- 0 / 0 / 757 entry
- 105 başlık
- 7 trend
- 6,082.28 incipuan
"Heryere seni yazarım ama ölsem sana yazmam" oybirinci nesil normal
temmuz 2016
"Heryere seni yazarım ama ölsem sana yazmam"
oybirinci nesil normal
temmuz 2016
-
+2
tatilde kayalıkların orada rastladığım kız
"Biz biraz ilerilere mi gitsek?"
Yanağıma yaklaştığında yüzümü çevirip onu öptüm. Daha iki gün önce tanışmıştık. Bizimkilerle gittiğimiz barda hemen yanıma gelmiş, muhabbet etmiş, işleri ileri zütürmüştük. Sarışın, taş gibi fiziği olan o kızlardandı işte. Sevgili olabileceğimizi düşünüyordu ama bir kaç defa daha kullanılıp atılacağından haberi yoktu.
Gülümsedim. Ele ele tutuşup kalkıyorduk ki Cenk bağırdı.
"Lan midye söyledik oturun." dedi ve sonra kolunu boynuna attığı esmer kızın yanağından bir makas aldı.
Üç arkadaş, üç kız bulmuş 2 gündür eğleniyorduk işte. Sarışın da sürekli dibime dibime geliyor. Halbuki istediğimi elde ettikten sonra hatunlarla konuşmak midemi bulandırıyor.
Ayağa kalktım, ve yürüdüm.
"Lan nereye?" diye bağıran bu sefer Emre'ydi.
"Biraz kafa dinleyeceğim." dedim.
Sarışın, yerinden kalkıp alt mayosunu düzeltti. O kadar açık bir mayo giymişti ki sürekli düzeltiyordu.
"Ben de geleyim." dedi gülümseyip.
"Yok, kal sen burda." dediğimde bozuldu ve yerine oturdu. -
+2
tatilde kayalıkların orada rastladığım kız
Üstümdeki ıslak tişörtü çıkardım ve ortamın gürültüsünden, gereksiz muhabbetten biraz uzaklaşmak istediğim için şezlongları iteleyip sahilden uzaklaştım. Yürümek ve yalnız kalmak iyi geliyordu bana. Arkadaşlar, dostlar, kızlar iyiydi elbette fakat işim bittikten sonra daralıyor yine tek kalmak istiyordum. Adımlarımı sıklaştırdıkça ana sahilden baya uzaklaştığımı farkettim. Kumsalın en ucundaydım neredeyse ve hiçbir şezlong ya da insan yoktu burada. Derin bir nefes aldım. Dönüşü koşarak yapacaktım. Tam hareket ediyordum ki birden bir ses duydum. Ağlayan bir sesti bu. Çocuksu bir ses. Uğulduyordu. Önce aldırış etmedim fakat ses içime işlemişti. Kulaklarım uğulduyordu. Yavaş adımlarla sesin geldiği yere doğru yürüdüm. Büyük bir kayalığın arkasından geliyordu ses.
Beyler uzun zamandır yazmıyordum, bu sefer fantastik bir hikaye yazmak istedim. "Bu ne lan" diyeniniz olacaktır da seviyorum olum ne yapayım :D Neyse işte okuyan okusun. -
+2 -2
yavuz sultan selim den iran şahına ibretlik ayar
Beyler bir gün yavuz sultan selim'e, iran şahından bir sandık gelmiş. Sandıkta binbir çeşit kaliteli kumaş, mücevher falan varmış. Fakat bir anda etrafa leş gibi bir koku yayılmış. Sandığın dibine baktıklarında, en alttaki bohçadan da tak çıkıyor. Böyle bir terbiyesizlik yapıyorlar yani.
Yavuz Sultan Selim'de gidip bir sandığa değerli mücevherler yerleştiriyor. En alttaki bohçaya da gül lokumu dolu güzel bir kutu koyuyor. Sonra da sandığın içine bir not ekliyor.
"Bizde herkes yediğinden ikram eder."
Şah pert tabi. -
0
beni seven kızı çok üzdüm beyler
Ben yine anlatayım olum okuyan okur. 2 hafta olmuştu pgibologla konuşmaya başlayalı. Kliniğe haftada 2 kez gidip geliyordum. Tabi kendimi çok kötü hissettiğim zamanlar oluyordu, ağlaya ağlaya gecenin bir köründe gidiyordum. Çok iyi bir ablaydı bu arada pgibolog. Neyse. Yine gittim, veronica'yı anlatıyorum pgibologa. Nasıl sevdiğimi, kendimi nasıl suçladığımı falan. Bol bol konuşuyoruz o bir şekilde unutmamı, yeni insanlarla tanışmamı, hobi falan bulmamı söylüyor. Ya ben daha kendimi bulamamışım, o gittikten sonra hobi nasıl bulayım aq. Biz sürekli pgibologla konuşuyoruz. Seanslara düzenli gitmeye çalışıyorum, pek inanmıyorum tabi Veronica'yı zaten unutturamaz kimse bana, fakat biraz olsun bu şekilde ruh hastasına bağlamamı engelleyebilir, deniyorum şansımı işte.
Bir gün, haftasonu beyler. Kadının klinik kapalı, klinik gibi de değil aq abarttım, kendi bürosu var olur ya. Fakat nasıl kötüyüm, ağlıyorum haykırıyorum. Tüm anılarımız geldi o gün aklıma Veronica ile. Sonra uyumaya çalıştım, öldüğünü gördüm Veronica'nın. Yanıma geldiğini, ona sarıldığımı gördüm. iğrenç bir geceydi beyler halüsinasyonlar iyice artıyordu. Çok çaresiz hissetmiştim lan ne aile iyi geliyor ne arkadaşların. Kendini emanet edebileceğin bir pgibolog var. Kalbinin acımaması için unutmak istiyorsun ama kızın hissettirdiği acı bile güzel olum. Unutmak istemiyordum ama zorundaydım. En azından ailem için, arkadaşlarım için. Beni bu halde görmemeliydiler. O dönem 13 kilo verdim ben. -
0
beni seven kızı çok üzdüm beyler
Bu arada resimdeki kıza çok benziyordu. Ulan umarım sitede tanıyan çıkmaz rezil oluruz.
Nasıl tanıştık ondan başlayayım önce. Ben Veronica'dan sonra (hala duygulanıyorum lan) ağlaya ağlaya izmir'e yerleştim.
Bizimkiler beni toparlamaya çalıştı ama zor aq kolay değil. Hiç değil olum çok sevince, o da seni sevince bi de üstüne üstlük işi sen batırınca olmuyor. Her neyse. Bizim çocuklar yardım alabileceğimi düşündüler.
Başta amk deli değiliz diye takılsamda en sonunda gidersem daha iyi olacağımı düşündüm çünkü oğlum olay artık halüsinasyona kadar gitti. Her yerde ciddi ciddi onu görüyordum. Her gece yatıp, sabah kalktığımda saçlarını yüzünde hissediyordum. Halbuki ta Rusya'da yaşıyor amk. imkansız yani. Ama çok gerçekçiydi o zamanlar. Regl döneminde ki kızlar gibi sürekli ağlayıp, depresyona giriyordum. 3 ay dışarı çıkmadım, kaptan mağara addıbına dönmüştüm. -
-1
beni seven kızı çok üzdüm beyler
Beyler bugün size az içimi dökücem aq. Buraya yazmadığım şey kalmadı, bi de bu var işte.
Ben buraya bir şeyler yazmıştım, bir başlık açmıştım. Taa geçen yaz vay aq. Veronica'ydı ismi, geçen yaz okuyan bilir. O benim tek aşkımdı beyler. Ben ondan sonra hiçbir zaman hiçbir kadınla öyle olamadım. Çok sevmiştim işte. Bilmeyen varsa okuyabilir de mağara başlık canlandırmayın he. Hayatimin aski hayatimi gibti başlığın ismi. Neyse.
Ben sonra izmir'de yaşamaya başladım. Baya karışık oralar uzun uzun anlatamam. Pgibolojik destek falan almaya çalıştım beyler valla çok zordu o dönemler. Veronica'dan ayrılmak (şuanda evli beyler, whatsapp'ta hala ekli) çok zordu. Hala özlüyorum onu ama evli aq. Evlenmiş.
Pgibolojik destek aldığım dönemde bir kızla tanıştım beyler. ismini vereyim mi bilemedim. Aman aq nerden okuyacak, Selen'di ismi. -
+1
sevdiğim kız ruh hastasıydı beyler anlatıyorum
Sordum soruşturdum o gün iyice. Maske falan takmıyorlarmış direkt herkes birbirinin yüzünü görüyormuş. Sordum hiç tanıdık çıkmıyor mu diye abi şuana kadar çıkmadı hiç dedi bana. O 2 haftayı iple çektim. Gürkanla birlikte gidecektik ama kapının önünde ayrılıp ayrı ayrı girecektik ki birbirimizi tanıdığımız belli olmasın. Yoksa gürkanı direkt atarlar oradan. Gürkanda baya seviyordu orayı. Neyse işte gün geldi çattı rahat bir şeyler giydik gittik. Salı günüydü. Her salı buluşuyorlardı saat zaten 10'da. Bu buluşmalarda en son kişi daha iyi hissedene kadar süresi uzuyordu. Toplantı diyeceğim bir bakıma toplantıdan çıkmanın kuralı odadaki herkesin daha iyi hissetmesini sağlamaktı yani. Odada tek bir kişi bile ağlamaya devam ederse toplantı uzadıkça uzuyor ve üyelerin odadan çıkması yasakmış. Biraz korkutucu geldi bana tabi ama yinede gittik. izmir, torbalı taraflarında bir ev. Bir adamın evinde toplanıyorlar sürekli. O adamında da bu grubu kuran kızın çok yakın arkadaşı olduğu söyleniyor. Fakat isim falan bilmiyoruz kimsenin (sonra öğrendik tabi ama ifşa ettirtmeyin bana) -
+2
sevdiğim kız ruh hastasıydı beyler anlatıyorum
(Beyler ben burada eskiden yazardım başıma gelenleri, okuyanınız vardı valla sevinirdim derdime ortak olmuşsunuz gibi hissediyorum çünkü. Yine anlatayım geçmişimden bir parçayı okuyun siz)
Gürkan anlatıyor işte. Kimse birbirinin ismini bilmiyormuş herkesin farklı bir takma adı var. Dedim bu ne lan ne saçma şey. Ben o zamanlar izmirde yaşıyordum. Sonra bu topluluk bölündü beyler kimse gelmemeye başladı. Dedim dövüş klübünemi özendiniz diye çok daha farklı burası dedi bana. Sonra milletin tanıdıklarını getirmesi yasakmış. O yüzden Gürkan bana şey dedi işte abi kimseye söyleme beni tanıdığını, alakan yok benle diye tembihledi beni. Dedim eyvallah. Her iki haftada bir aynı evde toplanıyorlarmış. Bu gruptaki insanlardan birinin evinde. Ama gürkan ismini falan bilmiyor tabi kimsenin herkesin kendi uydurduğu isim var. Her iki haftada bir bunlar toplanıp dans ediyorlarmış, itirafta bulunuyorlarmış, sorunlarını anlatıyorlarmış, en çokta ağlıyorlarmış, sarılıyorlarmış. Bütün ruh hastalarının iki haftada bir birbirlerine destek olmak amacı ile toplandığını düşünün. Fakat terapi grupları gibi değil. Daha aykırı bir grup. Herkes birbiriyle öpüşüyormuş, sevgili oluyormuş falan. Aykırı pis bir topluluk gibi gözükmüştü gözüme. Yine de gidecektim. Kafam dağılırdı belki biraz. -
+5
sevdiğim kız ruh hastasıydı beyler anlatıyorum
Yıl 2013 beyler. Bu delibal falan hepsi yalan amk. O kadar zor bir durum ki ya kendinden vazgeçeceksin ya sevdiğinden. Benim çok sevdiğim bir arkadaşım vardı ismi Gürkan. Çocuk aşırı iyi çocuk ama duygusal, ailesi incin, akraba ilişkileri bozuk bu da böyle şeyleri çok fazla takan bir çocuk işte. Ne zaman buluşsak ağlamaklı, dertli bir tip. Biz bununla iki ay falan olmuştu görüşmeyeli. Benim de o zaman kafam bozuk, sevgili işleri yamuk gidiyor, istemiyorum bile sevgili falan. Moralimin bozuk olduğu bir dönemdi yani beyler. Her neyse biz bununla 2 ay sonunda buluştuk. Adam böyle gayet mutlu keyifli falan. Dedim çözdünmü problemleri. Yo çözmedim dedi. Ee bu mutluluk niye kardeşim diye sordum. Anlattı. Bir yere gidiyormuş. Arkadaş grubu gibi bir şey. Her iki haftada bir, aralarından birinin evinde toplanıp, dertleşiyorlarmış. Rahatlatıyormuş bu onu. Dertlerini unutmasını sağlıyormuş. Baya konuştuk o gün bu topluluk hakkında. Kafaya koymuştum, bende gidecektim. - daha çok