1. 1.
    +64 -4
    --spoiler--
    hikayeyi sadece benim entrylerimi görerek daha rahat okumak için

    http://inci.sozlukspot.co.../@atini%20giben%20rohanli
    --spoiler--

    arayan kimse daha önce 2 kere daha aramış ancak uyanamamışım. telefonu açtığımda çok güzel bir ses tonuyla bana günaydın diyen bir ses duydum. evet bu onun sesiydi. nasılda heyecanlanmıştım çocuklar gibi. evet evet bu oydu. banka geçikmiş 500 tl kredi borcum için aramıştı beni. kız bu günde bu parayı ödemessem icra yoluna başvuracaklarını söylüyordu. irkildim bir anda. fırladım yatağımdan.
    ···
  2. 2.
    +48
    bütün paramı serkana verdiğimden çay bahçesinde hesabı ödeyecek param kalmamıştı. bende hesabı istemedim. çay bahçesi kapanmak üzereyken hiç müşteri kalmamıştı. garson gelip "kapatıyoruz artık abi" deyince kahkaha attım. "param yok" dedim gülümseyerek. anlayışla karşılayacaklarına emindim. sonra garson yüzünü sertleştirerek içeriye seslendi. "fuat abi arıza var" içerden iri yarı bir adam geldi yanımıza. sevindim. bu güzel çay bahçesinin patronuyla tanışmak güzeldi. üstelik hesabı ödemememe rağmen tanışmak için yanıma gelmişti. ne kibar adam. "senin derdin ne yarram dayakmı istiyorsun ver lan parayı" diye bağırdı. ben gülümsedim. şakacı insanları severim bende bu şakanın karşılığında ona bir iltifat etmem gerekirdi. "güzel çay demliyorsunuz, bundan sonra hep buraya geleceğim" dedim gülümseyerek. adamda gülmüştü. aramızdaki sıcak bağlantı oluşmaya başlamıştı. sonra bir anda boğazımdan tutup beni havaya kaldırdı. ve yere fırlattı. hahaha bedava gondol. lunaparkta bir jetona 2 lira vermekten iyidir. gülümseyerek ayağa kalktım. sonra beni biraz patakladılar. aslında baya patakladılar. ama bu iyiydi. ne zamandır hastaneye gitmiyordum. bu vasıtayla kan tahlili yaptırıp şekerimide ölçtürebilirdim. hem biraz pataklanmam pgibolojik açıdan banada iyi gelmişti. kaslarım gevşemişti.
    ···
  3. 3.
    +48
    patronum beni odasına çağırttı. bugün aldığım en güzel haber bu olsa gerek. aylardır beklediğim zammı sonunda verecek. heyecenla fırladım yerimden ve ceketimi ilikleyip kapıyı çaldım. o narin ses tonuyla "gir" diye bağırdıktan sonra içeri girdim. patronum çalışanlarıyla arkadaş gibidir. onun en çok bu yanını severim. bizimle konuşurken hiç kendini kasmaz, sokak ağzıyla konuşur. odaya girdiğim gibi bana baktı ve "kovuldun şimdi gibtir git burdan" diye bağırdı. o farkettirmek istemesede yüzündeki masum adamı gördüm. ona dikkatle baktım. şirketin mali durumu yüzünden beni istemeyerek işten çıkarttığını hemen anladım. beni üzmemek için yaptığı numaraya devam etti. "hala yüzüme bakıyor oğlum gibtir git diyorum hayvan herif defol git burdan" bende hafifce gülümseyerek odasından çıktım.
    ···
  4. 4.
    +46
    televizyonu açtım biraz. türk televizyonlarının kaliteli yapımlarıda olmasa sanırım evdeyken zaman hiç geçmez. önce adanalının bir bölümünü izledim. bir senaryo bu kadarmı zekice yazılır. bu kadarmı heyecanlı olur. bu diziyi yapanlar gerçekten kazandıkları paranın hakkını veriyorlar. hele o bakışmalar, dizinin neredeyse yarısı zaten bakışmalar. daha sonra kanal değiştirdim. akasya durağı. sanırım bu dizi komedide son nokta. o ince espiriler, o zekice göndermeler. kahkahalara boğuldum. akşam olduğundada muhteşem yüzyıla bakmaya karar verdim. muhteşem yüzyıl özet, reklam, muhteşem yüzyıl geniş özet, reklam, muhteşem yüzyıl yapım belgeseli, reklam derken yeni bölüme gelemeden uykum geldi ve televizyonu kapadım. ahahah bu güzel günde keyfime keyif kattım. televizyon gerçekten bambaşka bir dünyaydı. karım sağolsun rahat yatmam için bana koltukta yatak yapmış. düşünceli karım benim. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var derler ya işte benim arkamdaki kadın buydu.
    ···
  5. 5.
    +41
    iş yerine nefes nefese vardığımda iş yerindeki çok zeki ve yetenekli iş arkadaşlarım bana somurtarak bakıyorlardı. hahaha işte iş yerindeki pozitif enerji bu olsa gerek. patronum yanıma geldi ve kibarca "bu günde geç kaldın dıbına kodumun çocuğu" diyerek beni uyardı. nazik adam. bu günde kovulmadım sanırım. kendisine gülümseyen bir surat ifadesiyle dönerek "uyanamamışım. beni mazur görün." dedim. sağolsun oda anlayışla karşıladı. "maaşından kesinti yapıcam muallaknin evladı şimdi gibtir git işinin başına" diye cevap verdi. bu günde kovulmadım. benim patronum iyidir demiştim. hemen masama geçtim.
    ···
  6. 6.
    +40
    çıkmadan ofisteki iş arkadaşlarıma "hoşcakalın ben uzun bir tatile çıkıyorum" dedim. hepsi o kadar üzüldülerki kimse dönüp bakamadı bile. bende gülümseyerek yürüdüm gittim. şemsiyemi yanıma almamıştım. yağmur başladı. bu iyi bir haberdi. metrobüse kadar bu uzun yolu bu güzel yağmurun altında yürüyecektim. donuma kadar ıslandıktan sonra metrobüse bindim. bu sefer o kadar kalabalık değildi. ama sabah bana arkadan dayayan amcanın biraz ötede oturduğunu farkettim. tıpkı eski bir dostu, eski bir sevgiliyi görür gibi oldum. sevindim. oda bana baktı. elimi kaldırıp gülümseyerek selam verdim. amca beni pek giblemedi bile. sanırım tanımamıştı
    ···
  7. 7.
    +40
    ön masamda oturan iş arkadaşım sude. dakikalardır gözlerimi ondan alamıyorum. genç, güzel,yetenekli tıpkı benim gibi. bu gün yine her zamanki gibi çok güzel. ruhunun güzelliği yüzüne yansımış sanırım. oda benden hoşlanıyor. sonunda göz göze geldik ve o bal dudaklarıyla bana "ne bakıyorsun sen aptalmısın" dedi. hahaha benimle konuştu. gülümsemeye devam ettim. oda benimle samimiyet kurmak istiyor aslında belli. bana orta parmağıyla hareket çekti. çok tatlı bu kız. sonra yerinden kalktı ve patronumun odasına girdi. gerçi patronumun odasındanda pek çıktığı yok ya. sürekli elinde dosyalarla patronumun odasına giriyor. canım benim patronum artık onu ne kadar bunaltıyorsa çıktığında hep göğsündeki düğmelerin ilikleri açılmış olarak çıkıyor. ama genede yüzünden gülümseme ekgib olmuyor.
    ···
  8. 8.
    +39 -1
    eve gelmiştim sonunda. hiç param kalmamıştı. hahaha harcayacak bir paran olmaması çok güzel. kafan rahat. oturudum koltuğa oh mis. diz üstü bilgisayarımı açıp facebooka girdim. işte günün iyi haberi. gerçekten sevilen ve popiler bir insan olduğumun göstergesi. 10 yeni bildirim. serkan senin durmunu beğendi. serkan senin fotoğrafını beğendi falan. benim güzel karım ilişki durumunu ilişkisi yok yapmış. şu facebookun ayarlarını yapmayı öğrenemedi bir türlü. yanlışlıkla olmuş olmalı. biricik eski patronum karımın durumunu beğenmiş. beni kovmuş olsa bile çalışanıyla ve karısıyla bu kadar ilgili olması çok iyi. diyorum ya çevremde hep iyi insanlar var. dolapta kalan tek şey makarna. hahaha. bu akşamda ziyafet bekliyor beni desene.
    ···
  9. 9.
