1. 51.
    0
    "tabutluktan iktidara türkçülük"

    tabutluk nedir?

    tabutluk adıyla anılan yer, yarım metrekarelik bir yerdir. yani 40 cm genişliğinde, 50 cm uzunluğunda, 2.5 metre yüksekliğinde beton duvar içerisinde açılmış oyuklardır. içine sokulan insan kapı kapandığında yere çömelemez. bu oyuklara sokulanları belinden ve kollarından duvara bağlamak için demir prangalar vurulmaktadır. ayrıca oyuğun tepesine üç adet beşyüzer mumluk ampül konulmuştur. tabutluklara konulanlar 2-3 gün aç ve susuz bırakılır, hatta tabi ihtiyaçlarını gidermesine bile izin verilmezdi. istanbul'un sirkeci semtinde yer alan ünlü sansaryan han'da bulunan tabutluklara konulan insanlara çeşitli işkenceler uygulayanlar hakkında birleşmiş milletler anayasası'na göre her zaman dava açılabilir ve "zaman aşımı" yoktur.

    3 mayıs 1944 günü türk milliyetçileri "ırkçılık ve turancılık" suçlamamalarıyla tabutluklara konulup işkenceye uğradılar...

    1944, dünya ikinci cihan harbi'nin dehşeti içindedir. avrupa'yı yıldırımla vurulmuşa döndüren alman orduları balkanlar'a da yayılmıştır. türk ordusu ise özellikle, boğazlar ve trakya bölgesinde yığınak halindedir. çeşitli devletler nezdindeki türk ataşe militerlerinin genelkurmay'a gönderdikleri, kuvvetli uçak filolarıyla desteklenen modern zırhlı ve motorlu orduların cephelerde neler yaptıklarını inceleyen harp raporları, bu modern vasıtalardan mahrum bulunan türk ordusunun subaylarına endişe vermektedir. çünkü türk ordusunun bütün ekgiblikleri bir anda sırıtıvermişti. alaylarda tek motorlu vasıta yoktu, tümen toplarını beygirler çekiyordu.

    yani ikmal işlerinde kullanılan gayretli vasıtalar; manda arabaları, öküz arabaları, atlı arabalar, deve kervanları, eşek kolları, katır kollan... erlere uygun elbise, palto, çizme matara ve kemer verilemiyor, hatta bir çoğunun battaniyesi bile yoktu. ordu iyi beslenmiyordu. millet de iyi bir durumda değildi. memleket sefalet bataklığına gömülmüş, halkın en zaruri ihtiyaçları ekmek, şeker, patiska, basma hatta kefen bezi dahi vegibaya bağlanmıştı. rahat yaşayanlar sadece millî şef ve onun yakınları, vekiller, halk partisi kodamanları, sivil bürokrasinin en üst kademeleri rahat bir hayat sürebiliyorlardı. zamanın başbakanı şükrü saraçoğlu, şekere sürekli yapılan zamlarla ilgili halktan şikayet gelince; "şeker lüks maddedir ne yapalım? parası olmayan yemesin... " diyebiliyordu.

    halka ekmek diye kapkara çamur gibi berbat hamur parçası dağıtılırken, bütün yöneticilere diledikleri kadar beyaz undan has ekmekler sağlanıyor, rüşvet, suiistimal, vurgunculuk almış başını yürüyordu.
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster