1. 1.
    +1
    *** http://www.15mayis94.com/ ***

    Maç sabahı bir çocuk babasını erkenden uyandırır. ikiyüzevler'de bir mahalleli komşusuna seslenir. Ve dolmuşlar... Bir şehri sokak sokak, cadde cadde örümcek gibi örerek hep bir ağızdan seslenirler, yankılanır bir şehir, "Haydi maça!" işte o gün gelir.

    http://www.youtube.com/watch?v=REFwTwZqmAY
    ···
  2. 2.
    +2
    Elleri nasır tutan çelik işçisine, Fabrıgamız’ın fırınlarına hayat veren madencilere, ilk teknik direktörümüz Demir-Çelik Mühendisi Mr. Lain’e, babalarımıza, orada bulunanlara…
    Hafızası kendini sıklıkla terk eden bir şehir düşünün. Ya da, insanların hafızalarına hoyrat davrandığı bir şehir… Sadece düşünün. Bir fotoğraf düşünün normalinden hallice dar, kireç kulvarlı tipik bir Anadolu stadında… 15 Mayıs 1994'te oynanan ve Kardemir Karabükspor'un son dakika golüyle o zamanki adıyla ikinci Lig'e düştüğü Kardemir Karabükspor - Zeytinburnuspor karşılaşmasına dair akıllarda kalanlar.

    Dakika 89, mikrofonlarımız Karabük'te!
    ···
  3. 3.
    +1
    http://vimeo.com/95100890 - yakında beyler..
    ···
  4. 4.
    +1
    Dakika 89, az sonra maç bitecek, konvoya çıkacağız. #15mayis94
    ···
  5. 5.
    +1
    Süper ligde, eski adıyla 1.Lig’de ilk yılımız ve son maçımız.
    Rakibimiz Zeytinburnuspor.
    Kümede kalabilmek için bize bir puan yeterli.
    Ama rakibimizin bizi yenmesi şart.
    Tribünler tıklım tıklım dolu.
    Başka takım taraftarları da tribünlerimizde bizi desteklemeye gelmişler.
    Tüm Türkiye’nin gözü bizim maçta Tüm futbol kamuoyu ligde kalmamızı istiyor.
    Ben teneke tribünlerdeyim.
    Arkamda “ Şirinler” yazan bir pankart.
    Herkes olabildiğince coşkulu.
    Tribünden dışarıya ipler sarkıtılıyor.
    ipler geri çekildiğinde uçlarında poşetler var.
    Poşetlerin içi tıkabasa meyve suyu dolu.
    Hararet basanlara servis yapılıyor.
    Nasıl meyve suyu ise içen yalpalıyor. Dili dolanıyor.
    Belli ki bu sular katkılı, organizasyon gayet iyi.
    Güvenlik önlemleri olağanüstü. içerisi asker polis kaynıyor.

    http://www.kirmizimavi.or...inburnuspor-mac-sonu.jpeg

    Nihayet maç başlıyor.
    inanılmaz bir tezahürat var. Rakip takımın eli ayağına dolanıyor.
    Takım kendine güveniyor.
    Taraftar sonuçtan emin.
    Bir taraf mavi dediğinde, diğer taraf kırmızıyı gırtlağı yırtılırcasına haykırıyor.
    Uyum mükemmel.
    Zaman zaman Mekgiba Dalgalanması yapıyoruz. Hep birlikte oturup, kalkıyoruz.
    Katkılı meyve sularını tüketenlerin bazıları üzerimize yıkılsalar da pek umursayan yok.
    Ama o ne gol yiyoruz. Ne gam?
    Nasılsa atarız.
    ikinci yarı başlıyor. Ama hala golümüz yok.
    Zaman akıp gidiyor.Teller arkasındaki teknik adam oyuncu değişikliği yapıyor.
    Bu değişiklik takımı hareketlendiriyor. Nitekim aradığımız golü geç de olsa buluyoruz.
    Sevinçliyiz.
    1 puan bizim için yeterli.
    Kümede kalmak çantada keklik.
    Zaman geçmek bilmiyor. Gözümüz skorbordda.
    Maç bitti bitecek. 90 dakikanın tamamlanmasına saniyeler var.
    Bizler hazırız, hepimiz ayaktayız.
    Önce takımımızı kutlayacağız.
    Sonra araçlarımıza binip zafer turu atacağız.
    Ama o ne? Havada bir top.
    Süzüle süzüle kalemize gidiyor.
    Gözlerimizi kapatıyoruz. Belli ki kalecimiz de kapatmış.
    ···
  6. 6.
    +1
    hakem düdüğü çalıyor.
    futbolcularımız yerlerde ağlıyorlar.
    rakip takım futbolcuları ise sahanın ortasında mucizeyi doyasıya yaşıyorlar.
    tribünlerden atlayanlar var.
    atlayanlar jandarmayla çatışıyorlar. hele bir astsubay var ki.
    önüne geleni dipçikliyor. birden araya alınıyor. dövülüyor.
    onu biraz önce dipçiğini yiyenler kurtarıyor.
    ···
  7. 7.
    +1
    Olaylar biraz azalınca arabamı park ettiğim tek katlı lojmanın önüne gidiyorum.
    O ne?
    Arabamın arka stopları, aynaları, farları, silecekleri parçalanmış.
    Lojmandan yaşlıca bir hanım çıkıyor: “Evladım engel olamadım. Ellerinde çekiç vardı. Daha fazla zarar vereceklerdi. Taşı elime alınca kaçtılar.”
    Sağol diyorum. Benim arabamdan ne istediler diye düşünürken gözüm plakaya ilişiyor. Plaka 34 ile başlıyor.
    ···
  8. 8.
    +1
    Sıkıntıdan bir an önce kurtulmak istiyorum. Görev yerim Bolu’ya gideceğim.
    Tünele giden yokuşu çıkınca birden elleri taşlı , sopalı yaratıklar beliriyor.
    Sağda solda durdurulmuş, zarar verilmiş araçlar.
    Benim araba da hilkat garibesi. Lambalar, aynalar, silecekler darmadağın. Plaka da dayaklık.
    Beni de durduruyorlar.
    Eli sopalı, çirkin bir yaratık şöyle bir bakıyor. Arabanın içinde eşim de var.
    Kafasını camdan içeri uzatıyor. Uzatmasıyla çekmesi bir oluyor.
    Çünkü dikiz aynasına bağlı kırmızı-mavi baş bandını görüyor.
    Kasılarak, sen geç abi diyor.
    Yolun sağında ki solundaki adamlarına alkışlatarak beni yolcu ediyor.
    ···
  9. 9.
    +1
    *** karabükspor ***
    ···
  10. 10.
    +2
    200 binlik şehrin öyküsü, milyonluk şehirlerin hayallerine sığmaz.
    ···