• 0 / 0 / 26 entry
  • 17 başlık
  • 3 trend
  • 1,741.47 incipuan

"3001"
önüncü nesil normal
temmuz 2015

  • +338 -2
    ailenin istemediği çocuk olmak
    ve evet beyler, bundan tam 2 sene önce bugün 15 Ocak 2015'te, o koca yürekli adamı, beni hayata bağlayan adamı, yeri hiçbir zaman dolmayacak tek dostumu, mehmet abim'i kendi ellerimle toprağa verdim.

    peki ben kim miyim ? ben ''ailesinin bile istemediği bir çocuğun, sahip çıktığı, abilik yaptığı, hayatını kurtardığı ufaklık... ''

    MEHMET D. ANISINA 15.01.2017
    ···
  • +59
    ailenin istemediği çocuk olmak
    yanına gittim, 'napıyorsun bu saatte dışarıda sen ufaklık'' dedim. dizlerinin arasına koyduğu başını kaldırıp, ıslanmış gözleriyle bana bakarak ''beni kimse sevmiyor, evden kaçtım abi'' dedi... çok tanıdık geliyordu bu durum bana, hatta o an zaten bu durumun içinden hiç çıkmadığımı farkettim. o ufaklıkta kendi çocukluğumu gördüm. aldım eve getirdim, önüne meyve suyu birazda kuru pasta koydum, kerata acıkmış olacak ki ilk başta yemicem dese de hepsini yedi. karnının aç olduğunu görünce yemek ısıttım, beraber yedik. anlat dedim ufaklığa noldu? abisiyle sürekli kavga ediyor, annesi de bunu dövüyormuş, işte bu günde canına tak etmiş kaçmış evden. yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım, eğer evine geri zütürmeme izin verirse her zaman yanıma gelebileceğini, ona arkadaş olacağımı, onu koruyacağımı söyledim. ufaklık kabul etti ve evine zütürdüm. babasına durumu izah ettikten sonra evime geri döndüm.

    anlaştığımız gibi de olmuştu ufaklık artık sürekli yanıma geliyordu. onu kardeşim gibi görmeye başlamıştım. hatta yaşım biraz daha büyük olsa evladım olarak görecektim o derece seviyordum keratayı. hele bana ''mehmet abi mehmet abi'' diye gelişi yok mu, yüzümü hep güldürürdü ''acaba noldu yine'' derdim. sürekli beni çok sevdiğini söyler, iyiki varsın mehmet abi derdi. neyse beyler bu ufak adama sürekli destek çıktım, yanında oldum, her derdinden bana koşar gelirdi, elimden geldiğince halletmeye çalıştım. kerata bana o kadar çok benziyordu ki çok kavga ederdi. birçoğunu ailesinin haberi dahi olmadan ben tatlıya bağladım. ufaklığın bir de futbolcu olma hayali vardı, onda kendimi görüyordum resmen. aradan yıllar böyle böyle geçti koca adam oldu artık bizim ufaklık. bi gün geldi yanıma suratı asık bir şekilde. nedenini sordum. ankara'nın köklü kulüplerinden biri bunu istemiş, ailesi üniversiteye gitmesini istediği için izin vermemiş. elimden bir şey gelmedi, sonuçta ailesini dediğini çiğneyemezdik. ufaklığı üniversiteye hazırladık bizde. ''mehmet abi madem futbolcu olamıcam senin gibi mühendis olmak istiyorum'' dedi. gülümsedim, benim gibi başarılı olsun ama sonu bana benzmez inşallah dedim içimden, ufaklığa sınavına gir sonuçlara göre bakarız dedim. sıpanın derslerde pek gözü yoktu, kötü bir puan alıp gelmişti. yine de vakit kaybetmek istemediği için yaptık tercihlerimizi tutma potansiyeli olan üniversitelere. ve sonuçlar açıklandı ufaklık, mehmet abisi gibi mühendis olacaktı...
    ···
  • +1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    bitmedi, ama sona yaklaşıyoruz...
    ···
  • +69 -1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    buket ondan sonra da sürekli mesajlar attı, beni çok sevdiğini bensiz yapamayacağını söylüyordu sürekli, ama onu affedemeyeceğimi, asla birlikte olamayacağımı, ilk sevdiğim buket olmadığını, kirlendiğini falan söyledim işte kendimce. uzun süre mesajlar atmasına rağmen kayıtsız kalmam karşısında artık o da pes etmiş olmalıydı ki yazmıyordu artık bana. kimsem kalmamıştı artık bu hayatta, o kadar bedbaht bir durumdaydım ki... yaşamamın tek amacı vardı artık, babama onun oğlunun adam gibi bi adam olduğunu göstermek. dert, tasa, keder, unutma çabası, acılar içinde arkamda yılları bırakmış sonunda okuldan mezun olmuştum. Memlekete geri döndüm, babam elimde diplomayla beni gördüğünde gözleri parladı, aslan oğlum dedi bana. hiç unutmadım ben o günü. annem de tebrik etti sağolsun. abilerim ise ''bakalım iş bulabilecek misin'' diyordu... neydi lan yıllardır süren bu nefret, bu kin? naptım lan ben size ? neyse beyler bu durum babamı üzmüş olacak ki ''askerliğini yap gel işini de bulursun oğlum'' merak etme dedi bana. şükürler olsun ki vatan'ıma olan borcumu ödeyip gelmiştim tekrar evime. gelir gelmez ilk yaptığım iş bulmak adına gerekli yerlere başvuruda bulunmak oldu. ''adam olmaz bu'' demelerine rağmen ben kendimi o kadar çok geliştirmiştim ki ciddi anlamda cv'm de cidden çok parlaktı. başvurduğum yerlerden hepsi görüşme için olumlu yanıt vermişlerdi. neyse beyler kimseye haber vermeden görüşmeye gittim, sürpriz yapacaktım. ankara'nın en büyük şirketlerinden birinde çok dolgun bir maaşla işe alınmıştım. bu mutlu haberi biricik babacığıma söylemek için çocuklar gibi hoplaya zıplaya eve dönüyordum ki telefonum acı acı çalmaya başladı...

    arayan abim... ''nerdesin mehmet ?'' dedi önce, ankaradayım abi, hayrola ? dedim ve ağzından hayatımı bu sefer gerçekten yakıp yıkan, nefessiz kalmama neden olan, olduğum yerde çöküp kalıp hiç kalkmak istemediğim o cümle çıktı ''babam öldü mehmet... '' anasını gibeyim böyle dünyanın. ulan sözümü tutamadığım için mi ağlayım, babam öldüğü için mi ? o ihtiyar adamın belki de tek görmek istediği şey benim kendi ayaklarımın üzerinde durabilmem, ''adam gibi adam'' olabilmemdi. o koskaca çınar serseri oğlunun ona verdiği sözü tuttutuğunu göremeden göçüp gitti bu dünyadan... babamı toprağa verdikten sonra artık bu şehrin benim için bi anlamı kalmamıştı, işim gereği de ankara'ya yerleşmeye karar verdim. bayramlar da Allah rızası için annemin, abilerimin elini öpmeye gidiyordum sadece. Buket yüzünden aşk'a tövbe etmiş, hayatını tek başına sürdüren bi adamdım. babama verdiğim sözü tutmaya çalışıyor, sanki o görüyormuşcasına en iyisi olmak için çabalıyordum. belki içimde dertler, ezilmişlikler cirit atıyor, geceleri gözlerimi yoruyordu ama dışarda çok iyi bir hayata sahiptim. halim vaktim yerinde, saygın bir insandım. bir gün sigara almak için gece dışarı çıktığımda bir çocuğun sokağın başında ağladığını gördüm...
    ···
  • +69
    ailenin istemediği çocuk olmak
    neyse beyler yolculuk bitti geldik istanbul'a, eve geçtik, yol yorgunu olmaktan direkt uyumak istedim. buket'e kendi yatağımı verdim, bende salonda uyudum. bu arada babam sağolsun lisedeki yurt olayından dolayı gönlü razı olmamış bana burda ev tutmuştu. neyse beyler sabah mutfaktan gelen güzel kokuların burnumda tütmesiyle uyandım. buket çocukkende böyledi, evden bana börek çörek getirir, ben yaptım derdi. cidden o yapıyordu ha... neyse biriciğimin elinden yaptım kahvaltımı, o hafta hiç okula gitmedim, buket'le hep evde takıldık. bigün film izlerken yakınlaşma oldu aramızda, ilk defa o gün buket'le öpüşmüştük. lan çok güzeldi ama kendimi hiç iyi hissetmiyordum, içim rahatsızdı. neyse beyler o günün akşamı iyi bitmedi, buket elimden tutup yatağa zütürdü beni... bu kadar rahat davranması beni o kadar rahatsız ediyordu ki bi an duraksadım, rahat olmadığımı gözlerimden okumuş olacak ki ki bana o cümleyi söyledi...

