1. 1.
    +97
    olm yaa sımdı nıye aklıma getırdınız amk yıne utandım. Okulda bos sınıfa sıcmıstım. Ertesı gun o sınıf benım yuzumden ders yapamadı ben cok utanmıstım la. Ilk defa halka acıyorum bunu
    ···
  2. 2.
    +91 -9
    mal kardeşimi köpek olduğuna inandırıyordum ve terliklerimi getirtiyordum.
    ···
  3. 3.
    +88 -17
    karıncaları ezmenin günah olduğunu öğrendikten sonra görmeden ezmenin günah olup olmadığını sormuştum. "o günah değil" cevabını alınca karıncaların yerini saptadıktan sonra kafamı yukarı kaldırıp eziyordum dıbına koyayım. bildiğin lamerlik. dinimizde bug bulduğumu sanıyordum herhalde leblebi beynimle. pişmanım.
    ···
  4. 4.
    +49 -6
    ben ilk okulda arkadaşıma çelme çaktım merdivenlerden aşşağı yuvarlandı dişi kırıldı lan hala aklıma gelir utanırım amk

    edit:derste osbir çekip flüde boşalmıştım arkadaşım sonra o fülütle kalkıp memolinin müziğini çaldı bu flüt niye tuzlu lan diyo bana kavun ahahahahahaha

    çok pişmanım beyler
    ···
  5. 5.
    +50 -12
    küçükken halamlara tatile gittiğimizde hep kuzenim uyurken gider zütünü öpüp yalardım, üstüne çıkar sürterdim falan.. şimdi kız büyüdü yüzüne bakamaz oldum amk, tek vicdan azabım budur
    ···
  6. 6.
    +41 -11
    - başlığın çok ilgi görmesi üzerine ny times#039 a yazdırdığım önsöz -

    bu başlık şukunu verdim diyenlerin hakikaten şukusunu verdiği samimi bir başlıktır. çayınızı, sigaranızı vs. alın ve inci sözlük yazarlarının kah iç burkan, kah güldüren, kah şaşırtan nostaljik yolculuklarına çıkmaya hazır olun. giderken siz de bir şeyler eklemeyi unutmayın.

    - başlığın çok ilgi görmesi üzerine ny times#039 a yazdırdığım önsöz -

    hepimizin vardır böyle. kimi kantinden bişey çalmıştır, kimi birini çok kötü korkutmuştur, kimi yalan söylemiştir. yazsın herkes.

    ben ilkokulda bir kızı çok ağır dövmüştüm. kız sınıfın en fakiri ve en aptalıydı. dıbına öyle bir tekme atmıştım ki bayılacaktı kız. hala üzülürüm ama çocuk aklı işte amk. keşke tanısam şimdi elimden gelen her yardımı yapmaya hazırım.
    ···
  7. 7.
    +27 -1
    ben kıza dalgayı göstermiştim amk ilkokulda kız ilk bişey demedi bakıp guluyodu bende abartıp yanına gittim diğer ders açıp eline tutusturdum gitti hocaya söyledi hoca müdüre müdür babama kızla fazla muhabbetim yok şimdi ama facede falan arkadaşım evleniyo yakındada amk :D
    ···
  8. 8.
    +21 -2
    benm de var lan, fakir bi çocuğu dövüp gözlüğünü kırmıştım, sonra da suçu ona atmıştım korkudan bişey de diyememişti.
    sonra sınıfta en öne oturttular bunu ama hala göremiyordu tahtayı, vicdanım öyle bir sarsıldı ki (ilk ve son kez) gidip babama itiraf ettim, babam kızdı bana ama dövmedi, babamla beraber çocuğun annesinden babasından izin alıp çıktık dışarı döner yedik beraber lunaparka gittik, çocuğa süper bi gözlük ve bir de güneş gözlüğü aldık gözleri çok hassasmış güneşe karşı da o yüzden, babam kumandalı araba falan da aldı buna. çok fakirlermiş lan aslında bildiğimden daha fakirlermiş, annesi babası kabul etmek de istemediler ama ben kabul ettirdim o zaman, hatırladıkça gözlerim dolar.
    ···
  9. 9.
    +16
    yaşadığım çocukluk travmasını anlatıyım küçükken köpekleri çok severdim oturduğumuz ev gecekonduydu 5 yaşındaydım bu olayı yaşadığımda..bizim mahalledeki binler bi yavru köpek bulmuştu köpeği yere atıp kuyruğuna falan basıyorlardı neyse gittim mahmut adında bi bin vardı mahalleni en çirkef çocuğuydu o gün hayatımda ilk kez birini dövdüm resmen çocuğa giriştim çocuğun sonra annesi geldi tokat attı benim elimden aldı mahmutun ağzı burnu kan içindeydi..diğer çocuklarda bi şey yapamadı en çirkefini dçvmüştüm..köpeği kucakladım eve zütürdüm köpek klagib sokak köpeğiydi 1 aylık falandı gözleri çok güzeldi çok masum bakıyordu bakışına acıyıp almıştım tombul gözüküyordu annem dedi baban görmesin kızar dedi neyse babamın o hafta gece nöbeti vardı gece çalışırdı gündüz full yatardı biraz yemek yer geri kalan saatlerini kahvede geçirirdi..sokağa çıkmıyordum bütün gün köpekle oynuyordum adını paşa koymuştum.. evden et,ekmek... elime yiyebileceği ne varsa zütürüyordum koşuyordum peşimden badi badi geliyordu bazen suratımı yalıyordu hoşuma gidiyordu köpeği ahırda saklıyordum ahır boştu bir ay önce başka ile taşınacağımız için bütün koyunları satmıştık..tavuklar vardı onlarda kümesteydi..köpeğe çok ısınmıştım köpek buna benzer bi şeydi panpalarım http://imgim.com/1588inciu4202357.jpg ..babamın gece nöbeti bitmişti gündüz işe gidiyordu artık geceleri evdeydi..bi iki gün çakmadı köpek olduğunu..ta ki o akşama kadar..köpek o gece çok vıyıklamış babam ses nerden geliyo diye dışarı çıkmış
    ahırda kolinin içinde köpeği görmüş almış dışarı atmış evin önünden adana çevre yolu geçiyo gece bile arabalar vızır vızır geçiyo..benim haberim yok tabi bunlardan mışıl mışıl uyuyorum
    sabah uyandım küçükken hep erken kalkardım saati bilmiyordum güneş yeni yeni yükseliyor köpeğe bakım dedim..ahırın oraya gittim ahırın kapısı çok az açık kolinin içi boştu bahçenin her tarafına baktım acaba evin içine mi girdi diye evin her yerine baktım..gece evin kapısı açıktıda dışarımı çıktı dedim kapı kilitliydi muftakta tezgahın üstünden anahtarı aldım kapıyı açtım evin kapsını kapatmadım ilerde çöpçüler bi şey kazıyorlardı yerden çöpçünün biri 'yazık olmuş hayvana dedi ne ezdiyse bunu dedi asfalta yapıştırmış hayvanı dedi'..çöp kamyonuna atılırken gördüm paşayı oydu ezilmişti fakat tanımıştım oydu paşaydı o an hıçkırarak ağlamaya başladım koşarak eve gittim babama bağırdım çağırdım niye attın paşayı dedim büyüseydi biraz öyle atsaydın dedim ağlıyarak babam kalktı suratıma bir tokat yere düştüm karnıma tekme attı 'biz kendimize bakamıyoruz o ite mi bakacağız'dedi araya annem girdi aldı beni mutfağa zütürdü iki üç dakia nefesim kesilir gibi oldu sonra beni dışarı çıkardı hava almak için..o gün çok ağladım o kadar çok ağladım ki ağlamaktan başım ağrımıştı..okula başlayana kadar paşa nerdeyse her aklıma geldiğinde ağladım..
    Tümünü Göster
    ···
  10. 10.
    +18 -1
    daha tasolar ilk çıktığında bakkalda cipslerin oraya çömelir sonra da elleyerek taso bulurduk ve onu pakatten alır paketiğ bırakırdık. lan bi kere ash çıktı sevinçten deli gibi kudurdum sonra da 2milyona satmıştım enayinin birine.
    ···
  11. 11.
    +19 -2
    ekmek almaya gitmemek için uyuma numarası yapardım amk sabahları kardeşim giderdi
    ···
  12. 12.
    +17 -1
    alt komşunun iki çocuğu vardı erkekle oynardık kız kardeşi de bazen bize katılırdı. kız kardeşiyle bir gün bizim eve geldiler , kıza aleti göstermiştim annesine söylemiş amk asansör de yoktu apartmanda parmak ucunda ama koşarak indim çıktım 2 ay
    ···
  13. 13.
    +16 -1
    böcek öldürmeleri saymıyorum bile eğer onların günahı varsa harbiden yannanı yedim. deodorantla yaptığım alev makinesiyle yakıyodum amk böceklerini.
    ···
  14. 14.
    +18 -4
    ben ilkokulda elişi dersinde kıza handjob yaptırmıştım
    dersin hakkını verdim beyler
    ···
  15. 15.
    +14 -1
    ilkokulda bana aşık çok şişman bi kız vardı bütün gücümle sırtına tokat atmıştım amk hem gülüyorum hem üzülüyorum beyler.
    ···
  16. 16.
    +20 -7
    annem yeni duştan çıkmıştı bende zıpır ufaklık koltukların tepesinde dolanıyordum annem televizyon izlerken annemin sırtına oturup saçına işemiştim. kadıncağz tekrar duşa girmek zorunda kaldı canım annem benim..
    ···
  17. 17.
    +17 -5
    ya çok saçma ama yazayım bende . zaten başlık uçmuş muhtemelen okunmaz . ama rahat ettirecektir .

