/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
  1. 26.
    +56
    Ahmed Arif'ten özür dilerim. O sinirle kitabını duvara fırlattım.

    Ulan şu hayatta neden gülemiyordum ben?

    Ne zaman sevinsem yumruğu yiyordum. Oturuyordum.

    Dolapta biraz viski vardı. Aldım kafama diktim. Başım dönüyordu. içim içime sığmıyor, taşmak istiyordum.

    Bir tel kıvırcık saç.. bu kadar mı bir insanı yıkabilirdi. Bu kadar mı lan!

    Ne istiyorsun hayat benden, ince bileklerimle tutunamıyorum sana.

    Onları mı istiyorsun!

    Al o zaman!

    Arka fonda Ahmet Kaya çalıyordu.

    "Dün gece gördüm düşümde 
    Seni özledim anne 
    Gözlerinden akan bendim 
    Düştüm göğsüne 
    Söyle canın yandı mı anne?
    Camlar düştü yerlere 
    Elim elim kan içinde 
    Yanıma gel yanıma anne."

    Sadece ellerime ılık ılık akan kanı hissediyordum. Başım gittikçe hafifliyordu.

    Ortalık bulanıklaştı..

    Uyandığımda hastanedeydim. Yukarı baktım,bir ünite kan takmışlardı.

    Acaba kimin kanıydı?

    Bileklerim pansumanlıydı. Başımda Ali ve Ahmet vardı.

    Pgibiyatrist geldi ve pgibiyatri servisinde yatacağımı söyledi.

    Deli miydim ben?

    Rahat rahat ölmek de yasak olmuş bu ülkede demek.

    Size ne ulan huur çocukları! Size ne!
    ···
    1. 1.
      0
      Intihar etme huur daha ben etcem
      ···
    2. 2.
      0
      intihar et artık amk
      ···
    3. 3.
      0
      Etme lan intihar huur çoçuuuu
      ···
    4. 4.
      +1
      iki yanımda iki polis

      Ellerim kelepçede

      Beni bul beni bul anne...
      ···
    5. diğerleri 2
  2. 27.
    +57 -1
    iki bira bir de sigara aldım ve oturdum deniz kenarına.

    Bir de müzik açtım.

    "ibrahim Erkal- sırılsıklam"

    Aşık olsam sırılsıklam diyordu.

    Düşündüm de ben hiç aşık olmamıştım. Kızlarla iletişime girmemiştim. Erkeklerle bile girmiyordum ki zaten anasını satayım.

    Benim düşüncelerim zaptediyordu bedenimi. Düşünmekten yemek bile yiyemiyordum. Düşünmek de hastalık diye düşündüm.

    Biranın kalanını da diktim kafama.

    Bilirsiniz moraliniz bozuk olunca,bir de müzik varsa iki birayla bile devrilirsiniz.

    Fiziksel olarak devrilmedim ama dilim açıldı. Konuşmak istiyordum deli gibi konuşmak.

    Sahil kenarında bir banka oturdum. Bir kızın yanına.

    Hatırlamıyordum saçları nasıl, gözleri ne renk.

    Tek bildiğim kulağında kulaklık olduğu halde yanında o kadar tek yönlü sohbet etmiş olmam.

    O da benim gibi umursamazdı. Kulaklığı çıkarıp bu adam acaba ne konuşuyor bile demiyordu. Hoşuma gitmişti. Ben de iyiden iyiye konuşmaya başladım kızla kendi kendime.
    ···
  3. 28.
    +56 -1
    Ne yani lan dedim.

    "Birisinin hayatına girip,onu bir hamam böceği gibi hissettitip sonra da senin bende yerin ayrı deyince gerçekten yerim ayrı mı oluyor? Hamam böceğine hamam böceği deyince onun bizdeki yeri hamamlar mı oluyor?"

    Gülümsüyordu.

    Söylediklerim komik gelmişti.

    Bu absürt komedi tarzı anılarımı anlattığımda neden herkes gülerdi?

    Anlayın ulan neler hissettiğimi anlayın. Stand up yapmıyorum ben burada.

    Acılarımı anlatsam duygusal bir anımda herkes ağlardı. Dram filmi mi çekiyoruz burada? Neden ağlıyorsunuz?

    Zaten beni hissetseler ağlayamazlardı.

    Yutkunamamak hastalığının tedavisi tıp fakültelerinde okutuluyor muydu acaba?

    Yutkunamamanın overdozu..

    Sema gülümsüyordu sadece.

    Gözlerim saçlarına gitti. Omzuna bir teli kırılıp düşmüştü.

    içimden bir şeyler koptu zaten.

    Kıvırcık saçlar da kırılır mıydı?

    Aldım o saçı oradan ve yere atar gibi yaptım ama atmadım.

    Eve gidince Ahmed Arif'in şiir kitabının arasına koyacaktım.

    "Hasretinden prangalar eskittim
    Saçlarına kan gülleri takayım.
    Bir o yana,bir bu yana"
    ···
    1. 1.
      -5
      Vay canına. Dostum ilk paragraf çok iyiydi. Yalnız değilsin, inan bana değilsin.
      ···
  4. 29.
    +56 -1
    Eve geldik. Ahmet halletmiş sofrayı. Ahmet Adanalı'dır zaten. Yemeklerden on numara anlar.

    Eftelyayla oturduk sofraya. Ali de geldi. Bir bardak rakı içti mal gitti lavaboda kustu tekrar geldi.

    Yemekleri yedik. Ahmet'e Eftelya başladı söylemeye. Öyle güzel söylüyorlardı ki baktım Ali gözlerini kapatmış, kurbağa gibi sesiyle eşlik ediyordu. Ben de ettim.

    Sonra Ali'yle göz göze geldik, ikimiz de sustuk resmen türkülerin içine sıçıyorduk.

    Eftelya söylüyordu, Ahmet susuyordu.

    Eftelya çalıyordu, Ahmet söylüyordu.

    Yavaş yavaş ortam bitti.

    Ahmet'e Ali yattı. Eftelya'yla ben kaldım.

    Eftelya nerede yatacaktı? Bu saatte bırakmadım.

    Benim odaya gittik.
    ···
    1. 1.
      0
      Aha gibicek xd
      ···
    2. 2.
      +12 -1
      Kurbaga ferre
      ···
    3. 3.
      0
      rezarvasyon gibicek hehehehhe
      ···
    4. 4.
      0
      Devam panpa takipteyiz
      ···
    5. 5.
      0
      Gibişmi geliyor acaba rez xd
      ···
    6. 6.
      0
      Sonra 3 zenci geldi deme kaç hikayeni okudum pekekent
      ···
    7. 7.
      0
      Başkan ilk defa bi hikayende neşelendim biraz ama bana öyle geliyor ki sonda belamızı gibeceksin.
      ···
      1. 1.
        0
        Ciğer kalmadı dostum gibile gibile bende de.
        ···
    8. diğerleri 5
  5. 30.
    +57 -2
    O sene öyle geçti.
    Kıvırcık yanımda oturuyordu ama çok fazla sarmaş dolaş değildik. O sene içinde 3 tane de sevgili değiştirdi.

    Annemin nöbetleri artmaya başlamıştı. Bazen kendini kaybediyor, etrafına ve kendine zarar veriyordu.

    Benim derslerim çok çok iyiydi. Unutamıyordum hiçbir şeyi çünkü. Kısa zamanda dershane birincisi olmuştum.

    Kesinlikle üniversite kazanacaktım ama annemle kardeşime ne olacaktı?

    Babama durumu anlattım. Anneme bakıcı tuttu, kardeşimi de yanına aldı. Yurtdışına gittiler.

    Sema'yla ben de aynı üniversiteyi kazandık.

    Sevgililerinden ayrılmıştı. Nasıl olsa yeni bir ortama girecekti.

    Esat abiyle konuştum. Yurtta kalmamı önerdi.

    Haklıydı. Ben evde kalırsam kafayı yerdim. Biraz sosyalleşmem lazımdı. Üniversitede yargılamazlardı zaten beni.

    Sema'dan önce gittim. Yurda yerleştim. Odam dört kişilikti. Oda arkadaşlarım nasıl olacak acaba diye düşünmeye başladım.
    ···
    1. 1.
      0
      Reserve
      ···
    2. 2.
      0
      Hadi reiss
      ···
    3. 3.
      0
      Hadi reiss
      ···
    4. 4.
      0
      gibmeseler bari
      ···
    5. diğerleri 2
  6. 31.
    +56 -1
    Sahaf Esat abiyi anlatayım size biraz. Orta yaşlarda, kısa boylu tonton biriydi. Giydiği gömleğinin cebinde gözlüğü olurdu hep. Karısı terkedeli 10 sene falan olmuştu. iki tane çocuğu vardı ve 10 senedir görmemişti. O zamandan beri hiç evlenmemişti.

    Geçimini kitaplardan sağlıyordu.

    Yanına gittim. Küçük bir odası var, oraya geçmiş. Bir Müzeyyen Senar plağı koymuş,bir de büyük açmış demleniyordu.

    "Gamzedeyim deva bulmam, garibim hiç yuva kurmam"

    "Oo gel Gia gel. Şu ince belli bardağa biraz dem kat da sen de demlen."

    Çok değişik bir konuşma tarzı vardı. Seviyordum ben bu adamı. Babam gibi seviyordum.

    Esat abinin deyimiyle demlenmeye başladık. Konuştukça konuşuyorduk. Vakit öyle ilerlemişti ki haberim yoktu.

    O gece orada kaldım. Dükkanda odanın birinde yatak vardı. Sahaf deyip geçmemek lazım. Orası Esat abinin eviydi. O geceyi orada geçirdim.

    Uyandığımda büyük bir susuzluk hissettim. Koştum çeşmeye kana kana su içtim.

    içeriden mis gibi kokular geliyordu. Esat abi kahvaltıyı hazırlamış, yumurta pişiriyordu. Çay kokusu dolmuştu içeriye. Kitap kokusuyla da birleşince zamanı durdurmak istedim o an. Ama zaman durmuyordu.
    ···
  7. 32.
    +55 -1
    Dershanenin başlama zamanı gelmişti. Uzun zamandır o kıvırcık kızı görmemiştim. ilk günden gittim dershaneye. En arka sıraya oturdum elimde okuma kitabım vardı. Kulaklığımı taktım ve okumaya başladım. Ne de olsa ben ders çalışmaya gelmemiştim dershaneye.

    Yanıma bir kız oturdu. Baktım o kıvırcık kız. Şansa bak aynı sınıfa düşmüştük.

    Kulaklığımı çıkarmadım.

    Kız tuttu çıkardı kulaklığı.

    -ille ağlayalım mı? Dedi.
    -yok diyebildim.

    Ders başladı. Biz kızla muhabbet ediyorduk. Kızın ismini bile bilmiyordum daha.

    -ismin ne? Dedim.
    -Boşver öğrenirsin dedi.

    Benim ismimi sormadı. Sorsa aynı cevabı alacağını anlamıştı.

    Dilim açılmaya başlamıştı baya. Bazı yazarların değişik alışkanlıklarından falan bahsediyordum gülüyordu o da.

    Gözlerine fazla bakamıyordum.

    Bileklerime bakmamalıydım. Moralimi bozarsam çöker, içime kapanırdım yine.

    Tenefüs oldu.
    ···
    1. 1.
      0
      rez devam
      ···
  8. 33.
    +60 -6
    Bu hayatta hakim olduğum tek konu belki de kitaplardı, edebiyattı. Habire okurdum. Beynim duramazdı okumadan. Uyuşturucu bağımlısı gibi kitap bağımlısıydım.

    Kızla kitaplar hakkında kendi kendime konuşmaya başladım.

    -Oğuz Atay hayata tutunamadı albayım. Beyninde tümör vardı, gitti. Arkadaşları o tuvalette kusmaya gidince kapıda beklerdi. O da içeriden ölmedim daha merak etmeyin derdi.

    Ben de ölmedim görüyor musun? Konuşuyorum senle. Ben daha önce kimseyle konuşmadım.

    Kızla konuşuyordum ama ona bakarak değil. Ayaklarıma bakarak konuşuyordum.

    Arada bir susuyor, dinliyordum. Son ses müzik dinliyordu. Ses kulaklıktan dışarı taşıp, bana geliyordu. Son ses pop dinliyordu.

    Ama olsun beni dinliyormuş gibi yapıyordu ya bana o da yeterdi.
    ···
    1. 1.
      0
      Yak albayim beeə
      ···
    2. 2.
      +2 -3
      O kadar yazar varken "oğuz atay" dedin ve cügüyü aldın
      ···
  9. 34.
    +55 -2
    Eve giderken yolda bir köpek geliyordu.

    Köpeğe baktım ve "Merhaba kardeşim halin vaktin nasıl?" Dedim.

    Karşı apartmanda balkonda bir kız gördü bunu ve kahkahayı bastı.

    Nereden bilsin ki Sadri abimin şu sözünü:

    "Sokak köpeklerine selam vermeye başladığında adam olmana çeyrek kalmıştır."

    Hayvanlar bizden daha akıllı diye düşündüm. Adamların konuşma derdi yok bi defa abi.

    Biz konuşmak zorundayız. Yoksa rahat bırakmazlar deli misin derler.

    Kendi içimizde inzivaya çekilmiyoruz ki.

    Nietzsche gibi bir mağaraya mı taşınsaydım?

    Sonra sokaklarda tanrı öldü diye bağırırdım hem.

    Tanrı ölmedi beyler. Tanrı intihar etti.

    Yukarı baktım ve
    "Kıvırcıkları yarattığında beni de öldürdün tanrım!" Dedim.

    Eve girdim ders çalışmaya başladım.

    Annem kendine gelmişti.

    Geldi ve bana sarıldı.

    Gözümden iki damla yaş düştü kitabın üstüne.

    Sarıldım..

    Beni yalnız bıraktı sonra annem.

    Delilerden başka kimse anlamadı delilerin halini çünkü.
    ···
    1. 1.
      +8 -1
      Hikayeyi yarida birakirsan giberim belanı
      ···
    2. 2.
      +1
      Kardeşim harika yazmışsın tebrik ediyorum
      ···
    3. 3.
      0
      Yalnız değilsin kardeşim bizi anlayanlar bi sokak köpekleri birde yalnızlar
      ···
    4. diğerleri 1
  10. 35.
    +54 -1
    Çıkışta bu elemanlar beni tuttu. O çocuk konuşmaya başladı.

    "Demedim mi ben sana ondan uzak duracaksın diye?"

    Cevap vermedim. Umrumda değildi.

    Bir tane geçirdi ağzımın ortasına.

    Beni yolda görseniz adamdan saymazsınız zaten.
    Yere düştüm. Dudağım patlamıştı. Bir iki damla kan düştü yere. Ağzıma kan tadı geliyordu. Böyle pek fazla rahatsız etmeyen bir tadı vardı hemoglobin aromalı.

    Bir şeyler konuşuyordu pek dinlemedim. En sonunda başımdan gittiler.

    Bileklerime baktım. Acıdım kendime. incecikti. Dudağımı sildim bileklerime.

    Eve gittim öylece. Annem odada sayıklıyordu.

    "Ahmet geçmiyor inan ki saatler"

    Kardeşim bilgisayarın başındaydı. Odama geçtim. Uzandım ve bileklerime baktım tekrar. Üzerinde kan vardı ve kurumuştu. Çenemde de biraz ağrı vardı.

    Aklıma Didem MADAK'ın ağrı şiiri geldi. Lavaboya gittim ve üzerimi temizleyerek şiiri mırıldanmaya başladım.


    "sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul'a 
    ciğerlerimin filmini çektiler 
    ciğerlerim artiz oldular icabında 
    akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu 
    sigara figüran falan. "
    ···
  11. 36.
    +55 -2
    Beyler bugün dibe batıyoruz.. Hatalar yapıp kusurlar işliyoruz. Bugün kıvırcığımın saçlarında asıldım. Benden adam olmaz. Hadi evrene orta parmağımızı gösterelim!

    Siz uyumazsanız ben de uyumuyorum. Sabahçıyız kardeşlerim..
    ···
  12. 37.
    +53 -1
    ilk oda arkadaşım geldi. Ne yalan söyleyeyim korktum ilk bakışta. Hayvan gibi vücudu vardı. Biraz konuştuk falan aşırı saf çıktı.

    O da hayatında hiçbir kızla çıkmamış. Sadece bütün hayatını vücut yapmaya adamış birisi. Geldikten bir gün sonra hemen spor salonuna yazıldı zaten. Asosyaldi. Geceleri vücut dergilerini okur, ardından protein tozlu sütünü içer uyurdu. ismi Ali.

    Ondan sonra gelen oda arkadaşlarımın sırtında bağlaması vardı.

    "Selamün aleyküm kardeşim" dedi. Tok bir sesi vardı. Çok cana yakın geldi. Telefonunun duvar kağıdında Neşet Ertaş vardı. Hani adam gibi adam derler ya bu çocuk aynen öyledi. ismi Ahmet.

    Sonra son çocuk da geldi. Sarışın, renkli gözlü uzun boylu bir şey. Fırıldak gibi yerinde duramıyordu. Tam bir bin. Haftasonları demlenecek birini bulmuştum sonunda. Adı Burak.

    Ahmet güzel sanatlarda okumak için gelmiş,Ali BESYO, Burak da mekatronik mühendisliği.

    Nuh'un gemisi gibi bir odaya düşmüştüm yani.

    Sema da gelmişti. Eve çıkmıştı o.
    ···
    1. 1.
      +1 -1
      Ulan 18 yaşındayım 4 yaşından beri yanımda olan tek şey sporum amk gece gece ağladım lan amk senin
      ···
  13. 38.
    +53 -1
    Yok arkadaş olmuyordu. Akşama doğru tekrar gittim Esat abinin yanına.

    "Gel otur şöyle" dedi.

    Oturdum.

    Bir tane sigara verdi. Yine rakı doldurdu.

    Karaciğerimin daha kaç kadehlik ömrü kalmıştı?

    Konuşmaya başladı:

    Bak oğlum insanlar çok yüzeyseldir. Her şeyi dış görünüş zannederler.

    Nazım Hikmet'in kitaplarından ilk basım bir kitabı gösterdi.

    Bak, paramparça ama çok değerli. Kimse dönüp bakmıyor bile dışı böyle diye. Ama değerli işte çok değerli.

    Sen de öylesin.

    Evet dedim. Dışarıda görseniz beni adamdan saymazsınız.

    Saymayız oğlum dedi.

    Açık açık konuşuyordu benle.

    Baban zengin biliyorum oğlum ama boş boş gezerek ömrünü heba etme buralarda. Seni çok yadırgıyorlar ama sen çalış iyi bir üniversiteye git. Orada kimse seni yadırgamaz. Yeni insanlarla tanış oğlum. Yeterince dibe battın zaten. Şimdi yükselme zamanı gelmedi mi?"

    içimde tekrar ediyordum.

    Gelmedi mi ulan huur çocukları! Gelmedi mi!
    ···
    1. 1.
      0
      Allah için hızlı yaz gia
      ···
    2. 2.
      0
      Devam et panpa dinlemedeyiz rezz
      ···
    3. 3.
      0
      Böyle yazarın gözünü seveyim be
      ···
    4. 4.
      +1 -3
      Seni sokakta gorursem agzini gibicdm simdi yeter gibtigimin salagi
      ···
    5. diğerleri 2
  14. 39.
    +53 -1
    Düşünmeye başladım. Düşünme krizlerim yine tutmuştu.

    Ben bu hayatta olmamalıydım beyler. Gidebileceğim iş garantisi olan bölümler varken bastım gittim istediğim bölüme. Aç kalacaksın dediler bana. Aldırmadım. Ama geceleri kulaklığımı takıp sabahlara kadar gezdiğimde görmemezlikten geldiler. Kimse demedi ki üşütürsün, soğuk alırsın. Ben çok üşüdüm beyler.

    Sigara içtiğimi öğrendiklerinde bırakmam için verdikleri çabayı beynimin beni rahat bırakması için vermediler. Kimse bilmiyor pgibolojik tedavimi neden yarım bıraktığımı. ilaçların en yüksek dozları fayda etmiyordu. Pgibologla tartıştım. Bana sorunlarını değil hayatını anlatıyorsun dedi. "Benim sorunum zaten hayatım" dedim ve bastım çıktım. ilaçlar bittiğinde yoksunluk sendromundan yolda yürüyemez haldeyken kimse halimi hatrımı sormadı.

    Neyse bu kadar düşünmek yeter.

    Bastım çıktım odadan dışarıda yürürken Sema mesaj attı. "Parka gelsene"

    Cevap vermedim. Yürümeye başladım parka doğru.

    Aynı bankta oturuyordu. Gittim yanına oturdum.

    Bir kızla hayatımda ilk defa küfürlü konuştum.

    "Deveyi diken adamı giben yararmış. Senle konuşmayınca mı aklına geliyorum sürekli?"

    "Senin yerin bende ayrı anlamıyorsun" dedi.
    ···
    1. 1.
      0
      çabuk yaz aq
      ···
    2. 2.
      0
      Rez sema çocuğun hayatını yakacak
      ···
  15. 40.
    +52 -1
    En sonunda beynimde bir amaç vardı.

    "Üniversite kazanmak"

    iyi de hangi bölümü kazanmak istediğim hakkında bir fikrim yoktu.

    Arama motoruna yazdım;

    "En çok pgibolojisi bozuk olanların okuduğu üniversite bölümleri"

    Bir şey bulamadım. Neyse çalışmak lazımdı. Hangi bölüme gideceğime sonra da karar verirdim.

    Sema yine yanımda oturuyordu dershanede. Ama ben bu sefer dersi dinliyordum.

    Hocanın dikkatini çekmiş olacak ki yine çağırdı tenefüste.

    "Gia hani sen zengindin üniversiteye gitmek istemiyordun ama dershane ortdıbını sevdiğin için geliyordun? Kararını mı değiştirdin. Seni dersi dinlerken gördüm."

    "Yok hocam üniversiteye gitmek istemiyorum ama ders dinlemeyi de seviyorum. 3-5 sene daha burada ders dinleyeceğim. Alışın artık bana"

    Dedim ve yine hocanın yüz ifadesini seyrettim.

    Hoşuma gidiyordu böyle yapmak. Zaten hayatta zevk aldığım üç beş şey kalmıştı.

    Sema'nın yanına gittim ve sordum.

    Üniversitede hangi bölüme gitmek istemiyorsun?
    ···
    1. 1.
      +2 -3
      panpa bence sen popüler kültürün kölelerinden birisisin tamam pgibolojin bozuk ve bu çok cool hikaye de her zaman yazdığın klagib ve saçma bir hikaye ama zaman geçirmek için okunur rez
      ···
    2. 2.
      0
      istemiyorsun derken
      ···
    3. 3.
      0
      Popüler kültürün kölesi değil. Popüler kültürün kölesi olmadığı için böyle hikayedeki kahramanımız.
      ···
    4. diğerleri 1
  16. 41.
    +53 -2
    Kardeşimi bilgisayarın başından kaldırdım. zütürdüm bir parkın yanındaki kafeye oturduk. O kendine dondurma aldı ben de çay.

    Biraz yüzüne baktım, bana benziyordu ama büyürse benden yakışıklı olurdu.

    Benim kurbağadan tek farkım saçlarımın olmasıydı. (Rahmi Vidinlioğlu'dan alıntıdır bu cümle.)

    Bileklerine bakmadım. Acımak istemiyordum.

    Düşündüm de kaç yıldır aynı evdeyiz ama tanımıyoruz birbirimizi.

    Neyi sever, neye sinirlenir. Şu hayattaki en büyük korkusu nedir. En büyük hayali nedir?

    Kardeşimle ilgilenmiyordum. Babamdan ne farkım vardı?

    Saçlarım vardı..

    Konuşmaya başladım kardeşimle.

    Ee ne yapıyorsun abisi falan diye muhabbete girdim ama sohbet yürümüyordu. Konuşacak ortak konuklarımız yoktu.

    Bir sigara yaktım.

    Sigara zararlı dedi o ince sesiyle.

    Biliyorum dedim konu kapandı.

    Eve döndük tekrar. Şevkim kırılmıştı. Annemi çıkarmaktan vazgeçtim.
    ···
    1. 1.
      +3
      Saçlarım vardı ahahah iyiydi panpa
      ···
    2. 2.
      -8
      Babasının kel olduğu çıkıyor ortaya
      ···
      1. 1.
        0
        Ne dedi bu şimdi
        ···
  17. 42.
    +51 -1
    Kalktığımda annem kahvaltı hazırlamış evi temizlemiş ve yine donmuştu.

    Başlamıştı yine sayıklamaya.

    "Ahmet evi bile temizledim ama içimi temizleyemiyorum. Affet beni"

    Takılı kalmıştı annem. Hani eski televizyon değil ki bir iki tane vurasın kendine gelsin.

    Alışmıştım artık bu evde kimsenin pgibolojisi düzgün değildi.

    Kahvaltıyı yaptık kardeşimle. Sofrayı toplamadım kendine gelirse annem de yesin diye.

    Kardeşim hemen bilgisayar başına geçti. Ben de sahaf Esat abi vardı. Oraya gittim.

    Esat abi: E Ben:Gia

    E: Oo kimleri görüyorum. Ne yapıyorsun Gia?

    Gia: iyiyim abi sen neler yapıyorsun? Charles bukowski'nin kitapları gelecekti geldi mi?

    E: Geldi geldi gel bakayım sana bir iki tane de hediye edeceğim kitap ayırdım.

    Gia: yok abi sen onları sat. Para kazanıyorsun bunlardan sonuçta.

    E: Öyle deme oğlum zaten kaç kişi okuduğunu anlıyor bu devirde. Bu kitapları en iyi sen anlarsın senin olsun.

    Gia: teşekkür ederim abi.

    Kitapları aldım ve eve geldim akşama doğru.

    Annem kendine gelmişti ve sayıklamıyordu.

    Uyumuştu. Artık aralıksız iki gün uyurdu. Kapısını çektim, kardeşim de hâlâ bilgisayar başındaydı. Odama geçtim. Telefonla pek ilgilenmezdim ama elime aldım.
    ···
  18. 43.
    +50
    1 ay sonra üç beş türkü çalmaya başlamıştım bile. Ahmet söyle de diyordu. Söyleyemiyordum. Sadece çalıyordum.

    Sema'yla sık sık görüşmeye başladık.

    "Sen ne garip bir şeysin böyle" diyordu.

    Bir gün ona şiir okurken kitabın içindeki saç telini gördü ve gözleri doldu.

    Sonra iki damla döküldü..

    "Neden ağlıyorsun?" Dedim.

    "Sana yaptıklarımdan utanıyorum." Dedi.

    Düşündüm de biz olur muyduk?

    Yan yana yürürken birisi laf atsa dayak yerdim.

    Beni bir çocuk bile dövebilirdi.

    Ama benim duygularım vardı. Beynim vardı..

    Yeter miydi bunlar Sema'ya?

    Reflü olmuştum. Alkol yasaktı.

    Ben de kendimi yazmaya verdim. Habire yazıyordum gizli gizli.

    Çünkü eğer birisi yazdıklarımı okursa,bir cinayet betimlemesi ile karşılaşırdı.

    Kime şiir yazsam onu öldürüyordum. Şu sıralar adam öldürmekle şiir yazmak arasında pek bir fark kalmamıştı.(alıntıdır bu cümle)
    ···
    1. 1.
      +7 -3
      Intihar etme, lütfen yakişikli kasli ol öyle bitsin amk, semayla evlen falan vb şeyler yeter artik intihar etme yeter awk. edit:huur çocuklari buna niye çuğu geldi amk, adam her hikayesinde intihar ediyor bir keresinde mutlu bitirsin.
      ···
      1. 1.
        0
        Adam hikayelerini bitirmiyor ki binler. Okuyanlara bırakıtor devdıbını
        ···
    2. 2.
      0
      Devam usta
      ···
    3. 3.
      0
      Aynen lütfen mutu son olsun:) Hatta son olmasın bitmesin bu hikaye. Biteceksede Mutlu son olsun lütfen :D
      ···
    4. 4.
      0
      Kitap onerirmisin kardesim
      ···
    5. 5.
      0
      Devam 5
      ···
    6. diğerleri 3
  19. 44.
    +51 -1
    Ertesi gün fakülteye gittim. Çıkışta Sema aradı, buluşalım dedi.

    Bunlar belki de son buluşmalarımızdı farkındaydım. Çünkü yakından kendine yeni bir çevre yapacaktı ve bu kurbağadan kurtulacaktı.

    Oturduk. iki çay söyledim birisi demli. Sigaramı yaktım.

    Bileklerime baktım. 19 yıllık bileklerime. inceciktiler. Kendime acıdım ama sigara hakikaten yakışıyordu elime.

    Bileğimi dudağıma zütürdüm ve öptüm.

    Sema gülmeye başladı.

    Takmadım. Onlardan farkım,ben akıllı görünmek için rol yapmıyordum. Evet deliysem deliydim.

    "Benim bileğimi de öpsene" dedi.

    "Kalsın. Kısmetini kapatırım. Ben senin sadece arkadaşınım." Dedim.

    O arada Burak aradı. Nerdesin dedi. Yerimi söyledim. Çok geçmeden geldi.

    Burağı anlatmıştım. Uzun boylu mavi gözlü yakışıklı bir bin. Sürekli morali iyidir.

    Masaya oturdu ve espriler yapmaya başladı. Mizahı iyiydi ama ben mizaç olarak gülmezdim.

    Sema gülüyordu kahkahalar atıyordu.

    Daha fazla dayanamadım. Ben bir lavaboya gidip geliyorum dedim ve bastım gittim yurda.
    ···
    1. 1.
      +12
      Ve burak semayı indirir.
      ···
    2. 2.
      0
      yaaa hasgibtir aklımda ki olmasın giberim öyle işi
      ···
  20. 45.
    +50 -1
    Kulaklıkla müzik dinliyordu.

    Kulaklığını çıkardım ve ne yapıyorsun dedim.

    Hemen o çocuklar seni niye çağırdı falan diye sormaya başladı. Bir şey yok falan dedikçe ısrar ediyordu. Dedim ki tamam sus sana bir şeyler anlatacağım onun yerine kabul mü?

    Sohbetimi çok sevmişti. Kabul etti.

    Başladım anlatmaya.

    Dostoyevski kumar bağımlısıymış biliyor musun?
    Masaya oturduğu zaman cebindeki tüm parayı bitirmeden asla kalkmazmış.

    Karısıyla tartışmaya başlamışlar. Geçimsizlik başlamış. Ama dostoyevski bu pgibolojiye girdikçe yazıyormuş ve yazdıklarını bastırıyor, para kazanıyormuş tekrar.

    Hayatı iyi olunca yazamıyormuş. Bu yüzden kendini cezalandırmaya çalışıyor, kendini dibe batıyor, içiyor sıçrıyor ve böylece büyük eserler yazıyormuş. Karısı da zaten bunu farkettikten sonra bir şey dememeye başlamış. Dedim.

    Pür dikkat dinliyordu. Ee? Dedi.
    Bu kadar dedim.

    Yani ihtiyaç mı sence dibe batmak dedi?

    Evet dedim. Evet ihtiyaç.

    Bu ihtiyacı karşılayacaktı bu kıvırcık kız fazlasıyla..
    ···
    1. 1.
      +1
      10 numara yazıyorsun. Dosteyevski hakkında yazdıkların doğru mu ?
      ···
      1. 1.
        +1
        ben de bir zamanlar senin gibi maceracıydım malum olayı sen biliyorsun zaten
        ···