    ''ben bakire değilim... '' dünyam başıma yıkılmıştı, gözlerime perde inmişti sanki, beynimde yüksek şiddetli sesler yankılanıyor, yutkunamıyordum. cüneyt arkın'ın ayakta öldüğü sahne gibi bende ayakta ölmüştüm, dondum kaldım. buket'te utanmış olacak ki özür falan diledi işte kendince. ava giderken avlanmıştım... ben buket'i pişman edecekken o beni pişman etmişti. duygularıma yenilmemem gerektiğini bir kez daha acı da olsa anlamıştım. o gün içimdekileri derin bir yerleri gömmeyi, sevdiğimle ilk ve son kez birlikte uyumayı seçtim. buket bunun son olmayacağını düşünüyordu belki de ama ben çoktan onu aklımdan çıkarmaya and içmiş, son defa ona bu şekilde veda ediyordum. yatırdım göğsüme onu, gözlerimi kapattım, sanki hala ilk gördüğüm o ufak kız çocuğu gibi temiz olduğuna inandırmaya çalıştım kendimi ve öyle uyudum işte onunla. sabah olduğunda gitmesi gerekiyordu onunda. buket'i terminale zütürdüm ve gönderdim. buket gidiyordu ama yanında benden de bir çok şeyi alıp zütürmüştü...
    ···
  • +18
    ailenin istemediği çocuk olmak
    beyler hızlı yazıyorum 3 parta biter...
    ···
  • +55
    ailenin istemediği çocuk olmak
    bilerek geç gitmiştim kafeye. biliyordum bunun işe yarayacağını, çünkü kendimi geliştirmek için okuduğum, araştırdığım dönemlerde kızlarla ilgili birçok durumu da öğrenmiştim. adımlarımı ona göre dikkatli atıyor, oyunu kurallarına uygun bir şekilde oynuyordum. buket'i köşedeki bir masada otururken gördüm. içim yine tuhaf olmuştu, o benim ilk göz ağrım, tek aşkımdı. ama öfkeliydim, hem de çok öfkeliydim çünkü o benden bir kere vazgeçmişti ve bir kez vazgeçenin her zaman vazgeçeceğini de öğrenmiştim ben. bu düşünceler arasında kendimi duygularıma teslim etmemeye çalışarak buket'e doğru yaklaştım. buket ben yanına gelene kadar yabancı biri geliyormuş gibi surat ifadesiyle çekingen çekingen bakıyordu bana. yanına geldiğimde ''inanamıyorum mehmet çok değişmişsin'' dedi. rahat davranmaya çalıştım, basit ve kısa cevaplar verdim her söylediğine. biraz yeni hayatımı anlattım. oyunun kuralı gereği onla buluşmak isteme nedenimin inceden inceden artık onu sevmediğimi, rahat takılabileceğini falan söyledim. yüzü düşmüştü, beklemiyordu çünkü bunu. hemde yeni mehmet'i kaçırmak istemiyordu.
    uzun bir süre konuşma faslımız sürdü, ''mekan kapanacak artık hadi gidelim'' dememle o güne nokta koyduk. evine falan bırakmazdım ama saatin geç olması nedeniyle ona da bunu belirterek evine zütürdüm. ardından bende eve geçtim.

