1. 1.
    +2
    kariyerim böyleydi, sonra bıraktım oynamayı.

    önce oyunla ilgili hayalimi söyleyeyim. benim oyunda varmaya çalıştığım nokta, denizli'yi şampiyonlar ligi şampiyonu yapana kadar gideyim kafası değildi. ben denizli'de başlayıp, basamakları tırmanarak önemli bir takıma gelmek amacındaydım. galatasaray'a gidebilmek bile beni tatmin edecekti. veya orta halli bir premier league takımı. 46 yaşında türk, milli takıma girmemiş ama profesyonel oynamış bir teknik direktör olarak oyuna başladım.

    2012-2013-denizlispor
    oyuna denizlispor ile başladım. tjikuzu ve matondo transferleriyle kadromu güçlendirdim. medya, benden ligde (ptt 1.lig) 11. olmamı bekliyordu. başkan süleyman urkay da "çok aşağı düşme yeter hacı" kafasındaydı. önce iki defansif orta sahalı 442 ile başladım. çok da iyi değildik, medyanın bizden beklediğinden çok az daha iyi gidiyorduk. en büyük problemlerimden biri de takımın en iyi forveti olarak gözüken haluk türkeri'nin gol atma özürlü olmasıydı. fena olmayan kadromuzla fena da gitmedik. sezonun ilk yarısının sonlarına doğru 4-2-2-1-1'e döndük, ve takım şiir gibi top oynamaya başladı. ilk yarıyı beşinci falan bitirmiş olmalıyız. ikinci yarıya kiralık fatih turan ve erdinç yavuz'u satın alarak başladık. fırtına gibiydik, kimse karşımızda duramıyordu. (şanlıurfa hariç, yenemedim muallakleri bir türlü.) takımın hesapta en iyi forveti olan haluk türkeri sezon boyunca 4 gol atmıştı. sezonun sonuna doğru bu rakama devre arasında transfer ettiğim bir stoper olan erdinç yavuz bile ulaşmıştı. göz göre göre şampiyonluğa gidiyorduk ve bu yönde demeçler veriyordum. bitime yaklaşık 3 hafta kala, heyecanlı bir maçta, son dakika golüyle şampiyonluğumuzu ilan ettik. gol, haluk türkeri'nin ayağından geçmişti. 11. olacağı tahmin edilen denizlispor şampiyon olmuştu. ben de ilk sezonumda 1.lig yılın menajeri seçiliyordum.

    2013-2014-denizlispor ve trabzonspor
    fena olmayan bir hazırlık dönemi geçirdik. kadrodan bajram fetai, rail malikov gibi arkadaşları ayıklarken, abdullah durak, fevzi özkan, gökhan emreciksin, murat duruer, neto pereira gibi oyuncular aldım. tjikuzu ise iyi çağını geride bırakmıştı. medya bizden sonunculuk bekliyordu. uygun taktik bulmakla geçen ilk haftalar çok acılı geçti, ve devre arasına kötü bir durumda sonuncu girdik. stopere takviye olarak lamine traoré'yi aldım. uygunca bir taktik buldum, takım yine iyi oynamaya başladı ama nasıl loser bir karakter oluştuysa 80. dakikasında 2-0 önde olduğumuz maçı 3-2 vermeyi bile başarabiliyorduk. beşiktaş'ın koltuğu boşalınca başvurdum. beşiktaş da benimle ilgilendi, ancak nihayetinde o sene yükselmiş ve 12.liğe oturmuş adanaspor'un teknik direktörü josef jarabinsky'de karar kıldılar. ben işleri biraz düzeltmeye başlamıştım, ancak ligde kalmaya yetecek miydi bilmiyordum. kaliteli kadrosuyla hayal kırıklığı yaratan 10. sıradaki trabzonspor'un koltuğu boşalınca bir müracaat da oraya bastım. ligin sonuna çok kalmamıştı. denizlispor yönetimi beni uyarıp "ya özür dile, ya istifa et" deyince, aklıma trabzon'un ekonomik krizde olduğu geldi. muhtemelen beni almak için gereken tazminatı ödeyemeyeceklerdi. ben ise kariyerimde bir basamak tırmanmak için trabzon'a gitmeliydim. istifayı bastım, ertesi gün trabzonspor ile sözleşme imzalıyordum. bu arada, transfer sezonu kapanmamıştı ama trabzon'da para olmadığından transfer falan yapamadım. halil altıntop ve colman satılmıştı, maaşlarından kısmak için bamba ve mierzejewski kiralık verilmişti. yine de denizli'ye kıyasla çok kaliteli bir kadrom vardı. birkaç maçta dengeli sonuçlar aldım, ne çok kötü, ne çok iyi. o sırada koltuğu boşalan liverpool'a dalgasına işle ilgilendiğimi söyledim, sonuçta denizli'den trabzon'a geçmiş bir adamım, liverpool beni niye alsın? ama liverpool yöneticileri "teklifi değerlendirmemek aptallık olur" dedi, ancak harry redknapp da başvurunca beni almadılar. son maçlarda taktiği ve morali oturtunca iyi sonuçlar arka arkaya geldi ve sezonu altıncı bitirdik. bu arada gs 94 puanlık rekorla şampiyon olmuştu. fb dördüncü olmuştu. benim hayalim fb'ye gitmekti, asıl hayalim ise büyük bir takımın terim'i alması, yerine favori takımı gs olan benim geçmemdi. bu umutlarla sezonu tamamladım.

