan bir akıl hastanesinde uyandınız ve aslında aylardır matsuinin rüyasında olduğunuzu öğrendiniz.
    ···
  1. 2.
    0
    oyunu açtığımda gülinde dahil sadece eski oyuncular katılacak diye düşünüyordum. tüm oyundada matsui aşağı matsui yukarı diye anlattım. ama oyunu kaybetme nedenleri gülin hariç kimse matsuiyi tam yaşamamıştı.
    hikayede şuydu, siz aslında o inception'ı bitiremediniz. ve dünya gerçeklikmiş gibi devam etmeye başladı sizin için. sizde bunu anlayıp buradan kurtulmaya çalışacaktınız. saatlerce anlaşılmadı. *
    yani sadece intikam senaryosu ama counter attack amacıyla yapılmış bir senaryo. birde yazılma nedeni var. inception hikayesini direk yazıyorum şu anda ve önceki gibi yazdığımda hiç bir anlam ifade etmiyordu. bende bitirmek için farklı bir yöntem aramaya başlamıştım. 20 gün önce bu sonla bitirmeyi planladım. bari oynatayım dedim. acme anvili kötü yorum oldu yaa:(:(:(

    lame cheap olayını birde bunu yazıyor olduğumu düşünerek yorumlarsan sevinirim:) birde kazanmayı umursamıyordum bu sefer ama kazanma nedenim sadece oyuncuların ilk oyundan yeterince bilgisi olmamasıydı:(
    ···
  2. 3.
    0
    geçenlerde başlangıç filmini izledim. leanardo dicaprio oynuyor baş rolde. filmde dicaprio bir hırsız rolünde fakat bu normal bildiğimiz hırsızlardan değil. insanların rüya halindeyken bilinçaltına iniyor ve oradaki değerli bilgileri ele geçiriyor. dicaprio karısının ölümünden sorumlu olarak ülkesinde aranıyor ve bu yüzden ülkesine dönüp kızı ve oğlunu göremiyor. bir gün bir iş teklifi alıyor ve karşılığında ülkesine dönebilmesi için gerekli ayarlamaların yapılacağı sözünü alıyor. dicaprio ve arkadaşlarından istenilen ise bir insanın düşüncesine bilgi çalmak yerine bilgi yerleştirilmesidir. dicaprio ve arkadaşları bu görevi kabul ediyorlar. bu filmi izlerken çok tuhaf duygulara kapıldım. bir sahnesinde dicaprio kendi anılarında, rüyalarında geziyordu. o etkilendiğim sahne ise karısını bir rüyasında hapsetmiş ve her seferinde yanına gidip özlem gideriyor , onu tekrar hissedip sanki yanındaymışcasına yaşıyordu. o an aklıma yine sen geldin elif. sende tıpkı o filmdeki kadın gibi gerçekte yoksun yanımda ve bende tıpkı dicaprio gibi senin anılarınla kendi hayal dünyamda yaşıyorum. tıpkı onun karısı ile rüyasında kurduğu gerçek olmayan dünya gibi bende kendime gerçek olmayan bir dünya kurup seninle orada yaşıyorum. biliyorum bu sadece rüya ve hep öyle kalacak ama yapamıyorum. bende kendimi bu şekilde avutuyorum..
    ···
  3. 4.
    0
    uzun yıllardır beynimizi, gözümüzü ve belki de daha fazlası; ağzımızı bu kadar meşgul eden bir film görmemiştik. sağda solda film hakkında eleştiriler; filmi spoiler vermeden anlatmaya çalışanlar (ben) gördük. daha sonra işi grafiğe dökmeye çalışanlar oldu ama onlar bile yanıldılar, çoğu doğru şeyi hatalı olarak sundular.

    i̇nternette dolanırken çok çok alakasız bir şekilde bir yazıya rastladım. bu zamana kadar film hakkında yazılmış en doğru yazıydı okuduklarım arasından. yazı, brahma-pyhshics-inception arasında bir bağlantı kurmuş ve filmin sonunu yazarımız; belli teoremlere ve kanıtlara yer vererek anlatmış.