    bi gün oyuncaklarımla oynuyorum . ufağım daha 5 yaşında, izmire taşınmamışız . neyse benim kuzende varmış o gün evde . çok sevdiğim asker taşıma tankımı bu kaldırdı balkondan aşağıya attı . beynini gibtiğiminin. neyse bende hemen indim alıcam oyuncagı kırılmış olsada . annemde geldi tabi .

    baktım ufak benim yaşlarımda bi çöpçü oyuncağı almış gidiyo . belli kırık falan ama kendi oynayacak . hey dedim . dur . o oyuncak benim ve aldım . o da verdi . sonra eve geldim ve keşke almasaydım , zaten bi sürü oyuncagım var diye inanılmaz bi pişmanlık duydum .

    geri inip annemle çocuğu aradım . ama yoktu gitmişti .

    bu olayın üstünden seneler geçsede unutamıyorum işte . keşke o oyuncağı o gün o çocuk alsaydı. o kırık oyuncağı ..
    ···
  18. 18.
    +21 -8
    ilkokulda zambak dergilerini kullanırdık biz.. derginin son sayfasında da kare bulmaca vardı. derste işlediklerimizi bulmaca olarak soruyodu.. bende her sene olduğu gibi yine kütüphane kulubündeydim (kulübü ne alan ağız alışkanlığ işte kütüphane koluydum) hoca zorla bu kola sokardı beni. sevdiği öğrenciler arasında tek erkek bendim amk. tenefüste 4 kişi kitaplığı düzenliyoruz masada da hocaya ait olan zambak dergisini gördüm.. ve işte olay.. 12 kareli bi cevap buldum ve tükenmez kalemle huurçocuğu yazdım diğer elemanlara çaktırmadan. derste bulmaca bölümüne gelince hoca bi çığırdı amk benim ödüm koptu. hemen 4ümüzü çıkardı tahtaya kim yaptı diye bağırıyo karı. bende böyle suratımı ekşitiyorum kim bu rezil der gibisinden. bunları bi tokatladı amk.. bana gelince a... oğlum sen görmedin mi kimin çizdiğini. bende yok öğretmenim kitaplıkla ilgileniyodum ben hep dedim.. tamam yavrum geç otur dedi.. diğer 3ünün ağzına sıçtı tahtada amk. ve bi kere daha çalışkan&efendi&zeki öğrenci olduğum için paçayı sıyırdım.. aklıma gelir gülerim hep benden başka da kimse bilmez olayı iyi sır tutuyorum galiba ahaha