    +37
    serkan gibi bir arkadaşım olması iyiydi. akıllı, nazik ve ciddi biriydi. hayatımda örnek alacağım tek kişi oydu. çay bahçesinde 2 saatdir onu bekliyordum. geç kalmıştı. ama bu iyiydi. çünkü o yokken 2 çay içmiştim. bu içtiğim bayat çaylarlada karımın yaptığı demli çayın kıymetini anlamıştım. serkanı beklerken yan masadaki amca dikkatimi çekmişti. bir dakika. bu o. işte hayatın karşıma çıkardığı mükkemmel ötesi bir sürpriz daha. metrobüste bana dayayan amca orada evet. yanında bir amca daha tavla oynuyorlardı. seslendim ve elimi kaldırıp selam verdim. dönüp bana baktı. "oğlum gibtir git dıbına goyim" diye bağırdı. bu harikaydı. amca beni tanımıştı. demekki bana önem veriyordu. tam o sırada kafama sert bir şaplak yemiştim. "vay napıon pekekent!" evet bu serkandı. çok komik bir sulu şaka yapmıştı bana. hemen karşıma oturdu ve bir kahve söyledi.
    ···
  10. 10.
    +37
    tebessüm ettim. 3 saat işe geç kalmışım. neyseki iş yerindeki patronum bunu hoş görüyle karşılayacak hatta belkide gülecekti. koşarak metrobüs durağına yetiştim. ne kadarda güzel gelen metrobüsün içinde adım atacak yer yoktu. çiftleşmeyi ilk defa bu kadar yakından keşfedebilecektim. hahaha harika bi gün. bindim metrobüse. arkamda orta yaşlarda bir amca dayıyordu bana. önümdede hoş bir liseli kız. ahah bende ona dayıyordum. bu şekilde iş yerine vardım ve avcılarda yüzüm gülerek metrobüsten indim. inerkende arkamdaki amcaya ve önümdeki kıza teşekkür etmeyi ihmal etmedim.
    ···
  11. 11.
    +35
    güzel bir muhabbet geçti aramızda. dedim ya serkan kültürlü, aklı başında ve nazik biridir. beşiktaşın yenilmesi üzerine bütün takıma tek tek sövmesiyle muhabbetimiz başlamıştı. ben futboldan pek anlamadığım için ne dese evet derdim. sonrasında gittiği masaj salonlarını ve apartman yöneticisini nasıl dövdüğünü anlattı bana. aramızda geçen bu koyu muhabbetin sonrasında serkanın nasıl bu kadar harika bir insan olduğunu düşünüyordum. iyiki onunla arkadaş olmuşum. tam evimin kirası için ondan para isteyecektimki serkan hızlı davrandı. "geçen iddiada sağlam maçlara 500 lira bastım dıbına koyayım yattı kupon bana acil para lazım banko maç var versene" ne kadarda sporla ilgili biri. hemen cebimdeki parayı çıkardım ve serkana verdim. oda bana "rahat ol dıbına koyim paranı katlayıp sana getircem" dedi. ona güvendim. daha önce bu şekilde benden milyarlarca borç alıp hiç birinide geri getirmemişti. ama bu parayı vermemle hem arkadaşıma yardım etmenin vereceği manevi hazzı kazanacaktım. hemde bu sefer güvenim boşa çıkmayacaktı. doğru bir iş yapmıştım. sonra bir anda "hadi gömdüm" deyip masadan kalkıp gitti. lakin bu iyiydi. vedalaşmayı sevmem zaten.
    ···
  12. 12.
    +35
    muhteşem günüm güzel bir telefonla başlamıştı işte. hemen cebimdeki diğer kredi kartımla borcumu telefondan kapattım. tanrım ne kadar şanslıydım. mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. güzel bir kahvaltı beni bekliyordu. koşarak mutfağa gittim. ocağın üstündeki tavayı büyük bir mutlulukla açtım. sürpriz. işte günün küçük sürprizi. içinde sadece yağ kalmış. sucuk bitmiş. oh mis. oturdum bir güzel ekmeğe banıp banıp yedim yağımıda. böylesine güzel bir kahvaltının ardından işe geç kalmamak için hemen ayakkabılarımı giydim. kol saatimi koluma taktım. saate baktığımda 11'di.
    ···
  13. 13.