    birkaç gün sonra buket mesaj attı ''napıyosun'' diye. hiiiç dedim, geçiştirdim. görevi başarıyla yerine getirmiştim, ilk dakikadan buket'in aklını tekrar oyalar olmuştum. bazen ileri adım atıyor, bazen kendimi geri çekiyordum. amacım buket'i kendime iyice bağlamaktı. 1 2 boyunca bu durum böyle sürdü. artık okullar açılacaktı ve buket'le son konuşmamızda bunun üzerine oldu. buket ''beni de zütürsene istanbul'a hem sana yemekte yaparım bi kaç gün'' dedi. gülümsedim... dışardan gülümsüyordum dilimle ''olur'' demiştim fakat içim kan ağlıyordu. benim buket'im bir kez olsun beni sevmemişti onu anladım çünkü. o yeni mehmet'e aşık olmuş, bedenini teslim etmeye hazırdı bile. bir kez olsun dudağından dahi öpmeye kıyamadığım kız, benimle aynı eve gelmek istediğini söylüyordu. neyse beyler beraber atladım onunla otobüse çıktık yola. bazen kendi kendime ''oğlum bırak lan oyun oynamayı, intikamı... sevdiğin kız yanında işte, dizlerinde uyuyor,
    daha ne istiyorsun ki ? hem artık o da seni seviyor, evlenirsin işte buket'le, çocukken hayalini kurduğunuz gibi bi oğlunuz bi kızınız olur'' diyordum. her seferinde de aklım devreye giriyor, ''o senden vazgeçti, sen de ondan vazgeç'' diyordu. bu ikilem arasında gidip gelirken kendimi duygularıma bırakmayı tercih etmiştim. sonunun daha acılı olacağını bildiğim halde boşver dedim, biraz buket'imi yaşayayım...
    ···
  • +53
    ailenin istemediği çocuk olmak
    -nasılsın ?
    +tanıyamadım ?
    -ben mehmet...

    ardından hiç cevap gelmedi, ben de yazmadım o gün. onca yılın hatrı da mı yoktu adımı duyar duymaz cevap vermeye bile tenezzül etmiyordu ? bu durum beni derinden yaraladığı gibi bir o kadar da öfkelendirmişi. buket'i pişman etmek bir söz olmaktan ziyade amaç olmuştu artık benim için. her şeye bir kenara bırakıp ardı ardına mesajlar atmaya başladım, eskiyi hatırlattım belki insafa gelir diye. hiçbi şeye cevap vermiyordu ama. en son kısa bir süre sonra memlekete döneceğimi son kez onu görmek istediğimi söyledim. sadece ''tamam... '' diye mesaj attı. bu çok iyiydi benim için, çünkü beni gördüğü zaman şaşıracağına, daha ilk andan köpekler gibi pişman olacağına emindim. nitekim o gün geldi çattı memlekete dönmüştüm...