    filmi her izleyen bir şekilde yorumladı ama daha ileri bir seviyeye geçmek istiyorsanız bu yazıyı üşenmeden okumanız gerekiyor. bu yazı benim için artık inception dosyasının kapanışı oldu. belki yazıyı okuduktan sonra c.nolan'ın kafasının içine girmeyi başarabilirsiniz.
    ···
  4. 5.
    0
    inception (başlangıç) 5 ay, 2 hafta önce
    giderken beklentilerim çok yüksekti ve film bu beklentilerimim çok çok üstünü verdi. gerçekten harikaydı. öyle söylendiği kadar karışık deildi. böyle kompleks bir konu ancak bu kadar anlaşılır verilebilirdi. christopher nolan dahiliğini birkez daha kanıtladı bence. özellikle rüya içinde rüya konsepti çok güzel işlenmişti. sonu da çok güzeldi. salondaki herkes aaaa dedi ve yaklaşık 1 dk boyunca ekrana baktık daha söylenecek çok şey var inception için ama yazsam sayfalar sürer.
    ···
  5. 6.
    0
    rüya, batı ve doğu dünyası düşünürlerince üzerinde çokça kafa yorulmuş bir kavram. sigmund freud’un günlük yaşamda bastırılarak bilinçaltına itilmiş duyguların dışa vurumu olarak gördüğü rüyaya, i̇slam tasavvufçuları farklı bir gözle bakmışlardır. i̇slam tasavvufçuları insan ruhunun kâinattaki bütün gerçekleri idrak edebileceğini fakat dünya işleriyle meşguliyetin ruhun önünde bir takım perdeler oluşturduğundan dolayı bunu tam olarak başaramadığını söylerler. uyku halinde ise bu perdeler, beş duyunun engelleri zayıflar veya kalkar. bundan dolayı ruh rüyada gerçek hayatta yapamayacağı şeyleri yapabileceği gibi bir takım gaybî gerçekleri de kavrayabilir. ruh rüya âleminde kavradığı bu gerçekleri hayal gücüne devreder. hayal gücü de bunları uygun bir şekilde tasvir edip his mertebesine indirir.

    rüyada idrak ettiklerimizin bize kazandırdığı duygular günlük hayatta hissettiğimiz duygulara göre oldukça yoğundur. bundan dolayı günlük hayatta bir süreç çerçevesinde ulaşabileceğimiz aşk, çok büyük bir acı veya çok güzel bir yemeğin lezzeti gibi duygular rüyada birkaç saniye içerisinde oluşuverir.

    rüyanın hakikati ile ilgili bu girizgâhtan sonra yavaş yavaş filme geçebiliriz. yazının bundan sonraki kısmı filmle ilgili bilgiler içereceğinden dolayı filmi izlemeyenlerin filmden alacakları tadı azaltabilir. uyarmış olayım.

    kısaca filmin konusu şöyle: dom cobb (leonardo dicaprio) hayatını endüstriyel casusluk yaparak geçirmektedir. fakat kullandığı yöntem oldukça sıra dışıdır. i̇nsan zihninin başka bir boyutta olduğu rüya anında kurbanın değerli bilgilerini elde etmektedir. bu yeteneği ona çok şey kazandırdığı gibi çok sevdiği karısının ölümüne, çocuklarından ayrı kalmasına sebep olarak hayatını da alt üst etmiştir. bütün bunları telafi edebilmek, hayatı geri kazanabilmek için son bir iş yapması gereklidir. bu yapacağı son iş daha önceki işleri gibi fikir çalmak değil bir fikri kurbanın zihnine yerleştirmektir. rüyada ele geçirilen bir zihne fikir yerleştirmek imkânsız değil fakat varlığı kestirilemeyecek düşmanlarla mücadeleyi zorunlu kılan bir iştir. dom cobb son şansı olan bu işi kabul eder, hepsi birbirinden yetenekli ekibini toplar ve rüya katmanları içinde sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir yolculuğa çıkar.

    klişelerden uzak, yeni bir içerik alanı oluşturma derdi olan filmlerde eğer kurgu örgüsü ters değilse filmin başlangıcı başkarakterin dünyasını seyirciye kavratmaya adanır. eğer kavratılmaya çalışılan yeni içerik alanı seyirci zihninde oturması zor bir alansa veya yönetmenin tarzı zaten zor olan bu kavrama işini daha da giriftleştiriyorsa seyirci için zor bir film başlangıcı oluyor. açıkçası filmin başında “o neydi, bu nerden geldi” gibi sorularla biraz bocaladığım oldu. fakat filmin ilerleyen kısımlarında -filmin aynı zamanda yazarı olan- yönetmen christopher nolan‘ın takdire şayan tarzı kafanızdaki sorulara net cevaplar almanızı sağlıyor. filmi birinci ve ikinci kısım olarak düşündüğümüzde yönetmenin klagib edebiyatımızdaki “leff ü neşr” sanatını hatırlatırcasına önce dağıtıp sonra özenli bir toplama gerçekleştirdiğini görüyoruz.

    aynı başarı filmin ikinci yarısında rüya katmanları arasında gittikçe derine inilmesinde de sürdürülüyor. seyircinin zihninde rüya katmanları arasındaki dibe gidişin sonunun olmadığı hissinin oluşmasına ramak kala dibe gidişi tersine çevirip seyir zevkini arttırıyor.

    filmdeki görsel efektler ve aksiyon sahneleri matrix serisini çokça hatırlatıyor. katman katman rüyalar arasında yolculuk yapan seyirciye bir nefes alma fırsatı aynı zamanda gerçek anlamda bir görsel şölen sunuyor. filmdeki görselliğin teknoloji şovundan daha fazlasını vaat ettiğini de eklemem gerekiyor. i̇zlediklerimiz filmin konseptindeki rüya olgusunun seyirci zihninde de oluşmasını sağlıyor. seyircinin film arasında veya film sonunda rüyadan uyanma hissini tatmasını sağlıyor.

    titanic ile kariyerinde zirveyi yakalayan leonardo dicaprio’nun, “dom cobb” karakterindeki başarılı performansıyla kariyerindeki ikinci bir zirveye çıktığını söylemek mümkün. dicaprio kendi içinde çıkmazları, pişmanlıkları olan bir karakteri var ediş biçimiyle filmi sıradan bir efekt ve macera şovunun ötesine taşımayı başarıyor.

    filmdeki karakterlerin işlenişi göz önüne alındığında belki ekip üyelerinin karakterleri biraz daha ön plana çıkarılabilirdi diye düşünmüyor değilim. fakat konseptin kavranması adına yan karakterlerin işlenişi feda edilmişe benziyor.

    tabii ki yüzeysel düşündüğümüzde kahramanların bir kutu vasıtasıyla hemen aynı rüyaya dalmaları, rüyayı istedikleri gibi dizayn edebilmeleri, her şeye rağmen başarıya ulaşmaları gibi unsurlar, aynı zamanda “kirli işlere dalan adamın son işi”, görevimiz tehlike tarzı ekip toplama, dünya imparatorluğunun başındaki adamı ele geçirme gibi klişeler filmden alınacak zevki azaltabilir. fakat bu yüzeysellikten sıyrılıp filmin büyüsüne kendinizi bırakırsanız gerçekten eğlenceli bir 2,5 saat geçirmeniz mümkün.

    genel olarak değerlendirdiğimizde inception / başlangıç sıra dışı bir konuyu, yer yer seyircinin zihnini dağıtıp toplayarak, yeterli ve doygun bir görsellikle aktaran başarılı bir yapım. film, bu özelliklerinin yanında başkasına anlatma isteği oluşturabilecek bir konuyu ve türkiye’de tanınan bir başrol oyuncusunu içerdiği için abd’de olduğu gibi yarından itibaren vizyona gireceği türkiye’de de gişe başarısı yakalayacaktır diye düşünüyorum. şunu eklemeden bitirmeyeyim bazı filmlerin gerçekten sinemada seyredilmesi gerekiyor. inception / başlangıç görselliğin tadına varabilmek için sinemada seyredilmesi gereken bir ya
    Tümünü Göster
    ···
  6. 7.
    0
    biri beni uyandırsın
    ···
  7. 8.
    0
    noluyo lan? o.0
    ···
  8. 9.
    0
    okumadım
    ···
  9. 10.
    0
    leonardo dicaprio’nun başrollerde oynadığı inception adlı filmde insanların zihinlerinin okunabilmektedir. leonardo dicaprio insanların zihinlerini okuyabilemlerin lideridir ve bu zihin okumaya karşı koyanlarla mücadele altındadırlar.

    inception adlı filmin yönetmen ve senaristi christopher nolan. yapımcı christopher nolan, jordan goldberg, emma thomas ve zakaria alaoui.
    filmin oyuncu kadrosunda ise; leonardo dicaprio, marion cotillard, michael caine, ellen page ve cillian murphy isimleri yer almakta.

    16 ekim 2010 da vizyona girecek olan inception adlı filmin maliyetinin yaklaşık 200 milyon dolar civarında olduğu söylenmekte.
    i̇yi seyirler
    ···
  10. 11.
    0
    izlemeyin beyler dedeler.
    ···
  11. 12.
    0
    donald duck’ı hepimiz biliriz. hani şu disney’in sevimli ördeği, mickey mouse’un kankası * onun birde varyemez amca isminde zengin ve cimri bir amcası vardır. i̇lk olarak 1947′de yaratıldı. sanırım türkiye’ye ancak 1980′lerin sonuna doğru gelebildi. tabiki bu süre zarfı içinde bir çok çizgi filmi ve çizgi romanı piyasaya çıktı. kendi maceralarını anlatan çizgi romanı 1952′de yayınlanmaya başladı.

    konumuz varyemez amca’nın tarihçesi değil elbette. bir çizgi romanının konusu aynen şöyle: hırsızlar bir makina sayesinde varyemez amca’nın rüyalarına giriyor ve ondan kasasının şifresini öğrenmeye çalışıyor. donald duck ise amcasına yardım etmek amacıyla rüyanın içine dalıyor ve amcasının şifreleri vermesini engellemeye çalışıyor. konusu kısaca böyle.

    çizgi romanı okusanız ne kadarda inception’a benziyor anlarsınız. belkide christopher nolan bu çizgi romanı görüp esinlendi bilemiyorum ama garip olmuş biraz
    ···
  12. 13.
    0
    i̇lk yarım saatten pek birşey anlamadım. sonraki yarım saati ”haaaaa öyle miymiş” diyerek geçirdim. son yarım saatte gerçeklikten kopmuştum ki filmin sonuna gelindiğinde zaman mekan-olay-sıralamalarım tamamen karışmış ve noluyoruz ya moduna girmiş bulunmaktaydım.
    ···
  13. 14.
    0
    aslında inception sadece bir film değil (çok daha fazlası deermişim). inception bir film ve bir kullanma kılavuzundan oluşuyor. spoiler yiyememe sebebiniz de bu zaten, bu kılavuzu izlemeden olanları anlamanız mümkün değil. filmin sevemediğim tek bölümü de bu kılavuz bölümü ama o olmadan da filmi anlamak mümkün değil, dolayısıyla kusur sayılmaz.

    şimdi yanlış anlaşılma olmasın, filmde bir kılavuz falan yok. bu benim filmin ilk 40 dakikasına verdiğim ad. inception özünde bildiğimiz soygun filmleri kalıplarına sadık. ortada işlenmesi gereken bir suç var, paralı kişi bu işi gerçekleştirmesi için işinin ehli bir adamı tutuyor, ekibini kurup bu işi gerçekleştirmesi karşılığında kişisel bir ödül vaat ediyor (para da ediyor ama biz bunu çok sonraları karakterlerden birinin “payını bana verecek” demesinden anlıyoruz, esas ödülün yanında para baş karakterimiz için bu denli önemsiz) ve karakterimiz de gerçekleştirmesi son derece güç olan görev için iş başı yapıyor.

