/i/Sözlük İçi

sözlük içi.
  1. 251.
    +1
    Bu kaltakla aynı mahallede büyüdük Mevlanakapı’da. Babası zabıtaydı, alkolik hasta bi adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. Bu anasıyla yoksul, perişan… Bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi şeyler. Bir de zagor vardı, bizim eski evin kiracısının oğlu. Babası filimciydi Yeşilçam’da. Cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. ama sevimli, yakışıklı oğlandı. Bizimkine aşık etmiş kendini. Ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. Öylece büyüdük gittik işte. Ne tak varsa hep askerliği beklerdim. Dört sene kaldı, üç sene kaldı… Sonunda o da geldi gittik. Bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama. Ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan… Nikahlandık. iki taksi bi dükkan verdi peder…. Dükkanda koltuk moltuk satardım. Bir gün bu huur çıkageldi. Hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. Böyle basma bir etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar… Pırlanta anlıyacağın. Şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. Kanıma girdi o gün. Tabii taktım ben bunu kafaya. Ertesi gün bi soruşturma… Dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. Ama asıl Zagor’a kegibmiş. Zagor’da kaftiden içerde o sıra. Bir gün, süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkanın önünden. Yazıldım peşine. Tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs otobüs, geldik sağmalcılar’a; benim içimde bi sıkıntı. işi anladım tabii: Zagor’u ziyarete gidiyor. Bir tuhaf oldum, bini de kıskandım. Uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. O ara Zagor içerden çıktı. Sonra bir duyduk; kaçmış bunlar. Altı ay mı bir sene mi; kayıp. Hep rüyalarıma girerdi huur. O gün dükkana gelişini hiç unutamadım. Benimkine bile dokunamaz oldum. Sonra bir daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş Zagor; biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. Karakolda beş gün beş gece işkence buna. Arkadaşlarının öcünü alıyorlar. Kaltağa da öyle… Önce öldü dediler Zagor’a, sonra komalık. Ankara’da oluyor bunlar. Bizimki bir gün çıkageldi mahalleye. Zagor içerde, en iyisinden müebbet. Bir sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyor. Önce tanıyamadım. Anlayınca içim cız etti. Cız etti de ne? Tornavida yemiş gibi oldu. Çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi surat… Ama bu sefer başka güzel huur. Orhan’ın şarkıları gibi; kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. Dedi para lazım, çok para. Zagor’a avukat tutacakmış. ilerde öderim dedi. Esnafız ya biz de, “Nasıl?” diye sormuş bulunduk. huurluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bir şey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! işte o gün bir inandım huuryla tam yirmi yıl geçti. Uzatmayalım, Zagor’a müebbet verdiler. Ama rahat durmaz ki bin! Ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyor. huur da peşinden. Sonunda dayanamadım: ben de onun peşinden…

    -Masumiyet
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      0
      bunu sen yazdıysan amk senin. nasıl bir işsizlik amk
      ···
   tümünü göster