    önce ailemin yanına gittim, babam sanki iyice yaşlanmaya mı başlıyordu bana mı öyle geliyordu anlayamıyordum. en büyük korkum babama bir şey olmasıydı zaten Allah korusun. onca zaman geçmesine rağmen abimlerde hiçbir değişiklik yoktu, ne hoşgeldin dediler ne halimi hatrımı sordular ama ben küçük olduğumu bilip onlara hal hatır sordum, ağızlarının köşesiyle ''iyi'' demekle yetindiler. neyse önemli değildi de zaten. annem de ilk defa bana ''hoşgeldin oğlum'' demişti, bu beni çok mutlu etti lan işte. aslında annem iyi kadındı ama saftı, abimlerin gazına geliyordu. ama yine de bana acımadığı zamanlar aklımın bir köşesinde hep durur. neyse ufak tefek takılmalardan sonra öğleden sonra buket'le xxx kafede buluşmak üzere yola koyuldum...
    ···
  • +22
    ailenin istemediği çocuk olmak
    beyler geldim, seri olarak yazmaya başlıyorum
    ···
  • +72 -1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    beyler hikaye adına spoiler vermemek adına şu an naptığım konusunda sizleri bilgilendiremicem fakat gerçekten yoğunum. müsait olunca yazıcam yarım bırakmam söz konusu bile değil şimdilik izninizi istiyorum yarın devam edelim boşa beklemeyin
    ···
  • +71 -1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    üni iyi gidiyordu, derslerime çalışıyor, aynı zamanda kendimi çok iyi şekilde geliştiriyordum. girdiğim her ortamda ağzının içine bakılan, saygı duyulan birisi olmuştum. hayatta verdiğim iki söz ve yaşadığım iki travma vardı benim için ve bunlar hayatıma yön veriyordu. babama verdiğim ''adam olacam'' sözü ve kendime verdiğim ''buket'i pişman etmek... '' travmalarım ise abilerimin bana karşı olan ''bu çocuk adam olmaz'' tutumu her ne kadar saygın birisi olmuş olmayı başarsamda içimde bir eziklik bırakıyordu. buket'in ''haline bak seni kim sever, ailen bile sevmiyor'' lafı ise ikinci travmamdı. birincisini yenmeyi başarmıştım aslında, artık sayılan biriydim, o yüzden pek gibimde değildi bu. sadece babama ''adam oldum baba'' diye yanına gidip mühendis olabildiğimi göstermek için okuluma dört elle sarılıyordum. buket konusu içinse karşısına çıkmaya hazır mıydım ? hayır değildim. her ne kadar bilgili, saygın birisi olsamda kendisine bakan, sportif vücutlu biri değildim.

    hemen bir spor salonuna yazılmaya karar verdim. hem spor yapıyor hemde hayalim olan futbolu amatör olarak oynuyordum. aslında futbolcu olmak istiyordum ama evdekiler yüzünden mühendis olmaya itilmiştim diyebilirim. yine de kopamadım işte futboldan. neyse ağır geçen spor temposu sonucunda 1 senenin ardından çok büyük bir değişim yaşamıştım. vücudum gerçekten çok iyiydi. ayrıca kız arkadaşlarımın yardımıyla kıyafet konusuna da el atmıştık, bambaşka biri olup çıkmıştım ortaya... kendimi abartmak gibi olmasın kanka takılan kız arkadaşlarım bile yavşamaya başlamıştı bana, bir kaç kızdan da teklif gelince hazır olduğumu düşündüm ve buket'in numarasını değiştirmemiş umuduyla ona bir msj attım...
    ···
  • +64
    ailenin istemediği çocuk olmak
    oğlan gerçekten sağlamdı yüzümde hasar bırakmıştı ama ben çocukluğumdan beri kavga eden bi adamım, aldım altıma ezdim oğlanı. lan ama harbiden oğlanda suç yokmuş. hırsımı aldıktan sonra konuya girdik, buket oğlana yanıkmış, benim buketim... çocuğa çok yalvarmış, çocukta en sonunda kabul etmiş, çıkmaya başlamışlar. neyse bende oğlana durumu anlattıktan sonra delikanlı çocukmuş, işim olmaz kardeş benim eğer senin sevdiğin kızsa dedi. eyvallah dedim. çocuk buket'e gitmiş anlatmış durumu, gibtiri çekmiş. buket hanımda zenginlere ayak uydurup telefon yapmış kendine, benim numaramı da bulup bana mesaj attı o günün akşamı ''sen nasıl bir insansın, neden bana bunu yaptın, ben onu seviyordum'' diye... başımdan aşağı kaynar sular döküldü benim buket'im bana başkasını sevdiğini söylüyordu. neden dedim, beni hiç mi sevmedin, nasıl yarı yolda bırakabildin, nasıl vazgeçebildin dedim. ''haline bakmıyor musun ? şu tipine, giydiklerine, hayatına bi bak, seni çocuk aklımla seviyorum sanmışım ben, seni kim sever ki'' dedi bana...