    sorun şu ki inception’da her şey rüyalarda yapılıyor (filmin mottosuna bakalım:”your mind is the scene of the crime” yani “suç mahali zihninizdir”) ve bu dünya o kadar karmaşık ki tüm temel yapıları bize anlatılmadan işlenmesi mümkün değil. dolasıyla nolan, mimar karakterini son derece tecrübeli bir eski ortak yerine, ekibe yeni katılacak ve rüya alemini aynen bizim gibi ilk kez öğrenecek biri olarak resmetmiş ki biz de onunla beraber her şeyi öğrenebilelim. zaten ellen page‘in filmdeki görevi biz olmak. her şeyin bize açıklanmasını sağlamak. kendisi hakkında hiçbir şey öğrenmiyoruz, neden seçildiğini bilmiyoruz ama onun sayesinde tüm filmi anlayabiliyoruz.
    ···
  14. 15.
    0
    ^ a b "release dates for inception". imdb. 31 temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
    ^ a b c d borys kit. "three circle nolan's 'inception'", the hollywood reporter, 01 nisan 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ^ borys kit. "joseph gordon-levitt joins 'inception'", the hollywood reporter, 23 nisan 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ^ a b borys kit. "two join nolan's 'inception'", the hollywood reporter, 04 mayıs 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ^ kristopher tapley. "caine confirmed in small role in ‘inception,’ gordon-levitt also joins the cast", in contention, 24 nisan 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ^ yaşar küçükbıçakcı. "nolan tackles 'inception' for wb", variety, 11 şubat 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ^ "nolan's inception starts production in japan", comingsoon.net, 18 haziran 2009. 1 temmuz 2009 tarihinde erişilmiştir.
    ···
  15. 16.
    0
    in a world where technology exists to enter the human mind through dream invasion, a highly skilled thief is given a final chance at redemption which involves executing his toughest job to date: inception.
    ···
  16. 17.
    0
    ne diyo bu huur çocuğu
    ···
  17. 18.
    0
    dom cobb is a skilled thief, the absolute best in the dangerous art of extraction, stealing valuable secrets from deep within the subconscious during the dream state, when the mind is at its most vulnerable. cobb's rare ability has made him a coveted player in this treacherous new world of corporate espionage, but it has also made him an international fugitive and cost him everything he has ever loved. now cobb is being offered a chance at redemption. one last job could give him his life back but only if he can accomplish the impossible-inception. instead of the perfect heist, cobb and his team of specialists have to pull off the reverse: their task is not to steal an idea but to plant one. if they succeed, it could be the perfect crime. but no amount of careful planning or expertise can prepare the team for the dangerous enemy that seems to predict their every move. an enemy that only cobb could have seen coming. written by warner bros. pictures
    ···
  18. 19.
    0
    christopher nolan rüyalar âlemine dalıyor başlangıç/inception ile. çok da iyi yapıyor. cobb insanların rüyalarına girerek onların sırlarını çalar. i̇şi, kendi hayatını alt üst etmeye başladığı anda evine çocuklarına dönmek ister, bunun içinse şu ana kadar yaptığından farklı bir şey yaparak -çaldığı bir şeyi yerine koyar gibi- bir insanın aklına fikir ekmelidir. bir soygun operasyonu gibi hazırlanılır fikir ekme işlemine, bir çete kurulur, görev dağılımı yapılır, her şey ince ince hesaplanır. bu noktadan sonra rüya katmanları arasında savrulup durur ekip. kendi nesnelerine tutunurlar kaybolmamak için, izleyici de aynı nesnelerden birine ihtiyaç duyar.

    öncelikle nolan’ı filmi üç boyutlu çekmediği için tebrik etmek istiyorum. üç boyutun görsel etkileyiciliği için sinema duygusundan ödün vermediğinden olsa gerek bütün efektlerine rağmen bir film izlediğimi hiç unutmadım. nolan’ın çok zeki bir yönetmen olduğunu düşünüyorum, hiçbir mantık hatası yapmadan böyle bir senaryonun altından kalkabilmesini de bu sinema zekâsına borçlu sanırım. filmin olay örgüsü oldukça karmaşık, bu nedenle diyaloglar fazla açıklayıcı gibi geliyor bazen, ama buna rağmen yine de aklımıza takılan sorular oluyor. ama böyle bir filmi bir kez izleyip de aklımızda kalan sorular yüzünden yönetmeni ya da senaryoyu suçlamak sanırım çok büyük bir haksızlık olur. bu film en azından ikinci bir kez izlenmeyi hak ediyor.

    filmin kadrosuna ise diyecek yok. leonardo dicaprio sonunda oyuncu olduğu hatırladı ve iyi filmlerde yer alarak kariyerini iyice toparladı. bir zamanlar yüzünü görmeye katlanamayan benim gibi birini bile artık oyuncu olduğuna ikna etti. marion cotillard rüya gibi. sadece ellen page’de bir olmamışlık var, ama ariadne karakterinin oturmamış olmasından kaynaklanıyor belki de bu. genç ve zeki mimarın işin içine hemen girivermesinde bir inandırıcılık sorunu var.