    +36 -2
    hayat bana güzel diyorum bazen. hayatımda her şey yolunda gidiyor. eve geldiğimde benim anlayışlı karım mutfaktaydı. romantik anları seven biri olduğunu biliyordum. bu yüzden ona arkadan sarıldım. tıpkı metrobüste amcanın bana yaptığının bir benzeriydi bu. karım irkilerek "ne yapıosun be salak" diye bağırdı. kocaman bir kahkaha attım ona. "günaydın" dedim sımsıcak bir gülümsemeyle. "senin bu saatde işte olman gerekmiyomu, genemi kovuldun allahın belası" diye bağırdı bana. her şeyi yanlış anlamıştı. patronumun iyi niyetinden tamamen habersizdi. "hayır hayatım sadece tatildeyim" dedim. bana bir tokat patlattı. insan sevdiğine zarar vermek istermiş. beni sevdiğini her zaman biliyordum. biricik karımdı o benim. gülümseyerek oturma odasına geçtim.
    ···
  14. 14.
    +33
    sabah kalktığımda karım evde yoktu. buzdolabının üstünde bir not buldum. "ben annemlere gidiyorum sakın beni almaya gelme" ahahah bu kadını bu yüzden seviyorum. hem yaşlı annesini ziyaret etmiş. hemde tek geri dönebileceğini, benim yorulmamamı söylemiş. cebimde son 500 lira param var. güzel bir tatil olacağa benziyor benim için. bayat bir dilim ekmek ve zeytinden oluşan mütavezi kahvaltım sırasında telefonum çaldı. arayan en sevdiğim arkadaşım serkandı. aslına bakarsanız tek arkadaşım serkandı. çay bahçesinde buluşup sohbet edecektik. oh mis bu günde canım sıkılmayacak serkandan borç para isterim verdiğindede kirayı ödeyebilirim sanırım. çok şanslıyım ben.
    ···
  15. 15.
    +27
    sokakta yürürken bir banka oturdum. o sırada sokağın karşısındaki kuyumcunun alarmı çalıyordu. hahaha. soyulmuş olmalı. ama bu onlara güvenlik önlemlerini arttırmaları ve daha dikkatli olmaları konusunda yarar sağlayacaktı. dükkanın sahibi polis diye bağırıyordu. kuyumcuyu soyan adam bana doğru koşmaya başladı. polis sireni duyulunca hırsız bana elindeki torbayı fırlattı. maddi açıdan biraz sıkıntıda olduğumu anladı sanırım. iyi insanlarda var. refleks olarak tuttum bende. sonra bu kafasındaki çorabı çıkarıp benim kafama geçirdi. hahaha. bir hırsızın bile bazen bir ortağa ihtiyacı vardır. onu nasıl kırabilirdimki. ama ben suçlu değildim bu yüzden ona bu nazik teklifi için hayır diyecektim. derken bir şey göremiyordum. kafamdaki çorabı çıkardım. bir baktığımda çevremde polisler vardı. rıza baba "yere yat pislik herif" diye bağırdı. suç mahaline bu kadar hızlı gelen kaç tane polis tanıyordumki. anlamalıydım. rıza baba ve ekibini görünce gülümsemeye başladım. artık güvendeydim. dediklerini yaptım ve ellerimi kaldırdım.
    ···
  16. 16.
    +26
    mesut komser yolda giderken "nasıl yaparsın bunu pislik herif" diyerek bana bir kaç yumruk patlattı. karakola geldiğimizde sorgu odasına oturtutlar. sanırım çay ikram edeceklerdi. ama neden burada olduğumu hala anlayamamıştım. rıza baba içeri girdi ve "pekala evlat neden yaptın ha! söyle neden yaptın böyle birşeyi?" dedi. bende atmden neden para çektiğimi sorduğunu düşündüm. "parayı ihtiyacım vardı yaptım" dedim. rıza baba "artık yolun sonuna geldin." dedi. bende "hayır aslında her gün benim için yeni bir başlangıçtır dedim" sorgu odasında bulunan rıza babanın damadı ali, "adam pisliğin teki çıktı rıza baba" dedi. rıza baba aliye dönerek bunu onayladı. daha sonra sorgu odasından çıktılar.
    ···
  17. 17.
    +24
    işte günün küçük sürprizi. bana bu güzel günde enerji verecek bir doping. aranan kan. bu kayınvalidemin sesiydi. kendisi çok sevecen ve şirin bir kadındır. öz annem gibidir. beni oğlu gibi sever. heyecanla kapıyı açtım. hoşgeldin anneceğim dedim ve sarıldım. sarılmamla beni itmesi bir oldu. “ay. anası gibi yılışık, babası gibi kurnaz. kızımın hayatını mahfettin meymeletsiz herif, senin için saçını süpürge etti, onu ne doktorlar, ne mühendisler istedide senin gibi bir serseriye ne halt yemeye verdik. ah benim talihsiz kızım, ah benim kadersiz yavrum, ah benim aptal kızım.” diyerek söylenmeye başladı. otoriter anne rolünü çok iyi yapıyordu. ama beni sevdiğini biliyordum. benim için mutlu olabilmesi için ona sürprizimi söyledim. “anne ben iş buldum, görüşmeye gidiyorum!” diye bağırdım. yüzüme tükürdü. çantasıyla bana vurmaya başladı. aynı zamanda “boyun posun devrilsin, gün yüzü görmeyesin” gibi bir şiir okuyordu. sonra çekip gitti
    ···
  18. 18.
    +25 -1
    daha sonra kamera kayıtları nedeniyle beni karakoldan çıkardılar. ne olduğunu bile anlamamıştım. giderken arkamı döndüm ve "ben pisliğin teki çıkmadım rıza baba" diye bağırdım. eve dönerken karımı aramam gerektiğini hissettim. telefon uzunca bir süre çaldı sonra açtı. bir erkek sesi "alo kimsin" diye sordu. bu sesi hemen tanıdım. biricik patronum karımın telefonuna cevap vermişti. "benim patron karımın telefonu sende ne işi var" diye kibarca sordum. biraz geveledi. sanırım hala beni kovmasının vermiş olduğu üzüntünün etkisindeydi. "seni sormak için karın şirkete uğramıştı, telefonunuda burda unutmuş" dedi. sesi nefes nefeseydi. arkadan karımın "kocammı" diye gelen sesini duydum. gülümsedim. anladımki karım benim için patronumla konuşmaya gitmiş. benim için kafa yormaları hoşuma gitmişti. anlamamazlıktan gelmeliydim. çünkü karım işe geri alınmam için patronumla konuşmaya gittiğini bilmemi istemezdi. biricik patronum ve karım ikiside iyi insanlar. "tamam anladım" diyerek telefonda sırıttım. patronum "neyse kapatmam gerek sonra konuşuruz" diyerek telefonu kapadı.
    ···
  19. 19.
    +23
    sabah sımsıcak bir güne uyandım. kartımla para çekmek için bankaya gitmem gerekiyordu. dışarı baktım hava çok güzeldi. yağmur yağıyordu gene bardaktan boşalırcasına. bende fantazi olsun diye şemsiyemi almadım gene. sokakta yürümeye başladığımda yağmur değil dolu yağdığını farkettim. desene bu yolculuk dahada eğlenceli olacak. normalde hiç sıra olmayan atmnin önünde oldukça sıra vardı. hepsi para çekmek için beni bekliyorlarmış gibi hissettim ve sevindim. sosyallik bu olsa gerek hahaha. sonra sıranın önünde biri dikkatimi çekti. tanıdık bir yüz. metrobüsteki amca. gülümsedim. elimi kaldırarak seslendim. selam verdim. arkasını dönüp baktı bana. "dıbına koduğum genemi sen" gülümseyerek evet dedim. amca söylenmeye devam ediyordu "sigtir git lan başımdan delimidir nedir" ben dayanamadım bastım kahkahayı. sıra bana geldiğindede kalan 200 liramı çektim hesabımdan. çekmesem hacizle o 200 lirayada el konulacaktı zaten. hey hat! artık cebimde biraz parada var. sanırım şans yüzüme ufak bir gülümseme kondurdu.
    ···
  20. 20.
    +22
    işsiz olmak gibisi yoktur. erken kalkmak zorunda değilsin. ödeme yapmak zorunda değilsin çünkü paran yok. rahatsın. yani moralim yerindeydi. eve dönmüştüm. ama oturmaktan canım sıkıldığında tekrar dışarı çıkıp bir tur atayım dedim. hava serindi. dolaptan ne zamandır giymediğim kalın montumu çıkardım ve giydim. elimi cebime attığımda bir kağıt buldum. çıkardım ve dakikalarca sevinç çığlığı attım. 50 liralık banknot. hahaha. şanslı günüm. ne yapsam diye düşündüm ve sinemaya gitme fikri geldi aklıma. mısırımıda alıp güzel bir film izleyecektim
    ···