    ---------

    bu olayda da 8 yaşında falanım ama sadece tanık oldum. komşu çocuklarıyla beraberiz onların evindeyiz hepsi benden büyük amk 10-12 yaş aralığındalar.. bunlar masa üzerine konan sineklerin üstüne mavi nivea kapağını kapatıyolardı çok iyi hatırlıyorum. sonra kapağı hızlı bi şekilde ileri geri titretiyolardı sinek de sersemliyodu. kapağı açtıklarında sinek sersemlediğinden öylece duruyodu ve iğneyi batırıyolardı sineğin karnının ortasından.. iğneyi su dolu bardağa batırıp çıkarıyolardı amk son olarak da çakmakla yavaş yavaş ısıtıyolardı ayakları kanatları yanarken zzzzzzz diye yüksek ses çıkarırdı amk sineği de.. bazı sinekleri tamamen yakarlardı bazılarını boğarlardı bazılarını tuzruhu türünden maddelere batırırdı amk şizofrenleri...

    tam profesyoneldiler anlayacağınız.. kimse ben küçükken sinek yaktım demesin.. böyle olay görmedim amk dehşetle izliyordum..

    ben asla yapmadım.. zaten tiksinirim her türlü böcekten şu an bile odada bi kelebek var yüzüme doğru her hamle yapışında halay çekiyorum amk.. öldüremiyorum da..
    ···
  19. 19.
    +16 -3
    bir gün mahallede sevmediğim bir çocuk vardı. 3 kişi takılırdık biz.
    yerde cıvık cıvık köpek taku vardı nedensiz bir şekilde bakın ne yapıcam dedim ve taku bir tahta yardımıyla alıp çocuğun üstüne sürmüştüm çocuk ağlaya ağlaya eve gitti ben neden böyle bir şey yaptığımı düşünürken çocuğun babası geldi polismiş anneni babanı çağır gelsinler demişti bende tamam deyip koşa koşa atari salonuna gitmiştim akşama kadarda mahalleye dönmemiştim hava kararıncada sessizce eve geçmiştim amacım neydi lan
    ···
  20. 20.
    +18 -7
    orta 1'e yeni başlamışız. sınıfta herkes yavaş yavaş birbirini tanımaya başlıyor. yavaş yavaş erkek, ergenlik, rüyalanma evrelerine geçişimiz gerçekleşmekte ve dünyaya daha başka bir gözle bakmaya ve algılamaya başlamaktayız haliyle..
    gerek orta okul atılganlığı ve gerek kendimizi tanımaya başlıyor oluşumuz sebebiyle ilk yıl bol serserilik, bol zayıf ve bol disiplin dertleriyle geçen yılımız olarak tarihteki yerini alıyor...
    araya yaz tatili giriyor; bu dönemde çalışma hayatının ağır eziciliği(evet fakiriz ve ev geçindirmek zorundayız.. tabi bu ayrı mevzu) ve bu ezicilikten kaynaklanan ağır bir kimlik bunalımıyla seyreden sessizlik, dinginlik ve ağır ruh hali omuzlarımıza çöküyor.. insanları daha iyi tanıyor ve gözlemliyoruz... içimizde heyecan ateşi sönmüş desek yeri midir, yeridir...
    orta 2'ye başlıyoruz eylül'ün ortaları... seneyi hatırlamakta zorlanıyorum, kusuruma bakmayın...
    sınıfımızda özlem adlı bir kız daha o yaşlardan okul eteğini kısaltmış, sosyete ebeveyn ve çevresi sebebiyle hafiften makyaja başlamış ve rahat tavırlarıyla olağandan farklı bir hava çizmekte... tabi sınıfın tüm erkek populasyonuda bu fındığın farkında, sağ eli sıvazda sol eliyle matematik çözmekte... bende tabi... içimizdeki ateş yeniden alevlenmiştir yani velhasıl...
    gel zaman git zaman sınıfta özlem'e yazan tek erkek biz kalıyoruz, çünkü rakiplerimizi; derslerdeki başarılı notlarımız, entellektüel zekamız, okul içindeki sanatsal faaliyetlerdeki aktifliğimiz ve tüm öğretmen tayfasıyla kurduğumuz rahat diyalgolarımız sayesinde hem eziyor hem de eliyoruz... ve bu bizde özgüven patlaması ve şımarıklığa yol açıyor...
    öyle ki, matematik için kopya yalvaranlardan tutun da, "yerine okulda nöbetçilik yapayım sen de bu arada benim kompozisyona yardım et" diyen sıra arkadaşlarımıza kadar herkes bir şekilde bize ulaşmakta ve çare aramaktalar bendenizden, bizse taşağın adeta dibine vurmaktayız...
    aynı zamanda sınıfımızda nevriye isimli oldukça bakımsız, konuşması doğudan göç etmesi sebebiyle bize göre biraz bozuk olan, güzel olmamakla beraber tarafımızca böcek gibi görülen ve değersiz addedilen bir kızda bize yazmakta, deli divane olmakta, bizle başbaşa kalıp içini dökmek için çırpınmakta, aksine bizde kızdan zütüm zütüm kaçmaktayız... zira aklımız özlem ve bacaklarında... aklımız çelinmiş işte... gerçi yaz tatilinde fuarda çekirdek ve mısır satarken turistlerin am, züt, memelerinin dibine vurmuşuz ama sınıftaki bir kıza yakın olmak başka bir şey...
    özlem de bizim fakirliğimizden adeta utanmakta, bizden uzak durmaya çalışmakta... kaç-kovala... nevriye bize, biz özlem'e sonra hepimiz uşağa...
    beden eğitimi salonunda kasa üzerinden takla atma sırasına girmişiz... saatler sabahın 9 buçuğu... ilk iki ders beden... günlerden çarşamba...
    özgüvenimiz o kadar yüksek ve okulun gözbebeği olma sebebiyle o kadar zütümüz kalkmış ki, önümüze gelene bir tekme edasıyla her şeyle taşak geçiyor, yerin dibine sokuyoruz... takunu çıkarmışız anlayacağınız...
    nevriye'nin; bu patlak tekerli yokuş aşşağı gidişe "dur" diyeceği aklımızın ucundan geçmez... hem kim ki o allasen...
    takla atma sıramızda beklerken, herkes ip gibi dizilmişken, biz otla takla dalga geçerken, beden salonunun cdıbının kenarında daha önce bir çocuk tarafından bırakılımış pis sakızı elimize alıp sıranın başında olan nevriye'ye uzatıp, "nevriye al sana sakız aldım, çiğnersin" gevşekliğimize kızın verdiği "ben sakız çınnamam" cevabına karşılık olarak "o zaman kulakların çınnasın, huhahahaha" nidalarımızın ardından kızın elini yüzüne kapatıp dersi terketmesi ilk şoka uğrattı bizi...
    ama kendimize verdiğimiz "salla gitsin, iki ağlar düzelir" telkinimiz bir ara ruhumuzu rahatlattıysa da aklımızın kurcalanmasını engelleyemedi ve kızdan özür dilemeye karar verdik...
    lakin nasıl olacaktı bu iş... daha önce sınıftaki kimseden özür dilememişiz, aksine herkesi dize getirmişiz aklımızca...
    yanına yaklaşır, "özür dilerim" der ve hızlıca uzaklaşırız diye düşünüp sabahın olmasını bekledik...
    sabah oldu, derslere girip çıkıp öğleni yaptık.. öğlen çıkışta nevriye'ye yaklaşıp "özür dilerim" deyip uzaklaşmaya kalkıştık... o çelimsiz kız kolumuzu tuttu bir anda ve "ben seni çok seviyorum, az bak sana bir şey göstereceğim" deyip kenara çekti bizi okul bahçesinde ve defterini gösterdi...
    bizle ilgili aldığı notlar, ikimizin ismini kalp içinde betimleyen çizimleri, çiçekli, renkli silgi kokulu o ilkokul küçük boy çizgili defteri kızın elinde kocaman oldu bir anda, üzerimize üzerimize geldi, hançerledi zihnimizi... adeta tekme tokat dövdü bizi o sayfalar...
    eve giderken "boşver eve gitmeyi, al bir sigara yak otur şu çayır çimende, kimsin nesin bir bak kendine" dedik ve eve geç gittik o gün...
    ertesi gün haliyle yüzüne bakamadık nevriye'nin... sadece ertesi gün değil uzun süre konuşamadık kendisiyle...
    son darbeyi yıl sonunda yine kendisi vurdu...
    bir gün yaklaşıp, "boş ver artık, geçti, üzme kendini... bende özür dilerim senden" dedi...
    sonrası sonsuz boşluk desek yanlış olmaz... sonsuz... boşluk...
    ne zaman az şımarma moduna geçsek o günler gelir aklımıza ve sakinleşiriz...
    içimizden çıkaramadığımız bir garip çocuktur nevriye... içimizde büyümüş, ruhumuzu küçültümüş...
    Tümünü Göster
    ···