    film 148 dakika, ancak süresini hiç hissettirmeden geçiyor ve izleyiciye kendi rüya deneyimleri üzerine düşünme fırsatı sunuyor. yönetmenin en iyi filmi değil belki, çünkü nolan her filmiyle çok daha olağanüstü bir film çekeceği vaadinde bulunuyor. bize düşen de heyecanla beklemek
    ···
  19. 20.
    0
    daha önce birkaç kez yazdım, yıllardır uyku apnesi derdini çekiyorum; yani uykumda nefesim duruyor. apne tedavisi için iki şeyi yapmam lazım; kilo vermek ve uykumda nefesimin kesilmesini önlemek için bana pozitif basınçla hava veren maske takmak. ben her ikisini de yapmıyorum; öyle olduğu için her gece uykumda en az 80 defa ölüp ölüp diriliyorum, çok kalitesiz uykuya sahibim, o yüzden gün boyu yorgun oluyorum vs.
    kişisel sağlık dertlerimle sizi fazla meşgul etmeyeyim, bunları anlatmaktaki muradım şu: böyle kalitesiz uyuduğum için, daha doğrusu neredeyse sürekli olarak uykuyla uyanıklık arasında durduğum için geceleri çok zengin bir rüya hayatım var.
    siz de yapar mısınız bilmiyorum, ben çocukluğumdan beri rüyalarımı manipüle edebiliyorum. yani, rüyamda bir olay benim istemediğim bir istikamette gelişiyorsa, mesela rüya hızla bir kâbusa doğru gidiyorsa, her zaman değil ama çoğu zaman olayların akışını değiştirebiliyor, kendi hayal gücümle uykumdaki ‘ben’e olayları yönlendirtebiliyorum.
    rüyalarımız bilinçaltımız mıdır, korkularımız mıdır, umutlarımız mıdır, başka dünyalarla veya evrenlerle haberleşmemiz midir, avustralya yerlilerinin (aborijinler) inandığı gibi aslında insanlığın ortak bilincinin aktığı bir ırmak mıdır, bilemeyeceğim. bu konuda teori çok, biliyorsunuz.
    • **
    christopher nolan’la elbette tanışmıyorum. ama yazıp yönettiği iki filmden hareketle söylüyorum: tanışsak arkadaş olabilirmişiz.
    i̇lk filmi ‘memento’yu bilmem hatırlıyor musunuz? çok kısa süreli hafızası olan ve bunun da farkında olan bir adamın hikâyesi. hafızasını kaybedeceğini bildiği için kendi vücudunu not defteri gibi kullanan, çözmeye uğraştığı bilmeceyle ilgili edindiği ipuçlarını vücuduna dövme olarak yazdıran bir adamın hikâyesi.
    i̇nsan beyninin insana oynadığı oyunlar, çok uzun zamandan beri ilgimi çekiyor. bu konuda ne bulursam okuyorum. bu konudaki bazı uç vakalarla ilgili hikâyeleri okudukça da hep aynı hisse kapılıyorum: gerçek gerçek hangisi?
    yani, diyelim adamın veya kadının beynindeki bir ur, onu saldırgan hatta katil yapıyor.
    bu durumda adam ya da kadın mı cinayetten suçlu, beynindeki ur mu? çünkü ur çıkarılınca o kişi gayet barışçıl, şiddetle ilgisi olmayan birine dönüşüyor...
    hangisi gerçek? beyninde urla cinayet işleyen mi, beyninden ur çıktıktan sonraki barışçıl kişilik mi?
    • **
    i̇nsan rüyada da gerçeklik duygusunu yitirebiliyor. acaba hangisi gerçekti, rüyanızda gördüğünüz mü, yoksa uyanıkken gördüğünüz mü?
    peki uyanık olduğunuzdan emin misiniz?
    i̇şte bu hafta sonu türkiye’de de gösterime giren inception’ın temel sorusu bu. uyanık olduğundan emin misin peki? rüyalar mı daha güzel, ‘gerçek’ hayat mı? hangisi daha gerçek? i̇mkan olsa kaçımız kaçmak istemeyiz rüyalarımıza? hele bu rüyaları manipüle edebiliyor, istenmeyen şeylerin olmasını engelleyebiliyorsak?
    sahiden, filmin sorusunu filmden çıktığımdan beri kendime soruyorum: ‘gerçek’i bu kadar değerli kılan nedir?
    • **
    türkçeye anlamsız biçimde ‘başlangıç’ adıyla çevrilen film hakkında şu ana kadar ne okudunuz, bilmiyorum. ama hep söylenen, insanların rüyalarına girerek onların bilinçaltından hırsızlık yapan bir adam ve yardımcılarının bu kez birisinin bilinçaltına bir fikir yerleştirmeye çalışmalarının hikâyesinin anlatıldığı.
    evet film bu hikâyeyi anlatıyor görünürde ama filmdeki rüya içinde rüya ve onun içinde bir daha rüya görme öyküsü gibi, filmin kendisi de aslında düzey düzey farklı felsefi soruları soruyor, cevapları da bazen veriyor bazen vermiyor.
    filmde bayıldığım diyalog, loenardo dicaprio’nun karakterinin (cobb) kendi karısından vazgeçtiği andaki sözleri. bu konuşmayı buraya yazmak filmi izlemeyenlere haksızlık olur ama şunu söyleyeyim, büyükharfle yazılan ‘gerçek’i bize bu kadar değerli kılan şeyin ne olduğunun cevabı o diyalogda var aslında.
    inception’ı kaçırmayın, izleyin, izletin... filmin finalinde sarsılacaksınız, size garanti veri
    Tümünü Göster
    ···