    çok koydu lan dıbına koyayım. harbiden geçtim aynanın karşısına baktım kendime. eli yüzü düzgün bir çocuktum ama çok cahildim lan, bir gib bildiğim, görmüşlüğüm yoktu, cidden serseri miydim lan ben yoksa ? o gün yemin ettim kendime en iyisi olacak, o çocuğu bana tercih ettiğine buket'i pişman edecektim. hırs yaptım, araştırdım öğrendim. google ''nasıl yakışıklı olunur, sevdiğim bana nasıl geri döner, beni nasıl sever, insanlar beni nasıl beğenir, ailem beni nasıl sever gibi gibimsonik aramalar yaptığımı bilirim. evet acımı içime gömdüm, kendimi geliştirmek için çabalamaya başladım. önce kitap falan okumaya, bi şeyler öğrenmeye başladım, ufkumu genişletmeye çalıştım. bu arada son senemdi lise de. babama verdiğim bir söz de vardı : ''adam gibi adam olmak'' yani üniversiteyi kazanmak zorundaydım. köpek gibi çalıştım hem derslerime hem kendimi geliştirecek şeylere... ve öss girdim, en iyi şehirlerden birinin en iyi üniversitesini kazandım, mühendis olacaktım...
    ···
  • +65 -1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    ''ne halin varsa gör'' gibisinden taktan bi laf etti ve gitti. daha fazla peşinden gidecek gücüm kalmadığını anladım, kendimi eve attım. bi kaç gün okula bile gitmedim, yemek yemedim, hayata küstüm. evdekilerin sürekli babama ''al işte senin oğlun, adam olmaz demiştim, okul da okumaz bu serseri, bin baba bu çocuk piiiç'' deyişlerini duyuyordum ama gibimde değildi. hayat zaten bitmişti benim için, buketim elimden gitmişti. bi gün babam odama geldi, ''hadi oğlum artık kendini topla, neyin var söylemiyorsun da, hallederiz her neyse, okuluna git, üniversiteyi kazan adam ol, evdekileri bana karşı haklı çıkarma, benim oğlum olduğunu nasıl adam gibi adam olduğunu göster lan herkese kerata'' diye gaz verdi. haklıydı lan ben babamın oğluydum. kimse olmasa da aklımda babam vardı. sallardım lan ben bu dünyayı arkamda böyle bi baba varken...

    okuluma gidip gelmeye başladım, derslerimde başarılıydım, hocalar değişimi farketmiş olacak ki ailemi çağırdılar falan finton bi ton iyi durum işte. ama aklımdan çıkmayan, geceleri yastığa başımı koyduğumda yastığın gözyaşlarıyla ıslanmasına neden olan biri vardı, buket... çıkarıp atamadım onu kalbimden, tekrar peşine düşecektim. okuluna gittim sordum soruşturdum, ne var ne yok diye. en son sınıfından bi kızı buldum ferda, ferdada huurydu, kendini gibtirmek için bana yer arardı ama benim gözüm buketten başka kimseyi görmezdi, yemin olsun ki buketi de sadece yanağından öpmüştüm bi kaç defa, o da beni. yani saf, temiz seviyordum ben, beyaz gülümdü o benim. neyse beyler bu ferdadan öğrendim ki zengin, kaslı maslı, kendine bakan, iyi giyinen, yakışıklı bir oğlana derbeder olmuş bu. oğlanı buldum çıktım karşısına...
    ···
  • +97 -1
    ailenin istemediği çocuk olmak
    bunlar sonra düşünmem gereken şeylerdi, zaten beni sevmediklerini biliyordum o yüzden şimdilik bu konuyu es geçmeliydim. asıl sorun buketti... ulan nasıl olabilirdi ya nasıl ? düşünün beyler kendinizi benim yerime koyun, 9 yıl boyunca tek bir gün bile birbirinizi göremeden yapmadığınız, ilk duygularınızı onunla paylaştığınız, gözünüzü onla açtığınız aşkınız... elinizden kayıp gidiyordu sanki ? nasıldı lan neden ? bir kez daha gittim buketin yanına yine aynı şeyleri bahane ederek uzaklaştı benden. artık dayanamayacaktım ve bir dahaki sefer gitmesine izin vermedim tuttum kolundan ''noluyor lan'' dedim. çok yüksek bir sesle ''yeter ya yeter başı beladan kurtulmayan, ailesinin bile sevmediği birisini ben neden seveyim ki'' dedi bana. evet beyler ''ailesinin bile sevmediği biri... '' işte o bendim.

