0
Bir adam bir kızı hayatından çok sıkıldığı bir anda gerçekten dinler, ağlatır, dertleşir, moral verir… Kız çok duygulanır ve teşekkür eder. Sonra da der ki:
“Yarın yine bu saatte buraya gel, sana bi sürprizim olacak.”
Ertesi gün adam gider. Kız gülümseyerek yanağından öper ve “bundan sonra her gün gel, sana borçluyum” diyerek adamın aklını başından alan, kalbini hoplatan, içini titreten bi muhabbet/ilgi/öpücük/flört paketi verir. Adam mest olur.
Günler haftalar geçer. Her buluşmada kız başka bi seviye atlatır adamı: bazen derin sohbet, bazen deli gibi gülme, bazen “seni özledim”ler, bazen gece 3’te “uyanık mısın?” mesajı… Adam resmen uçmuştur, zenginlikten beter bi mutluluk içindedir. Hayatının en güzel dönemi.
Derken adam yaşlanır, yorulur, hastalanır. Durumu oğluna anlatır:
“Oğlum ben bugün gidemiyorum, sen git şu mekana, kızı görürsün. Çok güzel bi kız, çok iyi davranıyor, her gün bi güzellik yapıyor bana. Sen de git, benim yerime teşekkür et, durumu anlat.”
Kendini şeytanın aklından zeki sanan, “ulan bu kadar güzel muamele varsa altında bi numara vardır” diye düşünen oğul gider. Kızı bulur. Kız yine aynı paketi sunar: ilgi, gülümseme, samimiyet, hafif dokunuş, göz göze gelmeler… Oğlan mest olur ama aklı başka yerdedir.
“Lan bu kız her gün böyleyse kesin yedeğinde 3-4 tane daha erkek vardır, hepsine aynı şeyi yapıyordur. Ben bunu takip edeyim, diğerlerini de bulayım, kıza da ‘seni rezil ederim’ deyip hepsinden faydalanırım” diye düşünür.
Kızı gizlice takip eder. Kız başka bi adamla buluşur. Oğlan sinirden kudurur. “Hah işte yakaladım seni!” diye düşünürken kızı yine başka bi adamla görür. Sonra bir başkasıyla… Oğlan artık çıldırmıştır, kafasında bin tane senaryo, hepsi birbirinden iğrenç.
Sonunda dayanamaz, kıza mesaj atar:
“Senin kaç tane erkekle görüştüğünü biliyorum, hepsini ifşa ederim, rezil ederim seni!”
Kız soğuk bi şekilde cevap verir:
“Ben kimseden gizli saklı bi şey yapmadım ki? Senin babanla da, diğerleriyle de açık açık görüşüyorum. Kimseyi kandırmadım. Ama sen… sen beni takip ettin, yargıladın, tehdit ettin. O yüzden artık ne seninle, ne de babanla devam edebilirim.”
Oğlan şok olur, “Ama her gün altın gibi davranıyordun!” diye ağlamaklı olur.
Kız son mesajı atar:
“Bende bu kegib kuyruk (güven kaybı), sende de bu iğrenç şerefsizlik varken… biz artık dost olamayız. Hatta insan bile olamayız.”
Sonra numarayı engeller, hayatından siler.
Baba iyileşince kızın yanına gider, özür diler, “Oğlumun yaptığını unutalım, yine eskisi gibi olsun” der.
Kız sadece şöyle der:
“Senin oğlun benim itibarımı, güvenimi, duygularımı kesti.
Bende bu yara, sende de o evlat acısı varken…
Biz artık o eski güzel günlere dönemeyiz.”
Ve gider.
Moral:
Bazı insanlar her gün sana altın gibi davranıyorsa, bu illa ki “altın madeni” vardır demek değildir.
Bazen sadece iyi bir insana denk gelmişsindir.
Ama sen o iyiliği “kesin altında tak vardır” diye kazımaya kalkarsan…
Eninde sonunda elinde sadece zehirli bi yılan ısırığı ve kaybettiğin bi dost kalır.
Tümünü Göster