1. 12901.
    +11
    “çok özür dilerim..” dedi tekrar artık baya baya ağlamaya başlayıp.. omuzlarınız kıstı.. masaya doğru eğildi, eydi başını.. hıçkıra hıçkıra ağlıyor…

    Bir elimle yüzümü, maskelemeye çalıştım.. ağzımın, burnumun, gözlerimden birinin yarısının üzerine set çektim..şu anda orada oluşan ifadeyi görsün istemiyorum çünkü…darmadağın olmaya başlayan bir adamın, dökülmeye başlayan suratı olmasın karşısında.. diğer elimle ellerini yakalamaya çalıştım.. tuttum da..bir kaç saniye, parmaklıklar arkasından ziyaretçisine dokunan mahkumlar misali, dokunabildim sadece..

    Çekti ellerini..

    “buse.. bitanem..buna izin vermem.. söz verdim sana…hepsini sona erdiricem…yalvarırım biraz daha zaman ver bize.. izin verme onların kazanmasına…”

    Nilay ananı gibicem buradan çıktığım ilk saniye, evini yurdunu basıp, sokağın ortasında kesiyorum seni, bekle..

    Ağlamaktan kıpkırmızı olan gözleri, pembeleşen yüzü, titreyen dudakları.. buse, karşımda harabe bir halde duruyor ve muhtemelen,

    içten içe bana lanet ediyordu..

    Nerden gelmişti bu şehre..

    Nerden sevmiştim onu..

    Nerden sevmişti beni.. şayet sevmiş idiyse…

    Bula bula onu mu bulmuştu?..onu mu bulmuştum?..

    O sakin dünyasında, mutlu, yeni hayatında, önce bir beyaz atlı prens gibi çıkmıştım karşısına.. bilemezdi ki atımı kovalayan kurtları ve çakalları da peşimden sürükleyip yaşantısına dahil ettiğimi?..ben de bilmiyordum zaten, ellerimle, koynumda beslediğim, bilmeden en yakınıma, yanıma koyduğum sırtlanların, fırsatını bulduğunda beni ve sevdiklerimi dişleyeceğini..

    Bilemezdi..

    Bilemezdik..

    “buse.. biraz daha zaman aşkım…kurtaracağım bizi…eğer beni birazcık sevdiysen, biraz daha dayan.. benim için.. bizim için dayan…atlatacağız bunu…yemin ederim atlatacağız..”

    Birkaç saniye sadece onun hıçkırıkları duyuldu.. söyleyeceği bir şeyleri toparlıyor gibiydi…yakındaki masalardan meraklı gözler (ki gibeyim ben onların retinasını) çoktan bizi izlemeye başlamıştı bile.. masada, hüngür hüngür ağlayan zavallı, göçmüş bir kadın.. ağlamaktan beter bir yüz ifadeysiyle onu sakinleştirmeye ve sakin kalmaya çalışan bedbaht bir adam..

    insanlar, insanlara neler yapabiliyordu böyle..

    Görebiliyorsunuz değil mi?..ne kadar kötü olabildiklerini…ne kadar kötü olabileceğimizi.. kötüyüz biz…yasak elmayı yemişiz…çiğ süt emmişiz…kötülük tohumumuzda.. mayamızda var?..ne eksiği, ne de fazlası değiliz..

    insanın, insanlığın doğasında var…
    Tümünü Göster
    ···
   tümünü göster