    o gün ilk defa sigarayla dost olmuştum. ilk sigaramda anadolu... güzeldi lan aslında o sigara, içmesini bilmiyordum ama sağdan soldan ''babanı görmüş gibi hiiihh yap'' falan derlerdi öyle denedim işte. olmuştu da dertlerimi unutturuyordu sanki bana. buket'in binasının önünde yattım o gece sigaram ve telefonumdan çalan ''etkin-sensizim canım'' eşliğinde. telefonu da soracak olursanız biricik babam yurda gittiğimde bişey olursa ara diye gizli saklı almıştı bana. nokia 5110 muydu neydi express music... neyse beyler evdekilerin zaten umrunda değildim, babama da arkadaşta kalacağımı söyleyip sabaha kadar buket'in okula gitmesi için evden çıkmasını bekledim. sonunda çıktı geldi. ''ne arıyorsun sabah sabah burda mehmet'' dedi telaşlı telaşlı. ''hiç gitmedim ki'' dedim. ''bi evin yok mu ya senin merak etmiyolar mı hiç'' dedi. ''ailesinin bile sevmediği bi çocuğu kim merak eder ki'' dedim...
    ···
  • +70 -2
    ailenin istemediği çocuk olmak
    bi takluk vardı ama neydi ? 9 yılı beraber geçirdiğim, ilk aşkım, hayattaki en önemli varlığım bana neden böyle davranıyordu ? bu taktan düşüncelerle eve geri geldim. çok dalgın ve sinirliydim, bundan olacak ki hiç yapmamam gereken bir hatayı yaptım. canerin bana ettiği laflara dayanamayıp ona küfür ettikten sonra annemin onu savunmasına dayanamadım, elimdeki kalemi anneme fırlattım. evet beyler kalem annemin şakağına gelmişti, mühim bi durum değildi fakat kan aktığını görünce kendime yakıştıramadım ve evden kaçtım... ilk gün zor olmadı zaten akşamüstü çıkmıştım evden karnım tok, hava sıcak, parktta yattım uyudum. ikinci gün aç aç dolanırken akşam bizim mahalledeki fatihin annesi beni gördü, ''oğlum sabah beri buradasın hayrola'' dedi. hiiiç diyerek geçiştirdim ama sağolsun açlığımı anlamış olacak ki bana bi tabak börek verdi. karnımı doyurmanın verdiği mutluluk ve enerjiye mahalleyi turlamaya başladım. saat olmuş gece 11, bi yerde çökmüş otururken uzaktan ufak tefek bi adamın sağına soluna bakarak geldiğini gördüm...

    evet düşündüğüm gibi bu tarafa doğru gelen babamdı. beyler yaşlı babamı öyle sokakta beni ararken, üzgün ve çaresiz görmek gözyaşlarımın yanaklarımdan süzülerek inmesine neden oldu. iki tane eşşek kadar oğlu varken ihtiyar bi adamın tek başına sokaklarda beni araması kanıma dokundu, dayanamadım beyler çıktım karşısına ''baba'' dedim. Yüzünde o şaşkınlıkla karışık mutluluk asla unutamayacağım bir görüntü. hiçbir şey demedi, tek bir kez kızmadı, hadi oğlum eve gidelim dedi sadece. babamın daha fazla üzülmesine razı olmadığım için bende ses etmedim, gittim eve. eve gittiğimde annem hiçbir şey olmamış gibi yatıyor, abimler ise pis pis sırıtarak geldi yine dercesine bakıyorlardı. işte bu gerçekten bana çok koymuştu. oysa sanıyordum ki evden kaçtım falan bi daha kötü davranmazlar beni severler, oysa ki çok yanılmışım...
    ···
  • daha çok