    2014-2015-trabzonspor ve ???(yok artık)
    takımımın takviyelere ihtiyacı vardı ve para yoktu, önceliğim para olmalıydı. sadri para vermiyordu. marek cech'i qpr kapmıştı. para için sözleşmeleri bitecek olan sapara, selçuk şahin ve barış özbek(ki hayvan gibi maaş alıyor)'in sözleşmelerini yenilemedim. alanzinho ve janko'yu satılığa koydum, zaten merkez oos'lu sistemle oynamıyordum. alanzinho bursa'ya satıldı. oyuncu aramalarına başlamıştım, stopere bamba gelecekti, kurtarırdık, ancak forvet lazımdı. ayrıca bir sol bek alsak da fena olmazdı. yine de celutska'yı asıl mevkisi olan ve iyi oynadığı sağ bekte oynatacağım, giray ve bamba'lı stoper ikilisi, zokora soner hiljemark orta saha, volkan sağ, olcan sol, henrique forvet, kalede onur veya tolga, gelecek güzel görünüyordu. umutluydum.

    ara sıra çok büyük takımların koltukları boşaldığında, bir save alıp dalgasına teklif yaparım. teklifim %98 kabul edilmez, yani beni milan napsın mesela di mi, kulübümün tepkisine bakarım ve "ya kabul ederlerse" umuduna tutunurum.

    sonuçta haber merkezimde alex ferguson'un emekli olduğunu, mourinho'nun united'a göz kırptığını ve real taraftarının mou'ya ateş püskürdüğünü görünce bir save aldım, ve geçen sezon 4. olmuş manchester united'a başvurdum. kulübüm trabzonspor bana "ya özür dile ya istifa et" deyince özür diledim, gs fb falan olsa istifa ederdim ama united'ın beni havada kapacak hali yok tabii, denizli ve trabzon'u çalıştırmış bir adamım sonuçta. mou da geleyim diyor falan. yönetim sağ olsun, özrümü kabul etti. hem ben de mutluydum, fena olmayan bir kadrom vardı, belki geliştirecektim bile.

    bu olaydan bir sonraki gün "man. utd marek nahyan'a sözleşme öneriyor" haberini görünce yaşadığım şaşkınlığı az çok tahmin edersiniz. sözleşmeyi koşa koşa yaptım, ve ligin dibindeki denizlispor ve parasız trabzonspor'u çalıştırmamın ardından, 74 milyon euroluk transfer bütçesiyle, kadrosunda nani olmayan, fakat gareth bale ve toni kroos olan manchester united'ın başındayım, hadi bakalım.

    gerçek hayatta böyle bir şey olsa united başkanını kurşunlarlar herhalde.

    bir de united'ın başındayım, kadroda rooney, rvp, bale falan var, hala eskiden transfer etmeye çalıştığım yekta kurtuluş ile, akaminko ile, mehmet yıldız ile ilgili haberler çıkıyor ya, hasta oluyorum.

    şimdi ossağ, ossol ve forvet arıyoruz.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster